T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/530
KARAR NO : 2025/14
DAVA : MARKAYA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, MADDİ, MANEVİ VE İTİBAR TAZMİNATI
DAVA TARİHİ : 26/10/2021
KARAR TARİHİ : 30/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Giyim sektöründe faaliyet gösteren kendi adına tescilli .... markasının sahibi olan müvekkilinin, tescilli markasına ait ürünleri 2019 yılı Mayıs ayından beri aktif olarak ... internet sitesi üzerinde ... "..." markası adı altında yetki vermiş olduğu "..." isimli online mağaza aracılığıyla satışını yaptığını, ... markasına ait her türlü giyim ürününün imal, depolama ve ticaretinin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin piyasaya sunduğu ... markalı giyim ürünlerinin tüketici nezdinde belirli bir tanınırlığa ulaştığını ve kalite standartlarının üzerinde olan ürünler olduğunu, davalının yetkilisi olduğu... isimli trendyol mağazasının, hem "..." internet sitesinde, hem de kendi internet sitesi olan .... adresinde ve yine ...'e ait ... ve ... gibi sosyal medya hesaplarında müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın "..." marka ibaresini ve bizzat müvekkilinin şahsi görsellerini kullanarak ürün satışı yaptığını ve bu suretle müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğini, davalının yalnızca "..." marka ibaresini kullanmakla kalmadığını, ... markasının ürünlerini satarken ürün tanıtımı için müvekkilinin bizzat kendisinin mankeni olduğu şahsi fotoğraflarını müvekkilinin izni olmaksızın aynen kullandığını, davalının bu davranışıyla kasıtlı olarak tüketicilerin "..." markalı giyim ürünlerinin de kendi firması olan ...'in ürünleri olduğunu sanmasına neden olarak tüketiciyi yanılttığını, iltibasa yol açtığını ve marka hakkına tecavüzde bulunduğunu, bu tecavüz neticesinde müvekkilinin piyasada faaliyette bulunduğu süreçte harcadığı sermaye ve emek sayesinde elde ettiği saygınlık, güven ve itibarının zedelediğini, davalının giyim ürünlerini ... markasının orijinal ürünlerine kıyasla daha düşük fiyata satmasının haksız rekabet oluşturduğunu, tüketicilerin bu taklit marka ürünlere fiyatı daha ucuz olması nedeniyle yönelmesini sağladığını ve müvekkilinin satışlarında gözle görülür bir şekilde düşüşe sebebiyet verdiğini, hukuka aykırı süreçte satılan ürünler dolayısıyla müvekkillinin oldukça büyük zarara uğradığını, ürünlerin kendine ait tescilli markası ve bizzat kendi görselleri kullanılarak daha ucuz fiyatla satılması neticesinde müvekkillinin kendi elindeki ürünleri satamadığı, dolayısıyla kazanç kaybına uğradığını, davalının; müvekkiline ait tescilli ... markasını, izinsiz ve hukuka aykırı kullanılarak marka hakkına tecavüz fiilini gerçekleştirdiğini, bütün bunlara ek olarak, müvekkilline ait markanın internet ortamında aynen kullanılarak farklı ürünlerin "..." markası adı altında satışının yapılmasının yasaklanması gereken marka hakkı ihlallerinden biri olduğunu, davalının markayı taklit etmek amacıyla hareket ettiğini, müşteriler nezdinde iltibasa sebebiyet verdiğini ve faaliyetlerinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin açıkça görüldüğünü, açıkladıkları nedenlerle, haklı davanın kabulüne karar verilmesini, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimsenin hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyerek saldırıda bulunanlara karşı korunmayı talep edebildiğini, bununla birlikte kişinin fotoğraf veya sesinin kendisinden izin alınmaksızın ya da adı veyahut kaynağının belirtilmeksizin kullanılması halinde, kullanım hukuka uygun olsa dahi mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan kişinin muhtemel tecavüzün ref'i ve tecavüzün önlenmesi davalarını ikame edebileceği gibi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için de dava açabileceği, resmin veya sesin üçüncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebildiğini, müvekkiline ait fotoğrafların kişisel veri oluşturması sebebiyle bu hususla ilgili olarak her türlü yasal haklarını saklı tuttuklarını, davalı tarafından; müvekkilinin tescilli markasının izinsiz olarak kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğunu ve müvekkili nezdinde itibar ile kazanç kayıplarına sebebiyet verdiğini, davalının hukuka aykırı eylemlerinden dolayı müvekkillinin piyasada faaliyette bulunduğu süreçte harcadığı sermaye ve emek sayesinde elde ettiği saygınlık, güven ve itibar zedelendiğini, özellikle orijinal olmayan ürünlerin ... adı altında tüketiciyi aldatmaya yönelik olarak satılmasının markaya olan güveni sarstığını, davalının ürünlerinin; ... markasının tüketicilerinin bu taklit marka ürünlerine mali kaygılarla yönelmesini sağladığını, bunun neticesinde hem marka değerinde önemli derecede bir düşüş yaşandığı hem de müvekkili açısından önemli düzeyde yoksun kalınan kazanç ortaya çıktığını, bunun yanında marka hakkına tecavüzde bulunan davalının ... markası adı ve ilgili markanın mevcut müşteri portföyü sayesinde haksız kazanç elde ettiğini, izah ettikleri nedenlerle; öncelikle davalının eyleminin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitini, marka haklarının acilen korunmaya alınması ihtiyacından dolayı davalıya ait ... marka etiketli ürünlerin toplanmasını, imha edilmesini, müvekkiline ait fotoğraflarla yayımlanan satış ilanlarının internet içeriklerinden çıkarılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faizi ile ve 5.000,00 TL itibar kaybı tazminatının bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte, faiz talepleri kabul görmemesi halinde 5.000,00 TL itibar kaybı tazminatının reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak, müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava dilekçesinde belirtilen kişilik hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını, öncelikle söz konusu fotoğrafların davacının belirttiği üzere kendisinin internet ortamına yüklediği fotoğraflar olduğunu, dolayısıyla kamuya açık fotoğraflar olduğunu, kişilik haklarından söz edebilmek için; fotoğraflardaki kişinin davacı asil olduğunun şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini, oysa fotoğraflara bakıldığında, fotoğraflardaki kişinin davacı olduğuna dair en ufak bir şüphe bile bulunmadığını, kişilik haklarının ihlal edilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde kişinin o olduğunun düşünülmesi gerekirken, somut olayda kişinin davacı olduğu konusunda şüphe dahi olmaması, haksız ve mesnetsiz bir iddia olduğunu, müvekkillinin bir süredir internet yoluyla giyim satışı yaptığını, müvekkilinin satış yaparken ... üzerinden ... olarak satış yaptığını, ... ... uygulaması üzerinden kullanılan bir satış şekli olduğunu, ...'nın ve müvekkilinin ürünlerini dilekçeleri ekinde sunduklarını,...'un ... açıklamasında da aynı ürünlerin birden fazla satıcının sattığı durumda ibaresinin yer aldığını, bu sebeple müvekkilinin ürünlerini daha ucuza ya da daha pahalıya satmasının tamamen kendi ticari fikrine kaldığını, müvekkillinin ürünlerin bedelini kendi belirlediğini ve buna uygun satış yaptığını, müvekkilinin satmış olduğu ürünlerin üzerinde ... markasına ait bir işaret veya etiketinde ... markasına ait bir ibare bulunmadığını, müvekkillinin .... markasına ait bir ürünü satmadığını, müvekkilinin ürünlerini "...", "...", "...", "...", "..." gibi yerlerden tedarik ettiğini, tekstil firmalarından almış olduğu ürünleri kendi profilinden satışını yaptığını, bu ürünlerin bazılarının fotoğraflarını örnek olarak dilekçelerinde sunduklarını, müvekkilinin satmış olduğu ürünlerde ...'na ait logo, işaret veya ismi yazmadığının görüleceğini,...'ndan sipariş edilen ürünlerde de "..." ibaresinin yer aldığı ve ürünlerin üzerinde ...'na ait hiçbir işaretin bulunmadığının görüleceğini, yalnızca ...'na ait kart bulunduğunu, müvekkilince yapılan satışlarda böyle bir kart gönderilmediğini, müvekkillinin ... markasının hiçbir ürününü satmadığını, ... markasının hiçbir ürününün, müvekkili tarafından satılmadığını, müvekkillinin marka hakkına tecavüz gibi bir iradesi olmadan, ticari hayatını sürdürdüğünü, ...'la yapılan telefon görüşmelerinin kayıt altına alındığı bildirildiği için ...'a müzekkere yazılarak, telefon görüşmelerinin kaydının örneklerinin mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkillinin, tekstil firmalarından aldığı ürünleri ... üzerinden sattığını, ... uygulamasından kaynaklı olarak da kendi belirlediği fiyat üzerinden ürünlerin satışını sağladığını, davacının itibar kaybının olduğunu belirttiğini ve bu sebeple tazminat talep ettiğini, itibar kaybı tazminatının talep edilebilmesi için markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması gerektiğini, bu kullanılma sonucunda da markanın itibarının zarar görmesi şartı arandığını, itibarın kaybını meydana getiren sebepler malın veya hizmetin kötü üretimi ya da kötü sunulması, markaya uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi ya da markanın kötü bir şekilde kullanılmasından dolayı markanın itibar kaybetmesi durumunu ortaya çıkabildiğini, ... markasının tanınırlık oranı yüksek olan bir marka olmadığını, bu sebeple itibar kaybından kaynaklı tazminat talebinin yerinde olmadığını, itibar kaybı tazminatının talep edilebilmesinin şartı olan; kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması, akabinde de marka itibarının zarar görmesi durumunun söz konusu olmadığını, bu sebeple itibar kaybı tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, açıkladıkları nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
07/03/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Bilişim Yönünden İncelemeler Sonucunda: Güncel olarak yapılan incelemede davalının internet sitesinin yayından kaldırılmış olduğu, davalının internet sitesinin 2021 ve 2022 yılına ait arşiv kaydı incelendiğinde, web.arehive.org'un görsellerin tamamının arşiv kaydını tutmamış olduğu erişilebilen görsellerde ise de davacının fotoğrafının ya da markasının yer almadığı, davalının instagram sayfasının yayından kaldırılmış olduğu, ... da "..." adıyla arama yapıldığı, yapılan aramada çıkan sonuçta, davalının mağaza adını "..." olarak değiştirmiş olduğu, davalının tüm ürünler sayfasına gidildiğinde ise "..." adıyla davacının fotoğraflarının yer aldığı 3 adet ürün görselinin bulunduğu ve ürünlerin satışının yapıldığı, davacının dosyaya sunmuş olduğu, bilgisayar sistem tarihinin 09.04.2021 olduğu görülen ekran kaydı görüntülerinde, davalının ... mağaza adı ile davacının markası olan "..." markası ile satış yapmakta olduğu tespit edildiği, davacının dosyaya sunmuş olduğu delillerden görüldüğü üzere, davalının ... adlı sitede ... markası kullanımının davacının...başvuru nolu ... ibareli markası ile hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracağı ve SMK 29 maddesi atfıyla 7/2-b meddisi kapsamında marka hakkı ihlalini oluşturduğu, yine davalının ... ibaresi ve davacıya ait ürün fotoğraflarını kullanımının davacının malları, iş ürünleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler aldığı yönünde haksız rekabet oluştuğu noktasında takdir in mahkemenin olduğu, mali inceleme neticesinde davalının 2 sınıf işletme defteri mükellefi olduğu, stok takibine yarar kayıt düzeninin bulunmadığı, ... satışları haricinde marka ürün satışına ilişkin delil elde edilemediği, buna göre yapılan hesaplamada 18.571,11 TL kazanç hesap edilebileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
17/07/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: SMK ve mali yönden kök rapordaki kanaatlerinin korunduğu, değişiklik gerektirecek yeni bir bilgi, belge, delil bulunmadığı bildirilmiştir.
03/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının ... uygulaması üzerinden ürünlerini pazarlarken başka firmaların ürünleri olduğu halde davacının ... isimli markasını şekil unsuru olmaksızın ... şeklinde, sanki ... markalıymış gibi satışa arz etmesinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun SMK 29/1-b madde hükmünün ihlali sayılacağı, aynı zamanda vaki kullanımının TTK 55/1-a-4 madde bendi kapsamında da haksız rekabete sebebiyet vereceği, somut uyuşmazlıkta davacının görüntülerinin yer aldığı reklam görsellerinin davacı tarafça kendi markalı ürünlerini pazarlamak için kendi rızasıyla çekimlere katılıp bu çekimlerden üretilen reklam görselleri olarak hazırlandığı, bu haliyle reklam görsellerinin davalı tarafça kullanılması kişilik hakkı ihlali sayılmayacağı, bununla birlikte bir kişinin ticari işletmesi için kullandığı reklam görsellerinin başkaları tarafından başka ürünlerin pazarlanmasında kullanılmasının TTK 55/1-c-3 maddesi bendinde düzenlenen, "Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak" hükmünün ihlali sayılacağı, davalının defter-beyan sistemine tabi olduğu, bu kayıt düzeninde stok takibinin mümkün olmadığı, davalının satışları incelendiğinde; elde edilen gelirin sadece dava konusu ürünlere ilişkin olmadığı, davalının gayrimenkule ilişkin hizmet-danışmanlık işleri de yaptığı, davalının dava konusu satışlarının alıcısının tüketiciler olması nedeniyle %8 KDV oranı (giyim sektöründe %8 KDV oranı kullanılmakta) ile tanzim edilen faturaların ne kadarının dava konusu olup olmadığı tespitinin muhasebe kayıt düzeninden dolayı yapılamayacağı, Mahkemece %8 oranı ile yapılan satışların hepsinin dava konusu satış kabul edilmesi halinde SMK 151/2-b maddesi uyarınca talep edilecek maddi tazminat miktarının 45.729,96 TL olabileceği, Mahkemece sadece Trendyol satışlarının dava konusu satış kabul edilmesi halinde SMK 151/2-b maddesi uyarınca talep edilecek tazminat miktarının 25.999,25 TL olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, davalıya ait ... marka etiketli ürünlerin toplatılması, imha edilmesi, davacıya ait fotoğraflarla yayımlanan satış ilanlarının internet içeriklerinden çıkarılması, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminat ve 5.000,00 TL itibar tazminatına ilişkindir.
Davacı vekili 22/10/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 45.729,96 TL maddi tazminat talep etmiş, gerekli harcı yatırmıştır
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktar.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları):
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli
marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.
f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.
g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.
(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.
(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez."
6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre: "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir.
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle, müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı "..." ibareli markanın, davacı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalının; ... üzerinden ürünlerini pazarlarken, başka firmaların ürünleri olduğu halde davacının "..." markasını şekil unsuru olmaksızın "..." şeklinde, sanki ... markasıymış gibi satışa arz etmesinin, davacının ... numaralı "..." ibareli markası ile hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğuracağı ve 6769 sayılı SMK'nın 29/1-b madde hükmünün ihlal edildiği, davalının ... üzerinden ürün satarken, ... markası altında satış yaptığı ve davacıya ait fotoğrafları kullandığı, bu nedenle TTK 55/1-a-4 madde kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiği kanaatine varıldığından, davalının eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz - haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmiştir.
Davacı maddi tazminat talebini SMK 151/2-b maddesine, yani "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca" göre talep etmiştir.
Maddi tazminat miktarı bilirkişiler tarafından net olarak belirlenemediğinden, B.K. hükümlerine göre tazminat miktarı belirlenmiştir. Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; uğranılan zararın miktarı tespit edilirken, hakim olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Davanın açıldığı tarih ve somut olayın özelliğine göre maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50-51. maddesi hükümlerine göre takdiren 25.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Markaya tecavüz sayılan fiiller aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğu için Türk Borçlar Kanunun 58.maddesinde yer alan haksız fiilin kişilik hakkını zedelemesi halinde manevi tazminata hükmedileceği hükmü SMK bakımından da kabul edilmiştir. SMK kapsamında manevi tazminatın amacı markanın haksız kullanımı veya itibarının zedelenmesi sonucu marka hakkı sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasıdır. Yargıtay kararlarında, markaya tecavüz fiilinin varlığında mutlaka uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, manevi tazminat miktarının tayininde bu tazminatın bir zenginleşme aracı olması ve hukuka aykırı eylemin yapılmasını istenir hale getirecek aşırı miktarlarda olması kabul edilmemekte, zarara uğrayanda manevi huzuru sağlayacak oranda, tecavüzü yapanda da caydırıcı bir etki bırakacak miktarlarda olmasına özen gösterilmesi gerektiği bilinmekle manevi tazminat talebinin kabulüne; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı itibar tazminat talep etmiştir. Davacıya ait markanın itibarının zedelendiğine dair delil sunulmadığı ve markanın itibarının zedelendiğinin tespit edilemediği, bu nedenle itibar tazminatı için gerekli şartların oluşmadığı kanaatine varıldığından, itibar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz-haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, ref'ine,
2-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre takdiren 25.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Manevi tazminat talebinin kabulüne; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İtibar tazminatı talebinin reddine,
5-Alınması gereken 2.390,85 TL ilam harcından; ıslah ve peşin harcın mahsubu ile eksik 1.352,61 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Markaya Tecavüz-Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i talepleri yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Manevi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Maddi Tazminat talebinin kısmen reddi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.729,96 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-İtibar Tazminatı talebinin reddi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davacı tarafça yatırılan başvuru harcı, peşin harç ve ıslah harcı olmak üzere toplam 1.097,54 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davacının yaptığı 539,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.539,00 TL yargılama giderinden; davanın kısmen kabul/reddi nedeniyle 7.226,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-Davalının yaptığı 250 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 10.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.250,00 TL yargılama giderinden; davanın kısmen kabul/reddi nedeniyle 4.342,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
14-Taraflarca yatırılan fazla gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır