T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/155 Esas
KARAR NO : 2024/181
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/08/2023
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Kurumun TPMK nezdindeki ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Tescil Numaraları ile kayıtlı fikri eşyanın mülkiyetine haiz olduğunu, anılan markaların tamamının tescil edildikleri tarihlerden bu yana fasılasız olarak, gerek unvanında ve gerekse ticari emtiamızda doğrudan doğruya kullanıldığını, bu kapsamda özellikle şarküteri ürünleri, ... ile ... markası adıyla halen satışa arz edilmekte olduğunu, davalı şahıs adına ... Tescil No ile "..." markasının tescil edildiğini, davalının iş bu hükümsüzlüğü istenen ve Kurumuna ait markalar ile iltibas taşıyan markası, ... adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, davalı işyeri tabelasında tercih edilen renk ve yazı karakterleri ile müvekkili kurumun hak sahibi olduğu markaları andırarak bu anlamda tüketicileri yanılgıya sevketmesi; İşletmede kullanılan afiş, flama, reyon tabelası, etiketleri ve mağaza vitrin görsellerinde de benzer ihlaller mevcut olması, dış cepheye asılan bir afişte "..." şeklinde teşhiri tespit edilmesi sonucunda Marka Hakkına Tecavüz suçuna vücut vermesi sebebiyle şikayet neticesinde ... 1. FSHCM ...Tarih ve ... Sayılı kararıyla suça konu eylem sabit görülmüş ve sanık hakkında ... yönünde karar kurularak anılan kararın kesinleştiğini, anılı dosya bünyesinde hazırlanan bilirkişi raporları ve mahkeme kararında da söz konusu kullanımların kurum markasına yanıltıcı mahiyette benzerliği ile hukuka aykırı olduğunun ispatlandığını, tüm açıklamaları sebebi ile, öncelikle mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini temin etmek amacıyla ...Tescil No ile davalı adına tescilli bulunan markaya hüküm kesinleşinceye dek üçüncü kişilere devrini önleyecek şekilde Teminatsız Olarak ihtiyati tedbir konulmasını, davalı marka sahibine ...Tescil No ile tescilli markanın Kurumu maliki bulunduğu markalarıyla benzeşerek kötü niyetli tescilinin kabulü ile tümden hükümsüzlüğüne, eğer Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise (HMK 111. Maddesinde düzenlenen terditli dava hükmü dikkate alınarak) Davalı markasının Kurumuna ait markalar ile benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya dava dilekçesi usule uygun olarak tebliğ edilmiş ancak cevap vermediği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava;... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacıya ait ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... ve ...tescil numaralı markaların, marka tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın, marka tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığının onaylı suretleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
... 1. FSHCM'nin ... sayılı dosyası uyap üzerinden celp ve tetkik edilmiş olup davacının katılan olduğu, dava dışı sanığın (hükümsüzlük istemine konu markanın önceki sahibi) başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arz etmek veya satmak eyleminden dolayı hapis ve adli para cezasına karar verildiği ancak neticeten hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, işbu kararın kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce görevlendirilen et ve süt ürünleri mühendisi/ sektör bilirkişi ...ve marka vekili ... tarafından hazırlanan 26/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davacı ve davalı marka kullanımlarının kısmen benzer olduğu, aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, aynı alıcı kitlesine hitap ettiklerini, aynı ihtiyaçları karşıladıkları bu sebeple karıştırılma ihtimali olduğunu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği ve malların aynı yerden verildikleri yönünde çağrışım yapabileceği veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da iltibas ihtimali yaratacağı nedenleriyle davalı yan tarafından gerçekleştirilen kullanımların davacı yan markaları ile karıştırma ihtimali yarattığından 6769 sayılı SMK'nın md. 25/5 gereği, davalı markasının e 35. ıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada; davacının iktisadi devlet teşekkülü olup unvanın “...” olduğu ve TPMK nezdinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaraları ile tescilli markaların sahibi olduğu, dava tarihi itibari ile davalı şahıs adına ...tescil numarası ile kayıtlı "..." markasının iltibas oluşturduğu, tanınmışlık düzeyinden dolayı haksız bir yararın sağlanabileceği iddiası ile hükümsüzlüğünün talep edildiği görülmüştür. Davalının davaya cevap vermediği ve bilirkişi raporuna herhangi bir itiraz yöneltilmediği dava kapsamında markaların karıştırılma ihtimali oluşturması iddiası karşısında, dava tarihi itibari ile yürürlükte olan Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1, markanın tanınmış olması iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/5 maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemleri yönünden yapılan incelemede tatbiki gereken SMK'nın 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup, SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceğinin belirtildiği görülmüştür. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiştir. Anılı düzenleme çerçevesinde; markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Karıştırılma (iltibas) ihtimali ile kastedilen ise iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesi aşamasında ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerin esas alınması gerekmektedir. Anılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar markaların tescil sınıfları farklı ise de davalı kullanımları ile davacı kullanımlarının aynı ticari faaliyet alanında olması sebebiyle ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği, hitap edilen ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığı, bütünsel açıdan değerlendirildiğinde esaslı unsurları aynı olan bu markalarda aynı ve benzer hizmetleri kapsadıklarından fonetik ve şekilsel olarak yeterince farklılaşmaması ve davalının sonraki tarihli markasının, önceki tarihli marka tescillerini de içine alacak şekilde benzer kurum/ işletme imajı vermesi nedeni ile hitap edilen ortalama tüketici zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabileceği, tarafların faaliyet gösterdikleri hizmet alanı dikkate alındığında, ortalama tüketicinin göstereceği dikkat seviyesinin ortalama düzeyde olacağı ve işletmeler arasında bir bağlantı olduğunu düşünebileceği kanaatine varılmakla; SMK'nın 6/1 maddesi gereğince davalı markası yönünden hükümsüzlük koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında ayrıca SMK'nın 6/5 maddesine dayalı hükümsüzlük istemleri yönünden de davacı markalarının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiş olup SMK'nın 6/5 maddesinin; ''Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.'' şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "WIPO (World Intellectual Property Organization-Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı) Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacı markalarında yer alan ''...'' ibaresinin davacı kurum ile özdeşleştiği, bu yönüyle uzun süreçlere dayalı ülke çapındaki kullanım sebebiyle ayırt edicilik kazanarak gıda alanında herkes tarafından bilinen/ bilinmesi gereken bir marka haline geldiği, bu yönü ile davacı markalarının tanınmış marka hâlini aldığı, ceza dosyasına konu kullanım ile de tespit edildiği üzere SMK'nın 6/5 maddesi gereğince Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği kanaatine varılmakla; davanın kabulü ile TPMK nezdinde tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
TPMK nezdinde tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine, gereği için hüküm kesinleştiğinde TPMK'ya yazı yazılmasına,
2-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 157,75 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yaptığı 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL peşin harç, 633,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.172,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; davacı vekili ve davalı asilin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır