T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/42
KARAR NO : 2025/109
DAVA : TASARIMA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ : 13/02/2015
KARAR TARİHİ : 28/04/2025
Mahkememizin 2021/36 E. 2023/126 K. Ve 19/07/2023 tarihli kararı; İstanbul 16. H.D'nin ... E. ...K. ve 21/02/2024 tarihli ilamı ile KALDIRILDIĞI ve davanın Mahkememizin 2024/42 E. sırasına kaydı yapılmakla, Tasarıma Tecavüz-Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat ile Tasarımın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, uzun zamandır modacılık ile uğraşan ve aynı zamanda, müvekkili adına tescil edilen tasarımların tasarımcısı olan ... tarafından 2002 yılında kurulmuş olduğunu, müvekkilinin kısa zamanda tekstil, dış giyim alanında tanınmış bir kişi haline geldiğini, müvekkili şirketin, kuruluşunu geliştirme planları çerçevesinde İstanbul'da açılarak faaliyet göstermeye başlamış olduğunu, en iyi şirketlerle çalışarak yurt içinde ve yurt dışında tanınmış bir hale geldiğini, müvekkilinin, kendine özgün tasarımlarına konu olan ürünlerini korumak adına Türk Patent Enstitüsü'ne başvuruda bulunduğunu ve 27.02.2013 tarihli, ... sayılı başvurusu ile tescil edilmesini sağladığını, davalılardan ...'un, ...'da kurulmuş ve faaliyet gösteren bir konfeksiyon mağazası sahibi olduğunu, müvekkilinin ürettiği abiye kıyafet satışını yaptığını, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu tasarımların bir kısmını aynen taklit ederek üretmekte veya ürettirmekte ve çeşitli şirketlere satışını gerçekleştirdiğini, davalıya ait işyerinde ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası ile tespit işlemi yapıldığını ve bu tespit neticesinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ... markası ile müvekkilinin tasarıma konu ürününden taklit olarak toplam 6 adet bulunduğunun tespit edildiğini, davalılardan ...'in ...'da kurulu ve faaliyet gösteren bir giyim firması olduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı ... tarafından satışı yapılan ve sırt etiketinde ... markası bulunduğu tespit edilen taklit tasarıma konu elbisenin, davalı ...'den temin edilmiş olduğunu, bu hususun müvekkili tarafından fiş ile satın alınmış ve tespit dosyasına sunulmuş olan elbisenin incelenmesi ile de anlaşılmış olduğunu ve bu elbisenin davalı ...'a ait olduğu sanılan işyerindeki diğer elbiseler ile aynı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davalı ...'ın İstanbul'da kurulmuş ve faaliyet gösteren bir konfeksiyon mağazası sahibi olduğunu, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu tasarımların bir kısmını aynen taklit ederek üretmekte veya ürettirmekte ve çeşitli şirketlere satışını gerçekleştirdiğini, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyası ile davalıya ait işyerinde yapılan tespitte 6 adet tekstil ürününün müvekkiline ait tescilli tasarıma tecavüz niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, davalı ...'in ...'da Kurulu ve müvekkili ile aynı faaliyet alanında çalışan bir şirket olduğunu, davalıya ait işyerinden fişi ile birlikte satın alınarak ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...D. İş sayılı dosyasına sunulan ürün üzerinde davalı ... tarafından kullanılan ... markasının bulunduğunu ve bu ürünün de müvekkiline ait tasarımın taklidi olduğunun anlaşılmış olduğunu, müvekkili tarafından haricen yapılan araştırma sonucunda davalı ...'ın bu firmadan satın aldığı taklit ürünleri satışa sunduğunun öğrenildiğini, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi”nin ...D.İş sayılı dosyası ile tespit istedikleri davalılardan ...'a ait işyerinden satın alınarak dosyaya sunulan ürün ile müvekkili tarafından bildirilen adreste yapılan tespit işleminde, tespite konu işyerinde bulunan vergi levhasında mükellef olarak ...Şti. olduğu anlaşılmış olan ve bu husus bilirkişi raporunda da belirtilen söz konusu işyerinde yapılan tespitte 8 adet etek boyu uzun ve 5 adet kısa olmak üzere iki tür elbise bulunduğunu, her iki elbise görselinin de genel görünüm olarak müvekkilinin tasarımına benzer olduğunun tespit edildiğini, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte dosyaya fişi alınarak sunulan ürün örneğinin Davalı ...'a ait ...'da bulunan işyerinden alınmış olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda dosyaya sunulan ürün ile davalı ...'e ait işyerinde bulunan ürünlerin aynı olduğunu, bu iki davalı arasında üretici-satıcı ilişkisi olduğunun anlaşıldığını, davalı ...'a ait işyerinden satın alınarak dosyada incelenen ürünün de müvekkiline ait tasarım ile benzer nitelikte olduğunu, müvekkili şirketten herhangi bir izin ya da icazet almaksızın, müvekkili adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli olan 27.02.2014 tarihli ve ... sayılı tasarımını kanuna ve usüle aykırı olarak kullanarak, müvekkilinin 554 sayılı KHK ve Türk Ticaret Kanunu ile koruma altında bulunan tasarım haklarının önemli ölçüde zarar görmesine neden olan davalıların; müvekkiline ait özgün tasarımlara karşı tecavüz ve haksız fiillerinin, haksız rekabetlerinin tespitine, durdurulmasına, haksız tecavüzlerinin önlenmesine ve kaldırılmasına, müvekkili tarafından tasarlanan ve üretilen, tasarım tescil başvurusuna konu ürünlere vaki tecavüz fiillerinin durdurulması ve önlenmesi için; her türlü sınai mülkiyet hakları müvekkiline ait olan ... tarihli ve ... sayılı tasarımının; davalılara ait her türlü basılı evrak, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile diğer ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmuyor ise imha edilmesine, müvekkilinin söz konusu tecavüz eylemlerinden doğan zararlarının tazmini için her bir davalıdan 1.000'er TL olmak üzere toplam 6.000.-TL manevi tazminat ile dava üzerinde müvekkilinin tazminat hakları saklı kalmak üzere şimdilik her bir davalıdan aşamasında oluşan maddi değerin hesaplanması halinde ortay cak zarar miktarı 1.000 er TL olmak üzere toplam 6.000 TL maddi tazminata hükmedilmesine, müvekkilinin tasarım hukuku ve ticaret hukukundan doğan haklarına vaki tecavüz fiillerinin durdurulması, önlenmesi ve iş bu davanın etkinliğini temin zımnında, davalılara ait, müvekkili tasarımlarını içeren bütün materyallere, iş mahsullerine, ürünlerine, internet vasıtasıyla yapılanlar dahil, her türlü tanıtım ve reklam ürünlerine ve sair vasıtalara davalılara ait gerek yukarıdaki ve gerekse tespit edilecek sair adreslerde el konulmasına ve toplanmasına dair mahkemenizce uygun görülecek teminat mukabilinde veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının Sayın Mahkemenizce verilecek karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde de bu emtiaların imhasına, davalıların aleyhine verilecek kararın, masrafı davalılar tarafından karşılanmak suretiyle, Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek 2 ayrı gazetede 15'er gün ara ile 2'şer defa ilan yolu ile kamuya duyurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ŞTİ. vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili firmanın 20 yıldan beri tekstil ürünlerinin perakende satışını yapmakta olduğunu, fatura mukabili üretici firmalardan ürün aldığını, müvekkili firmanın, hiçbir zaman üretim faaliyetinin olmadığını, davalılardan ... ile müvekkili firmanın arasında ticari ilişki bulunmakta olduğunu, buradan müvekkilinin "..." etiketiyle bir kısım ürünler alıp satmış olduğunu, müvekkili firmanın bu satışı yaparken tasarımın başka bir firmaya ait tasarım olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını, davacı firmanın İstanbul'daki tanınmışlık düzeyinin yüksek olmadığını, davacıya ait olduğu iddia edilen tasarımın birçok firma tarafından benzerlerinin üretilip satıldığını. dava dilekçesinde davalı ...'ın müvekkili firmadan satın aldığı taklit ürünleri satışa sunduğu iddiaları, bunun maddi bir yazım hatası olduğunu, şayet maddi yazım hatası yapılmamışsa da davaya konu edilen ürünün müvekkili tarafından diğer davalı ...'dan satın alınmış olduğunu, bu ürünün ...'a satışının asla söz konusu olmadığını savunmalarının kanıtının ticari defterler ile sunulu fatura sureti olduğunu. müvekkili firmanın, söz konusu ürünlerin tasarım şeklinin davacıya ait olduğunu bilerek satın alıp satışını yapmadığı için davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, davacı firmanın, müvekkili ve diğer davalılara davaya konu uyuşmazlığın giderilmesi için dava öncesinde hiçbir ihbar ve ihtarının olmadığını, ihtar edilmiş olsaydı ve bu ihtara rağmen müvekkilinin ihtara konu eylemlerini sürdürmesi halinde elbetteki sorumluluğu söz konusu olacağını, ancak tasarıı nden bihaber müvekkilinin daha önce davalılardan ...'ın ürünlerindeki "..." etiketine itibar ederek aldığı bir kaç ürün sebebiyle sorumlu veya kusurlu gösterilmek istendiğini, müvekkilinin burada ticari veya ahlakı olarak hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, tamamen iyi niyetli ve ticari teamüllere uygun olarak hizmet veren müvekkilinin davacı firmanın tasarımlarına halel getirici hiçbir eyleminin bulunmadığını, arz ve izaha çalışılan sebeplerden dolayı yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmili yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket merkezinin ... de bulunan ve bünyesinde 4 ayrı marka olan "..., ..., ..., ... barındıran yurt içi ve yurt dışında satış yapan herkes tarafından bilinen dürüst bir tacir olduğunu, müvekkili şirketin 13 yıldan fazladır piyasada ve ticaret hayatında yer aldığını, müvekkili şirketin en son uluslararası markalar yanında ...çok zor katılımı olan her firmanın olamayacağı bir fuara davet edildiğini, müvekkili şirketin rekabet ettiği firmaların farklı olup, cirosu, çalışanı, markaları ile yurt dışında ve yurt içinde farklı bir kategoride faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacı tarafın ... 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ...D.İŞ sayılı dosya ile aleyhine tespit talep edilen şahıs ...(...) yazılmak suretiyle tespit talebinde bulunduğunu, diğer davalı ... adlı şahıs ile müvekkilinin hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, diğer davalı ...'un da müvekkili şirket ile hiçbir bağının olmadığını beyan ettiğini, tespit talep eden şahıs aleyhine suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, farklı şahıs adı altında talep edilen ve farklı bir şahıs adı ile ilgili hiçbir evrak ve doküman olmaksızın iş yerlerine yönelik gerçekleştirilen hukuka aykırı ve mesnetsiz tespit işlemine itiraz ederek hükümsüz sayılmasını talep ettiklerini, davacının hukuka aykırı tespiti ile dava konusu elbise ürünleri 554 sayılı KHKnın 6 ve 7. Maddelerine aykırı olarak tescil edilmiş olduğunu, tasarım konusu ürünün 2013 tarihinden bu yana müvekkilince ve piyasada satılan bir ürün olduğunu, davacının kötü niyetle kamuya sunulan bu ürünü yeni gibi kendi adına tescil ettirerek müvekkili ve piyasasındaki diğer tekstil firmalarını aleyhine haksız rekabet eylemi gerçekleştirdiğini, davacıya ait olan tasarım konusu ürünün ayırt edilemeyecek derecede benzerinin 2010 yılından bu yana ... adlı ... menşeli firma tarafından da satıldığını, davacı tarafından 11.06.2015 tarihinde müvekkili şirkete ihtiyati tedbir için gelindiğini ve yapılan aramada davaya konu elbise modelinin bulunmadığını, yok olan bir tespitle bu davanın açılmasının kabul edilemez olduğunu, davacı firmanın müvekkilini davaya konu uyuşmazlığın giderilmesi için dava öncesinde hiçbir ihbar ve ihtarda bulunmadığını; müvekkili şirketin hiçbir şekilde davacı tarafa yapılan bir hukuksuzluğun olmadığını, müvekkilinin davacı firmanın tasarımlarını kullanmaya ihtiyacı ve gerekliliği olmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...LTD. ŞTİ. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının diğer davalı ... tarafından satışı yapılan ve etiketinde ... markası bulunan davaya konu tasarım elbiseyi müşteri gibi müvekkili firmadan satın almış olduğunu, davacının bu davranışının öncelikle hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin söz konusu elbiseyi nereden temin ettiği sorulmadan ve durum izah edilmeden hiçbir sözlü uyarı dahi yapmadan, yazılı ihtar göndermeden tescilden kaynaklanan haklarını bu şekilde kullanmasının taraflarınca doğru bulunmadığını. müvekkilinin taklit tasarıma konu olduğu iddia edilen bu model elbiseyi sürekli olarak ticaret yaptığı ... Ltd. Şti. den satın aldığını, dava konusu tasarımın her ne kadar TPE nezdinde tescil edilmiş ise de; söz konusu tasarımın özgün bir tasarım olmadığını, müvekkilinin satmış olduğu elbise modelinin birçok tekstil firmasında üretilen ve satılan, moda dergilerinde çok sık görülen bir model olduğunu, bu nedenle davaya konu tasarımın yem ve ayırt edici bir özelliği bulunmadığını, müvekkilinin satın aldığı ve sonrasında piyasaya sürdüğü bu ürünün tasarımının tescilli olup olmadığını bilmesinin imkansız olduğunu, davaya konu tasarımın yeni, ayırt edici ve özgün olmadığını çok benzer modellerin iç ve dış piyasada alınıp satıldığını, müvekkilinin özgün olmayan bu tasarımın tescilli olup olmadığını bilmesi mümkün olmadığını, TPE tasarıma konu tescil başvurularını değerlendirir iken tasarımın yeni ve ayırt olup olmadığını incelemediğini. TPE kendisine gelen başvuru üzerine başvuru evraklarının tam olup olmadığını incelediğini sadece şekli inceleme yaptığını, şekli inceleme sonrası başvuru resmi bültende yayınlanmakta süresi içerisinde itiraz gelmediği takdirde tescil edildiğini. Ülkemizde özgün olmayan bir tasarımın dahi tescilinin kolaylıkla mümkün olduğunu, söz konusu tasarımın tescilinden önce kamuya sunulmuş olması yurt içi ve yurt dışında kullanılan bir tasarım olmasının çok yüksek ihtimal olduğunu, bir tasarımın tescil edilebilmesi için başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de veya dünyanın herhangi bir yerinde piyasaya sunulmamış olması gerektiğini, piyasada çokça görülen bir model üzerinde ufak değişiklikler yaparak söz konusu tasarımın tescilinin sağlanmasının etik olmadığı gibi bu tescil nedeni ile 554 Sayılı KHK uyarınca sağlanan haklardan haksız vere faydalanmanın ve kazanç elde etmenin yasalara ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının Türkiye'deki incelemesiz sistem nedeniyle daha önce sıkça kullanılan ve bilinen bir modeli kendi adına rastgele tescil ettirmiş olmasının tasarım üzerinde hak sahibi olduğu anlamına gelmediğini, söz konusu tasarımın iptali için yasal yollara başvurma ve dava açma haklarını saklı tuttuklarını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafından taraflarına söz konusu tasarımın tescilli olduğuna ilişkin ve dava konusu uyuşmazlığın giderilmesi ile ilgili müvekkili şirkete herhangi bir ihtar ve ihbarda bulunulmadığını, müvekkilinin üzerinde ... marka etiketi bulunan elbiseleri bu etiket markası nedeni ile ve çalışmış olduğu dava dışı firmanın taklit tasarım satmayacağı inancında oldukları için satın almış olduğunu müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilden talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının davacı firmanın tanınmışlık düzeyinin azlığı, TPE tescil sistemi nedeniyle bilmen tasarımların bile kolaylıkla tescil edilebileceği hususu müvekkilinin iyi niyeti ve haklılığı düşünüldüğünde oldukça haksız ve fahiş olduğunu, ...D.iş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespit neticesinde verilen bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, davaya konu tasarım elbise ile diğer davalı ... firmasında bulunan elbisenin karşılaştırılmış olduğunu, davacının müvekkilinden satın aldığı elbise yönünden herhangi bir inceleme yapılmamış olduğunu, eğer taraflarının bilgisi dışında yapılmış herhangi bir tespit dosyası ve bilirkişi raporu var ise beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, ayrıca bilirkişi tarafından yapılan incelemenin yalnızca benzerlik incelemesi olup tasarımın yeni, ayırt edici ve özgün olup olmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini, müvekkilinin iyi niyetli olup davacı taralından her ne kadar 554 sayılı KHK ve TTK haksız rekabet hükümlerine dayanılarak dava açılmış ise de açılan davanın reddini, şartları oluşmamış maddi ve manevi tazminat talepleri ile diğer taleplerin reddi gerektiğini, karşı dava açma haklarının saklı kalması kaydı ile müvekkili aleyhine açılan haksız ve dayanaksız davanın ve tüm taleplerin reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili aleyhine dava açılmış ise de, davaya konu iş yerinin ...LTD. ŞTİ.'ne ait olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ... 2.FSHHM'nde alınan raporu kabul etmediklerini, müvekkilinin tasarımlarının farklı olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davacı istemlerinin ve davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...beyan dilekçesinde: Tasarımcı olarak mesleğini ifa ettiğini, davada; davacı tarafın tasarladığı elbise modelini bire bir taklit etmekle suçlandığını, dava konusu elbise modellerinde davacı tarafın ürettiği elbiselerinin daha ağır bir kumaşla tasarlandığını, kendi tasarımında ise daha hafif kumaşların kullanıldığını, davacı tarafın elbise modelinde elbise üzerinde taşların bulunduğunu, kendi tasarımımda ise elbisenin simlerle süslendiğini, bunların hazır giyim sektöründe önemli bir ayrıntı olduğunu, ayrıca davacı tarafın ürettiği ürünün teknik tasarımı incelendiğinde; hammaddesi olan kumaşın gerek üretildiği materyal, gerekse gramaj ağırlığı yönünde farklı olduğu, laboratuar analizi yapılmasına ihtiyaç duyulmadan çıplak gözle bakıldığında dahi net olarak anlaşıldığını, bunların başlı başına modelin farklı olduğu anlamına geldiğini, ürünlerin birbirine benzer olması iddiasına gelince, ... Sektöründe nihai tüketiciye yönelik giyim üreten firmaların, başta dünya modasının kalbi sayılan ...'nın Paris şehrinde düzenlenen ... uluslararası moda, hazır giyim, tekstil fuarları olmak üzere, İtalya Milano'da düzenlenen ..., ..., ... ve ... gibi uluslararası moda, hazır giyim, tekstil, kumaş ve aksesuarları fuarları, ...'da düzenlenen, Moda Barcelona'da düzenlenen moda ... gibi moda ve hazır giyim fuarı gibi yılda bir düzenlenerek, yaz ile kış sezonu trendlerini belirleyen Dünya ve Avrupa modasının fuarlarda sergilenen ürünlerden esinlendiğinin bilinen bir gerçek olduğunu, dolayısı ile her yıla ait moda renklerin, moda kumaşlar ve moda giyim stillerinin bu fuarlarda tanıtıldığını, dava ile muhatap olduğu tarih itibariyle Merter'deki mağaza vitrinlerini incelediğinde farklı firmalara ait farklı elbiselerin birbirine çok benzediğini, üstelik dava konusu modeller kadar dahi farklı olmadığını gözlemlediğini, ... verilerine göre...'da 1000'e yakın konfeksiyon imalat firması ile 650 civarında toptan satış firması olduğu göz önünde bulundurulduğunda toptancı olan firmasının sattığı ürüne ait estetik ve tasarım kopyalamalarını tespit etmesinin mümkün olmadığını, izah ettiği nedenlerle, sunmuş olduğu bilgi ve belgeler dikkate alınarak, dava konusu ürünlerin hazır giyim üretimi alanında akademik uzmanlarca incelenip, tarafına isnat edilen suçla hiçbir iştirakinin olmadığı hususunda gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
Davalı ...'a TK. 35. maddeye göre tebligat yapılmış, davaya cevap verilmemiştir.
BİRLEŞEN ... 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN ... E. SAYILI DAVADA:
Davacı ... LTD. ŞTİ vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket aleyhine ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya ile tasarıma karşı tecavüzün ve haksız fiil, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, tecavüzün önlenmesi ve kaldırılması, taraflarına ait her türlü basılı evrak, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile diğer ticari evraktan çıkarılması, silinmesi, imhası, tecavüz eyleminden kaynaklanan maddi manevi zararın tazmini talepli dava açıldığını ve bu davanın yargılamasının halen devam ettiğini, dava konusu tasarım için, davalı tarafça 27.02.2014 tarihinde Türk Patent Enstitüsüne başvuruda bulunulduğunu, başvuru sonucu ilgili tasarımın 27.02.2014 tarihinde ... tescil numarası ile davalı adına tescil edildiğini, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 56. maddesinde "Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur." hükmünün amir olduğunu, ilgili madde kapsamında, bir tasarımın tescil edilebilirlik koşulunun yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını bir arada barındırmasına bağlı olduğunu, yenilik unsurunun tasarımın tescili için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, aynısının dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması durumu olduğunu, Türk Hukukunda bir tasarımın yeni kabul edilebilmesi için mutlak yenilik kriterlerinin arandığını, buna göre tasarımcı dünyanın başka bir yerinde olan bir tasarımdan habersiz olduğunu ispatlasa bile mutlak yenilik kriteri nedeniyle bu tasarımın yeni kabul edilmeyeceğini, ayırt edicilik unsurunun; tasarımın tescili için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı olması halini ifade ettiğini, davaya konu tasarım incelendiğinde, tasarımın alelade tasarım olduğunun, yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını barındırmadığının görüleceğini, ... 1. FSHHM'nin ...E. Sayılı davası ile müvekkilince tecavüz edildiği iddia edilen, ... numarası ile tescilli 3 numaralı tasarımın, ekli görsellerden de anlaşılacağı üzere ayırt edilemeyecek derecede benzerinin, 2010 yılından itibaren ... adlı Amerika Birleşik Devletleri menşeili firma tarafından kamuya sunulduğunu, ayrıca söz konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı hususunun bilirkişi marifetiyle de tespit edilebileceğini, açıkladıkları nedenlerle fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne, masrafı davalı yanca karşılanmak üzere hüküm özetinin Türkiyede tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde yayınlanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... LTD. ŞTİ. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafça, davaya konu tasarımların hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de, söz konusu davanın açıkça hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak açıldığını, öncelikle taraflar arasında görülmekte olan ... 1. FSHHM'nin... Esas sayılı davasında karar aşamasına gelinmiş olup, davacının yargılamayı uzatmak amacıyla iş bu huzurdaki davayı açmış olduğunu, müvekkil firmaya ait ve tescilli bulunan tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı iddialarının gerçeği yansıtmamakta olup, bu hususun tescil işlemleri yapılırken de araştırıldığını ve ona göre tescil işlemi yapıldığını, tasarıma bazı özellikleri nedeni ile “yeni” sıfatının verilebileceğini ancak “yeni” kelimesinin, sadece var olmayan bir şeyin yaratılması değil, var olan bilinen bir şeye bazı özellikler ve unsurlar eklenerek, bilinenden farklı hale getirilmesini de içerdiğini, dolayısıyla yeniliğin, tasarımı benzerlerinden ayıracak ölçüde olmasının yeterli olduğunu, bir tasarımın tescil edilebilmesi için diğer şart olan ayırt edici nitelikleri ise, o tasarıma has, yani sadece o tasarıma ait özellikler olduğunu, ayırt edici nitelik incelemesinde, bir tasarımın diğerlerinden görsel açıdan yeterince farklı olup olmadığına bakıldığını, ayırt edici niteliğin, tasarımın esasını oluşturup, tasarımı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan unsur olduğunu, ayırt edici niteliğin ürünün özünde, işlevinde, yapısal kuruluşunda, şeklinde veya anlam ve kavramında olabileceğini, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 56.maddesine göre ilk olarak, söz konusu tasarımın mevcutlara nazaran yeni olup olmadığına, ikinci aşamada ise mevcutlardan farklı bulunup bulunmadığına bakıldığını, birincisinin objektif bir inceleme olduğunu, ikincisi ise bir genel intiba testi olduğunu, dünya üzerinde birbirleri ile benzer binlerce tasarım bulunmakta olup, önemli olan hususun bu tasarımların birbirleriyle olan benzerlikleri değil, birbirlerinden olan farklılıkları olduğunu, davaya konu tasarımın müvekkili firmanın kendi tescilli tasarımı olup, söz konusu tasarıma benzer tasarımlar bulunuyor olmasının, tek başına tasarımın hükümsüzlüğü için yeterli bulunmadığını, yine aynı kanunun 59. maddesinin 2. fıkrasında ''Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez.'' denildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının iddia ettiği üzere Amerika'da faaliyet gösteren firmanın tasarımları ile müvekkili firmanın tasarımı arasında benzerlik bulunması durumunda dahi, bu durumun müvekkili firmanın makul yollarla bilmesinin mümkün olan bir durum olmamakla birlikte, tek başına müvekkilinin tasarımının hükümsüzlüğü sonucunu da doğurmayacağını, davaya konu tasarımın davacının iddia ettiği üzere benzer olsa dahi, söz konusu benzerliğin tek başına tasarımın hükümsüzlüğüne yeterli olmadığını, davacı tarafça ... 1.FSHHM'nin ... Esas sayılı davası üzerinden yürütülen yargılamanın aleyhe sonuç doğurmasının engellenmesi amacıyla bu davanın açıldığını, açıkladıkları nedenlerle haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin... E. ... K. ve 19/07/2023 tarihli kararında:"...ASIL DAVADA
1-Davalıların eyleminin, davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
2-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre her bir davalıdan ayrı ayrı 2.500 TL maddi tazminatın, ıslah tarihi olan 27/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Manevi tazminat talebinin kabulüne; her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000 TL manevi tazminatın alınarak davacıya verilmesine,
4- 27/05/2015 tarihli ihtiyati tedbir kararının; karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan teminatın davacıya iadesine,
5-Karar kesinleştiğinde D.İş dosyalarında; Davalılara ait iş yerinden alınan ürünlerin imhasına, imha masrafın ilgilisinden alınmasına,
6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline...
BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
... Şti, ... Şti. ve .... Ltd. Şti. vekilleri İSTİNAF yasa yoluna başvurmuştur.
Anılan karar, İstanbul BAM 16. HD'nin ... E. ... K. ve 21/02/2024 tarihli ilamı ile:"...Asıl dava, davacının adına tescilli ... numaralı tasarıma tecavüz - haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Birleşen dava, davalı adına tescilli ... numaralı tasarımın, hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde asıl davanın kısmen kabulüne; birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karar asıl davada davalı ... Ltd.Şti. vekili, davalı ... Ltd. Şti. vekili ve davalı ...Ltd.Şti vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
UYAP sisteminin davalı ...'un vefatına dair uyarısı üzerine, adı geçen davalının nüfus kaydının incelenmesinde, davalı ...'un 11/10/2022 tarihinde vefat ettiği; yargılama sırasında vefat eden davalının mirasçıları davaya dahil edilmeden, yargılamaya devam edilerek dosyanın karara çıkarıldığı anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle kararı istinaf eden taraf vekillerinin istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmaksızın, HMK’nın 355. maddesi uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin asıl davaya ilişkin kararının kaldırılmasına, vefat eden davalı ...'un mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmek üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, birleşen davaya ilişkin istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına..." gerekçesi ile kaldırılmıştır.
Kaldırma kararı gereği 03/10/2024 tarihli duruşmada: Asıl davada davacı ...ŞTİ. vekiline, davalı ...'un mirasçılarını gösteren mirasçılık belgesini (veraset ilamını) sunmak üzere süre verilmiş, mütevvefa ...'un mirasçılarını gösteren mirasçılık belgesi sunulmuş, ...'un mirasçıları; ... ve ...'a T.K 21. maddeye göre tebligat yapılmış, mirasçılar beyanda bulunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava: Davalıların, TPMK nezdinde davacı adına tescilli ... numaralı tasarıma benzer ürünleri satışa sundukları iddiasına dayalı, tasarıma tecavüz - haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla her bir davalıdan 1.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL maddi tazminat, her bir davalıdan 1.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL manevi tazminat ve hükmün ilanına ilişkindir.
Davacı vekili 24/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 10.512,62 TL artırarak 16.512,62 TL talep etmiş, gerekli harcı yatırmıştır.
Birleşen dava: TPMK nezdinde davalı ... ŞTİ. adına tescilli ...numaralı tasarımın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir.
6769 sayılı SMK 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ASIL DAVANIN açıldığı tarih itibariyle dava, 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde incelenmiştir.
554 sayılı KHK 3/a maddesi tasarımın tarifini yapmakta ve bu maddeye göre "tasarım, bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin çizgi şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyularıyla algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü" ifade etmekte olup ürün yada ürün parçasının görünümüdür. KHK 5. maddesine göre yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımlar belge verilerek korunacak, 6. maddeye göre de bir tasarımın aynısı, başvuru ve rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilecektir. 7. maddede bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olması için bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile daha önceden kamuya sunulan herhangi bir tasarımın böyle bir kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılığın olması gerekmektedir. 8. maddeye göre ise, tasarımın kamuya sunulmasından itibaren en geç bir yıl içerisinde tescilinin istenebileceği hüküm altına alınmış olup, son olarak da KHK 43. maddesi yeni ve ayırt edici nitelik taşımayan tescilli tasarımların hükümsüzlüğüne karar verileceğini belirtmektedir.
554 sayılı KHK 5. maddesi yeni ve ayırt edici niteliğe sahip tasarımların belge verilerek korunacağını ve bileşik bir ürünün bir parçası ile ilgili tasarımın kendi yeni ise ve ayırt edici bir niteliğe sahipse, ayrıca korumadan yararlanacağını belirtmektedir. Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiillerin açıklandığı 48. maddesinin 1/a bendinde ise tasarım hakkı sahibinin izni olmaksızın, tasarımın aynını veya belirgin bir şekilde benzerini yapmak, üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme akdi için icapta bulunmak, kullanmak, ithal etmek ve bu amaçlarla depolamak yada elde bulundurmak , tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller olarak belirtilmiştir.
Tasarım hakkının kapsamı 554 sayılı KHK’nın 17. maddesinde düzenlenmiş olup tescilli tasarımın kullanılması hak ve yetkileri münhasıran tasarım hakkı sahibinindir. Tasarım hakkı, tasarım üzerindeki tasarımdan doğan inhisari yetkilerle donatılmış bir mutlak haktır. Tasarım hakkından doğan inhisari mutlak haklar, olumlu ve olumsuz nitelikte yetkiler içerir. 554 sayılı KHK’nin 17 ve 18. maddelerinde bu haklar düzenlenmiştir.
554 sayılı KHK’nin 17. maddesi uyarınca üçüncü kişiler, tasarım hakkı sahibinin izni olmaksızın koruma kapsamındaki tasarımın uygulandığı bir ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, sözleşme yapmak için icapta bulunamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz. Tasarım hakkı sahibi bu hakkını kusurlu veya iyiniyetli olduklarına bakmaksızın herkese karşı ileri sürebilir.
Tasarım hakkının sınırlandırıldığı ve koruma kapsamı dışında kalan durumlar ise 554 sayılı KHK’nin 21. maddesinin, a ile d bentlerinde, özel amaçla sınırlı kalan ve ticari amaç taşımayan fiiller, deneme amaçlı fiiller, eğitim ve referans amaçlı çoğaltmalar, tasarımın yabancı taşıtlarda kullanılması, 12. maddesi uyarınca 5 yıllık yenileme süresi sonunda yenilenmeyen tasarımlar, 22. maddesi gereğince onarım amaçlı kullanım ile 23. maddesi uyarınca önceki kullanımdan doğan hak sahipliği, son olarak 24. maddesinde düzenlenen hakkın tükenmesi ya da ilk satış doktrinidir. Bu hallerin varlığı halinde tasarım hakkının korunması sözkonusu değildir.
Tasarım tescil başvurusundan doğan hakka ya da tescilli tasarım hakkına tecavüz halleri ise 554 sayılı KHK’nin 48. maddesinde düzenlenmiştir. Hukuk ve ceza davalarının açılabilmesi için ya başvuru ya da tasarım hakkına tecavüz olmalıdır. Tasarım hakkına tecavüzden söz edebilmek için 554 sayılı KHK’da belirtilen tecavüz eylemlerinden her hangi birisinin gerçekleşmesi ve hukuka uygunluk sebeplerinin somut olayda mevcut olmaması gerekir.
554 sayılı KHK’nin 48/2. maddesi uyarınca tasarım başvurusu, KHK’nin 34. maddesine göre yayımlandığı takdirde, başvuru sahibi, tasarıma vaki tecavüzlerden dolayı hukuk ve ceza davası açmaya yetkilidir. Yine 48/1. maddesinde tasarım hakkına tecavüz oluşturan fiiller düzenlenmiş olup madde metni;
"a) Tasarım hakkı sahibinin izni olmaksızın tasarımın aynını veya belirgin bir şekilde benzerini yapmak, üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme akdi için icabda bulunmak, kullanmak, ithal etmek ve bu amaçlarla depolama, elde bulundurmak;
b) Tasarım belgesi sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devir etmek,
c) Bu maddenin önceki a ila b bendlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak,
d) Kendisinde bulunan ve haksız olarak üretilen veya ticaret alanına çıkarılan eşyanın nereden alındığını veya nasıl sağlandığını bildirmekten kaçınmak,
e) Gasp" şeklindedir.
BİRLEŞEN DAVANIN açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
Tasarım kavramı, insan zihninde biçimlendirme, kurma, tasavvur etme faaliyetleri ile, nesnel gerçekliğe estetik bir yapı kazandırmayı ifade eder. Tasarım hakkı ise, herkese karşı ileri sürülebilen, maddi olmayan bir mutlak haktır. Bir ürünün ayırt ediciliğini estetik olarak vurgulayan yaratımlar hukuk düzenince korunur. Türk Hukukunda tasarımlar 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile özel olarak korunmaktadır. Kanunda tanımlandığı üzere tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür (SMK m.55/1).
Tescil edilmiş bir tasarımın, tescil sonrasında hükümsüz kılınması mümkündür. Hükümsüzlük şartları SMK 77. maddede düzenlenmiştir. Buna göre:
a) 55. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56. ve 57. maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58. maddenin dördüncü fıkrası ve 64. maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötünîyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse,
b) Hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere alt olduğu ispat edilmişse,
c) Sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihi, tescilli bir tasarımın başvuru tarihinden önce ise, tasarımın hükümsüz sayılmasına mahkeme tarafından karar verilir. Hükümsüzlük kararı, geriye etkili bir karardır. Hükümsüzlüğüne karar verilen bir tasarımdan doğan hak hiç doğmamış kabul edilir (SMK m. 79/1)
Bir tasarım tescil belgesine birden fazla tasarım konu olabilir. Hükümsüzlük nedenleri tasarım tesciline konu tasarımların tamamına ilişkin olabileceği gibi, sadece bir kısmına ilişkin de olabilir. Bu durumda, sadece ilgili tasarım bakımından kısmen hükümsüzlüğe karar verilebilir (SMK m. 77/2). Kısmen hükümsüzlük kararı verilen tasarım dışında kalan tasarımlar, "yeni" ve "ayırt edici olma" niteliklerine sahip ise, bu tasarımlar açısından tasarım tescili geçerli olmaya devam eder.
Tasarımların, hükümsüzlüğü değerlendirilirken, Yargıtay 11 H.D.'nin bir kararında da belirttiği üzere:"...Tasarımlara ilişkin tarifnameler ve tescil belgeleri ile taraflara ait ürünler birebir karşılaştırılmalı olarak incelenip ayırtedicilik ve yenilik unsurlarının bulunup bulunmadığı belirlenip, sonuca göre karar vermek..." denilmek suretiyle, değerlendirmenin ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir.
Tasarım tescil sistemi içerisinde, bir tasarımın yeni ve ayırt edici olması gerekli ve yeterlidir (SMK m.56/1).
Bir tasarımın aynısı (a) tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, {b} tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir (SMK m.56/4). Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir. Kamuya sunma, sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar.
Hangi tasarımların yeni olarak kabul olunacağı zaman ve mekana göre değişmektedir. Ancak genel olarak "yeni" kelimesi önceden bilinmeyen, hiç kullanılmamış veya az kullanılmış anlamlarına gelmektedir. Bir tasarımın aynısının, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olması yenilik unsurunu ortadan kaldırır.
Tasarımın ayırt edici olması ise, yeni olmasından farklı bir kavramdır. Tasarımın yeni olması, SMK 56/4. maddedeki "Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir" hükmünden de anlaşılacağı üzere yüzeysel bir incelemeyi gerektirir. Oysa ayırt edici olmayı belirlemede ölçü "bilgilenmiş kullanıcıdır (SMK m.56/5). Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim (a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (b) Tescilsiz tasarım İçin tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir (SMK m.56/5).
Bilgilenmiş kullanıcı, daha önceden kamuya sunulmuş tasarımların kendisinde bıraktığı genel izlenimden belirgin derecede farklı İzlenim bırakan tasarımlar ayırt edici kabul edilir.
Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, birbiri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır.
6769 sayılı SMK'nun 56. maddesi; "(1) Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. (2) Birleşik ürünün parçasının tasarımı, aşağıdaki şartları taşıyorsa yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir:
a) Parça birleşik ürüne takıldığında, birleşik ürünün normal kullanımında görünür durumda olmalıdır.
b) Parçanın görünür durumda olan özellikleri, yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını karşılamalıdır.
(3) Bu maddede yer alan normal kullanım; bakım, servis veya onarım işleri hariç olmak üzere, son kullanıcı tarafından kullanımı ifade eder.
(4) Bir tasarımın aynısı;
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir.
Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.
(5) Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim;
a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce,
b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir.
(6) Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır." hükmü amirdir.
6769 sayılı SMK'nun 58. maddesi göre; "(1) Tasarım sahibi, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabilir. (2) Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır. (3) Bu Kanun kapsamında sağlanan tasarım koruması, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda aranan şartları taşıması hâlinde söz konusu Kanunla öngörülen korumaya halel getirmez.
(4) Aşağıda belirtilen hâller koruma kapsamı dışındadır:
a) Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımlar.
b) Ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özellikleri.
c) Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özellikleri.
ç) Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dinî, tarihî ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımlar.
(5) 56 ncı maddedeki şartları karşılamak kaydıyla farklı veya eş birimlerden oluşan modüler bir sistemde bu birimlerin birbirleriyle sonlu veya sonsuz olarak çeşitli biçimlerde bağlantı kurmasını sağlayan tasarımlar korumadan yararlanır" hükmü amirdir.
6769 sayılı SMK'nun 59.maddesi göre "Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz" hükmü amirdir.
Bir tasarımın koruma kapsamı belirlenirken buna, o tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimle bariz bir benzerlik gösteren bütün tasarımlar dikkate alınır. Koruma kapsamının belirlenmesinde, kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özelliklerine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarlama açısından seçenek özgürlüğüne sahip olduğu dikkate alınır.
554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK, 6769 sayılı SMK hükümleri, bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamından: Davacı-birleşen davada davalı ...ŞTİ. adına tescilli... numaralı tasarımın, başvuru tarihi olan 27/02/2014 tarihi itibariyle koruma şartı olan yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olduğu, bu nedenle ... numaralı tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı ...LTD. ŞTİ. adına tescilli ...numaralı tasarım ile davalılara ait iş yerinde tespit edilen ürünlerin "benzer" olduğu, davalıların kullanımlarının; davacı adına tescilli ...numaralı tasarıma tecavüz teşkil ettiği kanaatine varıldığından, davalıların eyleminin, davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin ...E. ...K. ve 19/07/2023 tarihli kararında: Asıl davada, davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ancak, Yargıtay 11. H.D'nin ... E. ...K. ve 05/02/2025 tarihli ilamında: "...2.Mahkemece davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli tasarımın kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de; bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir. Yani, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir (Cahit, Suluk/(Rauf, Karasu/Temel, Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2022, s. 20-21; Savaş, Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s.9).
Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi markanın izinsiz kullanılmasının hem marka hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır.
Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır.
Somut olay bakımından Dairemizin eski uygulamasına esas teşkil eden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 57 nci maddesinin beşinci fıkrasında ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmişti. Bu kapsamda tescilli marka ve tasarım haklarının bu şekilde kullanılmasının marka ve tasarım hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabeti de oluşturduğu, anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği Daire uygulaması haline gelmişti. Başlangıçta kümülatif korumanın benimsenmiş olması, 6762 sayılı Kanunda yer alan bu düzenlemeden kaynaklanmaktaydı.
Ancak 1 Temmuz 2012 tarihin de yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'da, 6762 sayılı Kanun'da değinilen hükmün yerine getirilen 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde, "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Anılan iki hüküm karşılaştırıldığında 6762 sayılı Kanunun 57. maddesinin beşinci fıkrası "...Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak..." şeklinde olmasına rağmen, yerine ikame edilen 6102 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde
"...Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak..." şeklindedir.
Görüldüğü üzere yeni hükümde "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Bunun temel nedeni; tescilli işletme adı ve ticaret unvanının 6102 sayılı Kanun'un 50. ve 53. maddeleri arasındaki hükümlerle düzenlenmesi ve dolayısıyla özel koruma getirilmesidir. 6102 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4 üncü alt bendinin gerekçesinde eski hükümden ayrılmanın nedeni; "...anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani MarkKHK'da, EndTasKHK'da, CoğİşKHK'da ve unvanla ilgili olarak TK'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır.
Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemez..." şeklinde ifade edilmektedir.
Bu kapsamda belirtmek gerekirse, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Kanun kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle artık, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır.
Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır (bkz. NOMER/HELVCI/KAYA, s. 356 vd.; ARKAN, SABİH, Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 30. Bası, Ankara 2024, s.363).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere dayanmış olduğundan marka ve tasarımın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11. HD 14.03.2022 gün ve ... sayılı, yine 22.04.2021 gün ve ... sayılı kararları) somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabete ilişkin hüküm kurulmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." ibarelerin yer aldığı görülmekle, tasarım hakkına yönelik hükümler ile (kısa kararda sehven "SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri" şeklinde yazılmıştır) TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60.maddesince yerinde görülmediğinden, haksız rekabete yönelik taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı - birleşen davada davalı maddi tazminat tercihini, 554 sayılı KHK’nin 52/b maddesinde yer alan; "Tasarımdan doğan haklara tecavüz edenin, tasarımı kullanmakta elde ettiği kazanca göre" talep etmiştir.
Maddi tazminat miktarı, bilirkişiler tarafından net olarak belirlenemediğinden, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; uğranılan zararın miktarı tespit edilirken, hakim olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Davanın açıldığı tarih ve somut olayın özelliğine göre maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre her bir davalıdan ayrı ayrı 2.500 TL maddi tazminatın, ıslah tarihi olan 27/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
KHK 62/2-b ve TBK 58. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; Tasarım hakkı tecavüze uğrayan davacının manevi tazminat isteme hakkına sahip olduğu, davalıların eyleminin, davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varıldığından, manevi tazminat talebinin kabulüne; her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000 TL manevi tazminatın alınarak davacıya verilmesine, 27/05/2015 tarihli ihtiyati tedbir kararının; karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan teminatın davacıya iadesine, karar kesinleştiğinde D.İş dosyalarında; Davalılara ait iş yerinden alınan ürünlerin imhasına, imha masrafın ilgilisinden alınmasına karar verilmiştir.
Hükmün ilanında davacının menfaati olduğu gözetilerek, masrafın davalılardan alınmak suretiyle karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
ASIL DAVADA
1-Davalıların eyleminin, davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
2-SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60.maddesince yerinde görülmediğinden haksız rekabete yönelik taleplerin reddine,
3-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre her bir davalıdan ayrı ayrı 2.500 TL maddi tazminatın, ıslah tarihi olan 27/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Manevi tazminat talebinin kabulüne; her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000 TL manevi tazminatın alınarak davacıya verilmesine,
5-27/05/2015 tarihli ihtiyati tedbir kararının; karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan teminatın davacıya iadesine,
6-Karar kesinleştiğinde D.İş dosyalarında; Davalılara ait iş yerinden alınan ürünlerin imhasına, imha masrafın ilgilisinden alınmasına,
7- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline,
8-Alınması gereken 1.434,51 TL ilam harcından; peşin ve ıslah harcın mahsubu ile eksik 1.227,83 TL harcın davalılardan alınarak hazine irad kaydına,
9-Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i talepleri yönünden; Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
10-Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Manevi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 6.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davacı tarafça yapılan; 27,70 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç, 170,78 TL ıslah harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 311,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 3.545,38 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
13-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine,
BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 579,50 TL harcın davacıdan alınarak hazine irad kaydına,
2-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair Asıl davada davacı - birleşen davada davalı ...Ltd Şti vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların/vekillerinin yokluğunda HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır