T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/100
KARAR NO : 2025/119
DAVA : MARKAYA TECAVÜZ-HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ : 04/07/2024
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz-Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Tazminat talepleri ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından depolamak ve satışa arz etmek eylemlerine tabi tutulan ve ... 4. FSHHM'nin ...D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararı kapsamında davalının deposu, işyeri ve sosyal medya hesaplarında tespit edilen müvekkillerinin markalarını taşıyan taklit ürünlerin müvekkillerinin aleyhine yarattığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet durumunun tespitini, önlenmesini, sonuçların ortadan kaldırılmasını, bu cümleden olmak üzere; müvekkillerinin markalarına iltibas yaratan tüm kullanımların önlenmesini, el konulan ve konulacak ürünlerin, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin; basılı kağıtlar, faturalar, kartvizitler ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyalin ve benzeri vasıtaların, hüküm kesinleştiğinde imhasına, davalıya ait olup müvekkillerinin markalarının taşıyan taklit ürünlerin satışa arz edildiği "..." sosyal medya hesaplarındaki kullanımların sonlandırılmasına, sonlandırılmaması halinde bu hesapların erişime engellenmesine, ... 4. FSHHM'nin ... D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararının dava sonunda verilecek esas hüküm kesinleşene kadar devamına, yargılama giderleri, icra ve yediemin masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle davacılar vekili tarafından iddia edilenin aksine ''...'' isimli kullanıcı tarafından telegram platformu üzerinden açılan ve davacılara ait ürünleri satan hesaplarla müvekkilinin hiçbir ilgisi ve alakası olmadığını, davacılar tarafından tamamen şahsi kanaate dayalı olarak soyut bir şekilde ileri sürülen iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, sosyal medya hesapları üzerinden benzer yüzlerce ve binlerce hesabın olduğu da dikkate alındığında piyasada rekabetten kaynaklı olarak başka üreticiler tarafından müvekkilinin özellikle ekonomik hayatının baltalanmasına yönelik bir kurgu olduğunu, teknik olarak sosyal medya hesabı ile müvekkili şirketin bağlantısının kurulabilmesinin mümkün olmadığından mahkemece bu yöndeki iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde müvekkilinin ticaret faaliyet göstermekte olduğu adresin ''... '' adresi olduğunu, ihtiyati tedbir kararının ise "..." adresi olduğunu, dava dilekçesinde davacı tarafça öncelikle telegram hesabı üzerinden hareketle bahsi geçen taklit ürünleri müvekkilinin markasını kullanmak suretiyle satan firmayı tespit ettiklerini bahsetmiş olsalar da ihtiyati tedbir talebi ve kararında müvekkili şirkete dair herhangi bir ibarenin söz konusu olmadığını, taraf belirtilmeden ihtiyati tedbir talebi ve kararı verilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, öncelikle müvekkili şirketin ...kaydındaki adresi ile mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararında belirtilen ve kararın uygulanmasının gerektiği adresin birbirinden farklı olduğunu, bu halde müvekkilinin ticari faaliyetini sürdürmekte olduğu gerçek adres yerine tespit edildiği iddia edilen adresteki ürünlerin müvekkiline ait olmadığının bu husustan da anlaşıldığını, nitekim bu hususun müvekkili tarafından ihtiyati tedbir kararının infaz edildiği aşamada ileri sürüldüğünü ve icra tutanağına beyanın işlediğini, kararın infaz edildiği adreste çok sayıda tekstil firmasının faaliyet gösterdiği tekstil bölgesi olması nedeniyle müvekkiline ait olmayan iş yerlerinde işlem yapıldığını, bu esnada aynı katta faaliyet gösteren müvekkilinin olayla ilgisi sorulduğunda "ilgisinin olmadığını" ifade etmesi üzerine bu kez ilgisinin olmadığına dair belge istenmesi üzerine asıl kendi iş yerine ait olan belge ve evrakları gösterdiği, ancak bu durumunun kararı infaz etmekle yükümkü memur tarafından iş yerinde bulunan belgeler gibi haciz tutanağına işlendiğini, bu nedenle haciz zaptında yazılmış olan iddialarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillinin uzun yıllardır tekstil işi ile uğraşmakta olup ticari ilişkileri içerisinde güvenilir itibarlı bir tüccar olduğunu, bu zamana kadar bu konuya benzer hiçbir davanın ya da yasal sürecin muhattabı olmadığını, açıkladıkları ve mahkemece resen göz önüne alınacak nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN VE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, mütecaviz ürünlerin karar kesinleştiğinde imhasına ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
... 4. FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyası istenmiş, incelendiğinde: Delil tespiti talebinde bulunanın ..., ...karşı tarafın ... isimli telegram hesabı ve ... tabelalı işyeri sorumlu/sorumluları olduğu, "..." adresinde tespit yapıldığı ve 27/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunun sunulduğu görülmüştür.
... 4. FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında alınan 27/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: ... tabelalı iş yeri bakımından; tespit talep edilen "..." adresinde, tespit talep eden yana ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği, tespit edilen kullanımların orijinal ürünlerde var olan işçilik ve malzeme kalitesini ihtiva etmediği, ilgili kullanımlar ile tespit talep eden yanlara ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, ilgili kullanımların tespit talep eden yanlara ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, "..." adresinde yer alan işletmede bulunan vergi levhasında ... vergi numaralı ... ŞTİ unvanlı şirketin işyerinde faaliyet gösterdiğinin değerlendirilebileceği, ... isimli ... hesabı bakımından; internet üzerinden yapılan tespite konu kullanımlar ile mahalde yapılan incelemeler ile tespit edilmiş olan kullanımların aynı/benzer olduğu değerlendirilmekle birlikte, ilgili kullanımların da tespit talep eden yana ait tescilli markaları ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
... 4. FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyasında sunulan 27/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu denetime açık ve karar vermeye elverişli olduğundan, yeniden rapor alınmamıştır.
SMK hükümleri, TPMK kayıtları, ... 4. FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyası ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde "...", "...", "...", "...", "...", "... ...", "...", "..." ibareli markaların davacılar adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce itibar edilen ... 4. FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan 27/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere: ... tabelalı iş yeri bakımından; "..." adresinde, davacılara ait markaları ihtiva eder kullanımların gerçekleştirildiği, tespit edilen kullanımların orijinal ürünlerde var olan işçilik ve malzeme kalitesini ihtiva etmediği, ilgili kullanımlar ile davacılara ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, ilgili kullanımların davacılara ait tescilli markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğu, "..." adresinde yer alan işletmede bulunan vergi levhasından; davalı ...LTD.ŞTİ.'nin faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davalının eyleminin, davacıların marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, ... 4.FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında el konulan ve yeddieminde bulunan mütecaviz ürünlerin, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak imhasına, ... 4.FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.
Davacı tarafça; markaya tecavüz ile birlikte davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, men'i, ref'i talep edilmiştir, ancak Yargıtay 11.H.D'nin ... E.... K. ve 05/02/2025 tarihli ilamında:"...2.Mahkemece davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli tasarımın kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de; bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir. Yani, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir...
Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi markanın izinsiz kullanılmasının hem marka hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır.
Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır.
Somut olay bakımından Dairemizin eski uygulamasına esas teşkil eden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 57 nci maddesinin beşinci fıkrasında ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmişti. Bu kapsamda tescilli marka ve tasarım haklarının bu şekilde kullanılmasının marka ve tasarım hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabeti de oluşturduğu, anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği Daire uygulaması haline gelmişti. Başlangıçta kümülatif korumanın benimsenmiş olması, 6762 sayılı Kanunda yer alan bu düzenlemeden kaynaklanmaktaydı.
Ancak 1 Temmuz 2012 tarihin de yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'da, 6762 sayılı Kanun'da değinilen hükmün yerine getirilen 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde, "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Anılan iki hüküm karşılaştırıldığında 6762 sayılı Kanunun 57. maddesinin beşinci fıkrası "...Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak..." şeklinde olmasına rağmen, yerine ikame edilen 6102 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde "...Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak..." şeklindedir.
Görüldüğü üzere yeni hükümde "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Bunun temel nedeni; tescilli işletme adı ve ticaret unvanının 6102 sayılı Kanun'un 50. ve 53. maddeleri arasındaki hükümlerle düzenlenmesi ve dolayısıyla özel koruma getirilmesidir. 6102 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4 üncü alt bendinin gerekçesinde eski hükümden ayrılmanın nedeni; "...anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani MarkKHK'da, EndTasKHK'da, CoğİşKHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır.
Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemez..." şeklinde ifade edilmektedir.
Bu kapsamda belirtmek gerekirse, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Kanun kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle artık, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır.
Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır...
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere dayanmış olduğundan marka ve tasarımın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11. HD 14.03.2022 gün ve ... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve... sayılı kararları) somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabete ilişkin hüküm kurulmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." ibarelerin yer aldığı görülmekle, marka hakkına yönelik hükümler ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60. maddesince yerinde görülmediğinden, haksız rekabete yönelik taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalının eyleminin, davacıların marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
2-... 4.FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında el konulan ve yeddieminde bulunan mütecaviz ürünlerin, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak imhasına,
3-... 4.FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına,
4-SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60.maddesince yerinde görülmediğinden haksız rekabete yönelik taleplerin reddine,
5-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan; başvuru harcı ve peşin harç toplamı 855,20 TL, tebligat/posta masrafı 90,00 TL olmak üzere 945,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
8-... 4. FSHHM'nin ...D.İş sayılı dosyasında yapılan; 427,60 TL başvuru harcı, 704,50 TL peşin harç, 17.500,00 TL bilirkişi ücreti, 205,00 TL posta/tebligat ücreti olmak üzere toplam 18.837,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
9-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.08/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır