T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/314
KARAR NO : 2025/74
DAVA : MARKAYA TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ : 28/07/2020
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili adına ... numarası ile tescilli "..." markasının davalıya ait "..." internet sitesinde haksız ve izinsiz olarak kendisine ait markaymış gibi kullandığını ve internet sitesinde "..." markası altında ürün satılarak marka hakkına tecavüz fiilinin işlediğini, söz konusu haksız kullanımların müvekkili tarafından tespit edilmesi üzerine, davalı şirket yetkilisi ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına ... numaralı soruşturma dosyası üzerinden marka hakkına tecavüz suçu sebebiyle şikayette bulunduğunu, müvekkili şirketin hak sahibi olduğu "..." markasını haksız ve izinsiz olarak internet sitesinde aynen kullanmak ve "..." markası altında ürün satmak suretiyle marka hakkına tecavüz eden davalı hakkında, hak sahibi konumundaki müvekkilinin muhtemel zararların önüne geçmek adına bu davanın açıldığını, davalının; söz konusu internet sitesinde İngilizce ve İtalyanca olarak "Çeşitli stilleri benimseyen ve İtalyan ve dış pazarın ihtiyaçlarını karşılayan marka ve ürünler yaratıyor ve dağıtıyoruz" başlığı altında, müvekkili şirketin hak sahibi olduğu "..." markasına aynen yer vererek, kendisine ait bir markaymış gibi haksız ve izinsiz şekilde kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğini, yargılama neticeleninceye kadar öncelikle haksız ve izinsiz olarak markanın kullanıldığı internet sitesine erişimin mümkün olması ile tecavüze devam edilmesinin müvekkili şirket adına telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlara sebep olacağından, marka hakkına tecavüzün önlenmesi için mahkemece teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, markanın haksız ve izinsiz olarak aynen kullanılmak suretiyle tecavüz fiillerinin işlendiği davalıya ait "..." internet sitesine ve markanın haksız ve izinsiz kullanıldığı ürünlerin satışının yapıldığı diğer internet sayfalarına erişimin engellenmesi kararı verilmesini, müvekkili şirketin marka hakkına yönelik tecavüzün tespitini, men'ini, ref'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı şirketin, müvekkili şirketin 2013 tarihinden itibaren ürün tedarikçisi olduğunu, davacı şirketin bünyesinde gerçekleşen ortak değişikliği sonunda, Ocak 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yeniden ürün tedarik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin, davacıya ait "..." ibaresinin sitesinde yazılması konusunda sözleşme hükümlerine göre hak sahibi olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların çözülmesinde İtalyan Yasası uygulanacak olup, İtalya Brescia Mahkemelerinin yetkili olacağını, müvekkili şirketin gerek ... ibareli markayı kullanım şekli, gerekse de ürünleri satışının hukuka uygun olup, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bir şekilde gerçekleştiğini, müvekkilinin İtalya'da faaliyet gösteren ve İtalyan menşeli bir tüzel kişilik olup, ülkemizde hiçbir ticari faaliyeti olmadığını, "..." internet sitesinin de ülkemizde satışı olmayan bir site olduğunu, ülkemizde ticari bir etkisi ve satışı olmadığını, ülkemizde hiçbir satış ve pazarlaması olmayan hatta satış için gerekli olan teknik alanı dahi ülkemizdeki işlemler için aktif olmayan, müvekkiline ait web sitesinin ülkemizde marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle açılan bu davanın marka hakkı korumasının ülkeselliği ilkesine aykırı olduğunu, zira ticari etkinin ülkemizde görülmediğini, ülkemizde ticari faaliyeti olmayan ve yine ülkemizde ticari etkisi olmayan bir sitenin erişiminin engellenmesinin hukuka aykırı olması sebebiyle, ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
10/08/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: "..." internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 05/04/2013 tarihinde kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin açıkça yazılı olmadığı, "..." isimli ... firmasından ilgili alan adının kayıt edildiği, Yer Sağlayıcısı ve Erişim Sağlayıcısı "..." olarak gözüktüğü, davacı tarafından tespiti için bahsi geçen ilgili internet sitesinin dosyaya sunulan ilgili sayfaları/linkleri detaylıca incelendiğinde, web sitesinin ilgili sayfaların dosyaya sunulan ekran görüntülerinde "..." ibaresinin kullanıldığı, fakat güncel olarak tespite konu “..." ibaresinin ilgili sayfalarda bulunmadığı (yayından kaldırılmış olunduğu), dava konusu olan "..." ibarenin güncel olarak "..." ilgili internet web sitesinde olmaması sonucunda ilgili alan adında dava konusu "..." ibaresinin kullanılıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilgili internet sitesinin geçmiş yıllara ait arşivler üzerinde yapılan kontrollerde dava konusu "..." ibaresinin kullanıldığının tespit edildiği, karşılaştırılan markalarda yer alan ve yazıyı oluşturan bütün harfler ile yazıdaki grafik kompozisyonu oluşturan çizgi/boşluk gibi yapısal öğelerin birbiri ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, heyetlerince tespit edilen kullanımların davacı yana ait markalardan kaynaklanan hakları ihlal eder mahiyette olduğu, ilgili kullanımların davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
08/06/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Kök raporda yer alan kanaatlerin genel hatlarıyla koruduklarını, dava konusu markanın davalıya ait internet sitesinde kullanıldığı, taraflar arasında akdedilen tedarik sözleşmesine göre 01.01.2017 tarihinden itibaren marka kullanıma izin verildiği, ancak sözleşmenin 13. maddesine göre 2 yılın sonunda herhangi bir mutabakata varılmadığı (varılmışsa da bu mutabakatın dosyaya sunulmadığı), mutabakata varılmış dahi olsa, davacının sözleşmeyi feshettiği ve buna bağlı olarak davalının marka kullanım hakkının da son bulduğu, bu açıklamalar ışığında, sözleşmenin sona ermesine rağmen markanın davalı tarafından kullanılmasının davacının markadan doğan haklarına halel getirdiğinin değerlendirilebileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin işlendiği "..." internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
SMK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı "..." ibareli markanın, davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen Tedarik Sözleşmesi'nin 11.maddesinde: "Satıcı, ürünlerin internet sayfalarında "..." ticari markası altında satılması konusunda alıcıyı yetkilendirmektedir. Farklı bir marka altındaki karışık kampanyalarda alıcının satıcıdan teyit alması gerekmektedir" ve Sözleşmenin Fesih ve Süre başlıklı 13.maddesinde: "İşbu Anlaşma, imza tarihi itibariyle yürürlüğe girer ve imza tarihini takip eden 4 yıl boyunca geçerliliğini korur. İşbu anlaşmanın tüm hususları 2. yılın sonunda gözden geçirilecek ve 4 yıllık sürenin geri kalan kısmına yönelik olarak bu hususlar üzerinde her iki tarafça mutabakata varılacaktır." hükmünün yer aldığı görülmüştür.
Davacı; sözleşmenin 13.maddesine dayanarak, sözleşmenin 31.12.2018 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, davalının sözleşme ilişkisi bulunmamasına rağmen bu tarihten sonra söz konusu fiilleri gerçekleştirdiğini iddia etmiştir.
Dava dilekçesinin ekinde, 2 adet noterlikçe düzenlenen e- tespit tutanağı sunulmuştur. ... 20. Noterliğince düzenlenen ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağının ...ve ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağının 09.03.2020 tarihli olduğu, davacının sözleşmenin sona erdiğini iddia ettiği 30.12.2018 tarihinden sonra gerçekleşen kullanımları ihtiva ettiği görülmüştür.
Ülkemizde markaların tescili ve korunmasında ülkesellik ilkesi geçerlidir. Korunmanın ülkeselliği diye adlandırılan bu ilke uyarınca her devlet, marka korunmasını sadece kendi ülkesinde sağlar.
6769 sayılı SMK 7. maddesi uyarınca; marka hakkı, sahibine tescil edilmiş markası üzerinde tekel hakkı tanımaktadır. Bu anlamda marka hakkı sahibine, izinsiz kullanımın ve marka hakkı ihlallerinin önlenmesi amacıyla birçok hak tanınmıştır. Bununla birlikte, değişen koşullar altında fikri ve sınai mülkiyet haklarının sınırsız kullanımının önüne geçilmek istenmiştir. Marka hakkının tüketilmesi ilkesi bu sebeple gelişmiştir. Marka hakkının tüketilmesi ilkesi; marka sahibi veya onun rızası dâhilinde üçüncü bir kişi tarafından belli bir coğrafi bölgede piyasaya sunulan markalı malların tedavülünün marka hakkına dayanılarak engellenememesi ilkesini ifade etmektedir. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere, marka hakkının tüketilmesi ilkesi, marka hakkı sahibinin piyasadaki ilk satışını kontrol etmeye yarar. Marka hakkı sahibi tükenme ilkesi uyarınca, markalı malını bir kez satışa sunduktan sonra malın pazarda dolaşımı üzerindeki kontrolünü kaybedecektir.
Taraflar arasında akdedilen 01.01.2017 tarihli tedarik sözleşmesinin 11.1.maddesi gereği; uyuşmazlık konusu markanın, alıcının internet sayfasında kullanılmasına izin verilmiştir. Bu hak, sözleşmenin ayakta tutulduğu süre boyunca alıcı (davalı) tarafa aittir. Bu durumda sözleşmenin ayakta kaldığı sürenin tespit edilmesi gerekecektir. Bilirkişi heyetince yapılan incelemelerde; sözleşmenin 01.01.2017 tarihinden itibaren 4 yıl süreyle akdedildiği (13.madde), bununla birlikte ilk iki yılın sonunda sözleşme şartlarında yapılacak değişiklikler hususunda mutabakat görüşmeleri yapılarak ve 4 yıllık sürenin kalan kısmı bu mutabakat çerçevesinde icra edilecektir.
Mutabakata varıldığına dair delil sunulmamıştır. Bu nedenle, taraflar arasında mutabakata varılmadığı, mutabakata varılmış olsa dahi, sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesinin artık sözleşme ile bağlı olunmadığı ve davalı tarafa verilen marka kullanım yetkisinin de ortadan kalktığı kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesine rağmen, davalının marka kullanıma devam etmesinin, davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği, bu nedenle davanın kabulüne, davalının eyleminin; davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-DAVANIN KABULÜNE,
2-Davalının eyleminin; davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
3-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 561,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yaptığı; başvuru ve peşin harç 108,80 TL, bilirkişi ücreti 10.000,00 TL ve posta/tebligat ücreti 350,00 TL olmak üzere toplam 10.458,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 20/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır