T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/157 Esas
KARAR NO : 2024/180
DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 07/11/2018
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekilliğini yapmakta olduğu ... A.Ş., 30 yılı aşkın süredir “..." ve “...' ibareleri ile bebek ürünleri grubunda üretim ve satış faaliyetinde bulunduğunu, müvekkili firmaya ait “...” ibaresi, müvekkil firmanın ... numara ile Türk Patent Enstitüsü'nde kayıtlı 34 yıllık markasıdır ve 34 yılı aşkın süredir de aralıksız ve fiilen kullanılmakta olup, özellikle bebek ürünleri sektöründe tanınmış marka haline geldiğini, müvekkili firma daha sonra Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurusunu yaptığı ... ve ... nolu markalarla da logosunu yenilemiş ve marka sektörlerini genişlettiğini, müvekkili firma, ... nolu “...” markası adı altında 34 yılı aşkın süredir bebek ürünleri imal etmekte ve bu ürünleri iç ve dış pazarda sattığını, özellikle bebek ürünleri kategorisinde herkesçe bilinen ve tanınan bir marka olduğunu, müvekkili firma, özellikle bebek ürünleri ile özdeşleşmiş bir marka olduğu üzere, 2000 yılında yaptırdığı bir piyasa araştırmasında, 1000 anne üzerinde yapılan ankette “...” ibaresinin en yüksek tanınmış marka düzeyine ulaştığı saptandığını, Davacı firma, tüm Türkiye geneline ve yurtdışına yayılan satış noktaları ile Türkiye bebek ürünleri piyasasının 9650'si gibi büyük bir bölümünü elinde bulundurduğunu, ayrıca “...” ve “...” markaları, çok riskli ve zor olan bebek ürünleri kategorisinde müşteri memnuniyeti ve güvenilirliği konusunda da kendisini kanıtladığını, yukarıda bildirilen ... alan adı kullanımı ile internet sayfası tasarımı, müvekkilinin tescilli "..." ve “...” markaları ve “....com” alan adlı internet sayfası ile ayırt edilemeyecek ve karışıklığa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunu, ayrıca telaffuz benzerliği de bulunmakta olduğunu her iki markada farklı olan harfler olmasına rağmen gerek telaffuz ve gerekse görsel açıdan müvekkil firmanın markasına çok benzediğini, Özellikle davalı tarafından kullanılan internet satış sayfasında bulunan markada yer alan “...” kelimesinin yazılış şekli ve "..." müvekkili markası ile birebir aynı olduğunu, bu nedenle, markalar arasında ayırt edicilik kriteri ortadan kalktığını, davalı, müvekkilin markasının birebir aynısını aynı iş kolunda faaliyet gösteren işyerinde ve sosyal medya hesaplarında marka olarak kullanmakta, bu kullanımı ile tescilli markaya tecavüz ettiğini, davalının bu haksız eylemi nedeni müşterileri ve evrakları karışan müvekkil firma, haklı olarak Markalar arasındaki benzerliğin tüketici tarafından ayırt edilemeyecek derecede olması ve karşı tarafın müvekkilinin haklı emeği ve çalışması sonucu elde ettiği “...” markasının ününden ticari kazanç sağlama gayesi güttükleri izlenimine kapıldığını, davalı, müvekkili markasının ve logosunun birebir aynısını internet sayfası başta olmak üzere sosyal medya hesaplarında kullandığını, bu kullanımı markaya tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenle öncelikle tarafımızdan noter e-tespit işlemi yaptırılmıştır. ... 23.Noterliği tarafından yaptırılan ... tarih ve ... ve ... yevmiye numaralı e-tespit evraklarında davalının “... ve ... hesaplarındaki marka kullanımı tespit ettirildiğini, davalı firma, internet aracılığı ile satış yapan bir firmadır. Bu nedenle tarafımızdan davalının internet sitesinden alışveriş yapılmış olup alışveriş sonrasında alınan... tarih ce ... nolu fatura dava delil olarak sunduklarını, sonrasında ise ... 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosya ile delil tespiti yapılmış ve markalar karşılıklı olarak uzman bilirkişiye incelettirlmiş ve rapor alındığını, rapor sonrasında davalı ile yapılan görüşmeler olumlu sonuç vermediği üzere işbu dava açıldığını, dava konusu web sayfası halen aktiftir ve kullanımda olduğunu, iddia ederek; 6769 sayılı SMK. mad.159 uyarınca İhtiyati tedbir kararı verilerek, doğmuş bulunan ve doğması muhtemel zararların telafisi ve önlenmesi açısından karşı taraf tarafından kullanılan ... ibareli internet sayfasına (alan adına ve alt alan adlarına) erişimin engellenmesine, Markaya tecavüzün tespit ve men'ine, Davalının haksız eylemi nedeniyle fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait..., ..., ..., ..., ..., ..., ...-Davacı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescil numaralı markaların, Marka tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve hale geçerli olup olmadığının onaylı suretleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı tarafça ... 23.Noterliğinin ... tarih ve ... ve ... yevmiye numaralı e-tespit tutanakları, ... 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasına delil olarak dayanıldığı görülmüştür.
Davalı adına tescilli "..." ibareli herhangi bir marka ya da marka başvurusu olup olmadığı hususlarına ilişkin yazı cevabı TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
... alan adının whois kayıtlarının BTK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Dava açılış tarihi itibari ile marka tescil sahibi olan önceki davacı ... A.Ş'nin yargılama esnasında davaya konu markaları ... A.Ş'ye devrettiği tespit edilmekle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen dava konusunun devrine ilişkin; '' (2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.'' düzenlemesi gereğince markaları yargılama sırasında devralan Kopaş Kozmetik şirketi davacı yerine geçmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen Marka vekili ... , Mali bilirkişi ... ve Bilişim uzmanı ... tarafından hazırlanan 25/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; "...” markasının bebek ürünleri yönünden tanınmış marka olduğunu, markaların şekil, renk ve içeriklerinin incelenerek karşılaştırılması ile belirtilen yasal düzenlemeler ve teoride kabul edildiği üzere, ... ve ... markaları arasında ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğu bu sebeple iltibas oluşturduğunu, bebekido markasının markasal kullanımının olduğunu, “..." markasının tescilli “...” markası yönünden SMK 7 .maddesinin ihlal ettiğini, SMK 151/2a maddesi uyarınca; davacının dava konusu kullanımdan dolayı elde edebileceği gelirin 1.344.717,41-TL olabileceğinin sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen yeni bilirkişi heyetine dahil olan Marka vekili ... , Mali bilirkişi ...ve Bilişim uzmanı ...tarafından hazırlanan 19/09/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Davacının ....com alan adı kaydını 07.12.1998 tarihinde kayıt ettirildiği ve 06.12.2023 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, davalının ... alan adı kaydını 19.05.2017 tarihinde kayıt ettirildiği ve 19.05.2027 tarihine kadar kayıtlı olduğunu, davalının tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceğini, dava açılış tarihinde davacı sıfatı taşıyan ... Aş.'nin dava konusu markayı 21.11.2019 tarihinde 3.601.695,00-TL bedelle dosyaya davacı olarak eklenen ....Aş.'ye devrettiğini, 2017-2018-2019 yıllarında davacı sıfatındaki ...Aş'nin Gelir Tablosu üzerinden kar marjı hesaplanmış ancak satışlarının ne kadarının dava konusu markaya ilişkin olduğu tespit edilemediğinden, takdiri Yüce Mahkemeye ait olmak üzere davacı kar marjının davalı satışlarına oranlanması yoluyla hesaplama yapıldığını, 2020-2021 yıllarında dosyaya davacı olarak eklenen ...Aş.'nin verilerine göre SMK 151/2-a uyarınca marka konusu satışlarda meydana gelen azalma göz önüne alınarak hesaplanan kar marjının oranlanması yoluyla yoksun kalınan kazanç hesaplandığını, 2017-2018-2019 yılları yoksun kalınan kazancın” 50.546,35-TL olabileceğini, 2020-2021 yılları yoksun kalınan kazancın 151/2-a uyarınca 553.393,26-TL olabileceğini, toplam talep edilecek tazminat tutarının 603.939,61-TL olabileceğinin sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen Marka vekili ... , Mali bilirkişi ... ve Bilişim uzmanı ... tarafından hazırlanan 06/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmından özetle; Kök rapordaki görüş ve kanaatlerinin devam ettiği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Huzurdaki davada; ''...'' ve ''...'' kelime ve şekil içeren bir kısım seri markaların davacı adına tescilli olduğu, davalının ''...'' alan adı kullanımında markasal kullanım olarak tescilli "..." ve ''...'' markaları ile ayırt edilemeyecek ve karışıklığa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu ve özellikle davalı tarafından kullanılan internet satış sayfasında bulunan markada yer alan “...” kelimesinin yazılış şekli ve "..." ile markasının birebir aynı olduğu iddiası ile marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat taleplerinin mevcut olduğu, davalı tarafın davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128. maddesi gereğince süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda somut olaydaki uyuşmazlık yönünden ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında ilk olarak SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise
inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında
bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama
tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere; teknik ve sektörel incelemeyi içerir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar dosya kapsamına uygun ve çelişki içermediği saptanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; davalı yanın davacı adına tescilli olan markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerde ilgili kullanımları gerçekleştirdiği, markasal kullanımlarda ortak asli unsurun "..." ibaresi olduğu, yazı biçiminin benzer olduğu, iki markasal kullanımda da mavi rengin kullanıldığı ve markalarda ortak olarak kullanılan ... şeklinin bulunduğu, davacı yana
ait markada yer alan “...” ve “....” unsurlarının yanı sıra “...” iki harfinin de davalı kullanımında aynı sıra ile yer aldığı, her ne kadar “...” unsuru ihtilaf konusu mal ve hizmetler bakımından zayıf unsur mahiyetinde ise de marka ve kullanımlarının görseli arasında var olan yüksek benzerlik nedeni ile davalının şeklindeki markasal kullanımının davacının tescilli unsurunu ihtiva eden markaları ile benzerlik teşkil ettiği, hitap edilen ortalama tüketicinin ... ürünleri üzerine olması ve teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığı anlaşılmıştır. Bu durum hitap edilen tüketicinin göstereceği dikkati de azaltmaktadır. Bütünsel açıdan değerlendirildiğinde, davacının markası ile davalının kullanımın esaslı unsurları ortak olarak aynı mallara yönelik kullanıldığından, hitap edilen ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Bu gerekçeler ışığında; davalının markasal kullanımının davacının marka hakkına tecavüz eder nitelikte olduğu kanaatine varılmış olup SMK'nın 29, 7 ve 149. maddeleri gereğince davalı tarafından ... alan adlı internet sitesinde davacı adına tescilli marka şekil unsurları üzerinde davacının hak sahibi olduğu markalarının davalı yanca internet sayfasında benzerlerinin kullanılması eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Son olarak davacının maddi ve manevi tazminat talepleri tetkik edilmiş olup somut olayda davacının tazminat seçim yöntemini SMK 151/2-a kapsamında belirlediği, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire göre maddi tazminat miktarının hesaplanmasını talep ettiği görülmüştür. Mali incelemeler neticesinde tarafların ticari defterleri ve celp edilen mali kayıt ile tablolar incelenmiş olup davalının markasal kullanımının 2017 yılında başladığı, dava açılış tarihinde davacı olan ....AŞ.’nin 2019 yılında marka devri yaptığı için 2017-2019 dönemi için ...AŞ. verileri, 2019-2020 dönemi için ...Aş. verileri üzerinden yapılan hesaplama ile ... AŞ. yönünden yerinde inceleme yapılamadığından Gelir İdaresi Başkanlığının 2017-2018-2019 yılları Kurumlar Vergisi Beyannameleri üzerinden yapılan hesaplamalar kapsamında tespit edilen son tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olması ve aksini gösterir yazılı delillerin bulunmaması nedeni ile marka hakkına tecavüz yönünden 603.939,61-TL maddi tazminatın takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının markalarının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre marka hakkına tecavüz yönünden 50.000-TL manevi tazminatın değişik iş dosyasındaki tespit tarihi itibari ile temerrüt tarihi olarak saptanan 23/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
Davalı tarafından ... alan adlı internet sitesinde davacı adına tescilli marka şekil unsurları üzerinde davacının hak sahibi olduğu markalarının davalı yanca internet sayfasında benzerlerinin kullanılması eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına,
2-Marka hakkına tecavüz nedeniyle 603.939,61 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 23/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 44.670,62-TL ilam harcından 35,90 TL peşin harç ve 10.150,00 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik 34.484,72 TL eksik harcın davalıdan tahsiline,
4-Kabul edilen marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması talepleri yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 94.590,94 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafın yaptığı 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 peşin harç, 10.150,00 TL ıslah harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 96 TL tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 13.317,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır