T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/74
KARAR NO : 2025/136
DAVA : MARKAYA TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ : 20/10/2022
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/13 E. 2023/7 K. ve 19/12/2023 tarihli görevsizlik kararı üzerine, Mahkememize tevzi edilen Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı ... Başkanlığı olduğunu, ... yılında dönemin ... tarafından kendisi ve ailesinin şahsi mal varlıklarıyla kurulduğunu, Cumhuriyet döneminde ...'ün şahsi himayesiyle TBMM'den çıkarılan özel nizamname ile varlığını sürdürdüğünü, son yüzyılda çeşitli bakanlıklarda ve ... ile ...altında bağımsız bütçeli olarak kamusal varlığını devam ettirdiğini, ... Başkanlığı'nın ... dönemi dahil, kurulduğu günden bugüne kadar hiçbir zaman devlet bütçesinden tek kuruş dahi almadığını, sadece halkın yardımları ile hizmetini sürdürdüğünü, son 20 yılda Cumhurbaşkanının himayesi ve bakanlığın yardıma muhtaç yaşlı ve çocuklar olmak üzere yürüttüğü hizmet politikası gereği ... Başkanlığının ciddi aşama kat ettiğini, gerek hizmet kalitesi gerek örnek teşkil edecek projelerle gelecek yüzyılda daha güçlü ve sağlam adımlarla ilerlemeye devam ettiğini ve ... tarafından kurulan şuan Aile ve Sosyal hizmetler Bakanlığı'na bağlı özel bütçeli olarak hizmet veren ve kurulduğu günden bu yana 29.000 çocuk olmak üzere toplam 72.000 kişiye şefkat yuvası olan ...'nin din, dil, ırk, sınıf ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bakıma muhtaç yaşlı engelli insanlara, sokağa terk edilmiş kimsesiz yavrulara hizmet verdiğini, ... tarafından 1998 yılında kurulan ve bünyesinde ...'ne bulunduran davalı kamu kuruluşu ... Müdürlüğünün yer aldığını, bu kurumun da ... ismini kullanarak benzer hizmet ve çalışmalar yürüttüğünü, ancak belediyenin bünyesinde kurulmuş olan ... Müdürlüğünün bugün itibari ile 60 milyar TL'yi aşan bütçesine rağmen hem ... ismini kullanarak yardım ve bağış topladığını hem de ciddi nakit ve gayrimenkul bağışları kabul ederek büyük gelirler elde ettiğini, ... markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak karşı tarafın bilerek ve isteyerek iltibas sağlayacak şekilde bu markayı kullandığını, müvekkilinin bu hususta defalarca ihtar gönderdiğini, uyarıda bulunduğunu ancak olumsuz yanıtlar alındığını, son dönemde ... adı altında davalı tarafın gerek medyaya yansıyan olumsuz haberleri gerek ... ismini kullanarak maddi gelirler temin etmesi ve en önemlisi son dönemde yaşanan skandalların 100 yılı aşkın olan ... Başkanlığının itibarını önemli derecede sarstığını, davalı... Müdürlüğünün, müvekkili tarafından tescil edilerek koruma altına alınan ... markasını haksız kullanarak müvekkiline zarar verdiğini,...'den aldığı bütçenin yanı sıra bağış alarak tek geçim kaynağı vatandaşların bağışları olan müvekkili Darülaceze Başkanlığını zarara uğrattığını, davalı hakkında basında çıkan olumsuz haberlerin müvekkilinin itibarını zedeleyip zarar verdiğini, açıkladıkları nedenlerle; müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını ve mahkeme kararının alenileştirilmesinin sağlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın marka hakkının önlenmesi iddiasıyla açıldığını, öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, ... kelimesinin Arapça kökenli olduğunu, düşkünler evi anlamına geldiğini, bu ismin marka olarak tescil edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafça haklarının ihlal edildiği iddia ettiği İdare Müdürlüğü'nün tam olarak isminin ...Şube Müdürlüğü olduğunu, böylesine halka malolmuş bir kelimenin müdürlükleri isminde de yer almasının herhangi bir marka ihlali oluşturmadığını, İdare Müdürlüğü'nün ilk ünitelerinin dönemin ...Başkanı...'ın katılımıyla 1998 yılında yapıldığını, 30.10.1999 tarihli ... Meclisi Kararı ile ... Huzurevi Müdürlüğü olarak kurulduğunu, yine ... tarihli...Meclis Kararı ile ... Müdürlüğü ismini aldığını, İdare Müdürlüğü'nün amacının bakıma ve yardıma muhtaç kişiler için bakım ve koruma hizmeti vererek kamu hizmeti yaptığını, her ne kadar dava dilekçesinde idare tarafından ... isminin kullanılması suretiyle ciddi nakit ve gayrimenkul bağışları kabul edildiğinden bahsedilmekte ise de, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, ... Müdürlüğünün davacı taraf gibi maddi kaygıları olmaksızın kimsesi olmayan, kendisini geçindiremeyen, korumaya ve bakıma muhtaç yaşlı, sokakta yaşayan bedensel fonksiyon kaybına neden olan organ yokluğu ve bozukluğu sonucu kendi öz bakımlarını yapamayan kişilerin bakım ve korumalarını sağladığını, kabul koşullarını taşıyan kişilerin arasından kendilerini geçindirebilecek ekonomik güce sahip olan kişilerin bakım ve korunmalarını ise bakım bedeli karşılığında veya mal varlıklarını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine devir etmeleri suretiyle yapıldığını, idarenin asıl amacının kendini geçindiremeyen kimsesiz ve muhtaç durumda olan insanların bakımı ve korumasını yapmak olduğunu, açıkladıkları nedenlerle; davanın usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.
Görevsizlik kararı veren Mahkemede alınan 01.06.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı tarafa ait ... numaralı "..." ibareli markanın TANINMIŞ markalar siciline kayıtlı olduğu, davacı tarafa ait ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tüm mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu, koruma süresinin devam ettiği, yapılan incelemeler sonucunda, davacının "..." ibareli markasının yoğun ve fasılasız kullanım sonucunda ayırt edici vasfına ulaştığı, davacı ve davalı marka kullanımlarının kısmi benzer olduğu, aynı hizmet alanında faaliyet gösterdikleri, davalı faaliyetlerinin, davacının tescilli markasının kapsamında olduğu bu kapsamda karıştırılma ihtimali olduğu, nihai hizmet alıcıları nezdinde gerek hizmetlerin gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği, hizmet alıcılarının sonraki markayı, önceki markanın yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali veya bir şubesi olarak algılayacağı ve hizmetlerin aynı işletmeden verildiği yönünde çağrışım yapabileceği veya hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri, bunun da karıştırılma ihtimali yaratacağı nedenleriyle davalı tarafından gerçekleştirilen marka kullanımlarının, davacı taraf markası ile iltibas oluşturacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
01/02/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Sessiz kalma yoluyla hak kaybına ve kötüniyete ilişkin hukuki değerlendirme ve takdir mahkemeye ait olmak üzere; 16.11.2012 başvuru tarihli ve ...tescil numaralı "..." markasının davacı adına 13/01/2014 tarihinde, ... sınıflarında tescillendiği, 10.03.2015 tarihinden itibaren bakım evi hizmetleri alanında tanınmış markası kimliğine sahip "..." markasının sahibi davacı ile davalının (... Müdürlüğü) faaliyet alanlarının aynı olduğu, tarafların kimsesiz kişilere, yoksullara, yardıma ve bakıma muhtaç kişilere ihtiyaç duydukları bakım ve ilgiyi sunmaya yönelik olarak yasal mevzuatları kapsamında kamu hizmeti yönü ağır basan çalışmalarda bulundukları, davacı markasının bu hizmetleri kapsayan; .... sınıf (Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri ), .... sınıf (Tıbbi Hizmetler), .... sınıf (Refakat etme hizmetleri) sınıflarında tescilli olduğu, davalının bağlı kurumu ...Müdürlüğünün baskın ve ayırt edici unsurunun ... işareti olduğu, davacıya ait .. markası ile...Müdürlüğü arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, ortalama tüketicinin, taraflarca sunulan hizmetin kaynağının kim olduğu hususunda yanılgıya düşülmesinin kaçınılmaz olduğu, ortalama tüketici nezdinde Darülaceze ile ... Müdürlüğü arasında hukuki, organik, ekonomik ve idari açından birlik ve bütünlük olduğu veya şube merkez şeklinde yanılgının oluşacağı, davalının marka kullanımının davacı markası ile iltibas oluşturacağı, davalının Darülaceze işareti kullanımının 6769 sayılı SMK 7/2-b maddesinde belirtilen duruma karşılık gelmesi nedeniyle SMK 29/1-a maddesi kapsamında davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Markaya tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ve hükmün ilanına ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.madde de düzenlenmiştir.
Madde 7 - (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları)
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Madde 149/1 de Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden;
"Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini , Araçlara elkonulması, Elkonulan araçlarda kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı " şeklinde talepte bulunabilir.
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı "..." markasının tanınmış markalar sicilinde davacı adına kayıtlı olduğu,... numaralı "..." markasının ... sınıflarda davacı adına tescilli olduğu görülmüştür.
Dosyada mevcut raporlardan: "..." markasının sahibi davacı ile davalının faaliyet alanlarının aynı olduğu, tarafların; kimsesiz kişilere, yoksullara, yardıma ve bakıma muhtaç kişilere ihtiyaç duydukları bakım ve ilgiyi sunmaya yönelik olarak yasal mevzuatları kapsamında kamu hizmeti yönü ağır basan çalışmalarda bulundukları, davalının bağlı kurumu ... Müdürlüğünün baskın ve ayırt edici unsurunun "..." işareti olduğu, davacıya ait "..." markası ile ... Müdürlüğü arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, ortalama tüketicinin, taraflarca sunulan hizmetin kaynağının kim olduğu hususunda yanılgıya düşülmesinin kaçınılmaz olduğu, ortalama tüketici nezdinde; ... ile ... Müdürlüğü arasında hukuki, organik, ekonomik ve idari açından birlik ve bütünlük olduğu veya şube, merkez şeklinde yanılgının oluşacağı, davalının marka kullanımının davacı markası ile iltibas oluşturduğu anlaşıldığından, davalının "..." ibaresini kullanımının, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
01.02.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere: Davacı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Darülaceze Başkanlığı tarafından, davalı ...Başkanlığına (Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ... Müdürlüğüne) gönderilen ...tarihli ve ... sayılı yazıda: "..." markasının davacı adına ... numarasıyla tescillendiği ve "..." markasının davalı tarafından kullanılmamasının, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, yine ... 25.Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde: davalının kullanımının, "..." markasına iltibasa sebep olması nedeniyle terkin edilmesini, tescilli bu markanın davalı tarafından kullanımına hiçbir surette rıza göstermediklerini, geçmişe yönelik tüm haklar saklı tutularak yasal süreç başlatılacağı, gerekli olması halinde savcılık marifetiyle suç duyurusunda bulunulacağı ve maddi-manevi tazminat talebi için hukuki sürecin işletileceğinin ihtar edildiği görülmüştür.
Davalı tarafça, ... 25.Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine karşı gönderilen 17.11.2014 tarihli cevabi yazıda: ... Müdürlüğünün 16.12.2002 tarihinden itibaren, kimsesiz ve bakıma muhtaç kişilerin bakım ve korumasını yapmak amacıyla kurulduğu, faaliyetlerinde kamu yararı gözeten ve kar amacı gütmeyen bir kamu kurumu olması nedeniyle "...." isminin kullanılmasıyla ilgili olarak, davacı tarafından herhangi bir yasal işlemin yapılmaması talep edilmiştir.
... Müessese Müdürlüğü tarafından ... Valiliği İl Dernekler Müdürlüğüne gönderilen ... tarihli yazıda: ... Kurumu ile aynı adı taşıyan çeşitli kuruluşların yardım toplamalarının, ... Kurumunun menfaatlerine uygun olmayacağı, bu kuruluşların ...ismini taşımamaları için gerekli yasal işlemlerde bulunulduğunun belirtildiği görülmüştür.
... Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından davalı...Belediyesi Kayışdağı ... Müdürlüğü Huzurevine gönderilen, ... isminin değiştirilmesi konulu ... tarihli ve ... sayılı resmi yazıda: Davalı tarafından ... isminin kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle gerek medyada gerekse kamuoyunda karışıklığa yol açıldığı, iltibasa sebep olunduğu ve bazı ciddi problemlere yol açıldığı, davacı kurumun bir çok yanlış habere konu edildiği, ... tarihli ...Gazetesinde ... Kayışdağı ... ait bir ihale konusunda "..." başlığı altında ve ... başkanlığına ait giriş kapı fotosu kullanılarak yanlış haber yapılması nedeniyle davacı kuruma olan itibar ve güvenin sarsıldığı, maddi ve manevi zarara uğradığı, bir daha problem yaşanmaması için Darülaceze isminin kullanılmaması ve bir ay içinde değiştirilmesi, aksi takdirde yasal işlem başlatılması hususundaki ... tarihli ... sayılı ... İdari Meclisi kararı gereğince tescilli "..." markasına yapılan tecavüz sebebiyle yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ... Başkanlığı tarafından ... Müdürlüğü Huzurevine hitaben gönderilen ... 25.Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde: ... Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından davalı ...Müdürlüğü Huzurevine gönderilen ... isminin değiştirilmesi konulu 01.07.2021 tarihli resmi yazı içeriğinin, bir kez daha ihtar edildiği görülmüştür.
... Başkanlığı Sağlık Daire Başkanlığı ... Müdürlüğü tarafından, ... Başkanlığına gönderilen ... 25.Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine cevabi yazısında: ... 16.12.2002 tarihinden itibaren, kimsesiz ve bakıma muhtaç kişilerin bakım ve korumasını yapmak amacıyla kurulduğu, faaliyetlerinde kamu yararı gözeten ve kar amacı gütmeyen bir kamu kurumu olması nedeniyle ... isminin kullanılmasıyla ilgili olarak davacı tarafından herhangi bir yasal işlemin yapılmaması yönünde cevap verildiği görülmüştür.
... Başkanlığı Hukuk Müşavirliği tarafından, ... Müdürlüğü Huzurevine gönderilen 18.08.2022 tarihli ... isminin değiştirilmesi konulu yazıda; ... tarih ... sayılı yazı, ... 25.Noterliğinin ...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi,... tarih ve ... sayılı yazılar ile ... isminin kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle medyaya yansıyan olumsuz haberlerden dolayı ... isminin kamuoyunda zedelendiği, kurumun itibarın sarsıldığı, uğranılan maddi ve manevi zarara yönelik tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, ... isminin ivedilikle değiştirilmesi ve bu konuda bilgi verilmesinin istendiği, aksi takdirde ... kararı gereğince, tescilli "..." markasına tecavüz sebebiyle yasal yollara başvurulacağının bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafça, "..." işareti için yapılan 16.11.2012 tarihli başvuru sonucunda, TPMK nezdinde ... numarasıyla 13/01/2014 tarihinde davacı adına tescil edildiği, marka tesciline bağlı olarak davacı tarafından, davalının bağlı kuruluşu ... teşkilatındaki "..." işaretinin kullanımına yönelik resmi ve noter marifetli ilk itiraz ve ihtar yazılarının 18.11.2013 ve 06.06.2014, sonrasında ise 01.07.2021 ve 07.07.2021 tarihlerinde gönderildiği, davanın ise 20/10/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mülga 556 sayılı KHK'de düzenlenmeyen "sessiz kalma yoluyla hak kaybı", 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/6 maddesinde düzenlenmiştir. SMK'nın 25/6 maddesinde: "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez" hükmünün yer aldığı, bu düzenlemenin hükümsüzlük davalarına ilişkin olup, marka hakkına tecavüz eylemleri bakımından "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" konusunda SMK'da düzenleme bulunmadığı, ancak Yargıtay 11.H.D.'nin ... E. ... K. ve 14.06.2012 tarihli kararında belirtildiği üzere "marka ihlallerinde de sessiz kalma yoluyla hak kaybı" ilkesi uygulanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E. ... K. ve 09.12.2020 tarihli ilamında: Mütecavize ihtarname göndermenin, sessiz kalınmaması hususunda tek başına yeterli olmadığı, makul bir süre içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir.
1890 yılından günümüze kadar faaliyetine devam eden davacının; "..." ibaresi için 16.11.2012 tarihinde yaptığı marka başvurusunun 13.01.2014 tarihinde tescil edildiği, "..." markasının 10.03.2015 tarihinden itibaren tanınmış marka olduğu, davalı ...Müdürlüğünün ise 01.12.2000 tarihli ... Meclis Kararı ile unvanını alarak 16.12.2002 tarihinden itibaren faaliyette bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği tespit edilmiş ise de, davacının yaklaşık 20 yıllık bir süre davalının "..." ibaresini kullandığını bildiği halde, dava açmayıp sadece davalıya ihtarnameler gönderdiği, Yargıtay HGK'nın ... E. ... K. ve 09.12.2020 tarihli ilamında belirtildiği üzere; davalıya ihtarname göndermenin sessiz kalmama hususunda tek başına yeterli olmadığı, makul süre içinde dava açılmadığı (yaklaşık 20 yıl sonra davanın açıldığı) ve Medeni Kanun'un 2.maddesi dikkate alınarak davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatine varıldığından, davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN REDDİNE,
1-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının yaptığı; 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 105,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 10.105,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.29.05.2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır