T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/453 Esas
KARAR NO : 2025/20
DAVA : TASARIM HAKKINA TECAVÜZ ve HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, MADDİ, MANEVİ ve İTİBAR TAZMİNATI
DAVA TARİHİ : 20/05/2021
KARAR TARİHİ : 31/01/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tasarım Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin tekstil sanayinde tasarım faaliyetinde bulunmakta olduğunu, Türk Patent Enstitüsüne... tarihinde ... tescil başvurusunu yaptığını, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu ... numaralı Endüstriyel Tasarım Tescil Başvuru Formundaki...numaralı tasarımlarının taklitleri, davalı ... tarafından "..." markası ile haksız olarak üretim ve satışı yapılmakta ve aynı zamanda davalıya ait "..." adlı instagram satış sayfasında taklit ürünlerin satışı gerçekleştirilmekte olduğunu, müvekkiline ait orijinal ürün örneği ile davalıdan satın alınarak temin edilen taklit ürün örneği ... 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyasına sunularak, davalının iş yerinde ve yine davalıya ait ... adlı instagram satış sayfası üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, davalının iş yerinde 03.03.2021 tarihinde gerçekleştirilen delil tespitine ilişkin bilirkişi raporunun 2. Sayfasında " İnceleme esnasında işyerinde bulunan ...; bu elbisenin şuanda satışı olmadığını elbiseyi daha önce on ikinci ayda yaptığını, 150 adet üretip sattıklarını, sonra tekrar üretmediklerini, internet satışının olmadığını, üretim yerlerinin ...'da bulunduğunu beyan etmiştir." denilmekte, bilirkişi raporunun 6. Sayfasında yapılan benzerlik yönünden incelemede "Her iki modelin ön ve arka detayları, tescilli üründe bulunan omuza eklenen gül aksesuarı dışında, birebir aynı model ve dikişi detayları ile uygulanmış olup, karşı taraf adresinden satın alınan elbisenin tescilli tasarımla birebir benzer olduğu, benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek nitelikte olduğu, taklit ürünün üretim, satış ve tanıtımının yapıldığı tespit edilmiştir." denilmekte olduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Detaylarıyla gösterilen şekilde, dosyaya sunulan satın alınan delil elbise üzerinde, etiket bilgileri, alış faturası bilgileri, instagram hesabındaki fotoğraflar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, ...tescilli nolu tasarımın, ... vergi levhalı "..." tabelalı işletme tarafından, karıştırılmaya sebebiyet verecek nitelikte birebir benzer şekilde üretildiği, satış ve tanıtımının yapıldığı, tespit edilmiştir." denilmekle tasarım hakkına tecavüzün varlığı tespit edildiğini, hiç ihtimal vermemekle birlikte davalının haksız eyleminin müvekkilin tasarım hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde kanaate varılması halinde dahi davalının eylemi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre haksız rekabet oluşturmakta olduğunu, maddi tazminatın hesaplanmasına dair tercihini 6769 sayılı Kanunun 151/2.a maddesine göre talep ettiklerini, müvekkiline ait tasarımın kaliteli kumaş, birinci sınıf işçilik ve üst segment ürün bazında üretilmekte ve seçkin mağazalarda satışa sunulmakta olduğunu, buna karşın davalı tarafından üretilen taklit ürünler ucuz malzemeden özensizce dikildiğini, bu sebeple itibar tazminatı talep ettiklerini, münevi tazminatın da koşulları gerçekleştiğini, davaya konu ürünler bakımından müvekkilin cirosunun düşmesi, siparişlerinin iptal edilmesi gibi ticari sıkıntılar yüzünden manevi ıstıraba maruz kalındığını, öte yandan özgün tasarımların tasarım hakkı sahibi iken müvekkilinin kendisi taklitçi durumuna düşerek manevi zarara da uğradığını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'e ait ... adlı işletmeye 03.03.2021 tarihinde bilirkişi ve karşı taraf vekilince inceleme için gelindiğini, bu inceleme esnasında ... tescil ve ... nolu elbise tasarımının işletme var olup olmadığının tespiti amaçlı tüm raf ve kutulara bakıldığını, ancak müvekkiline ait iş yerinde, tespiti istenen ürün veyahut benzerlik gösteren hiçbir ürün bulunadığını, bilirkişi raporu son derece isabetsiz bir şekilde hazırlandığını, 6769 sayılı kanunun 56. Maddesinde ; "Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur" bu madde kapsamında tescili yapılmak istenen tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması birlikte anılır ifadesi yer almakta olduğunu, bilirkişi söz konusu ürünün yeni ve ayırt edici özelliği olup olmadığı hususunda gerekli incelemeleri dahi yapmadığını, başvuru konusu tasarım davacı tarafın başvuru tarihi olan 29.01.2020 tarihinden çok önceden beri davalı ile aynı sektörde çalışan ve faaliyet gösteren bir çok işletme tarafından kullanılmakta ve üretilmekte olduğunu, davacı taraf piyasada uzun zamandır kullanılan tasarımı kötü niyetli olarak tescil ettirmiş ve bu tasarımı satışa konu eden işletmelere karşı kullanmakta olduğunu, bahsi geçen ürünün genel özelliklerine bakıldığında ...'de sıkça kullanılan yöntemler olduğu açık olduğunu, bunlar Hakim yaka, Boydan Pile detayları, Uzun dökümlü etek boyu, Geniş bolluk oluşturularak düzenlenen kol detayları, Belden kemer detayı vs. Tesettür giyim sektöründe yukarıda belirtilen yöntemlerin çoğu bir çok üretici tarafından kullanılmakta ve birbirine yakın modellerde ürünler üretilmekte olduğunu, bilinen bir tasarımla aynı görünüm özelliklerine sahip bir tasarım yeni olmayacağı gibi tasarımın bilinen tasarıma küçük ayrıntılarla farklılık arz etmesi de tasarımın aynı olması sonucunu doğurmakta olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli olarak başvurusu yapılan ... başvuru numaralı giysi başlıklı tasarım başvurusu yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini taşımamakta olduğunu, tescile konu mezkur Abiyede uzun zamandan beri kullanılan bir tesettür giyim ürünü olduğunu, davacının ... tescil numarası ile tescilli tasarımı olduğunu belirttiği Abiye 29.01.2020 tarihinden öncede 3. Kişilerce de kullanılmakta olup hatta davalı tarafından dahi Tarihinden öncede kullanılmakta olduğunu, bu tasarımlar üzerinde davalının değil, üçüncü kişilerin öncelik hakları bulunmakta olduğunu, bu Şalvarlar yenilik ve ayırt edicilik vasfına sahip olmadığını, bir çok satıcının Sosyal medya hesaplarında ve İnternet ortamında satışa sunulduğunu, söz konusu model Tesettür Giyim sektörünün bir çok üreticisi tarafından üretilmekte olup harcıalem olmuş bir ürün konumunda olduğunu, davacı tarafın tescilini yaptırdığı ürünün diğer tüm üreticilerin ürünlerinden farklı olan yanı "..." olduğunu, diğer üretici firmalar gibi sektörde sürekli kullanılan bir model olan bu tasarımı "..." olmadan üretmekte olduklarını, tüm bu nedenlerle karşı tarafın yapmış olduğu tescil başvurusunun haksız olduğunu, yapılan tescillerin hükümsüzlüğüne karar verilmesi için taraflarınca en kısa zamanda hükümsüzlük davası açılacağını, ilgili tasarım davacı tarafın tescilinden önce sektörün önde gelen tesettür giyim firmaları tarafından üretimi yapılıp satılmakta olduğunu, verilen bu tescilin davacı tarafça haksız kazanç elde etmek için kullandığı aşikar olduğunu, bu nedenle haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından hükümsüzlüğe ilişkin somut delil sunulamadığını, dava konusu tasarım, müvekkili tarafından yapılmış ve Türkiye de ilk kez kamuya sunulmuş ve üretilmiş olduğunu, yeni ve ayırt edici nitelikte bir tasarım olduğunu, eldeki davada, müvekkilinin tasarımlarının yenilik ve ayırt ediciliğinin tartışılması mümkün olmadığını. zira davalının müvekkil tasarımının yenilik ve ayırt ediciliğine ilişkin soyut iddiası eldeki davanın değil, ayrıca veyahut karşı dava ile açılmış bir hükümsüzlük davası ileri sürebileceği malum olduğunu, eldeki davanın konusunu müvekkil tasarımın yenilik ve ayırt ediciliği değil, davalının tasarım hakkına tecavüz eylemi oluşturmakta olduğunu, dolayısıyla eldeki davada tasarım hakkına tecavüz dışında, yenilik ve ayırt ediciliğine inceleme yapılması mümkün olmadığını, çünkü her hangi bir tasarımın yenilik ve ayırt edicilik incelemesi, tazminat davalarında değil, hükümsüzlük davasının konusunu oluşturmakta olduğunu, davalının böyle bir davası bulunmamakta olduğunu, bu sebeple davalının yenilik ve ayırt ediciliğe ilişkin afaki beyanlarının reddi gerekmekte olduğunu, tüm internet gönderilerinin herhangi bir güvenilirliği olmadığını, gönderilen üzerinde yer alan tarihlerin yazılımcılar tarafından çok rahat değiştirilebildiği kamuoyu tarafından bilinmekte olduğunu, müvekkiline ait tasarımın hükümsüzlüğü için güvenirliği olmayan internet gönderisinden başkaca bir delil sunulamadığından bu hususun değerlendirilmesi hukuka aykırı olacağını, davacının muhtelif internet sitelerinde bulunan görsellerin sonradan oluşturulma ihtimali bulunduğundan, hükümsüzlük davası bakımından delil olarak nitelendirilemeyeceğini, bu sebeple bu tür delillerin, hükümsüzlük davasında tasarım yenilik ve ayırt edicilik vasfını haiz olmadığı yönünde delil olarak kullanılmasına muvafakati olmadığı gibi delil olarak vasıflandırılamayacağının da açık olduğunu, davalının cevap dilekçesinde " .... Bu tasarımı gül detayı olmadan üretmekteyiz" diyerek müvekkiline ait tasarımı, bir detayı dışında tamamiyle aynı şekilde kendileri tarafından taklit edildiğini kabul ettiğini, ... detayının davalıya ait taklit üründe bulunmaması müvekkilinin tasarım hakının ihlal edildiği gerçeğini değiştirmeyeceğini, bilindiği üzere, ürünler arasındaki benzerlik incelemesi yapılırken, her bir nüans ve genel itibariyle ürünlerin benzer olup olmadıkları ayrı ayrı incelenmekte olduğunu, Değişik İş dosyası kapsamında yapılan inceleme ile hüküm altına alındığı üzere, davalı tarafından taklit olarak üretilen ürün müvekkiline ait tasarıma genel izlenim olarak ayırt edilemeyecek kadar çok benzemekte olduğunu, müvekkiline ait tasarım ile davalının taklit ürünü, teknik özellikler (kesim, dikim, kalıp) bakımından birebir aynı olduğunu, tüketici tarafından ayırt edilmesi mümkün olmadığını, davalı tarafından dava konusu taklit ürünlerden daha evvel kaç adet ürettiği ikrar edilmişken, aksi yönde ki tüm beyan ve itirazlarının kabulü mümkün olmadığını, davalı tarafından seri üretim esaslarına uygun olmayan beyan ve itirazlar yargılamayı sürüncemede bırakmakta olduğunu, davalı tarafından dava dışı diğer kişilere kaç adet satışın yapıldığını, satışa ilişkin faturalar ile bunun yanında kendisi tarafından doğrudan tüketiciye yapılan satışlar ve bu satışlara ilişkin faturaların tamamı sunulmuş olsaydı, tasarım hakkına tecavüzün boyutları tespit edilebilecek iken edilmemekte, bu yöndeki davanışı ile davalı, dava dışı üçüncü kişiler ile ihbar olunanı korumaya devam etmekte olduğunu, bu sebeple davalının iyi niyetli olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, davalı tarafından sunulacak hiçbir fatura ve ticari bilgi/belgeye itibar edilmesi mümkün olmadığını, zira davalının eylemi haksız fiil niteliğinde olduğundan, kendisi tarafından sunulacak belgelerin , tazminat tutarını asgari düzeyde tutmak amacıyla gerçekleri yansıtmayacağı aşikar olduğunu, bu nedenle dosyanın kanuna uygun benzerlik incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle tasarım bilirkişisine, davalının tecavüz eylemi sabit hale geldikten sonra ise dosyanın tazminatlara ilişkin değerlendirmelerin yapılabilmesi açısından hesaplama bilirkişisine tevdini, neticeten haklı davanın kabulüne karar verilerek yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalının eyleminin, davacının tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, belirsiz alacak davası hükümlerine göre artırılmak üzere 1.000 TL maddi tazminat, 100 TL itibar tazminatı ve 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 03/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli ... numaralı tasarım tescil dosyasına ilişkin belgeler Türk Patent ve Marka Kurumundan celp ve tetkik edilmiştir.
... 1. FSHHM'nin ... D.İş esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
HMK'nın 266. maddesi gereğince bilirkişi raporunun alınmasına karar verilmiş olup bu suretle görevlendirilen SMK uzmanı marka vekili ..., Moda - Tasarım uzmanı ...ve Mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacıya ait tasarımın yeniliği hususunda davalının çeşitli linkler sunduğu görülmüş ancak bu linklerdeki giysilerin kamuya sunuluş tarihlerinin heyetimizde bilişim uzmanı da olmadığından tespitinin mümkün olmadığı, detaylarda var olan gül detayı farklılığına rağmen karşılaştırılan iki elbisenin bilgilenmiş kullanıcı gözünde aynı veya çok benzer olarak algılanacağı, bu haliyle davacının tescilli ... başvuru nolu ... tasarım iltibas yarattığı, bu iltibasın SMK kapsamında ihlal yanında aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğu hususunda takdirin Mahkemede olduğu, davacı kayıtlarının tetkikinde; çok çeşitli bayan elbiseyi birlikte külliyen maliyet kayıtlarına aldığından ve bunları da birbirinden ayırt edici niteliklere sahip barkodlu şekilde stok hareketi sağlamadığı, dava dosyasındaki delillerden ve elde edilebilen sınırlı belgeler üzerinden yapılan hesaplama neticesinde D.İş dosya kapsamında davalı tarafından üretime alınıp satışı yapıldığı ifade edilen 150 adet ürün için 15.877,50 TL kar hesap edilebileceği, sektörel bilgilere göre alternatif hesaplama tekniği kullanıldığında, 50 pastal ve 100 pastal için karlılık seçeneklerinin detaylıca yukarıda arz edildiği, SMK 151/2-a maddesi kapsamında yukarıda detayları arz edildiği üzere kademeli olarak tazminat miktarları hesap edilmiştir. Ancak Sektörde firmaların tüm ürünleri üretimden nihai tüketiciye kadarki safhalarını barkodlu şekilde faturalara yazıp defterlere kaydetmedikleri dikkate alındığında Mahkemece sadece defterlere yansıyan tutarlar baz alınarak maddi tazminat hesabının hakkaniyete uygun düşmeyebileceği, seri üretim baz alınarak yapılan hesaplamanın da tahminlere dayalı bir hesaplama olacağı dikkate alındığında Mahkemenin maddi tazminat miktarını TBK 50 ve 51 hükmü çerçevesinde Takdir etmesinin uygun olacağı kanaati hasıl olduğu bildirilmiştir.
Mevcut bilirkişi heyetine bilişim uzmanı bilirkişinin dahil edilmesine karar verilmekle SMK uzmanı marka vekili ..., Moda - Tasarım uzmanı ..., Mali bilirkişi ... ve Bilişim uzmanı ... tarafından düzenlenen 18/02/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; mali inceleme yönünden kök raporumuzdaki belirttikleri hususların ek raporumuzda da korunduğu anlaşıldığı, davalı tarafından dosyaya sunulan ve davaya konu tasarıma benzer olduğu belirtilen internet web sitelerine bağlı sayfa/linklerden 1 adedinin güncel olarak yayında olmadığı, 3 adet linkin güncel olarak yayında olduğu, ancak davaya konu sayfaların/görsellerin ilk oluşturma/yayınlama tarihinin açıkça görünmediği, davalı tarafından dosyaya sunulan ve davaya konu tasarıma benzer olduğu belirtilen internet web sitelerine bağlı sayfa/linklerin ne zamandan itibaren kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda belirtilen linklerden 3 adet linkin arşiv kayıtlarına ulaşılmadığı, belirtilen linklerden 1 adet linkin geçmişte ilk olarak “17 Haziran 2021” tarihinde arşivlendiği tespit edildiği, ancak arşivi tespit edilen linkin tarihinin davaya konu ürünün tescil tarihinden çok sonra olduğu, davalı tarafından dosyaya sunulan ve davaya konu tasarıma benzer olduğu belirtilen bahse konu internet sitelerdeki görseller ile Arama Motorlarında “Görsel Arama” özelliği ile arama yapıldığında davalının sunmuş olduğu görsele benzer görsellere ulaşılmış olup, ilgili görsellerin internet sitelerine yüklenmel/yayınlanma tarihlerine ait tüm detaylar bilişim inceleme ve değerlendirme bölümünde detaylıca sunulduğu, tespit edilen tasarımların birebir benzerliği hakkında tasarım Uzmanı tarafından karşılaştırılması neticesinde anlaşılacağı, tasarım ve bilişim incelemeleri sonucunda 2 Şubat 2018 tarihli... ve 13 Ocak 2020 tarihli ...'in davacıya ait ... başvuru tarihli ... başvuru nolu ... Tasarımla karşılaştırıldığında bütününe bakıldığında aynı algısı yarattığı, tasarımın kamuya tescil başvuru tarihinden daha önce sunulduğu anlaşılmakla yeni olmadığı bildirilmiştir.
Davacı vekilinin belirsiz alacak davası kapsamında talep arttırım dilekçesi sunduğu, arttırılan maddi tazminat miktarı yönünden nispi harcı yatırdığı, dilekçenin davalı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Huzurdaki davada; davacı adına tescilli ... numaralı tasarımlarının taklitlerinin davalı tarafından "..." markası ile haksız olarak üretim ve satışının yapılmakta olduğu iddiasına dayalı olarak tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, SMK'nın 151/2-a, TBK'nın 50 ve devamı maddeleri gereğince maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı istemlerinin mevcut olduğu görülmüştür. Davalı taraf ise davaya konu tasarımın davacı tarafın başvuru tarihi olan 29/01/2020 tarihinden çok önceden beri davalı ile aynı sektörde çalışan ve faaliyet gösteren bir çok işletme tarafından kullanılmakta ve üretilmekte olduğunu, davacı tarafın piyasada uzun zamandır kullanılan tasarımı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği ve bu tasarımı satışa konu eden işletmelere karşı kullandığı, tasarımın hükümsüzlüğünün gerektiğini savunduğu, davacının tescilli tasarımının yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığını ileri sürmüş ise de tasarım yönünden hükümsüzlük davasının açıldığını gösterir herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Değişik iş dosyası ile yapılan tespitlerde incelenen ürünlerin davalı tarafça satışa sunulduğu taraf beyanları kapsamında sabit olup ihtilafın davalı tarafça satışa sunulan ürünlerin davacının tescilli tasarımlarına tecavüz teşkil edip etmediği, tecavüz teşkil etmekte ise SMK'nın tescilli tasarım hakkına yönelik hükümleri ile TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak tatbikinin gerekip gerekmediği ve talep edilmesi mümkün ise tazminat miktarının takdiri noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dava tarihi itibari ile tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.
b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemleri tasarım hakkına tecavüz sayılmıştır.
SMK'nın 149. maddesi ise; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını ise SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu, anılı düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde olduğu görülmüştür.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; gerek değişik iş dosyası kapsamında gerekse mahkememizce alınan bilirkişi raporları arasında davacı adına tescilli tasarım ile davalının satışa sunduğu ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları belirlendiğinden ve SMK kapsamında tescil edilen tasarımın tescilli olduğu süre boyunca hak sahibine koruma alanı sağladığından dolayı somut olayda davalının davacı adına tescilli tasarımlara tecavüz teşkil eden eylemlerinin saptandığı ve bu yöndeki tespitlerde herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, tasarımsal incelemede davacının tescilli tasarımı ile iltibas oluşturan ürünlerin davalı işletmesinde satışa arz edilmesine dayalı eyleminin SMK'nın 81. maddesi gereğince davacının tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; SMK'nın 149. maddesi gereğince tasarım hakkına tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Somut olayda davacı tazminat seçim yöntemini SMK 151/2-a kapsamında talep etmiş olup sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire göre maddi tazminat miktarının hesaplanmasını talep etmiştir. Her ne kadar davacı vekilinin talep arttırım dilekçesi kapsamında son bilirkişi raporunda davacı beyannameleri ile farazi işletme kârlılığı üzerinden yapılan 100 pastal üzerinden maksimum üretim hesaplamasına göre 264.625,00 TL maddi tazminat talep edilmiş ise de davacının dava konusu tasarımdan kaç adet ürettiği ve sattığı, davalının ise ele geçen adet dışında tecavüze konu ürünlerden kaç adet üretip sattığının ve bu ürünlerin satışından ne miktarda kâr elde ettiğinin net olarak tespit edilemediği, davacının da dayanak tasarımdan ne kadar satış yaptığına dair yazılı faturaların ispata elverişli usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde denetlenemediği gibi bir kısım tescilli tasarımın daha önce kamuya sunulmuş olması nedeni ile yenilik ve ayırt edicilik niteliğini hâiz olmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit karşısında tasarımın kullanıldığı süre, tasarımın niteliği, ihlalin boyutu gözetilerek TBK'nın 50. maddesi uyarınca, maddi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir. Nitekim tazminat hukuku kapsamında yapılacak bir değerlendirme, sebepsiz zenginleşmeye neden olmayacak şekilde bir tazminatın belirlenmesini gerekli kılmaktadır. Gerek davacı gerekse davalının küçük/orta çaplı işletmeler niteliğinde olduklarının mali kayıtlarından anlaşıldığı, davacının farazi ihtimale göre bir tazminat hesabının yapılmasını talep etmesinin tazminat hukuku ilkelerine aykırı olacağı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı anlaşılmıştır. Öte yandan davacının tasarımının davalı yanca uzun süredir piyasada var olduğu, yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunmadığı iddia edilmiş ancak hükümsüzlük davası açılmasa bile tasarımlarının niteliğinin tazminat miktarında dikkate alınması gerektiğinden bilirkişi raporundaki bir kısım tasarım yönünden daha önce kamuya sunulmuş olmasına yönelik tespitlerinin de göz önünde bulundurulması gerekmiştir. Bilindiği üzere hazır giyim firmalarında imal edilen ya da satılan ürün çeşidinin piyasada birden çok firma tarafından yapıldığı, tüketici nezdinde alternatif ürünlerin çok çeşitli olması, davalı firmanın olası satış kapasiteleri, pazardan aldıkları pay, pazardaki diğer aktörlerin davranışları gibi bir çok farazi etkenin bulunduğu, dava konusu tescilli tasarımların trend olan, tüketicinin çok tercih ettiği, ödül almış modellerden olmadığından tüketicinin bu tasarımının benzerini tercih için piyasada bir çok alternatifinin bulunduğu, dolayısıyla 2500 gibi kesimlerin ancak çok sayıda rağbet gören/ trend olmuş tasarımlar için söz konusu olabileceği gözetildiğinde, davacının farazi ihtimale dayalı taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle; TBK'nın 50. ve 51. maddeleri uyarınca tazminat tutarının hakkaniyete göre belirlenmesinin gerektiği, buna göre tasarım hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL maddi tazminat takdir edilmesinin somut olay adaletine uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının tasarımının tescilli olduğu süre, tasarımın niteliği, davalının kusur durumu, tasarımı kullandığı süre / ürün miktarı, satış hacimleri dikkate alınarak tasarım hakkına tecavüz yönünden 20.000-TL manevi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Son olarak davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında anılı koşulların gerçekleştiğini gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, itibar tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf SMK'da düzenlenen tasarım hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas,... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile tescilli tasarımların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı görülmüştür.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında; davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
A- Davalının tasarım hakkına tecavüz ettiğinin Tespitine, tecavüzün Durdurulmasına, Önlenmesine,
B- 20.000 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 03/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
C- İtibar tazminatı talebinin reddine,
D- 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 03/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile artan 1.786,73 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Kabul edilen tasarım hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen itibar tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafın yaptığı 59,30 TL başvuru harcı, 360,34 peşin harç, 2.732,40 TL tamamlama harcı, 212 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 6.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.364,04 TL yargılama giderinin takdiren 1/2'sine tekamül eden 4.682,04 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 31/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır