T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/32
KARAR NO : 2024/173
DAVA : FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, REF'İ VE MEN'İ
DAVA TARİHİ : 09/02/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tecavüzün Tespiti, Ref'i ve Men'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkillinin ülkemizin en sevilen sanatçılarından biri olduğunu, müvekkillinin bu davaya konu albüm ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğunu, davaya konu albüm ve müzik eseri icralarının davalı tarafından hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullanılmakta olduğundan davanın açılması zaruretinin oluştuğunu, mahkeme tarafından da bilindiği üzere; “işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı” ... tarihli ve ... sayılı kanunla kabul edildiğini, kanun ifadesinin yoruma yer vermeyecek derecede açık ve net olduğunu, fonogram yapımcıları "ESER SAHİBİ ve İCRACI SANATÇIDAN MALİ HAKLARI KULLANMA YETKİSİNİ DEVRALDIKTAN SONRA" kanunun tanıdığı hakları kullanabileceğini, davaya konu albümün (içerdiği müzik eserleri icralarına ilişkin olarak) dijital müzik platformlarında (..., ..., ... ... vb dijital müzik mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak davalıya herhangi bir izin verilmediği, dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalının her hangi bir hak ve yetkisinin olmadığını, dava dilekçesinde isimleri yazılı albüm ve içerdiği icraların davalı tarafından izinsiz, hukuka ve FSEK'e aykırı şekilde ..., ..., ... ... vb dijital müzik mecralarında umuma iletildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, söz konusu albüm, içerdiği müzik eseri icraları, (video klipler, görüntüler) üzerinde davalının hiçbir hakkı olmadığını, 5846 sayılı FSEK'in 51. maddesinde yer alan emredici hüküm uyarınca doğmamış hakların devrine veya kullanılmasına yönelik sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davalının ancak ve ancak icracı sanatçı ile karşılıklı olarak yapmış olduğu ve devredilen hakları tek tek gösterir sözleşmeler ile hak sahipliğini kanıtlayabileceğini, 2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak, 2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile hak devri niteliğinde olmayan muvafakatnameler ve eser işletme belgelerinin dijital hakları kullanma yetkisi vermeyeceğini, FSEK 51.maddesi uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı hakların devrine dair sözleşmelerin geçersiz olduğunu, şu halde davalının dijital hakların kullanımın yasaya uygun olabilmesi için, FSEK 51.maddesi uyarınca anılan 2001 yasa değişikliğinden sonra usulüne uygun olarak (FSEK 52.maddesi kapsamında yazılı olarak ve her bir hakkı ayrı ayrı gösteren) dijital hakların devrini içeren mali hak devir sözleşmesinin bulunması gerektiğini, oysa davalı ile akdedilen herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi olmadığını, açıklanan yasa hükümleri ve bu hükümlere dayanak yerleşik yargı kararlarının haklılıklarını açıkça ortaya koyduğunu, emsal karar ve raporlar FSEK 25.maddesinde değişikliğine ilişkin 2001 öncesi dönemdeki mali hak devrine ilişkin sözleşmelerin dijital hakları kapsamadığı belirtilmiş olup somut olayda kullanıma ilişkin dijital hakların devrini içerir sözleşmenin olmadığı dikkate alındığında davanın ve tedbir talebinin kabulünün gerektiğini, kötü niyetli davalının haksız ve hukuka aykırı şekilde dijital müzik platformlarında umuma iletmekte olduğu albüm ve bu albümde yer alan icraların (şarkıların) listesinin; ....; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...." albümün ve icraların davalı tarafından izinsiz şekilde dijital müzik platformlarında umuma iletilmekte olduğunu gösteren linklerin dilekçelerinde yer aldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı eyleminin; müvekkilline ve haklarına ağır ve telafisi imkansız zarar verdiğini, tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i yanında tedbir talebinin zaruri olduğunu, davalının haksız eylemi nedeniyle müvekkillinin ciddi boyutta maddi ve manevi zarara uğramakta olduğunu, müvekkillinin zararının telafisi imkansız hale gelmemesi bakımından tedbir talebinin teminatsız olarak kabulünü talep ettiklerini, davalının haksız ve hukuka aykırı eyleminin FSEK'in alenen ihlali olup müvekkillinin uğramış olduğu maddi manevi zararlarının tazminine yönelik haklarının saklı olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; izah olunan fiili ve hukuki gerekçeleri ve Mahkeme'ce re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle haklı davanın kabulü ile; tedbir taleplerinin; ihlale ilişkin linkler ve somut kanıtları dosyada mübrez olup, teknik bilirkişi incelemesine lüzum bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teminatsız olarak kabulü ile müvekkilinin hak sahibi olduğu; ... isimli albümün, albümdeki "..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların); ..., ..., ... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasını (erişiminin engellenmesini) tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini (bu kararın HMK 390/2 maddesi gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini) ve mahkeme kararının acele şekilde ...'un ...ŞTİ., ...A.Ş. ...., Türkiye'deki Yasal Temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve ref'ine karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ile müvekkilli şirket arasında akdedilen sözleşme ve davacı tarafından düzenlenen muvafakatname kapsamında müvekkilli şirketin bahse konu eserin tüm mali haklarının sahibi olduğunu, davacı ile müvekkilli şirket arasında akdedilen 19.10.1998 tarihli Sözleşme ile davacının tüm mali hakları müvekkilli şirkete ait olmak üzere 2 (iki) adet albüm yapmayı üstlendiğini, sözleşmenin 2. maddesi gereği, müvekkillinin; davacının okuyacağı eserleri plak, kaset, CD velhasıl ses nakline yarayan her türlü araçlarla çoğaltma, yayma ve pazarlama hakkına sahip olduğunu, sözleşme kapsamında davacının, "..." isimli albümü yaparak bu albümü ve albümde yer alan tüm eserlerin mali haklarının sayı ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde yurtiçi ve yurtdışı devir haklarının tamamının müvekkilli şirkete ait olduğuna ilişkin 16.03.1999 tarihli muvafakatnameyi verdiğini, davacı taraf dilekçesinde bu sözleşme ve muvafakatnameden bahsetmeden müvekkili şirketi haksız kullanım ile itham ettiğini, buna gerekçe olarak ise söz konusu eserlerin internet ve dijital platformlarda yayılmasına ilişkin bir sözleşme olmadığı iddiasında bulunduğunu, oysa söz konusu sözleşme ve muvafakatname içerikleri itibari ile bahse konu albümde yer alan tüm eserlerin internet ortamında çoğaltma ve yayınına da izin verdiğini, davacının, sözleşmedeki "velhasıl ses nakline yarayan her türlü araçlarla" ifadesi ile iddiasının aksine internet ve dijital platformlarda yapılan yayın hakkını da ayrıca müvekkilline devrettiğini, nitekim...tarihli ...sayılı T.C. Kültür Bakanlığı Müzik Eseri İşletme Belgesi ile de "..." isimli albümün müvekkilli şirket adına kayıt ve tescil edildiğini, söz konusu albümün işletme belgesi sahibi, yapımcısı ve fikri mülkiyet hakkı sahibinin müvekkilli olduğunun açık olduğunu, yapımcısı olan müvekkilli şirketin albümü dijital platformlar da dahil ses nakline yarayan her türlü araçla çoğaltması, yayması ve pazarlamasının mümkün olduğunu, bu noktada davacının haksız olarak söz konusu eserleri dijital platformlarda kendi adına yayımladığı görülmüş olup buna ilişkin tüm dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, davacının, taraflar arasındaki devir sözleşmelerini yok sayarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, oysa gerek sözleşme gerek muvafakatname ile müvekkillinin dava konusu eserlerin hak sahibi olduğunu, davacının haksız kazanç sağlama çabası ile kötü niyetle hareket ettiğinin sabit olduğunu, sayılan sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkilli şirket arasındaki yapımcılık ilişkisinin 25 yıldır sürdüğünü, müvekkillinin, davacı ile olan iş ilişkisi kapsamında bahse konu albümün yapımı için üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, davacı tarafa esere ilişkin mali haklarını devretmesi için de yine gereken ödemeyi yaptığını, davacının iddiasına konu dijital platformların uzun yıllardır varlıklarını sürdürmekte olduğunu, davacı ise bu süreçte iddia ve talebi ile ilgili olarak müvekkilli ile ne şifahen görüştüğünü ne de karşı bir ihtarname keşide etmediğini, davacının iddialarının kabulü anlamına gelmemek üzere, bir an için dijital platformlara ilişkin devir iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi davacının, uzun süredir sessiz kalmak sureti ile bu hakkını da müvekkilli şirkete devrettiğini, marka hukukunda, sessiz kalma suretiyle hak kaybının düzenlendiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu 25/6.maddesi hükmü yürürlükte değil iken dahi, bu hususun Yargıtay tarafından içtihat edildiğini, aynı durum eserler üzerindeki mali hak sahipliği için de geçerli kabul edilmesi gerektiğini, sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesinin koruduğu menfaat, mali hak sahibinin, mali hakkının ihlal edildiğini bildiği halde, buna kayıtsız/eylemsiz kalarak oluşturduğu güven sonrasında çelişkili davranma yasağına aykırı olarak dava haklarını kullanmasını engellemek olduğunu, somut olayda; 2001 yılında yapılan yasa değişikliğinin ardından 22 yıl sonra davacının bahse konu yasa değişikliğine dayanarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, kaldı ki, söz konusu dijital platformlar da benzer yıllardır faaliyette olduğunu, davacının, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca aradan geçen yıllar üstüne dava konusu hakların devredilmediği iddiası gerçeği yansıtmadığı gibi dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmekte olduğunu, bu açıdan somut olaya bakıldığında, dijital iletimin umuma iletim hakkı kapsamına dahil edildiği kanun değişikliğinin 2001 yılında olmasına rağmen, eser sahibinin 22 yıl boyunca dava hakkını kullanmaması dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmesi gerektiği, davanın bu yönü ile de haksız olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için tedbir konulmadığı takdirde hak kaybı yaşanacağının kuvvetle muhtemel olması, hakkın elde edilmesinin imkansızlaşabilecek olması, uzun süren yargılama nedeniyle ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunması gerektiğini, somut olayda, müvekkilli şirketin bahse konu mali hakların sahibi olduğunu, kaldı ki; aksi düşünülse dahi davacının uzun yıllardır sessiz kalması sebebi ile dürüstlük kuralına aykırı bu talebin kabul edilemeyeceğini, tüm bunların yanında davacının tedbir talebi söz konusu eserlerin manevi tüm haklarının kendisine ait olmaması sebebi ile dinlenemeyeceğini, davacının, bahse konu eserlerde icracı sanatçı olup eserlerin sözleri ve bestelerinin dava dışı üçüncü kişilere ait olduğunu, o halde davacının salt kendi adına bu türde bir tedbir kararı verilmesini talep etmesi, esere ait diğer hak sahiplerinin de haklarına halel getireceğini, diğer bir hususun ise verilecek ihtiyati tedbir kararının, aslında davanın esasına ilişkin verilecek bir karar olma niteliğinde olduğunu, Mahkemenin, bahse konu albümün sayılan dijital platformlarda yayınlanmasını ihtiyati tedbiren durdurur ise dava neticelenmeden, hiçbir delil toplanmadan ve incelenmeden hem müvekkilli şirketin haksız kullanımının kabulü anlamına geleceği hem de davanın sonunda davacının elde etmeye çalıştığı men ve ref'i kararının davanın başında tedbir kararı adı altında verilmesine neden olacağı, bu durumun hukuk güvenliği ilkesine aykırılık teşkil edeceğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, her halde haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2023/32 ESAS SAYILI DAVADA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, izah olunan fiili ve hukuki gerekçeler ve mahkemece re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle, haklı davanın kabulü ile; bu davanın tarafları arasında, "..." isimli albüme ilişkin açılan aynı mahiyetteki davanın, ... 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı davası üzerinden görülmekte olduğundan, bu davanın usul ekonomisi gereği aynı dava ile tensiben birleştirilmesini, tedbir taleplerinin; ihlale ilişkin linkler ve somut kanıtların dosyada mübrez olup, teknik bilirkişi incelemesine lüzum bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teminatsız olarak kabulü ile, müvekkilinin hak sahibi olduğu "...." isimli albümün, albümdeki "..., ..., .., ..., ..., ...(... İle ...), ..., ..., ..., ... " isimli icraların (şarkıların); ..., ..., ... , vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına, erişiminin engellenmesine, tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini, bu kararın HMK 390/2 maddesi gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini ve mahkeme kararının, acele ...’un (... LTD. ŞTİ.), ...’ın (...A.Ş.) ve ...’in (... Ltd.) Türkiye’deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men'ine, ref'ine,durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İzah ettikleri nedenlerle, maddi - manevi, itibar tazminatı dahil her türlü hak ve alacak talepleri ile yasal hakları saklı kalmak kaydıyla; ihtiyati tedbir talebini ve haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
29/05/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dosya münderecatında yer alan tüm bilgi ve belgeler incelenip değerlendirildiğinde, asıl dava yönünden; davacı tarafından dosyaya sunulan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli eserlerin ..., ... ..., ..., ... isimli dijital platformlarında yayında olduğu, ... isimli eserin ..., ... , ..., ..., ... dijital platformlarında yayında olduğu, birleşen dava yönünden; davacı tarafından dosyaya sunulan ... isimli eserlerin ... isimli dijital platformlarında yayında olduğu, dosyada yer alan tarafları davacı ... ve davalı ... A.Ş olan 19.10.1998 tarihli sözleşmenin incelenmiş olup, sözleşmenin 2001 tarihli kanun değişikliği öncesi yapılmış ve dijital hakları da kapsar şekilde düzenlenmediğinden FSEK 51, 52 maddeleri hükümleri karşısında davalıya dijital hakların devredilmediği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava: Davacının hak sahibi olduğu, "..." isimli albüm ve albümdeki, "..." isimli icralara (şarkılara) yönelik davalı eylemlerinin; davacının FSEK'ten kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, ref’ine, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine ilişkindir.
Birleşen dava: Davacının hak sahibi olduğu, ".." isimli albüm ve albümdeki, "..." isimli icralara (şarkılara) yönelik davalı eylemlerinin; davacının FSEK'ten kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, ref’ine, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması. ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan İlkine "sübjektif unsur" veya "esasa İlişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
5846 sayılı yasanın 80. maddesinde: "Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar" başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında "Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar" icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı "Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler" olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274, İlhami Güneş, "FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama", s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak "Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları" olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, "kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse" olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasanın 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
FSEK 80/B maddesi uyarınca; Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.
(1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.
(3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Y. 11. HD T: 20.4.2006, E: ..., K: ...). Ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için “icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden” olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler (Kılıçoğlu, s. 242-243).
5846 sayılı yasanın 25. maddesi 2001 yılında 4630 Sayılı Kanunla değiştirilmiştir, madde başlığı; "İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" şeklinde, içeriği ise; "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir" şeklinde değiştirilmiştir. Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir.
5846 sayılı yasanın 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. FSEK 51.maddesinde; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir." hükmü düzenlenmiştir.
Kanun koyucu FSEK 51. madde ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlan yaptırımına tabi tutulmuştur (Kılıçoğlu, s. 320).
FSEK 52.maddede: "Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi" şart koşulmuştur. Dolayısıyla dijital iletimi içine alan umuma iletim hakkını da içerecek şekilde mali hakların devrine ilişkin sözleşme de hüküm bulunması gerekmektedir.
FSEK hükümleri, Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporu ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde: Dijital iletimin FSEK kapsamına alınması, 2001 tarihinde 4630 sayılı Fikir ve Sanat Eserlerinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine İlişkin Kanun ile gerçekleşmiştir. FSEK 51.maddesi uyarınca, "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşme hükümleri batıldır." Fonogram yapımcılarının, tespitleri üzerinde münhasır hakkı bulunmaktadır. FSEK 52.maddede; "mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi" şart koşulduğu, FSEK 51.maddesi kapsamında ise ileride çıkarılacak mali hakların devrini de kapsam dışı bıraktığı bilinmektedir. Tarafları; asıl ve birleşen davada davacı ..., asıl ve birleşen davada davalı...A.Ş. olan 19.10.1998 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde; "Şirket Sanatçının okuyacağı eserleri Plak , Kaset, CD velhasıl ses nakline yarayan her türlü araçlarla çoğaltma , yayma ve pazarlama hakkına sahiptir" hükmünün yer aldığı, sözleşmenin 2001 tarihli kanun değişikliği öncesi yapıldığı ve dijital hakları da kapsar şekilde düzenlenmediğinden, davalıya dijital hakların devredilmediği sonuç ve kanaatine varılmış, asıl davanın kabulüne; davalının eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, "..." isimli albüm ve albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, birleşen davanın kabulüne; davalının eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, "...." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
ASIL DAVANIN KABULÜNE
1-Davalının eyleminin, davacının FSEK' ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
2- "....." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine,
3-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazine irat kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 119,25 TL tebligat/masraf gideri ve 7.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.479,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine,
BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının eyleminin, davacının FSEK' ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
2- "... - EY HAYAT" isimli albüm ve albümdeki ".." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine,
3-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazine irat kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 416,25 TL tebligat/masraf gideri olmak üzere toplam 776,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır