T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/40
KARAR NO : 2024/177
DAVA : MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ
DAVA TARİHİ : 26/02/2022
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin yaklaşık 50 yıldır ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren ...'nin şirketlerinden biri olduğunu, müvekkili şirketin 11.000 m2'lik modern fabrika binasında ayakkabı üretimi yaptığını; müvekkilinin, yurtiçi ticaretinin yanı sıra 25 ülkeye ihracat yapmakta olan, ayakkabı sektörünün önde gelen, saygın bir kuruluş olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli olan "..." markasının ayakkabı ve ayakkabı ile ilişkili emtiaları kapsayan ... sınıfta 2003 yılından bu yana müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkil şirket tarafından "..." markasının tanınması için çok ciddi yatırımlar ve reklam harcamaları yapıldığını, müvekkili şirketin ürettiği ayakkabıların birçok satış noktasının yanı sıra, birçok AVM'de bulunan ... mağazalarında satılmakta olduğunu, müvekkili şirket markasının hem oluşturulan koleksiyonlar ile hem de dizayn çizgisi ile özellikle gençler arasında çok rağbet gören bir marka halini almış olduğunu, davalının müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğunu, ayakkabı üretim ve ticaret ile uğraşmakta olduğunu, müvekkili şirketin yaptığı araştırma neticesinde ... numaralı "..." ibareli markasını tescil ettirdiğini ve ayakkabı emtiası üzerinde kullanmakta olduğunu, hayatın olağan koşullarında müvekkili ile aynı sektörde ve aynı şehirde faaliyet gösteren davalının, müvekkili şirketten ve tescilli seri markalarından habersiz olmayacağının açık olduğunu, davalının marka tescili kötü niyetli bir tescil olduğundan Sınai Mülkiyet Kanunu 6/9.maddesi uyarınca davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, ayrıca "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi müvekkili olduğundan Sınai Mülkiyet Kanunu 6/3.maddesi uyarınca davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkili şirket markasının tanınmış bir marka olduğunu ve bu husus açık olduğunu, müvekkili şirket, tanınmış olan "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi müvekkili olduğundan, davalı adına tescilli olan "...” markasının SMK 6/3 maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkili adına tescilli ve tanınmış bir marka olduğu açık olup, davalının müvekkilin tanınmış "..." markasının okunuş biçiminin tescilinden ibaret ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve tescilin sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın davaya on bir markayı dayanak olarak gösterdiğini, ancak davaya dayanak yapılan on bir markadan yedisinin müvekkilinin ... tescil numaralı "..." markasının tescilinden daha sonraki tarihlerde tescil edilmiş olduğunu, bu nedenle öncelikle bu yedi marka dayanak gösterilerek yapılan hükümsüzlük talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacının diğer 4 markasına bakıldığında, bu markalardan üçünde gerek işaretlerin bulunması gerek müvekkilinin markası ile arasında bulunan renk farklılıkları gerekse yazı tipinin farklılığı gibi diğer etkenler dikkate alındığında, müvekkilinin markasının bu markalar bakımından iltibasa sebebiyet veremeyeceğini, çünkü müvekkilinin markasının kelime markası olduğunu, markada işaret bulunmadığını, bu nedenle bu üç marka bakımından da davanın reddedilmesi gerektiğini, geriye davacının on bir markasından sadece ... numaralı "..." ibareli markasının kaldığını, ancak bu markanın da müvekkilinin "..." markası ile benzer olmadığını, çünkü markaların incelenmesinde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik arandığını ve markaların bütün olarak incelendiğini, taraf markaları arasında kavramsal bir benzerlik bulunmadığını, zira müvekkilinin "..." markasının kavramsal olarak hiçbir anlamı olmadığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkilinin markasının tescilinden 6 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra davanın açılmış olduğunu, müvekkilinin hakkında açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
17/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacının ... tescil numaralı "..." kelimesinden ibareli markasının ... sınıfta "..." için tescilli olduğu, devam eden yıllarda "..." esas unsurunu içeren ..., ... ve ... tescil numaralı markalarında aynı emtia sınıfında davacı adına tescil edilmiş olduğu, davalının ... numaralı "..." kelimesinden ibaret markasının ... sınıfta "Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler" için tescil edilmiş olduğu, davacının SMK 6/1, 6/3 ve 6/5 maddelere dayalı hükümsüzlük taleplerini beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürmemiş olduğu, davacının "..." esas unsurlu markasını, dava konusu "..." esas unsurlu marka tescil başvurusu yapıldığı 2016 yılı da dahil olmak üzere ciddi şekilde kullanmakta olduğu tespit edilmiş olmakla, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının hem davacı adına daha önceki bir tarihte tescilli olan (marka sicili alenidir) hem de davacı tarafından ciddi şekilde kullanılan "..." esas unsurlu markayı bildiği veya biliyor olmasının bekleneceği, davacının tescilli ve ciddi şekilde kullandığı "..." markasının, "..." şeklinde telaffuz edilirken, sınırsız bir seçenek özgürlüğü olan davalının hiçbir anlamı olmayan "..." ibaresini tesadüfen seçmiş ve yaratmış olması ihtimalinin hayatın ve ticaretin olağan akışı içerisinde açıklamanın mümkün olmadığı, ... numaralı "..." markasının SMK 6/9 maddesi uyarınca hükümsüzlük şartları olduğunun kabul edilebileceği bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın, SMK'nın 5, 6 ve 25. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU uygulanacaktır.
6769 sayılı SMK'nın 5. maddesinde marka tescilinde mutlak red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez:
a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler.
b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.
d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.
(2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.
6769 sayılı SMK'nın 6. maddesinde marka tescilinde nisbi red sebepleri aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinde "Marka Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye ’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir...
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
SMK hükümleri, TPMK kayıtları, mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... numaralı "..." ibareli markanın ... sınıfta "ayakkabılar" için davacı adına tescilli olduğu, devam eden yıllarda "..." esas unsurunu içeren ..., ... ve ... numaralı markaların da aynı emtia sınıfında davacı adına tescil edildiği, ... numaralı "..." ibareli markanın ise; ... sınıfta "Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler" için davalı adına tescil edildiği görülmüştür.
Davacı; SMK'nın 6/1-3-5-9. maddesini gerekçe göstererek hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Davalı ise; hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını beyan etmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanunu 25/6 maddesi uyarınca; marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Buna göre, hükümsüzlük davası beş yıllık hak düşürücü süreye tabiidir. Hak düşürücü süreler, her zaman ileri sürülebilir ve mahkemece re'sen dikkate alınır. Kötü niyetle tescil edilen markalar yönünden ise hükümsüzlük davası açma hakkı, hak düşürücü süreye bağlı değildir.
Hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı "..." markası; 19/10/2016 tarihinde tescil edilmiş, dava ise 26/02/2022 tarihinde açılmıştır. Hükümsüzlük davası, markanın tescil tarihinden 5 yıl 4 ay 7 gün sonra açılmıştır.
SMK'nın 5 ve 6 maddelerine dayalı olarak hükümsüzlük davası açmak için beş yıllık hak düşürücü süre düzenlenmiştir. Buna göre, davacının SMK 6/1-3 ve 5 maddesine dayalı hükümsüzlük talepleri, hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmemiştir.
SMK'nın 6/9. maddesindeki kötüniyetli tescil hali, bu düzenlemenin istisnasını teşkil etmektedir. Davacı; SMK'nın 6/9 maddesine dayalı olarak da hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Kötüniyete dayalı hükümsüzlük davası açmak, hak düşürücü süreye bağlı değildir. SMK'nın 6/9.maddesi kötü niyetli marka başvurusunu nispi ret nedeni saymış ve bir hükümsüzlük nedeni olarak kabul etmiştir.
Ancak önceki bir markanın aynısı ya da benzerinin, sonradan tescil edilmiş olması tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanamaz. İyi niyet asıl olduğu için kötü niyetin varlığı, davacı tarafından ispat edilmelidir.
Marka hukukunda kabul gören anlayışa göre; tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek amaçlarına veya şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Avrupa Birliği Adalet Divanı bir kararında; kötü niyetli marka başvurusundan bahsedilebilmesi için, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli marka arasında karıştırma tehlikesinin bulunması veya söz konusu markaların aynı veya benzer olmaları yeterli olmayıp, kötü niyetin somut delillerle ispatlanması gerektiğine karar vermiştir.
Marka tescilinde kötü niyet; tescil ile sağlanan korumanın amacına aykırı kullanarak başkasının markasından haksız olarak yarar sağlamaktır. Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma ve engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Davacı, tescilli "..." esas unsurlu markasını ayakkabı sektöründe ciddi bir şekilde kullandığını iddia etmiş ve markasını ciddi bir şekilde kullandığına dair fatura, piyasa araştırması, tanıtım, sponsorluk faaliyetlerini gösterir bilgi/belgeler sunmuştur.
Bilirkişi tarafından yapılan incelemede: Davacının "..." esas unsurlu markasını, hükümsüzlüğü talep edilen "..." marka tescil başvurusunun yapıldığı 2016 yılı da dahil olmak üzere ciddi şekilde kullandığı tespit edilmiştir. Bu ciddi kullanım nedeniyle, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının; davacı adına daha önceki bir tarihte tescilli olan ve davacı tarafından ciddi şekilde kullanılan "..." esas unsurlu markayı bildiği veya bilmesi gerektiği, ayrıca davalı tarafından da beyan edildiği üzere, "..." ibaresinin kavramsal olarak hiçbir anlamının bulunmadığı, davacının tescilli ve ciddi şekilde kullandığı "..." markası, "..." şeklinde telaffuz edilirken ve davalının sınırsız marka seçenek özgürlüğü var iken, bu ibareyi tesadüfen seçmiş ve yaratmış olması ihtimalinin hayatın ve ticaretin olağan akışı içerisinde açıklamanın mümkün olmadığı, bu nedenle ... numaralı "..." markasının SMK'nın 6/9.maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından, davanın kabulüne; TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
DAVANIN KABULÜNE,
1-TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2-Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere TPMK'na gönderilmesine,
3-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı, 365,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 4.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.526,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır