T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/265 Esas
KARAR NO : 2025/132
DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 31/01/2020
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardan beri (30 yıldan fazla süredir) faaliyet göstermekte olup, ... markasının hakkına sahip şirket olduğunu,"..." marka ve logosunun ilk olarak 26.03.2007 tarihinde ... Şirketi adına tescil edildiğini, devamında ise 26.03.2017 tarihinde 10 yıl süreyle yenilendiğini, devamında ise dava dışı ... Anonim Şirketi ile davacı firmanın ...Ltd. Şti. arasında yapılan 08.02.2017 tarihli devir sözleşmesine binaen şirket marka hakkıyla beraber davacı müvekkili şirkete devredildiğini, markayı izinsiz kullanmakta olan davalılara; markanın kullanımına son verilmesi için 22. Noterliğinin...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş, ancak davalı tarafça herhangi bir cevap verilmediğini,davalıların eyleminin aynı zamanda müvekkiline karşı haksız rekabet oluşturduğunu, davalıların müvekkili adına tescilli unvan, marka ve ticari itibarından yararlanarak ve markayı kullanma konusunda bir lisansa sahip olduğu, müvekkili ile aralarında hukuki veya ekonomik izlenimi yaratarak, müşterilere iltibasa neden olacak şekilde markanın sahibi gibi göstermeye çalıştığını ve bundan maddi menfaat temin ettiğini, bu nedenle davalıların hali hazırda sürmekte olan eylemleri müvekkiline karşı Türk Ticaret Kanunu 56 ve devam eden maddelerinde belirtilen haksız rekabet fiilini oluşturduğunu,Tarafların öncelikle 06.12.2019 tarihinde arabuluculuk sürecine başvurulmuş olsa da anlaşma sağlanamadığını, davalıların, müvekkili firmaya ait marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerinin varlığı, haksızlığı ve hukuka aykırılığı tartışmasız olduğunu, ayrıca davalıların eylemlerinin hali hazırda devam ettiğini; davalıların, müvekkilinin yarattığı markalardan, ticari itibar ve tanınırlığından istifade ederek haksız yarar elde etmeye devam ettiğini, bu nedenle öncelikle teminatsız olarak;Davalıların, ... markası altında çoğaltarak piyasaya arz ettiği/kullandığı afiş, poster, tabela ve fiziki araçlar ile her türlü ticari kayıt, tanıtıcı broşür, kitapçık, reklam, ilan ve gazete, internet ve benzeri ortamlardaki kullanımının, bu marka ve işaret ve semboller kullanılarak ticari faaliyette bulunulmasının hüküm kesinleşinceye kadar önlenmesi ve durdurulması için tecavüzün ağırlığı da dikkate alınarak teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini belirttiği, sonuç ve İstem Kısmında: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve resen gözetilecek hususlara binaen; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri uyarınca markaya tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve giderilmesine, müvekkilinin markasına tecavüz eden davalıların "..." markası adı altında çoğaltarak piyasaya arz ettiği/kullandığı afiş, poster, tabela ve benzeri fiziki araçlar ile her türlü ticari kayıt, tanıtıcı broşür, kitapçık, reklam, ilan, tabela ve benzeri kullanımların, internet vesair medya ortamındaki yayınların 6769 sayılı yasa uyarınca silinmesine, yayından kaldırılmasına, toplatılmasına ve imhasına; davalıların müvekkilinin markasına tecavüz ederek kullanmakta olduğu marka hakkında; 6769 sayılı yasa HMK ve TTK md. 61. md uyarınca, yapılacak yargılama sonucunda verilecek hükmün etkinliğini tamamen sağlayacak nitelikte, teminat verilmeksizin tedbir kararı verilmesini, haksız kullanım sebebiyle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi ve davalıların tecavüz eyleminin ağırlığı nedeniyle 500.000.00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini,hükmolunacak tazminatların tespit tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari reeskont faizi üzerinden faizivle tahsilini, davalılar hakkında verilecek hükmün, masrafı davalılardan müştereken ve mütesesilen alınmak suretiyle tüm Türkiye'de yayını olan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde bir kere ilanını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini tüm fazlaya ilişkin haklar ile hukuki ve cezai diğer tüm yasal başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla Sayın Mahkemeden arz ve talep etmiştir.
CEVAP :Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sayın mahkemede açılmış bulunan davada, davacı tarafın; uzun yıllardan bu yana eğitim sektöründe faaliyet göstermekte olduğu ve "..." markasının hakkına sahip olduğu; müvekkillerinin markayı izinsiz kullandığı iddiasının marka hakkına tecavüzün tespiti durdurulması ve bir kısım maddi ve manevi tazminat talepleri ile huzurda görülen iş bu davayı ikame ettiğini, davacının 30 yıldan uzun süredir eğitim sektöründe olduğunu ve "..." markasını kullandığını belirtmişse de sicil kayıtlarına göre 22 senelik bir firma olup faaliyet konusu eğitimden maada okul sınavlarına hazırlanan öğrencilere kaynak yayın sağlamak üzerine olduğunun görüldüğünü, iş bu dava her yönüyle haksız ve hukuka aykırı olup, davacının kendi işlemi ile menfaat temin etmeye çalışması nedeniyle reddinin gerektiği bir dava olduğunu, müvekkili ... yönünden: davacı şirketin ortaklarına bakıldığı zaman halen şirket ortağı olan ... ve eski ortaklarının arasında ...olduğunu, müvekkilinin vakıfta davacı tarafın eski ortaklarından olan ... ve halen ortak olan ...tarafından ...21. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı vakıf senedi ile kurulduğunu, yani kuruluşunda vakfın adını veren kişinin neredeyse davacının ta kendisi olduğunu, sonuçta vakıfların toplum faydası gözeten ve sosyal dayanışma için kurulan sivil toplum kuruluşları olup, bir markalaşma yahut ticari bir amaç gütmediğini, Sayın Mahkemenin de malumu olduğu üzere vakıf hukukunda esas olan kuruluş iradesinin yasaların emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla korunması esas ise de vakfın adının geçerli hiçbir neden olmadan değiştirilemeyeceği yönünde Yargıtay kararlarının bulunduğunu, davacı şirket ortaklarından ... ve eski ortak ...'un kendisinin adını koyduğu ...'nın hiçbir mecrada "..." markasını kullanmadığını, ... isminin de ticari bir unvan yahut meta olmadığını, müvekkili ... yönünden: Müvekkilinin ...'nun ... tarih ...sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğunu, (kuruluş halinde isminin ... olup, müvekkilinin merkezinin İzmir'e taşınması ve adının ... olarak değiştirilmesine ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan karar ile karar verildiğini, müvekkilinin faaliyet konusu "Yükseköğretim eğitimi" olup, davacı şirketin faaliyet konusunun ise "bir üst sınıfın sınavlarına hazırlanmakta olan öğrencilerin ihtiyaç duydukları, kanunen basım ya da yayını yasak olmayan her türlü yayınlar ile ders kitaplarının ... yayın hazırlanması, hazırlatılması vs. dir. Yani aslında davacının faaliyet alanlarındaki işler ile müvekkilinin kurumunun faaliyetlerinin benzerlik göstermek Davacının dava dilekçesinde "müvekkillerinin davacıya ait tescilli unvan, marka ve ticari itibarından yararlandığı ve müşterilerle iltibasa neden olacak şekilde maddi menfaat temin ettiğini, ileri sürerek TTK 56 ve devam eden maddeleri uyarınca haksız rekabet yarattığını" beyan etmekteyse de bu hususun bir eğitim vakfı olan ve ... olan müvekkilleri için kabul edilemez ve hukuka aykırı olup; özünde, ... Kurumlarının kuruluş ve işleyişi usullerine de külliyen aykırı bir söylem ve iddia olduğunu, bu nedenle haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın reddini, yargılama giderleri ile mahkeme rasraflarının karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP :Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı yanca her ne kadar ...'nın herhangi bir mecrada "..."markasını kullanmadığı belirtilmiş olsa da; bilindiği üzere ilgili yasanın 29.maddesinde "c) Markayı ... kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için bulunmak." gibi diğer marka hakkını ihlal hallerinin de belirtildiğini; davalı vakfın mevcut faaliyetlerinin marka hakkına tecavüzün oluşması için yeterli olduğunu, Davalı yanın dilekçesinde "vakıf hukukunda esas olan kuruluş iradesinin yasaların emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla korunması esas ise de vakfın adının geçerli hiç bir neden olmadan değiştirilemeyeceği yönünde Yargıtay kararlarından bahisle, vakıf adının değiştirilmesi için geçerli nedenlerinin olmadığını iddia ettiğini; oysa ekte sundukları 06.01.2014 tarihli, davalıların temsilcileri ile davalı vekillerince de imza edilen "tutanak" başlıklı sözleşmede, davacı müvekkili ... Ltd. Şti'nin devredilen dava dışı ... A.Ş'nin ortağı ve aynı zamanda davalı ...'nın kurucu üyesi olan dava dışı ...'un vakıf yönetiminde istifa ederek çekilmesini ve ... yönetimine geçecek olan kişilerce vaat edilen hususları içerdiğini, yine ekte sunmakta oldukları "Taahhütname"den de görüleceği üzere davalıların isim değişikliği hususunda da ayrıca taahhütte bulunduklarını, sözleşme tutanak uyarınca 12.10.2015 tarihinde yapılan "..." ilişkin mütevelli heyet toplantısının 3/a bendinde "..." isminin değiştirilmesi yönünde davalıların karar aldığını, keza 01.12.2015 tarihli mütevelli heyeti toplantısında da alınan kararlardan 3/b bendinde aynı hususta tekrar karar alındığını, ... Genel Müdürlüğünden davalılara ait karar defterleri'nin celp edilmesini talep ettikleri,davalı yanın her ne kadar faaliyet alanının müvekkillerinden farklı olduğunu iddia etse de; davalılarca ... logo ve markasının benzeri değil birebir aynısının kullanıldığını, yine davalıların ifade ettiği gibi gerek müvekkili şirketin gerekse de davalıların eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini belirttiği; davacı vekilinin işbu dilekçesinin sonuç ve istem kısmında, dava dilekçesindeki taleplerinin aynen tekrarı görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalıların, davacı adına tescilli "..." markasından kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacıya ait "..., ..., ..., ..." nolu "..." ibareli marka tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Taraflara ait ticaret sicil kayıtları celp ve tetkik edilmiştir.
... Valiliği İl Dernekler Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davalı vakıfa ait mevcut kayıtlar tetkik edilmiştir.
Davacı vekilinin delil olarak taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeler ve tutanaklar, ticari defterler ve belgeler, karar defterleri, faturalar, yazışmalar, ..., ..., ..., ... no.lu marka tescil belgeleri, ... 22. Noterliğinin ...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, davalıların taahhütnameleri, emsal lisans sözleşmeleri ile bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür.
Davalılar vekilinin delil olarak ... Kuruluşuna dair vakıf senedi, ... Meslek yüksekokulu kuruluş resmi gazete, bilirkişi incelemesine dayandığı görülmüştür.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle mahkememizce görevlendirilen marka vekili ..., sektör bilirkişi ..., mali bilirkişi... tarafından düzenlenen 24/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalı marka kullanımlarının incelenmesi ve benzerlik yönünden değerlendirilmesi neticesinde; davacı markaları ile davalı ... marka kullanımının ortalama tüketici algısında karışıklığa neden olacağı, diğer davalı ...'nın, davacı markalarında esas unsur olan "..." ibaresini, birebir vakıf unvanı olarak kullanmasının; işbu davalı ile ve de bu vakfın faaliyetleri ile davacı taraf ve davacı hizmet faaliyetlerinin ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirileceği sonuç ve kanaatine varıldığı, mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacının talep edebileceği lisans bedeli için iki türlü hesaplama yapıldığı,Vergi Dairelerinden gelen müzekkere cevapları dikkate alınacak olursa; davalı tarafından, ... Vakfi'nın 01.01.2014 - 01.02.2020 tarihleri arası 600 hesapta takip edilen herhangi bir cirosunun bulunmadığı, faaliyetleri ile ilgili bir gelir elde etmediği beyan edilmiş olduğundan, vergi dairelerinden gelen müzekkere cevaplarında ... için 10/2014-12/2014 dönemine ilişkin olarak beyan edilen 612,24 TL'lik vergi matrahı ile 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında beyan edilen toplam 4.543,03 TL'lik vergi matrahının satış geliri (ciro) faaliyetleri ile ilgili olmayan diğer gelirlerden oluştuğu kanaatine varılmış olup, hesap edilecek maddi tazminat bulunmadığı, ...'nun 2014 ve 2015 yıllarına ait KDV Beyannamelerinde beyan edilen 11.876.515,16 TL tutarında matrah toplamı üzerinden 963 lisans oranı uygulandığında, davacının talep edebileceği lisans bedelinin 356.295,45 TL olduğu, şayet, dava konusu “...” ibaresinin ciroya etkisinin 9640 oranında olduğu kabul edilecek olursa, davacının talep edebileceği lisans bedelinin 142.518,18 TL olacağı, ...'na ait muavin defter kayıtları dikkate alınacak olursa; Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere,...'na ait muavin defter kayıtlarına göre tespit edilmiş olan 84.138.977,35 TL ciro üzerinden 963 lisans oranı uygulandığında, davacının talep edebileceği lisans bedelinin 2.524.169,32 TL olduğu, şayet, dava konusu “...” ibaresinin ciroya etkisinin 9640 oranında olduğu kabul edilecek olursa, davacının talep edebileceği lisans bedelinin 1.009.667,73 TL olacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yükseköğretim Kurumuna (...) müzekkere yazılarak; 2015 yılından itibaren davalı ...'nun öğrenci sayısının her yıl için ayrı ayrı bildirilmesinin istenmesine karar verilmiş ve yazı cevabının dönüşüne müteakip itirazların tetkik edilmesi amacı ile ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bu suretle marka vekili ..., sektör bilirkişi ..., mali bilirkişi .... tarafından düzenlenen 25/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; dosyanın verilen görev doğrultusunda incelenmesi sonucunda, gerekçeleri yukarıda açıklandığı ve tüm delillerin değerlendirilmesi ve takdiri ve nihaî karar Sayın Mahkemeye ait olduğu üzere; daha önce düzenlenen raporlarda, ...'nın 01.01.2014 - 01.02.2020 tarihleri arasında 600 - Satışlar hesabında takip edilen herhangi bir cirosunun bulunmadığının ve faaliyetleri ile ilgili bir gelir elde etmediğinin bildirilmiş olması nedeniyle, tazminat hesabı yapılamadığı açıklanmış olup, davacının seçimlik hakkını kullandığı 6769 sayılı SMK 151/2-c) maddesi; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli." hükmü uyarınca, hesap edilecek maddi tazminat miktarının, TBK m. 50 ve 51 çerçevesinde belirlenmesi hususunda nihai değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, davacıya ait "...." markasının ciroya etkisi; davalı ...'nun Mart/2015 - 31.01.2020 tarihleri arasında tespit edilen toplam 74.822.621,08 TL tutarındaki cirosunun tamamının, ticari unvanındaki "..." ibaresinin etkisinden kaynaklanmadığı düşüncesiyle, davacının markasının eğitim ve öğretim hizmetleri alanında bilinen bir marka olduğu ve tarafların aynı hizmet sektöründe faaliyet gösterdikleri halde, farklı eğitim ve öğretim hizmeti verdikleri göz önünde bulundurularak, davacının markasının davalıların cirosuna etkisinin %40 oranında olacağının öngörüldüğü, ancak yeniden yapılan değerlendirmede; davacının tazminat hesabına ilişkin olarak, 6769 sayılı SMK 151/2-c) maddesini; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli." tercih etmiş olması nedeniyle, davalının haksız kullanım hakkını lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, davacının markasının, davalının cirosuna etkisinin söz konusu olmayacağı kanaatine varılmış olmakla birlikte, nihai değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Starteji Geliştirme Dairesi Başkalığı'nın 07.07.2023 tarihli müzekkereye cevaben gönderdiği ... tarih ve ... sayılı yazı ile ücret bilgilerinin Başkanlıklarında bulunmadığının bildirildiği ve söz konusu yazı ekindeki 2018-2019 ve 2019-2020 öğretim yıllarına ilişkin öğrenci sayıları toplamının, ek raporda da tespit edilmiş olduğu gibi 2.196 olduğu, davalı ... Okulu'nun Mart/2015 ile 31.01.2020 dava tarihi arasında tespit edilen 74.822.621,08 TL cirosu üzerinden %3 lisans oranı uygulandığında, 6769 Sayılı SMK 151/2-c) maddesi; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli."'ne göre, davacının 2.244.678,63 TL lisans bedelini talep etmesinin uygun olacağı görüşüne varılmış olmakla birlikte, nihai değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, şayet dava konusu "..." ibaresinin ciroya etkisinin %40 oranında olduğu kabul edilecek olursa, davacının talep edebileceği lisans bedelinin: (74.822.621,08 TL x %40) x %3 = 897.871,45 TL olacağı, 2019 yılı emsal lisans sözleşmesindeki başlangıç bedeli dikkate alınacak olursa, her iki tazminat tutarına 100.000,00 TL + KDV = 108.000,00 TL ilave edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yükseköğretim Kurumuna yazılan yazı cevabında 2018 yılından itibaren yanıt verilmesi nedeni ile talep kapsamında (...) müzekkere yazılarak; 2015 yılından itibaren davalı ...'nun öğrenci sayısının her yıl için ayrı ayrı bildirilmesinin istenmesine karar verilmiş ve yazı cevabının dönüşüne müteakip itirazların tetkik edilmesi amacı ile 2. kez aynı heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bu suretle marka vekili ..., sektör bilirkişi ..., mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; önceki düzenlenen raporlarda, ...'nın 01.01.2014 - 01.02.2020 tarihleri arasında 600 - Satışlar hesabında takip edilen herhangi bir cirosunun bulunmadığının ve faaliyetleri ile ilgili bir gelir elde etmediğinin bildirilmiş olması nedeniyle, tazminat hesabı yapılamadığı açıklanmış olup, davacının seçimlik hakkını kullandığı 6769 Sayılı SMK 151/2-c) maddesi; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli." hükmü uyarınca, hesap edilecek maddi tazminat miktarının, TBK m. 50 ve 51 çerçevesinde belirlenmesi hususunda nihai değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu, davacıya ait "..." markasının ciroya etkisi; davalı ...'nun Mart/2015 - 31.01.2020 tarihleri arasında tespit edilen toplam 74.822.621,08 TL tutarındaki cirosunun tamamının, ticari unvanındaki "..." ibaresinin etkisinden kaynaklanmadığı düşüncesiyle, davacının markasının eğitim ve öğretim hizmetleri alanında bilinen bir marka olduğu ve tarafların aynı hizmet sektöründe faaliyet gösterdikleri halde, farklı eğitim ve öğretim hizmeti verdikleri göz önünde bulundurularak, davacının markasının davalıların cirosuna etkisinin %40 oranında olacağının öngörüldüğünü,ancak, yeniden yapılan değerlendirmede; davacının tazminat hesabına ilişkin olarak, 6769 Sayılı SMK 151/2-c) maddesini; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli." tercih etmiş olması nedeniyle, davalının haksız kullanım hakkını lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde, davacının markasının, davalının cirosuna etkisinin söz konusu olmayacağı kanaatine varılmış olmakla birlikte, nihai değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu,Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı Starteji Geliştirme Dairesi Başkalığı'nın 07.07.2023 tarihli müzekkereye cevaben gönderdiği ... tarih ve ... sayılı yazı ile ücret bilgilerinin Başkanlıklarında bulunmadığının bildirildiği ve söz konusu yazı ekindeki 2018-2019 ve 2019-2020 öğretim yıllarına ilişkin öğrenci sayıları toplamının, ek raporda da tespit edilmiş olduğu gibi 2.196 olduğunu,davalı... Okulu'nun Mart/2015 ile 31.01.2020 dava tarihi arasında tespit edilen 74.822.621,08 TL cirosu üzerinden %3 lisans oranı uygulandığında, 6769 Sayılı SMK 151/2-c) maddesi; "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli."'ne göre, davacının 2.244.678,63 TL lisans bedelini talep etmesinin uygun olacağı görüşüne varılmış olmakla birlikte, nihai değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, şayet dava konusu "..." ibaresinin ciroya etkisinin %40 oranında olduğu kabul edilecek olursa, davacının talep edebileceği lisans bedelinin: (74.822.621,08 TL x %40) x %3 = 897.871,45 TL olacağı, 2019 yılı emsal lisans sözleşmesindeki başlangıç bedeli dikkate alınacak olursa, her iki tazminat tutarına 100.000,00 TL + KDV = 108.000,00 TL ilave edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Taraf vekillerinin yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına yönelik beyan ve itirazları yönünden görülen lüzum üzerine taraf dilekçeleri, taraf delilleri ve tüm dosya kapsamı tetkik edilmek sureti ile ayrıntılı, gerekçeli yargılama ve kanun yolu aşamalarında mahkememiz ve kanun yolu denetimine olanak verecek şekilde rapor tanzim edilmesi amacı ile dosyanın Marka vekili ..., Akademisyen ... , Mali bilirkişi ... ve Sektör bilirkişisi ...'den oluşan bilirkişi kuruluna tevdine karar verilmiş olup işbu heyet tarafından düzenlenen 09/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; a) Davalı vakfın “...” ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullandığını gösterir bir delil dosyaya sunulmamış olmakla, davalı vakıf yönünden marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı, davalı ...'nun unvanındaki “....” ibaresini ön plana çıkararak markasal etki yaratacak şekilde kullanması marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği, detayları yukarıda açıklandığı üzere, davalıların eylemlerinin TTK 54 vd hükümleri bağlamında haksız rekabete vücut vermediği, sayın Mahkeme davacıya tazminat hesaplanmasına hükmeder ise eğitim ve öğretim lisans bedeli ile ilgili örnek doneler bulunmadığından dolayı ve resmi kurumlardan mahkemeye sunulan örnek bir lisans bedeli tablo veya rakamı bulunmadığından dolayı davalının yapmış olduğu ciro üzerinden bir yüzde hesaplanması makul olacaktır. Toplam satışların tutarı : 74.822.621,08 TL lisans bedeli yüzde 2 74.822.621,08 * 0,02 - 1.496.452,42 TL olarak hesaplanmıştır. Eğer mahkeme lisans bedeli olarak yüzde 3 uygun görürse Lisans Bedeli Yüzde 3 74.822.621,08 * 0,03 - 2.244.678,63 TL olacağı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin 23/01/2025 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını ıslah ettiği, (dava ve cevaba cevap dilekçesinde belirsiz alacak davasına ilişkin bir yazılı ibareye rastlanılmamıştır) maddi tazminat miktarlarını yükselttiği ve eksik nispi harcı yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalılar vekiline tebliğ edildiği, davalılar vekilinin zamanaşımı defi ileri sürdüğü ve esasa yönelik itiraz ve beyanlarını ibraz ettiği görülmüştür.
Davalılar vekili tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de zamanaşımı süresini düzenleyen Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 157. maddesinin; '' (1) Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.'' atfı kapsamında uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72. maddesi gereğince tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda ise öğrenme tarihi itibari ile 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri dava açılması ile kesilmekle dolmadığı gibi devam ettiği iddia edilen tecavüz eylemi süresince zamanaşımı süresi de işlemeyeceğinden dolayı yerinde görülmeyen zamanaşımı savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
Huzurdaki davada; davalının, davacının "..." markasından kaynaklı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, kaldırılması, davalının "..." markası adı altında çoğaltarak piyasaya arz ettiği/kullandığı afiş, poster, tabela, tanıtıcı broşür, kitapçık reklâm, ilan, tabela ve benzeri kullanımların, internet ve sair medya ortamındaki yayınların kaldırılması, toplatılması ve hüküm kesinleştiğinde imhası, maddi ve manevi tazminat ile kararın ilanı istemleri ileri sürülmüş olup davalıların iddiaların aksini savunduğu görülmekle somut olaydaki uyuşmazlığın, davacıya ait ''...'' markaları yönünden davalıların marka hakkına tecavüz teşkil eden eyleminin olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda somut olaydaki uyuşmazlık yönünden ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında ilk olarak davalıların davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden eyleminin olup olmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise
inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında
bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, teknik ve sektörel incelemeyi içerir bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan raporlardaki incelemeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ...tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas ve hukuki sorumluluk değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile değerlendirilmiş olup dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; "..." marka ve logosunun ilk olarak 26/03/2007 tarihinde ... Şirketi adına tescil edilip devamında 26/03/2017 tarihinde 10 yıl süreyle yenilendiği, dava dışı ...Şirketi ile davacı ... Şti. arasında yapılan 08/02/2017 tarihli devir sözleşmesine binaen davacı şirkete devredildiği, davalılara markanın kullanımına son verilmesi için ... 22. Noterliğinin... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği görülmüştür.
Vakıflar Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca; Vakıfların, amacını gerçekleştirmeye yardımcı olmak ve vakfa gelir temin etmek amacıyla, genel müdürlüğe bilgi vermek şartıyla iktisadî işletme ve şirket kurabilir, kurulmuş şirketlere ortak olabilirler ise de davalı ... Vakfının belirtilen unvan ile marka tescil tarihinden evvel 2006 yılında kurulduğu, davalı vakfın faaliyetlerinde kendi tüzel kişilik unvanını kullanmasının hukuka aykırı olarak nitelendirilemeyeceği nitekim bağımsız bir tüzel kişilik olduğu, davalı vakfın “...” ibaresini markasal etki yaratacak şekilde kullandığını gösterir delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, somut olayda davalı ... yönünden husumet yöneltilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmış ve işbu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Emsal ilam: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı kararı)
Davalı ... Okulu yönünden bakıldığında ise işbu davalının ilk olarak “..." adıyla 12/07/2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ...tarihli... sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuş olduğu, merkezinin ...’e taşınması ile adının “...” olarak değiştirildiği, davalı ...’nun kullandığı ... alan adlı internet sitesin sol üst köşesinde “...” ibaresinin markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığının tespit edildiği, davalı ... faaliyetinin "eğitim ve öğretim hizmeti" olup, davacı taraf ile hizmetlerinin aynı olduğu, davalı unvanında bulunan diğer ..., Yüksek Okul ibarelerinin, eğitim öğretim hizmetleri bakımından tanımlayıcı olup, davacı markaları ile davalı isim (marka) kullanımı bakımından ayırt ediciliği sağlamaması nedenleriyle davacı markaları ile davalının marka kullanımının ortalama tüketici algısında karışıklığa neden olacağı, bu durumun davacının markasının ayırt ediciliğini zedelediği, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde karıştırmaya yol açabileceği kanaati oluşmakla; SMK'nın 29, 7 ve 149. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz istemleri yönünden davanın kabulü ile, davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, kaldırılmasına, davalının "..." markası adı altında çoğaltarak piyasaya arz ettiği/kullandığı afiş, poster, tabela, tanıtıcı broşür, kitapçık reklâm, ilan, tabela ve benzeri kullanımların, internet ve sair medya ortamındaki yayınların kaldırılmasına, toplatılmasına ve hüküm kesinleştiğinde imhasına ve kararın ilanına karar verilmesi gerekmiştir.
Kabul edilen hukuksal olgu karşısında bir sonraki aşamada davacının maddi ve manevi tazminat talepleri tetkik edilmiş olup somut olayda davacının tazminat seçim yöntemi olarak 151/2-c bendinde yazılı ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli'' gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasını talep ettiği, emsal 2 adet lisans sözleşmesinin sunulduğu, mahkememizce YÖK'e yazı yazılarak bilgi verilerek görüş bildirilmesinin talep edildiği görülmüştür. Mâli incelemeler neticesinde taraf ticari defterleri ve celp edilen mâli kayıt ile tablolar incelenmiş olup dosyaya sunulan emsal lisans sözleşmelerine bakıldığında, marka kullanım dönemi dikkate alınarak, diğerine göre daha eski tarihli olması bakımından, 07/06/2018 tarihli emsal lisans sözleşmesinde belirlenmiş olan %3 lisans oranına göre hesaplama yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davalı ...'nun Mart/2015 - 31.01.2020 tarihleri arasında yapmış olduğu toplam gelirler tutarı 74.822.621,08 TL olup davalının yapmış olduğu ciro üzerinden bir yüzde hesaplanmasının makul olacağı, lisans bedeli yüzde 3 olmak üzere 74.822.621,08 * 0,03 = 2.244.678,63 TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden takdir edilen 100.000-TL manevi tazminatın (tespit tarihi) 18/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dâir istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu gerekçeler ışığında davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
A- Davalı ... yönünden davanın reddine,
B- Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile
Davalının davacının "..." markasından kaynaklı marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına, davalının "..." markası adı altında çoğaltarak piyasaya arz ettiği/kullandığı afiş, poster, tabela, tanıtıcı broşür, kitapçık reklâm, ilan, tabela ve benzeri kullanımların, internet ve sair medya ortamındaki yayınların kaldırılmasına, toplatılmasına ve hüküm kesinleştiğinde imhasına,
2.244.678,63-TL maddi tazminat ile 100.000-TL manevi tazminatın 18/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 160.164,99 TL ilam harcından tamamlama ve peşin harcın toplamı 38.504,28 TL'nin mahsubu ile eksik 121.660,72 TL harcın davalı ... alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davalı ... yönünden açılan davanın reddi nedeniyle lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı lehine tespit, durdurma ve kaldırma talebinin kabulü nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı lehine maddi tazminat kabul olması nedeniyle 306.914,65 TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı lehine manevi tazminatın kısmen kabulü nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... lehine manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,
9-Davacı tarafça yapılan 38.558,68 TL harç, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti, 562,60 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere 57.121,28 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre 48.796,62 TL'sinin davalı ... alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmınının davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı... tarafından yapılan 6000 TL bilirkişi giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 1.200,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır