T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/76
KARAR NO : 2025/137
DAVA : MARKAYA TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ
DAVA TARİHİ : 21/03/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i, Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: TPMK nezdinde 10.03.2004 tarihinde "...", 13.03.2013 tarihinde "...", 17.06.2013 tarihinde "...", 14.06.2016 tarihinde "...", 28.06.2016 tarihinde "...", 10.08.2016 tarihinde "...", 20.05.2019 tarihinde "...", 30.12.2020 tarihinde "..." markalarının müvekkili şirket tarafından ilk tescillerinin yapıldığını ve uzun zamandır kullanıldığını, dava dilekçeleri ekinde sundukları marka tescil belgelerinde yer alan markaların, bu markalı ürünlerin yıllardan beri tüketicilerin güvenini kazandığı ve kendi pazarlarında haklı bir yer edindindiğini, müvekkilinin her ne kadar bu markayı çok daha uzun yıllar kullanmış olsa da, 09.08.2002 başvuru tarihli "..." markasının ...sınıfta ... numarası ile 10.03.2004 tarihinden itibaren TPMK nezdinde müvekkili adına koruma altında olduğunu, dilekçelerinde bildirdikleri "..." ibareli markaların farklı sınıf ve tarihlerde müvekkilince tescil edildiği ve TPMK nezdinde müvekkili adına koruma altına alındığı, davalıya marka ihlalinin durdurulması için ... 40.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarname ile müvekkiline ait tescilli "..." markasının kullanılmasının bir hafta içinde sonlandırılması aksi halde markanın haksız ve izinsiz kullanımına ilişkin marka hakkına tecavüz hükümleri ve haksız rekabet hükümleri uyarınca dava, talep ve tazminat haklarının saklı olduğunun ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen işletme isminin değiştirilmediği, davalının ... 4.Noterliği .. yevmiye numaralı ... tarihli ihtarname ile yaptığı dönüşte; " müvekkiline ait tescilli marka ile taraflarına ait markalar ve logolar arasında iltibas uyandıracak, karışıklığa ya da haksız rekabete sebebiyet verecek hiçbir benzerlik bulunmamaktadır" şeklinde beyanın gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafça kullanılan tabelada .... ifadesinin içerisinde müvekkili tarafından tescil edilmiş olan marka kullanımının mevcut olduğunu, yine dava dilekçesinin ekinde sundukları fotoğraf görüntüsünde de görüleceği üzere müvekkilinin hak sahibi olduğu markaların, davalı tarafça tabelada kullanılarak ihlal edildiğini, uzun yıllardır faaliyet gösteren, sektörde ve tüketici nezdinde yerleşik ve itibarlı bir firma olan müvekkilinin, hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde kullanarak tanıttığı "..." markasının müvekkili ile tamamen özdeşleştiğini, müvekkilinin markasını hiç ara vermeden kullandığını ve yoğun bir reklamla (sektöre ait fuarlara katıldığı, ilgili dergilerde ilanı yoluna gittiği ayrıca bastırdığı kataloglar ve yıllar içinde yer aldığı sektördeki ticari hayatı ile) markasını ayırt edici ve sektöründe tanınan bir marka haline getirdiğini, davalının haksız kullandığı "..." marka ürünlerin piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna, imajına telafisi imkansız zarar verdiğini, müvekkilinin markasının ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, davalının markasının müvekkilinden sonra tescil edilmesinin yanında, tescil edildiği şeklin aksine, müvekkili markasıyla birebir aynı şekilde "..." ifadesinin öne çıkarılıp, büyütülüp, vurgulanarak kullanıldığını, davalının bu tutumunun kesinlikle iyiniyetle açıklanamayacağını, marka sahibinin; markasının tescil kapsamına giren bir işareti, markanın tescil edildiği aynı mal ve hizmetler için kullanılmasını önleyebileceğini, marka sahibinin; "tescilli" marka ile aynı veya benzer olan, tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve hizmetleri kapsayan, bu nedenle halk tarafından işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını men edebileceğini, davalının hem müvekkilinden daha sonraki tarihli müvekkilinin "..." markasına benzer markasını tescil ettirdiğini, hem de bu markayı "..." ifadesini öne çıkaracak ve müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullandığını, davalıya tescilli markasının kendisinin ve davalı tarafından kullanım şeklinin, müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanıldığının bildirildiği halde bu kullanım şeklinin değiştirilmediğini, bu nedenle bu davayı ikame zorunluluğunun hasıl olduğunu, açıkladıkları ve resen tespit edilecek sebeplerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabülüne, TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." ve ...numaralı "..." markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlük mümkün değil ise markalardan "..." ibaresinin çıkartılmasına, davalının eyleminin; müvekkilinin tescilli "..." markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, men'ine, ref'ine, müvekkiline ait "..." markasının izinsiz kullanımının dava sonuna kadar tedbiren, dava sonunda tamamen durdurulmasına, "..." ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin imhasına, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili adına tescilli "..." markasının 23.12.2014, "..." markasının ise 28.02.2014 tarihinden bu yana ...sınıfta TPMK nezdinde korunmakta olup, müvekkilinin yasal hakları çerçevesinde 10 yıla yakın süredir dürüst şekilde markasını kullandığını, müvekkilinin tescilli markasının koruması altındaki kullanımları ile davacı tarafa ait markalara tecavüz ettiği iddialarının asıl olduğunu, bu iddiaların müvekkilinin Anayasa ile koruma altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, davacı tarafın dilekçesinde belirttiğinin aksine müvekkiline ait işyeri tabelasında "..." ibaresinin geçtiğini ve bu ibarenin müvekkilinin gerçek kişi ticari unvanı olmakla beraber kendi tescilli markasını ihtiva ettiğini, müvekkilinin marka tescil tarihlerinden önce tescil edilmmiş ve davacı şirket tarafından devralınmış, "...", "...", "..." markalarının faaliyet alanı ve amblemi ile müvekkilinin markasının faaliyet gösterdiği alan ve amblemin birbirinden yüksek ölçüde farklılık içerdiğini, müvekkilinin kendisine ait "..." markası ile iç çamaşırı toptan ve perakende ticareti yapılmaktayken, davacı tarafa ait "..." markası ile kadın büyük beden ticaretinin yapıldığını, her iki marka arasında iltibas uyandıracak derecede bir benzerlik bulunmadığını, aynı zamanda her iki marka göz önünde bulundurulduğunda; tüketicinin iki markayı, logo ve amblemlerini gördüğünde aynı sanma ihtimalinin de oldukça zorlama olacağını, davacı tarafça kullanılan "..." markasının faaliyet gösterdiği alanın büyük beden kadın dış giyim kıyafetlerinin satışına yönelik olduğunu, müvekkilinin ise kadın iç giyim parekende ve toptan satışı ile otelcilik faaliyeti yaptığını, zira davacıya ait "..." ile müvekkiline ait "..." ve "..." sayfaları incelendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, davacı tarafça her ne kadar ... olarak kullanılan markada "..." ibaresinin esas unsur olduğu belirtilmekte ise de, müvekkilinin markası ve "..." olarak kullanılan markada "..." ibaresinin tali unsur olarak kullanıldığını, "..." markasının ...sınıfta faaliyet göstermek üzere tescil edilmiş olup müvekkiline ait markanın ...sınıfta faaliyet gösterdiğini, toptan ve parekende satış hizmeti yaptığını, ... ibaresinin sadece davacı tarafın kullanımına özgülenmiş olmamakla birlikte; ... ibaresinin kadınsı anlamına geldiğini ve müvekkilinin kadınlara yönelik iç çamaşırı toptan satışı yapması sebebiyle bu ibareyi faaliyetiyle uygun olduğu için kullanmaya başladığını, müvekkilinin faaliyetiyle uyum içinde olan bu ibareyi markasının herhangi bir yerinde kullanmak istemesinde hayatın olağan akışına uygun bir nedensellik bulunduğunu, davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, ...'dan 03.07.2015 tarihinde ... markasının devraldığını, 19.09.2016 tarihinde nevi değişikliğine gidildiği ve bu suretle "..." markasının müvekkilinin markalarının tescil tarihinde sonra kullanmaya başlandığını, 09.11.2018 tarihinde de müvekkiline ait markaların bulunduğu ....sınıfta "..." isimli markanın tescil başvurusu yapıldığını, müvekkilinin kendisine ait markayı 2014 yılından itibaren tescilli ve onaylı bir şekilde kendine has şekil ve ismiyle ...sınıfta faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğünü, bu tarihler dikkate alındığında müvekkilinin markasını davacıdan daha önce kullanmaya başlamış olup, davaya konu markalar arasında iltibas yaratacak derecede benzerlik olduğu kanaatine varılması durumunda yasal haklarına tecavüz edilen markanın müvekkiline ait markalar olduğunun tespitinin gerektiğini, somut durumda; atıl durumda olan "..." markasının, davacı şirket tarafından devalındığı tarihe kadar, müvekkiline ait markalar ile "..." markasının kulanım alanları, yazı tipi, amblem, logo farklılıklarının mevcut olup herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, ancak davacı şirketçe "..." markası devralındıktan sonra, bu marka dışında "..." ibaresini içeren bir çok marka tescil başvurusu yapıldığını, en son yapılan davaya konu ...sınıfta "..." markası başvurusu ile müvekkilinin markalarına tecavüz oluştuğunu, bu hususta davacı şirketin kusurlu olup kusurun müvekkiline atfedilemeyeceğini, müvekkilinin markasını 12.12.2017 tarihinden itibaren "..." ticaret unvanıyla kullanımını sürdürdüğünü, davacı tarafın her ne kadar müvekkilinin iş yeri tabelasında ... ibaresinin vurgulanarak kullanımın sürdürüldüğünü iddia etmiş ise de bahse konu tabelada ticaret ünvanının bir bütün olarak büyük harflerle yazılı bulunduğunu, hal böyle iken davacı tarafın iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin ticaret unvanının "...Tic. Ltd. Şti.", müvekkilinin ticareti unvanının ise "..." olduğunu, unvan olarak ikisinin aynı firma olduğu izlenimi bir yana benzerlik dahi çağrıştırmadığını, kaldı ki bu farkın davacı tarafın iddialarının aksine tarafların tabelalarına bakıldığında da gayet açık bir şekilde görüldüğünü, 2015 yılından itibaren müvekkili tarafından kullanılan ve alanında altın konumda olan markasını bilmeme ihtimali bulunmayan davacının, 5 yıl boyunca sessiz kalarak markanın hükümsüzlüğünü ileri sürme hakkını kaybettiğini, açıkladıkları nedenlerle; davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
19.08.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Marka Hukuku Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmelerde: Taraf markaları karşılaştırıldığında, ... esas unsurlu davacı markalarından ... tescil numaralı ...Nice Sınıfındaki (bayan iç çamaşırı, çocuk iç çamaşır, ayakkabı, kemer), ... tescil numaralı ...Nice Sınıflarındaki (...Sınıf Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar),... tescil numaralı... Nice Sınıflarındaki (... Sınıf Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar,Ayakgiysileri,Başgiysileri...bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir), ... tescil numaralı ... Nice Sınıflarındaki (... Sınıf Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), ... tescil numaralı ... Nice sınıfındaki (... Sınıf Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), mal/hizmetlerin, davalı markalarından ... tescil numaralı (.. Nice Sınıfındaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar.Ayak giysileri. Baş giysileri bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir), ... tescil numaralı (.. Nice Sınıfındaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) mal/hizmetlerin birbiriyle bağlantılı, ilişkili hizmetler/mallar olduğu (aynı ürüne ilişkin ürün ve ürünün ... Sınıf- satışının gerçekleştiği hizmet ile 35. Sınıf arasında yakın bağlantı bulunduğu) bu durumun bahse konu sınıfların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu gösterdiği, ortalama tüketicinin bunları aynı ticari işletmeye ait olduğunu düşünebileceği, bu hususun özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olacağı ve ortalama tüketicinin markaların aynı kişiye ait olduklarını düşünmesinin; markanın menşei gösterme fonksiyonun zedelenmesine ve karıştırma ihtimaline yol açacağı kanaati ile belirtilen taraf markalarında yer alan malların/hizmetlerin SMK'nın 6/1.madde anlamında birbirine benzer olduğu, davalının ... ve ... numaralı "..." ve "..." ibareli markalarını, davacıya ait ...,..., ..., ...ve ... numaralı markalara görsel/fonetik olarak yakınlaşmasını sağlayacak şekilde benzer/aynı sınıflarda tescil ettirmesi ile benzer/aynı sınıfta hizmetlerin/malların kullanılması, nihai olarak her iki taraf hizmetinin de aynı hizmet satış ve dağıtım kanalları ile tüketiciye ulaşacağı göz önüne alındığında, taraf markalarının yer aldığı hizmetleri bir arada gören tüketicinin, dava konusu davalı markasını görsel/işitsel olarak mutlak surette davacıya ait önceki tarihli ve tüketicinin bildiği ve tanıdığı markalar ile ilişkilendirme ihtimali ile karşı karşıya kalabileceği ve her iki firmanın aynı işletme olduğu yönünde ortalama tüketicinin aldanma ve karıştırma ihtimali bulunduğu, sunulması gereken delillerin markanın kullanım süresini, kullanımın kapsadığı coğrafi alanı, kullanımın yoğunluğunu, markayı taşıyan malların/hizmetlerin sahip olduğu pazar payının ve marka sahibinin bu markayı tanıtmak için yaptığı reklam ve tanıtım harcamalarının büyüklüğüne ilişkin net bir kanıya ulaştırması gerektiği ancak davacının markasının tanınmışlığına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, açıklanan nedenlerle davacı markasının tanınmış marka olup olmadığının tespit edilemediği, sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olabilmesi için, markayı tescil ettiren ve kullanan kişinin de iyi niyetli olması gerektiği, davalının ise bu kapsamda kötü niyetli olup olmadığının ise mahkemenin takdirine bırakıldığı, Sektör Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmelerde: Tasarım olarak markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, markayı parçalarına ayırmadan, ancak asıl ve ayırt edici unsurları gözeterek, her iki markanın, ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intiba "tüm faktörler" bir arada gözetildiği, markaların içerisinde "..." ibaresi ortak olduğu,...Tic. Ltd. Şti.'nin kadın iç giyim perakende ve toptan satışı ile otelcilik faaliyeti gösterdiği, "...", "..." ibaresinin küçük puntoyla yerleştirildiği, "..." markası dikkat çekecek, göze hitap edecek şekilde büyük puntolarla yazıldığı, "..." markası ile iç çamaşırı toptan ve perakende ticareti yaptığı, davacı tarafa ait "..." markasının kadın iç çamaşır ticareti yaptığı her iki marka arasında iltibas uyandıracak derecede bir benzerlik bulunduğu, tasarım olarak hem sesteş, söylem olarak iltibas yaratacağı, "..." okunuşu, fonetiği, yazılışı, okunduğunda markalara bütünsellik kriterleri çerçevesinde bakıldığında aralarında benzerlik bulunduğu, tüketicinin isimleri aynı veya benzer olan markaların birbirleriyle ticari veya organik bağının olduğunu düşünebileceği, tasarım olarak hem sesteş, söylem olarak iltibas yaratacağı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
04.01.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının ... ve ...numaralı "..." ve "..." markalarının, davacının ... asli unsurlu markaları ile benzerlik teşkil ettiği, davacı markalarının tanınmış marka olduğu iddiaları yönünden dosya içeriğinde bu konuya ilişkin değerlendirme yapmaya elverişli bilgi ve bilgilerin mevcut olmaması hasebiyle bu konuda bir değerlendirme yapılamadığı, rapor içeriğinde detaylarıyla yapılan karşılaştırmalar sonucunda her iki tarafın da markalarını aynı/benzer sınıflarda kullandığı görüş ve kanaatleri ışığında, Yargıtay kararları da göz önünde bulundurularak davalı yanın kötü niyetli olup olmadığının ve davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığının tespitinin ancak mahkemenin mutlak takdirinde olduğu görüş ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... ve ... numaralı markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, hükümsüzlük mümkün değilse markalardan ".." ibaresinin çıkartılması, davalının eyleminin; davacının tescilli "..." markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, meni, refi, "..." ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin imhası ile hükmün ilanına ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
6769 sayılı SMK'nın 5.maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez:
a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler.
b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
(2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.
6769 sayılı SMK'nın 6.maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
6769 sayılı SMK'nın 25.maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir...
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli
marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım
amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı "..." ibaresini içeren markaların, davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
TPMK nezdinde ...numaralı "..." ve... numaralı "..." markaların, ...sınıfta davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalının ... ve ... numaralı markalarının; davacının "..." asli unsurlu markaları ile benzer olduğu, taraf markalarında yer alan malların/hizmetlerin birbirine benzer olduğu, davalının ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının; davacı adına tescilli ..., ...,..., ..., ... numaralı markalara görsel/fonetik olarak yakınlaşmasını sağlayacak şekilde benzer/aynı sınıflarda tescil ettirmesi, davalı markalarının asli unsurları yönünden davacı markalarından ayrışmadığı ve bu yönüyle görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzer oldukları, taraflara ait markaları yer aldığı hizmetleri bir arada gören ortalama tüketicinin, davalı markasını görsel/işitsel olarak mutlak surette davacıya ait önceki tarihli markalar ile ilişkilendirme ihtimali ile karşı karşıya kalabileceği ve her iki firmanın aynı işletme olduğu yönünde ortalama tüketicinin aldanma ve karıştırma ihtimali bulunduğu, davacıya ait markanın tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Mülga 556 sayılı KHK'de düzenlenmeyen "sessiz kalma yoluyla hak kaybı", 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 25/6 maddesinde düzenlenmiştir. SMK'nın 25/6 maddesinde: "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez" hükmünün yer aldığı, sessiz kalma suretiyle hak kaybı; önceki marka hakkı sahibinin, marka hakkına yapılan ihlale karşı uzun bir süre sessiz kalması sonucunda, iyi niyetli bu kişiye karşı hakkını ileri sürememesi şeklinde ifade edilmektedir.
19.08.2024 tarihli raporda belirtildiği üzere: Davalının ticari faaliyetine 12/12/2017 tarihinde, davacının ise ticari faaliyetine 24/04/2014 tarihinde başladığı, davacı şirketin ve davalının giyim alanında faaliyette bulundukları, tarafların tacir oldukları, "basiretli tacir" kavramı gereği aynı alanda faaliyet gösteren tarafların, birbirlerinin varlığından ve birbirlerine ait markaları biliyor ve/veya bilmesi gerektiği, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait markaların tescil başvurusunun 2014 tarihinde yapıldığı, davacının; ..., ... ve ... numaralı markaları, dava dışı üçüncü kişiden ... 13.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli evrakı ile devraldığı, davacı tarafça; davalıya, söz konusu markaların kullanımına ilişkin ... 40.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 21/02/2023 tarihli ihtarname gönderildiği, davanın 21/03/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
SMK'nın 25/6.maddesi uyarınca sessiz kalma suretiyle hak kaybının söz konusu olabilmesi için, önceki hak sahibinin; sonraki tarihli markanın kullanımına karşı sessiz kalmasının birbirini izleyen beş yıl boyunca kesintisiz sürmesi gerektiği, davacının; davaya konu markaları, dava dışı üçüncü kişiden 2015 yılında devir aldığı, beş yıllık süre geçtikten sonra 21/02/2023 tarihinde davalıya ihtarname gönderdiği, akabinde dava açtığı ve davalının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla, makul süre içinde dava açılmadığı (yaklaşık 8 yıl sonra davanın açıldığı) ve Medeni Kanun'un 2. maddesi dikkate alınarak, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatine varıldığından, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini taleplerinin reddine karar verilmiştir.
SMK'nın 25/6 maddesinde düzenlenen "sessiz kalma yoluyla hak kaybının", hükümsüzlük davalarına ilişkin olup, marka hakkına tecavüz eylemleri bakımından "sessiz kalma yoluyla hak kaybı" konusunda SMK'da düzenleme bulunmadığı, ancak Yargıtay 11.H.D.'nin ...E. ...K. ve 14.06.2012 tarihli kararında belirtildiği üzere, "marka ihlallerinde de sessiz kalma yoluyla hak kaybı" ilkesinin uygulanacağı, makul süre içinde dava açılması gerektiği, davacının; markaları 2015 tarihinde devir aldığı ve beş yıllık süre geçtikten sonra (yaklaşık 8 yıl sonra) davanın açıldığı görülmekle, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı kanaatine varıldığından, davalının eyleminin; davacının tescilli "..." markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, meni, refi taleplerinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harcın; peşin ve ıslah harcından mahsubu ile fazla 179,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yatırılan 12.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 29/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır