T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/226
KARAR NO : 2025/141
DAVA : MARKAYA TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, ÜNVAN TERKİNİ
DAVA TARİHİ : 15/12/2022
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ünvan Terkini, davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret ünvanlarında kullanılagelen tescilli ve tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin ve grup şirketlerinin "..." ibaresinin tek ve mutlak hak sahibi olduğunu, haricen yapılan araştırmalar neticesinde davalı şirketin müvekkilinin markasını ticaret ünvanı olarak tescil ettirerek kullandığının anlaşıldığını, bu durumun TTK kapsamında düzenlenen ticaret ünvanının korunması hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ve müvekkilinin ticari ünvanına tecavüz teşkil ettiğini, mevcut durumun aynı zamanda SMK hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, davalının "..." ibaresine yalnızca ticaret unvanında değil, aynı zamanda işletme adında da yer verdiğini, bu ibareyi kullanarak iş ilanları yayınladığını, dolayısıyla markasal kullanımın da söz konusu olduğunu, müvekkili ile davalının benzer alanlarda faaliyet gösterdiğini, davalının ticaret ünvanı tescilinin kötü niyetli olduğundan uzun süre sessiz kalma yönündeki iddialarının kabul edilemeyeceği, açıkladıkları nedenlerle davanın kabulüne, davalının ticaret ünvanı kullanımının; müvekkiline ait ticaret ünvanına ve müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesi kapsamında davalıya ait ticaret ünvanının sicilden terkinine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin ticari ünvanının esas unsuru ve aynı zamanda müvekkilinin markası ile iltibas oluşturan "..." ibaresinin davalının ticaret ünvanından terkin edilmesine, "..." ünvanının davalı tarafından kullanılmasının dava sonuçlanıncaya kadar engellenmesi hususunda herhangi bir teminat ödenmeksizin ve davalı taraf dinlenmeksizin, duruşmasız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, tedbir kararının uygulanması için ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, davacının tanınmış marka başvurusu yaptığı tarihten önce kurulduğunu, müvekkilinin faaliyet alanı ile davacıya ait markanın kullanıldığı alanlarının farklı olduğunu, bu durumda iltibas oluşmayacağını, müvekkilinin "..." ibaresini marka olarak kullanmadığından marka ihlalinin oluşmayacağını, davacının iddialarının SMK 25/6.maddesi çerçevesinde "sessiz kalma suretiyle hak kaybı" teşkil ettiğini, davacı tarafça müvekkilinin kötü niyetini gösterir somut bir delilin sunulmadığını, açıkladıkları ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle öncelikle ihtiyati tedbir talebi olmak üzere hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
28.11.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Ticaret unvanının terkini talepleri bakımından; her ne kadar davalı yanın ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği yönünde kanaat oluşsa da davalı yanın 2015-2016 yılında tescil edilmiş ... ibaresini ihtiva eder ticaret ünvanının, davacıya ait tescilli markaların varlığı karşısında, her halükarda ilgili tescilden dava tarihine dek geçen süre göz önünde bulundurulduğunda terkinin talep olunamayacağı, davalı yanın kötü niyetli olduğu iddialarına yönelik takdirin mahkemeye ait olduğu, Markaya tecavüz iddiaları bakımından; dosya münderacatında davalı yanın markasal kullanımlarına ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığından ilgili hususta değerlendirme yapılamadığı, tescilli olmak ile birlikte terkini koşullarının oluşmadığı değerlendirilen ticaret ünvanı bakımından kullanımların ise bu gerekçe ile davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğundan bahsedilemeyeceği, nihai ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
24.03.2025 havale tarihli ek raporda özetle: Kök rapordaki görüş ve kanaatlerin devam ettiğini, ancak mahkeme tarafından davalı yanın ticaret ünvanı tescilinin kötü niyetli olarak yapıldığının kabulü ile davalı yanın ticaret ünvanının terkini koşullarının oluştuğunun değerlendirilmesi halinde, davalı yanın adına tescil ettirdiği, ticaret ünvanı ile kullanım yapmasının (davalı yanın herhangi bir kullanımının dosya münderecatından tespit edilemediği ve incelenemediği) davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun ve değişen içtihat doğrultusunda haksız rekabet iddiaları bakımından takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalı şirkete ait ticaret ünvanı ve davalı kullanımlarının, davacı şirketin marka tescilinden doğan haklarına ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i ve davalı şirketin ticaret ünvanından "..." ibaresinin terkinine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım
amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TTK'nın 52/1. madde hükmüne göre; ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kök/ek raporu ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı "...+şekil", ... numaralı "... ", ...numaralı "...+şekil" markalarının davacı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere: Tescilli ticaret ünvanı sahibi, kendi ticaret ünvanı ile karıştırılabilecek ticaret ünvanlarının tescili halinde, ilgili ünvanların terkinini talep etme hakkına ve yetkisine haizdir.
6769 sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi hükmü gereğince marka sahibi işaretin, ticaret ünvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını yasaklayabilir.
Davacı; davalı ...'nin ticaret ünvanının, ... esas unsurlu markaları ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu iddia ederek, davalı şirketin ünvanından "..." ibaresinin terkinini talep etmiştir.
Davacının tescilli markalarının ağırlıklı olarak ... asli unsurunu ihtiva ettiği görülmekle; ortalama tüketici nezdinde markanın doğrudan ... unsuru ile örtüştürülebileceği, davalı ...'nin ticaret ünvanının asli unsurunun, davacının ... esas unsurlu markaları ile iltibasa neden olacak derecede benzer olması, birebir aynı mahiyette olması ve davalıya ait "... ŞİRKETİ" ünvanı ile kurulmuş olan ve daha sonra 30.03.2016 tarihli ve 9043 sayılı ilanla "..." şeklinde ünvan değişikliğine gitmiş olan şirketin, amaç ve konularının davacıya ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmetler ile örtüşmesi nedenleriyle, davacıya ait markalar ile davalının ticaret ünvanının benzer ve iltibasa sebebiyet verebileceği kanaatine varılmış, ancak ticaret ünvanının terkini için uzun süre sessiz kalma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
SMK'nın 25/6. maddesinde: "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez..." hükmü yer almaktadır.
6769 sayılı SMK'da "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" yalnızca hükümsüzlük davaları bakımından düzenlenmesine karşın, Yargıtay içtihatlarında; marka sahibinin tecavüz teşkil eden eylemlerin varlığından haberdar olmasına rağmen, bu eylemlere uzun süre sessiz kalması halinde marka sahibinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayacağı belirtilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" hususu irdelenmelidir. SMK hükümleri ve Yargıtay içtihatları uyarınca; "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" koşulları, davalının ilgili ibareyi kullanmış olması ve bu kullanımdan marka sahibinin haberdar olmasına karşın uzun süre sessiz kalmasıdır.
Somut olayda: Davalının "..." şeklindeki ticaret ünvanını 2016 yılında ünvan değişikliği suretiyle tescil ettirdiği, mezkur ünvan değişikliğinden önce 2015 yılında yine ... ibaresini ihtiva eden "... ŞİRKETİ" ticaret ünvanının, davalı tarafça tescil edildiği anlaşılmıştır.
Sunulun bilgi/belgeler ve bütün dosya kapsamından: Davacı tarafça iddia edilen, marka hakkına tecavüz teşkil eden davalı kullanımlarının hangi tarihler arasında gerçekleştiği tespit edilememiştir. Ticaret ünvanı kullanımı ile markasal kullanım birbirlerinden tamamen farklı kavramlar olup, davalının "..." şeklindeki ticaret ünvanının 2015-2016 yılında tescil edilmiş olması, davalının markasal kullanımlarını uzun süredir gerçekleştirdiğini gösterir mahiyette olmadığı ve davalının eyleminin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği kanıtlanamadığından, tecavüzün tespiti ve men'i taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Ünvan terkini talebinin belli bir süre içerisinde yapılması gerekir. Eğer marka sahibi uzun süre sessiz kalmış ise, sessiz kalma yoluyla hak kaybından dolayı artık terkin talebinde bulunamayacaktır.
Yargıtay 11. HD.'nin ... E. ... K. ve 25/06/2014 tarihli; "...5 yıl geçtikten sonra terkin talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. Maddesi anlamında iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, böylece ticaret ünvanının terkini talebi yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olduğu, davacının markasının tanınmış marka olmasının, tek başına davalının ticaret unvanını kötü niyetle tescil ettirdiğinin kabülü için yeterli olmadığı..." şeklindeki ilamı ve davalının kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı birlikte değerlendirildiğinde, davalının "..." ibaresini ihtiva eden ticaret ünvanının terkini koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, ünvan terkini talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN REDDİNE
1-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 19.06.2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır