T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/22
KARAR NO : 2025/85
DAVA : FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ : 31/01/2023
KARAR TARİHİ : 27/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ davalarının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...'ın ülkemizin en sevilen sanatçılarından (şarkıcı, besteci, söz yazarı) biri olduğunu, davaya konu albüm ve içerdikleri eserler üzerinde icracı sanatçı/eser sahibi sıfatından kaynaklı hak sahibi olduğunu, davaya konu albümdeki eserler ve icraları, davalının hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullandığından huzurdaki davanın açılması mecburiyetinin hasıl olduğunu, bilindiği üzere; işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkının ... tarihli ve ... sayılı kanunla kabul edildiğini, davaya konu albümün içerdiği eserler ve müzik eserleri icralarına ilişkin olarak dijital müzik platformlarında (..., ..., ..., vb dijital müzik mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak davalıya herhangi bir izin verilmediğini, dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalının herhangi bir hak ve yetkisi olmadığını, "... - ..." isimli albüm ve albümdeki "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli eserlerin ve icraların (şarkıların) davalı tarafından izinsiz, hukuka ve FSEK'e aykırı şekilde ..., ..., ..., vb dijital müzik mecralarında umuma iletildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, söz konusu albüm, içerdiği eserler, müzik eseri icraları, (video klipler, görüntüler) üzerinde davalının hiçbir hakkının olmadığını, 5846 sayılı FSEK'in 51.maddesinde yer alan emredici hüküm uyarınca, doğmamış hakların devrine veya kullanılmasına yönelik sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davalının ancak eser sahipleri ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve devredilen hakları tek tek gösteren sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabileceğini, 2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak, 2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile hak devri niteliğinde olmayan muvafakatnameler ve eser işletme belgelerinin dijital hakları kullanma yetkisi vermediğini, zira FSEK 51.maddesi uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı hakların devrine dair sözleşmelerin geçersiz olduğunu, FSEK 52.maddesi hükmü uyarınca da, usulüne uygun bir mali hak devri sözleşmesi olabilmesi için, devredilen hakların neler olduğunun tek tek gösterilerek, yazılı bir sözleşme yapılması bir sıhhat şartı olup, davalının dijital hakların kullanımın yasaya uygun olabilmesi için FSEK 51.maddesi uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra, usulüne uygun olarak FSEK 52.maddesi kapsamında yazılı olarak ve her bir hakkı ayrı ayrı gösteren dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerektiğini, oysa davalı ile akdedilen herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi olmadığını, davalının haksız ve hukuka aykırı eyleminin, müvekkiline ve haklarına ağır ve telafisi imkansız zarar verdiğini, açıkladıkları nedenlerle; davaya konu albüm, içerdiği eser ve icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, men’ini, ref’ini, dava konusu albümün, eserlerin ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasını, durdurulmasını, önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu eserlerin müvekkilli şirket tarafından hiçbir dijital platformda yayınlanmadığından, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkili ...A.Ş.'yi davalı olarak gösterdiğini, ancak dava dilekçesinde, ihlal olduğu iddia edilen URL'lerde dava konusu müzik eserlerin müvekkili tarafından yayınlanmadığını, "..." tarafından yayınlandığını, müvekkilinin bu eserlere ilişkin bir kullanımının bulunmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu eserlere ilişkin bir yayıncılık faaliyeti bulunmadığından bu eserlerin yayınlanmasına ilişkin bir sorumluluğunun da bulunmadığını, müvekkilinin bu eserlere ilişkin kullanımı bulunmadığından davacının hak sahipliğinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte haklarına tecavüzde bulunmadığını, FSEK 66 ve devamı maddelerinde haklarına tecavüz edilen kimsenin tecavüz edene karşı tecavüzün ref'i ve men'ini talep edebileceğinin düzenlendiğini, ilgili kanun hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu eserlerin müvekkili şirket tarafından kullanılmadığından bu davada davalı olarak da gösterilemeyeceğini, davacının Meslek Birliklerine üye olup, bu davayı ikame etme hakkı ve ehliyetinin bulunmadığını, açıkladıkları ve mahkemece resen gözetilecek sebeplerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacı sanatçının Meslek Birliğine üye olup olmadığının, üye ise Meslek Birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin gönderilmesi için ... ve ...'ye müzekkere yazılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2023/23 E. SAYILI DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, izah ettikleri ve mahkemece re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle haklı davanın kabulü ile, öncelikle tarafları arasında "..." isimli albüme ilişkin açılan aynı mahiyetteki davanın, ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı davası üzerinden görülmekte olduğundan, huzurdaki davanın usul ekonomisi gereği bu dava ile tensiben birleştirilmesini, açıkladıkları ve mahkemece gözetilecek yasal gerekçelerle tedbir talebinin; ihlale ilişkin linkler ve somut kanıtların dosyada mübrez olup, teknik bilirkişi incelemesine lüzum bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teminatsız olarak kabulü ile, müvekkilinin hak sahibi olduğu; "... - ..." isimli albümün ve albümdeki "..., ..., ..., ..., .., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..." isimli eserlerin ve icraların (şarkıların); ..., ..., ..., vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasını, erişiminin engellenmesini, tecavüzün tedbiren önlenmesini ve mahkeme kararının, acele şekilde ...'un (... Şti.), ...'ın (...A.Ş.) ve ...'in (....) Türkiye'deki yasal temsilciliğine tebliğine, davaya konu albümlerin içerdiği eser ve icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin, müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, men’ini, ref’ini, dava konusu albümün, eserlerin ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasını, durdurulmasını, önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı sanatçının Meslek Birliğine üye olup olmadığının, üye ise Meslek Birliğine verilen yetki belgesinin örneğinin gönderilmesi için ... ve ...'ye müzekkere yazılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL 1. FSHHM'NİN 2023/106 E. SAYILI DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Bu dava konusu "..." ve "..." isimli albümlere ilişkin açılan aynı mahiyetteki davanın, ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ve... E. sayılı davaları üzerinden görüldüğünü, davanın; usul ekonomisi gereği ilk açılan ... E. sayılı dava ile tensiben birleştirilmesini, müvekkilinin hak sahibi olduğu "... - ..." isimli albümün ve albümdeki "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli eserlerin ve icraların (şarkıların), "... - ..." isimli albümün ve albümdeki "..., ..., ....,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli eserlerin ve icraların (şarkıların) ..., ... , vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasını, bu kararın HMK 390/2 maddesi gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini, mahkeme kararının acele şekilde ...'ın (...A.Ş.) ve ...'in Türkiye'deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albümlerin içerdiği eser ve icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin, müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, men'ini, ref'ini, dava konusu albümün, eserlerin ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasını, durdurulmasını, önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünden, icracı sanatçının ... olduğu: ... isimli albüm ve albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...", ... isimli albüm ve albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." adlı müzik eserlerine ilişkin eser işletme belgeleri ve ekleri istenmiştir.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
03/07/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: ..., ...ve .. uygulamaları üzerinde dava konusu müzik albümleri ve albümlerde yer alan şarkılar üzerinde yapılan incelemelerde, uygulamalar üzerinde "... - ..." adlı albüm ve içerisinde 10 adet şarkı ile "... - ..." adlı albüm ve içerisinde 13 adet şarkı ile yayında olduğunun görüldüğü, yapılan incelemelerde: ..., ... ve ... adlı uygulamalarda yayınlanan ve dava konusu olan albüm ve şarkıların "..." tarafından yayınlandığının tespit edildiği, incelenen "... - ..." adlı albümde yer alan şarkıların ... adlı uygulama üzerinde inceleme tarihinde toplam 28.515.479 kez, "... - ..." adlı albümde yer alan şarkıların ... adlı uygulama üzerinde inceleme tarihinde toplam 70.061.280 kez dinlenme sayılarına ulaşıldığı, ... ve ... adlı uygulamalarda dinlenme sayılarının yer almadığının görüldüğü, "..." ibaresiyle ticaret unvanı olarak ... Ticaret Odası internet sitesinde (...) yapılan sorgulamada; "..." sicil numaralı "..." adlı firmanın sorgulama sonucunda yer aldığı, firmanın "..., ses ve görüntü kasetleri, CD ve DVD toptan ticareti (boş olanlar hariç)" nace kodu ile iş konusunun "Her türlü kaset, video kaset,plak ve film yapımı dağıtımı, pazarlaması dahili ticareti ile elektronik cihazları alım satımı,her türlü ithalat ve ihracat", firma adresinin; "..." olduğunun tespit edildiği, davacının muvafakatnameleri verdiği tarihte internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hakkın FSEK 80 maddede düzenlenmemiş olduğu, FSEK 51.madde hükmü dikkate alındığında davaya konu eserler için dijital iletim haklarının devredilmediği kanaatinin hasıl olduğu, dolayısıyla davalının eserlerin dijital iletim hakkı kapsamında internet üzerinden dijital satışını yapmasının, davacının FSEK 80. maddede düzenlenen gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak şeklindeki mali hakkının ihlali sayılacağı hususundaki değerlendirmelerin mahkemenin takdirine ait olduğu bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalar: İcracı sanatçısının davacı ... olduğu, "..." isimli albüm ve albümdeki; "... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." ile "..." isimli albüm ve albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." adlı eser ve icraları (şarkıları) davalının, dijital umuma iletimi suretiyle davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davaya konu albümlerin, eserlerin ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanması, durdurulması, önlenmesine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması" ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Subjektif unsur gereğince bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini taşıması" gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
5846 sayılı yasanın 80. maddesinde "Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar" başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında "Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar" icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/f.1-b de icracı sanatçı "Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler" olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir. Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak "Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları" olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, "kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse" olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
FSEK 80/B maddesi uyarınca; Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.
(1)Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.
(3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir. (Yargıtay 11.H.D'nin ... E. ... K. ve 20.4.2006 tarihli ilamı), ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için "icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden" olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler. (Kılıçoğlu, s. 242-243).
5846 sayılı yasanın 25. maddesi 2001 yılında 4630 Sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Madde başlığı; "İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" şeklinde, içeriği ise; "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir" şeklinde değiştirilmiştir. Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir.
5846 sayılı yasının 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. FSEK 51.maddesinde; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir." hükmü düzenlenmiştir.
Kanun koyucu FSEK 51. madde ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlan yaptırımına tabi tutulmuştur.
... 22.Noterliğince düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı Muvafakatname incelendiğinde: ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... adlı kaset içindeki eserleri "...firması için okumuş bulunmaktayım. Tarafımdan okunmuş bu kasette yer alan eserlerden plak, kaset, cd, video ,film olarak yayınlanması, dağıtılması, çoğaltılması karışık kasetlerde kullanılmasına, yurt içi ve yurt dışı devir haklarının ülkemizde yazılı firmaya ait olduğuna muvafakat ederim" ibarelerin bulunduğu görülmüştür.
... 22.Noterliğince düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı Muvafakatname incelendiğinde: ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... adlı kaset içindeki eserleri "... firması için okumuş bulunmaktayım. Tarafımdan okunmuş bu kasette yer alan eserlerden sayı ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde plak, kaset, cd, olarak yayma, dağıtma, çoğaltma, karışık kasetlerde ve görüntülü ve görüntüsüz ses taşıyıcıları da kullanılma, yurt içi ve yurt dışı devir haklarının ülkemizde yazılı firmaya ait olduğuna muvafakat ederim" ibarelerin bulunduğu görülmüştür.
Kayıt tescil tarihi..., tarih/sayı: ... Kültür Bakanlığı Müzik Eseri İşletme Belgesi incelendiğinde: "..., .., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." adlı eser/şarkıların, eser sahibinin ... olduğu görülmüştür.
Kayıt tescil tarihi ... tarih/sayı: ... Kültür Bakanlığı Müzik Eseri İşletme Belgesi incelendiğinde: "..., ...., ...,..., ..., ...., ..., ..., ..." adlı eser/şarkıların, eser sahibinin ... olduğu görülmüştür.
Davacı ... ile davalı ... arasında imzalanan 28.10.1993 tarihli sözleşme incelendiğinde: 2.maddede; "Yapımcı firma ses sanatçısının seslendireceği müzik kaseti ana kalıbının içerdiği, müzik eserlerinin uzun çalar, müzik kaseti, kompakt, disk, video kaseti, televizyon ve sinema filmi, kısa metrajlı TV, reklam filmi, video klipler, tüm TV kanallarındaki yayın hakları ve her türlü ses ve görüntü taşımaya mahsus araç ve gereçler üzerinde sınırsız tam ruhsat halinde kullanma ve devretme hak ve yetkilerine sahiptir. Bu konularda ses sanatçısı tüm yetkilerini ve haklarını firmaya devrettiğini peşinen kabul ve beyan ederek firmadan sözleşme kapsamında belirtilen maddi haklardan başka hiçbir hak talebinde bulunmayacağını beyan ve taahhüt eder" hükmünün yer aldığı görülmüştür.
Muvafakatname eklerinde, bazı eserlerin söz ve bestesinin de davacıya ait olduğu görülmüştür, ancak davacı icracı sanatçılıktan kaynaklanan haklarını talep etmiştir.
Davacının muvafakatnameleri verdiği tarihte, internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hakkın FSEK 80.maddede düzenlenmediği, FSEK 51.maddesinin ilerideki faydalanma imkanlarını düzenlediği; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir" hükmü dikkate alındığında, dava konusu eserler (şarkılar) için dijital iletim haklarının devredilmediği, bu nedenle davalının; eserlerin (şarkıların), dijital iletim hakkı kapsamında internet üzerinden dijital satışını yapmasının, davacının FSEK 80. maddede düzenlenen gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak şeklindeki mali hakkının ihlali sayılacağı kanaatine varıldığından, asıl ve birleşen davaların kabulüne, davalıların eyleminin; davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, "... - ..." isimli albüm ve albümdeki; "... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." ve "... - ..." isimli albüm ve albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların) davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili, pasif husumet yokluğundan müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... firmasının ...'e ait olduğu, bu firma ile ...nin adreslerinin aynı olduğu, şirketin imza yetkilisinin ... olduğu görülmekle, davalılar arasında organik bağ bulunduğu, bu nedenle davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARIN KABULÜNE
1-Davalıların eyleminin, davacının FSEK' ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
2- "... - ..." isimli albüm ve albümdeki; "..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." ve "... - ..." isimli albüm ve albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların), davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine,
3-Asıl davada; alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 435,80 TL harcın davalılardan alınarak hazine irad kaydına,
4-Asıl dava yönünden; Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı verilmesine,
5-Birleşen davalar yönünden; alınması gereken ( 615,40 x 2 ) 1.230,80 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 871,60 TL harcın davalılardan alınarak hazine irad kaydına,
6-Birleşen davalar yönünden; Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin (iki dava için tek bir vekalet ücreti) davalılardan alınarak davacı verilmesine,
7-Davacı tarafça yapılan; 180,20 TL başvuru harcı, 179,60 TL peşin harç, 1.394,75 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.754,55 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır