T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/19 Esas
KARAR NO : 2025/71
DAVA : FSEK Kapsamında Caymaya İtiraz
DAVA TARİHİ : 24/01/2023
KARAR TARİHİ : 19/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK Kapsamında Caymaya İtiraz davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2005 yılından bu yana Türkiye müzik sektöründe müzik yapımcılığı, dağıtımı, organizasyonu, editörlüğü ve menajerliği alanlarında faaliyet gösteren bir şirket olup, ...” ın asil üyesi olduğunu, müvekkilinin davalı ile davalının icracı sanatçı sıfatıyla sahip olduğu hakları devraldığını, fakat davalının ... 53. Noterliğinin ... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden caydığını, bu cayma işleminden sonra eserler üzerindeki mali haklarını ... isimli bir firmaya devrettiğini, müvekkili ile söz konusu firma arasında görülmekte olan davanın ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile derdest olduğunu, sayın mahkemenin tetkik edeceği sair hususlar ışığında caymaya itiraz ettiğini ve davalı tarafça müvekkiline tebliğ edilen ihtarnamede açıklamış olduğu cayma iradesinin(caymanın) geçersizliğinin tespiti ve davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla caymanın hükümsüzlüğünü, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı ile sözleşme imzaladığını, müvekkilin evinde kendisinin yaptığı kayıtların ve video kliplerin dijital olarak yayına girmediğini, yeni kayıtlar yapılmadığını, verilen sözler tutulmadığını, davacının 1982 ve 1984 yıllarına ait yapımları bu sözleşme ve muvafakatnameyi dayanak göstererek haksız şekilde kullanarak gelir elde etmeye başladığını, ...'in, dava konusu eserlerin "ilk tespit yapmış olsa da, icracı sanatçıdan yazılı izin ve mali hakları kullanma yetkisi almadığından fonogram yapımcısı haklarına sahip olmadığını, 21.07.2014 tarihli sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, 21.11.2015 tarihli muvafakatnameyle “... ” ifadesi yer aldığından bu şekilde seslendirilmiş eserlerin haklarının devredilebileceğinin, önceki icraları kapsamadığını, ...'a hitaben yazılan muvafakatnamenin de önceki muvafakatname ile aynı olduğunu, tek farkın “...” ifadesinin yer aldığını, cayma hakkının koşullarının oluştuğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının 15.08.2015 tarihinde dava dışı ...'na mali hakları devretmiş olduğundan artık cayma hakkını kullanmaya ehil olmadığını, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının icracı sanatçı olması nedeniyle cayma hakkına sahip olmadığını, davacının eserlerin dijital ortam yayınlanması hakkını ...'e verdiğini, ...'in fonogram yapımcısı olması nedeniyle hakların devri için icracı sanatçıdan izin almasına gerek olmadığını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşme ve muvafakatnamenin dava konusu eserlerin yeniden icrasını konu aldığından ... ile imzalanan sözleşmenin dışında olduğunu, cayma hakkını kullanabileceğini, ...'in fonogram yapımcısı olarak hakları devredebilmesinin müvekkilinin muvafakati ile olabileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; FSEK 58. maddesi kapsamında caymaya itiraz istemine ilişkindir.
Davacı tarafça delil olarak muvafakatnameler, sözleşmeler, veraset ilamı, meslek birliği kayıtları, klip DVD' si, ihtarnameler, dijital platformdaki satışlara ilişkin ekran çıktıları, devir muvafakat belgeleri, instagram ekran çıktıları, derdest mahkeme dosyaları, ticari defterler ve bilirkişi incelemesine dayanıldığı görülmüştür.
Davalı tarafça delil olarak emsal mahkeme dosyaları ve bilirkişi raporları, ihtarnameler, meslek birliği kayıtlarına dayanıldığı görülmüştür.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişilerin görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle mahkememizce görevlendirilen FSEK/ telif hakları alanında bilirkişi..., sektör bilirkişi ..., akademisyen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu eserler üzerindeki hakların hangi tarafa ait olduğunun 21/07/2014, 15/08/2015 ve 25/11/2015 tarihli sözleşmelerden hangisinin önce tarihli olduğunun belirlenmesi halinde tespit edilebileceği, ...'den gelen yazı cevabındaki hak ediş tutarının miktarı göz önünde tutulduğunda caymanın geçerli olacağı kanaatine ulaşıldığı görülmüştür.
Davacı vekilinin itirazlarının tetkiki amacı ile yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesine karar verilmiş olup bu suretle mahkememizce görevlendirilen FSEK/ telif hakları alanında bilirkişi ..., sektör bilirkişi ...,...Devlet Kons. Üyesi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 30/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; caymanın şekli şartları açısından değerlendirme yapıldığında davalı tarafça davacıya FSEK 58 çerçevesinde noter vasıtasıyla önceden mehil verilmediği ve FSEK 58/2' de süre verilmesini gerektirmeyen hallere ilişkin herhangi bir delille rastlanmadığından takdiri sayın mahkemeye ait olmak kaydıyla caymanın şekli koşullarının gerçekleşmediği, davacının muvafakatname ve sözleşme kapsamında eserlerin yeniden icra edilecek halleri ile hak ve yetki aldığı ve cayma ihtarına kadar yeni icraları tespit etmeyip ... icraları üzerine video klip yaptığı başka bir deyişle hakkı hiç veya gereği gibi kullanmadığı kanaati hasıl olmakla caymanın esas şartlarının yerine getirildiği, caymanın esasa yönelik şartları yönünden geçerli olduğu, işbu caymaya itiraz davasında, cayma ihtarına konu edilen taraflar arasındaki 21/11/2015 tarihli sözleşmede devredilen hakların ... ile yapılan sözleşme dikkate alındığında geçerliliğinin olup olmadığı hususunun ... 1. FSHHM'nin ... esas sayısının konusu olması sebebiyle caymaya itiraz davasında bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hususundaki takdirin sayın mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
Huzurdaki davada; davacı tarafın, davalının ... 53. Noterliğinin ... yevmiye nolu, ... tarihli ihtarnamesi ile yaptığı caymanın FSEK 58. maddesi kapsamında geçersiz olduğu iddiası ile caymaya itiraz ettiği, davalı tarafın caymanın şeklen ve esasen geçerli olduğunu savunduğu, ilgili ihtarnamenin davacı tarafa 29/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu ihtarnameye karşı kanuni süre içerisinde caymaya itiraz davasının ikame edildiği görülmüştür.
Cayma hakkı 5846 sayılı FSEK'in 58.maddesinde; '' (1) Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir. (2)Cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur. (3) Verilen mehil neticesiz geçerse veya mehil tayinine lüzum yoksa noter vasıtasiyle yapılacak ihbar ile cayma tamam olur. Cayma ihbarının tebliğinden itibaren 4 hafta geçtikten sonra caymaya karşı itiraz davası açılamaz. (4) İktisap edenin mali hakkı kullanmamakta kusuru yoksa veya eser sahibinin kusuru daha ağır ise hakkaniyet gerektiği hallerde iktisap eden, münasip bir tazminat isteyebilir. (5) Cayma hakkından önceden vazgeçme caiz olmadığı gibi bu hakkın dermeyanını iki yıldan fazla bir süre için meneden takyitler de hükümsüzdür.'' şeklinde düzenlenmiş olup cayma hakkının kullanılması için şekle ve esasa ilişkin şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Somut olayda davalı tarafça cayma hakkının kullanıldığı ihtarnamede münasip bir mehil verilmediği sabittir, bu hususun tarafların da kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Bu hâli ile somut uyuşmazlık kapsamında caymanın esasa yönelik şartlarının ve mehil tayinine lüzum olmayan durumların bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmiştir. Bilirkişi raporlarındaki teknik araştırma sonuçları yönünden, yeniden teknik inceleme yapılmasını gerektirecek taraf itirazlarına rastlanılmadığı, yanların itirazlarının caymanın esasa ve şekli şartlarına yönelik hukuki konular üzerinde toplandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) hukukun uygulanması başlıklı 33. maddesi uyarınca hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağına yönelik düzenlemesi gereğince somut uyuşmazlığın 5846 sayılı FSEK'de yer alan ilgili hükümler kapsamında incelenmesi gerekmiştir.
Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere; dava dosyası ekinde yer alan DVD'deki, davalı icracı sanatçı...'a ait şarkılara ilişkin 6 adet eserin teknik incelemede tespit edildiği, (1-..., 2- ..., 3- ..., 4-..., 5-..., 6- ... davalı icracı sanatçı ...'a ait yukarıda sıralanan tüm video klipler dinlenerek izlendiğinde ve sanatçının aynı isimli ... internet sitesi üzerinde yayınlanmakta olan işitsel ve görsel yayınları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; tüm şarkıların işitsel içeriğinin, davalı sanatçı ...'ın 1982-1984 yılları arasında yayınladığı aynı adlı şarkılar ile birebir aynı olduğu, dolayısıyla tüm şarkıların aranjesinin aynı olduğu ve herhangi bir şarkı için yeniden bir aranjenin söz konusu olmadığı, adı geçen şarkılara ilişkin video kliplerin, davalı sanatçı ...'ın güncel görüntülerinden oluşturulmuş, karmaşık olmayan, basit biçimde tasarlanmış klipler olduğu belirlenmiştir. Caymanın esasa yönelik şartlarının gerçekleşmesi için mali hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanılmaması durumunun bulunması gerekmekte olup somut olayda cayma ihtarına konu edilen 21/11/2015 tarihli sözleşme yönünden ve 21/07/2014 tarihli muvafakatname yönünden değerlendirme yapıldığında, tatbiki gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 1. ve devamı maddelerinde sözleşmenin kurulması ile hükümleri düzenlenmiş ve sözleşmenin, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla (rızalarını beyan etmeleriyle) kurulacağı hüküm altına alınmış olup sözleşme ilişkisinin varlığı halinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşme kapsamına göre belirlenmesi, TBK'nın 19. maddesi gereğince de sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınması gerekmiştir. Dolayısıyla yanlar arasındaki sözleşme maddeleri açık ve belirli olmakla tarafların hak ve yükümlülüklerinin anılı sözleşme ve muvafakatname kapsamına göre belirlenmesi gerekmiş olup bu sözleşmede yer alan “...-... için seslendirmesini yapmış olduğum...” ibaresi ile sözleşmede... ve ... isimli albümün ilk fonogramcısı olan ...'ten bahsedilmediğinden, bir diğer ifade ile başka eski fonogramlarla bağlantı kurulmadığından bu sözleşmede verilen hak ve yetkinin ... ve ... isimli fonogramlarda yer alan icranın eski haliyle kullanımı değil yeniden icra edilecek hallerini kapsadığı sonucuna varılmıştır. Neticeten davacının muvafakatname ve sözleşme kapsamında eserlerin yeniden icra edilecek halleri ile hak ve yetki aldığı ve cayma ihtarına kadar yeni icraları tespit etmeyip ... icraları üzerine video klip yaptığı, başka bir deyişle hakkı hiç veya gereği gibi kullanmadığı gibi eserlerin davacı tarafından kullanıldığı dönemde, meslek birliklerinden yalnızca 136,43-TL ödeme alındığı, işbu tutarın eserlerden elde edeceği gelir ile yaşamını devam ettirecek olan davalı sanatçı için oldukça düşük kaldığı anlaşılmakla, caymanın esasa yönelik şartları yönünden geçerli olduğu saptanmıştır. Son olarak davalı tarafça cayma hakkının kullanıldığı ihtarnamede münasip bir mehil verilmemiş ise de FSEK 58. maddesi kapsamında; hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum olmayacaktır. Somut olaya bakıldığında yukarıda yapılan saptama ve açıklamalara göre, davacının kusur durumu ve sözleşmenin esaslı surette ihlal edildiği kabulü ile birlikte davalının gelinen aşamadaki pozisyonu da dikkate alındığında artık mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşeceği ve hakkın kullanılmasının imkansız olduğunun kabulü ile, somut olay adaleti bakımından ilgili maddede belirtilen şekil şartının somut olayda uygulanmaması gerektiği kanaatine varılmakla; davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 435,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı yanın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır