T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2000/1164 Esas
KARAR NO : 2025/607
DAVA : Sorumluluk davası
DAVA TARİHİ : 29/09/2000
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan sorumluluk davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Temlik eden davacı ... A.Ş vekili dava dilekçesinde özetle: Bankalar yeminli murakıplarının bankalar nezdinde yapılan inceleme ve enetimleri sonrasında düzenlenen raporlar esas alınarak, Bakanlar Kurulunun 22.12.1999 tarih ve 23914 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ... sayılı kararının 3-a maddesi ile ... AŞ'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Bankalar Kanununun 14.maddesinin 3. Ve 4. Fıkraları gereğince ...'na devredildiğini, devir tarihi olan 21.12.1999 tarihi itibarı ile 642.160.000 TL zararı saptanan bankanın 1999 yılını bu zarar tutarıyla kapattığı; 1995, 1996, 1997 ve 1998 yılları bilançolarında görülen kâra ilişkin kalemlerin de gerçekleri yansıtmadığının denetçi raporları ile görüldüğünü, bilonço zararını oluşturan kalemlerin incelenmesinden zararın önemli bir kısmının kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, kredilerin açılış koşulları ve kullandırılışları sırasında mülga 3182 sayılı Bankalar Kanununu 42. Ve 46/4. Maddeleri ile düzenlenen Bankacılık ilke ve esaslarına riayet edilmediği, firmaların mali analiz ve istihbaratlarının yapılmadığı, kredi değerliliği olmayan firmalara Bankalar Kanununa ve Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan tebliğlere aykırı olarak yeterli teminatlar alınmadan ve grup firmalarına kullandırılan kredilerde ise teminatsız kredi kullandırılma yoluna gidildiğinin anlaşıldığını, 1995, 1996, 1997, 1998 ve 1999 yıllarını kapsayan raparlar incelendiğinde, kanunlara Bankacılık ile ve teamüllerine aykırı, yönetime hakim grup lehine, ancak banka aleyhine oluşan taraflı yönetim ve uygulamalar ile zaman içinde banka mali bünyesinin zafiyete uğratıldığı ve taahhütlerini karşılayamaz hale geldiğini, davanın esasının dayandığı olayların, dilekçeleri ekinde sundukları soruşturma raporlarında ayrı ayrı yer aldığını, sundukları bu raporlarda da açıklandığı çerçevede banka kayıtlarına ilişkin usulsüzlüklerin saptandığı, kredilere ilişkin usulsüzlüklerin de ayrı ayrı soruşturma raporlarında açıklandığını, dilekçeleri ekinde yer alan dosyalardan da görüleceği üzere gerek banka müfettişlerince yapılan incelemeler, gerek bağımsız denetim raporları ve gerekse Hazine murakıplarınca yapılan incelemeler sonrasında davalıların müvekkili bankayı gerek şahıslar ve gerekse ortağı olduğu şirketler adına kullandırdıkları krediler nedeniyle bankanın Bakanlar Kurulunun 64.maddesi uygulamalarına alınmasına engel oldukları, 21/12/1999 tarihi itibarı ile 642.160.000 TL zarara uğrattıklarının saptandığını, Bankacılık usul ve esaslarına sair yasalara ve tebliğlere aykırı olarak verilen kredilerin geri ödenmesi amacıyla verilmediği ve alınmadığı, verilerin kredilerin dolaylı bir şekilde yasalar dolanılarak davalı ... ve şirketlerine aktarıldığının açık bulunduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilerek, Yönetim Kurulu Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetçi sıfatı ile kanun ve ara sözleşmenin kendilerine yükledikleri görevleri yerine getirmeyerek kanunlara ve bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı davranışlar ile Türk Ceza Kanununa göre suç teşkil eden filler ile aldıkları hatalı kararlar ve usulsüz açtıkları krediler sebebiyle ... A.Ş'nin zarara uğramasına sebebiyet veren davalılardan, fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydıyla, Türk Ticaret Kanunun 309, 341, 342, 346, 359.madde hükümleri uyarınca toplam 642.160.000 TL lik ortaklık zararının, zarar kalemlerini oluşturan her bir kredinin kanuni takibe intikal tarihi itibarı ile bankanın kısa vadeli kredilere uyguladığı cari kredi faiz oranı üzerinden hesaplanarak faizi ile birlikte her bir işlem kaleminde sorumlulukları görünen davalılardan, sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline, öncelikle davalıların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslar nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, bu mümkün olmadığı taktirde ihtiyati haciz zımnında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ..., ... ve ... vekili Davaya Cevabında : Davanın nesnel dayanağının bulunmadığını, muhtemel zararlara istinaden dava açılamayacağını, murakıp raporlarının bilirkişi raporları olmadığını, bu iddianın bir delil olmadığını, müvekkillerinin bankalar kanununda belirtilen usul ve limitler çerçevesinde kredi kullandıklarını ve dava konusu iddiaların müvekkilleri için doğru olamayacağını beyan ederek, davacı tarafından kanuna aykırı karar ve işlemlerle ... A.Ş'ye verilen zarar iddiası ile 642.160.000 TL alacağın TTK'nun 309,336,341,342,346,359 maddeleri uyarınca tahsili istemli açtığı davanın gerçeğe aykırı olduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği gibi bir zarar olmadığını, muhtemel zararlara ilişkin dava açılamayacağını, mahkemece öncelikle davalıların bu zarara sebebiyet verdiğinin tespit edilmesi, akabinde şahsi sorumlulukları için tazminat davası açılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili Davaya Cevabında ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Denetçilerin dava açma yetkisinin sadece halen görevde olan yönetim kurulu üyeleri bakımından söz konusu olabileceğini, davayı denetçilerin aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının, davalılardan hangisinin, hangi nedenle, ne kadar zarara neden olduğunun dava dilekçesinde belirtilmediğini, bu haliyle dava dilekçesinin HUMK179. Maddesine uygun olmadığını, davacının müvekkilinin hangi zarar kaleminden ne miktarda sorumlu olduğunu açıklaması gerektiğini, kullandırıldığı ve tahsil edilmediği iddia edilen krediler ile ilgili bir aciz vesikası ibraz edilmediğini, bu kredilerin tahsili için yasal yolların ne derece denenip zorlandığının belli olmadığını, bu yapılmadan dava hakkı doğmayacağını, müvekkilinin görevi süresi içinde kendisinden beklenen özeni fazlasıyla gösterdiğini, davacının faiz talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili Davaya Cevabında ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde iddia ve taleplerinin dayandırdığı soruşturma raporlarının müvekkiline tebliğ olmadığını, davacının henüz gerçekleşmemiş muhtemel ve şüpheli zarar iddialarına dayalı olarak tazminat talep etmeye hakkının bulunmadığını, dava konusu 642.160.000 TL nin ne kadarının hangi belge ve hangi hukuka aykırılık nedeniyle müvekkilinden talep edildiği hususunda bir açıklama bulunmadığını, mutat bankacılık işlemleri çerçevesinde açılan krediler nedeniyle müvekkili davalının hukuki sorumluluğunun tesis edilemeyeceğini, müvekkilinin kredi kullandırılması aşamasında yönetim kurulunda herhangi bir rolünün olmadığını, kredi kararlarının bir çoğunda da müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bir kısmında da muhalefet şerhinin yer aldığını beyan ederek müvekkili yönünden davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili Davaya Cevabında ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin imzasının yer aldığı yönetim kurulu kararlarının kendilerine tebliğ edilmediğinden, mahkeme dosyasında yaptıkları incelemeler sonucunda tek tek tespit edilerek dökümünün yapıldığını, daha önce yönetim kurulu üyeleri ve başkanı tarafından imzalanan kararların kendisine sunularak boş olan imza yerini tamamlamasının istendiğini, bu imzalar sırasında müvekkilinin ne bankanın izlediği kredi politikasından, nede kredi verilen şirketlerin iç yapısından haberi olmadığını, müvekkilinin imzası bulunan kredi sözleşmelerinde verilen kredilere kefil olan kuruluşların ortaklık paylarını ve ticari durumlarını inceleme mükellefiyetinin bulunmadığını, kredilerin geri dönüşünün olduğu ve sonuçları beklenmeden davanın açıldığının göz önüne alınmasını gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili Davaya Cevabında ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde ...Esas sayısı altında açılan davada zararın yine Bankalar Kanunu ve bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı davranışlardan doğduğunun ileri sürüldüğünü; iki dava dilekçesinde zikredilen maddi olayların aynı olduğunu, ve eki dava dilekçesinde de zararın tazminin istendiğini, bu nedenle aynı olaylara ve aynı hukuksal nedenlere dayalı olarak değişik zarar iddialarıyla da olsa iki ayrı dava açıldığını, bunların derdest olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın dayanağı olan 31/05/2000 tarihli genel kurul kararının iptali talebiyle ... 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyalarından iptal davalarının açıldığını, söz konusu davaların öncelikle aktif husumet ehliyetini ve davaya dayanak yapılan yasa kuralların uygulanıp uygulanmayacağı konularında etkin olacağından, bu davaların da dikkate alınması gerektiğini, sorumluluk davası açılabilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını, müvekkili hakkında verilen ibra kararının geçerli olduğunu, ibra kararının hükümsüzlüğü yolundaki genel kurul kararına dayanılarak sorumluluk davası açılamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;
Banka kayıtları, ... kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, yazılan müzekkere cevapları, taraflar ve vekilleri tarafından sunulan tüm delil ve belgeler.
GEREKÇE:
Dava, banka yönetici ve denetçilerinin sorumluluğuna dayalı bankanın uğradığı zararın sorumlularından tahsili istemine ilişkindir
Müflis ...'ın 31.12.1999 tarihli bilançoda yer alan 642.160.000,00 TL zararın 24 kişilik yönetim ve denetim kurulu üyelerinin tahsili istenmiştir. Dava sürecinde bir kısım yönetim kurulu üyeleriyle yapılan anlaşmalar sonucu davacı ... davalılardan 13 kişiye karşı açmış oldukları davadan feragat etmiştir. Feragat edilen kişiler yönünden dosyalar tefrik edilerek her bir davanın feragat nedeni ile reddine hükmedilmiştir. Yargılama karar başlığında yer alan 11 davalıya karşı devam edilmiştir.
Yönetim ve denetim kurulu üyeleri dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 336 vd. maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde sorumlu oldukları ilke olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay 11. HD ... E. ... K.)
6762 sayılı TTK’da şirket yöneticilerinin sorumluluğu, esas itibarıyla kusurlu sorumluluk ilkesine göre düzenlenmiştir. Bu nedenle şirket yöneticilerinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu bir eylem ya da işlemin kendilerine izafe edilmesi gerekmektedir. Ancak 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesi bir kusur karinesi öngörerek yöneticilerin şirkete verdikleri zarardan dolayı kusurlu olduklarını kabul etmiş; zarardan sorumlu tutulan yöneticilerin kusursuzluklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilecekleri düzenlenmiştir. Kusursuzluğun ispatı genel hükümlere tabi olmakla birlikte 6762 sayılı TTK’nın 338. maddesi bu konuda bazı özel ölçüler vermiştir. Anılan madde; “Yukarıki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucib olan muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o muamelenin müzakeresinde hazır bulunmayan aza dahi mesul değildir” hükmünü haizdir. Bu durumda yönetim kurulu toplantısına katılarak alınan karara muhalif kalan üyelerin kusursuz sayılabilmesi için, durumu müzakere zaptına yazdırıp denetçilere yazılı olarak derhal bildirmesi gerekmektedir.(HGK 2017/11-30 E. 2021/718 K.)
Dosyanın geçirdiği safahat ve dosyada toplanan deliller ve diğer belgeler doğrultusunda; davalıların davacı bankayı zarara uğratıp uğratmadıkları ve uğratmış iseler hangi işlemlerinden dolayı uğrattıkları hususunda bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan belge ve klasörler ile dava konusu belgeler üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelemede fiilen imzalarıyla sorumlu olan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bilanço kalemlerinde önemli bir yer teşkil eden diğer masraflar kalemleri ile beraber sorumluluk gerektiren kalemler ve davacı kayıtları ayrı ayrı incelenmiştir.
09.05.2017 tarihli kök ve sonrasında düzenlenen ek raporlarda sorumluluğa ilişkin yapılan tespitler hükme esas alınmakla birlikte, hesaplamada taraf itirazlarının yeterince karşılanmadığı kanaati ile 04.05.2024 tarihli raporu hazırlayan bilirkişilerden yeni bir rapor alınmıştır. Dolayısıyla sorumluluğun tespitine ilişkin her iki raporda hükme esas alınmakla birlikte sorumlu tutulan miktarın hesaplanmasında 04.05.2024 tarihli bilirkişi kök ve ek raporundaki hesaplamalar hükme esas lanmıştır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 51. maddesinin amir hükmüne göre, "Kredi açma yetkisi yönetim kuruluna aittir. Yönetim kurulu; kredi açma, onay verme ve diğer idarî esaslara ilişkin politikaları oluşturmak, bunların uygulanmasını ve izlenmesini sağlamak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Yönetim kurulu kredi açma yetkisini kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde kredi komitesine veya genel müdürlüğe devredebilir. Genel müdürlük kendisine devredilen kredi açma yetkisini diğer birimleri, bölge müdürlükleri veya şubeleri aracılığıyla da kullanabilir. Kredi komitesinin oluşumu ile çalışma ve karar alma esasları kurulca belirlenir. Bu Kanunun kredi sınırlarına ilişkin hükümlerine tâbi olmayan krediler için kredi açma yetkisi yönetim kurulunca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde devredilebilir." Görüldüğü gibi bankaların kredi verme işlemleri sıkı esas ve şekil kurallarına bağlıdır.
Yönetim kurulu kredi açma yetkisini Kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kredi komitesine veya genel müdürlüğe devredebilir. Genel müdürlük kendisine devredilen kredi açma yetkisini diğer birimleri, bölge müdürlükleri veya şubeleri aracılığıyla da kullanabilir. Kredi açma yetkisine haiz olanlar, kendileri ile eş ve velayeti altındaki çocuklarının veya bunlarla risk grubu oluşturan diğer gerçek ve tüzel kişilerin taraf olduğu kredi işlemlerine ilişkin değerlendirme ve karar verme aşamalarında yer alamaz.
Banka yönetimi kredi kullandırım politikasını öz kaynaklarını göz önüne alarak belirlemelidir. Buna göre ödeme gücü orano dışında, genel olarak risk dağılımı ilkesi finans sektöründe faaliyet gösteren tüm kurumların uymakla yükümlü olduğu temel prensipler arasındadır.
Kural olarak, kredi kurumlarının risklerini tek bir müşteriye yüklemektense, müşterileri arasında dağıtmalarının daha sağlıklı bir işletme yöntemi olduğu kabul edilir. Tek bir müşteriye yüksek miktarda kredi vermektense, kredinin küçük meblağlar halinde müşterilere dağıtılması yeğlenir. Riskin büyüklüğü, kredi alanın ödeme gücü yeterliliğine göre değil, kredinin miktarına göre belirlenir. Dolayısıyla, büyük kredi terimi kredi alanın ödeme gücü yetersizliği değildir. Asıl incelenmesi gereken husus, kredi kurumlarının tek bir kişiye belirli bir meblağın üzerinde kaynak sağlamamalarıdır.
Ödeme gücü, kazanç ve teminat; bankacılık faaliyet ve işlemlerine hakim olan üç önemli temel unsurdur. Bu unsurlardan birisinin eksikliğinde, tasarruf sahiplerinin bankaya olan güveninde azalma olabilecektir. Yukarıda da açıklandığı üzere Yönetim kurulu; kredi açma, onay verme ve idari esaslara ilişkin politikaları oluşturmak, bunların uygulanmasını ve izlenmesini sağlamak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.Yani basiretli olmaları gerekmektedir. Banka yöneticilerinin, bankacılık işlemlerinde özen borcunu gereği gibi yerine getirmedikleri, bunun sonucu bankanın zarara uğradığı anlaşılmaktadır.
Açılan kredilerde ödeme gücü, kazanç ve teminat unsurlarına bankacılığın gerektirdiği dikkat ve özen ve özen hususlarına uyulmamıştır.
Dosya kapsamında bulunan 09.05.2017 tarihli bilirkişi raporundan önce alınan bilirkişi raporlarında ağırlıklı olarak karşılık ayrıldığından bahsedilerek zararın kapatıldığı açıklanmıştır. Aşağıda açıklanan nedenlerle 09.05.2017 tarihinden önce alınan bilirkişi raporlarına itibar edilmemiştir.
Karşılıklar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu' nun 323. Maddesinde de hükme bağlanmıştır. Bu nedenle; Müflis bankaca kullandırılan krediler için karşılık ayrılması, ayrılan karşılık tutarları bankanın doğal olarak elde ettiği karından ayrılmıştır. Ayrılan karşılıklar tutarı aynı zamanda öz varlık azalışını ifade eder. Diğer bir ifadeyle dönem zararı, kurumun sahip ya da ortaklarının, kurum faaliyetleri için tahsis edilmiş toplam varlıkları içinde hak sahibi oldukları payın azalmasıdır. Ayrıca yalnız başına karşılık ayrılması hususu yöneticilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Davalıların yönetimde olduğu dönemde bankanın kullandırdığı krediler için 21.12.1999 tarihli bilançoda karşılık ayrılmıştır. Açılan kredilere karşılık ayrılması söz konusu kredilerin sorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Bankanın zararının kaynaklandığı ileri sürülen 124 ayrı firmaya kullandırılan kredi hesapları incelendiğine, kullandırılan kredilerin büyük çoğunluğu Banka hakim ortaklarına back to back( (karşılıklı) kullandırılan kredilerdir. Banka tarafından kendi grup firmalarına kredi kullandırımlarda yasal sınırlamaların aşılması amacıyla özellikle grup firmalarını kredilendirebilmek amacıyla, yine grup firmalarını yasal sınırlamalar nedeniyle kredilendiremeyen diğer bankalar ile gizli şekilde anlaşmak suretiyle doğrudan kendi firmasını kredilendirme yerine, diğer bankanın grup firmasını kredilendirme yoluna gitmektedir.Buna karşılık diğer bankada karşı Banka'nın firmasını kredilendirmektedir. Back to back kredilendirme yöntemi ile banka kendi grup firmalarını kredilendirmektedir. ... grubuna gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak kullandırılan kerediler back to back kredilerden oluşmaktadır. ... grubuna kullandırılan krediler 10.230.461,88 TL, ... Grubuyla ilgili krediler 61.112.403,63 TL,Diğer hakim ortaklara kullandırılan (back to back) karşılıklı kullandırılan 75.340.229,19 TL krediler olmak üzere kullandırılan krediler toplamı 146.683.094,70TL olup, davalıların sorumlu oldukları tespit edilen genel kredi toplamı 200.364.886,08-TL nın içerisindeki payı %73,20 olarak tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere kredilerin büyük bir kısmı banka hakim ortaklarının grup firmalarına kullandırılmıştır.
5411 sayılı Bankacılık Kanununun Faaliyet İzninin Kaldırılması Veya Fona Devir başlıklı 71.maddesinde;
"Denetlemeler sonucunda bir bankayla ilgili olarak; a) Bu Kanunun 70 inci maddesi kapsamında alınması istenen tedbirlerin Kurul tarafından verilen süre içerisinde ya da her halükârda en geç oniki ay içinde kısmen ya da tamamen alınmaması ya da bu tedbirleri kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen, malî bünyesinin güçlendirilmesine imkân bulunmadığı veya bu tedbirler alınmış olsa dahi malî bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi, b) Faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması, c) Yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi, d) Yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, e) Hâkim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması, hâllerinden bir veya birkaçının varlığı durumunda Kurul, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla bankanın faaliyet iznini kaldırmaya ya da kredi kuruluşunun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimini, zararın mevcut ortakların sermayesinden indirilmesi kaydıyla kısmen veya tamamen devri, satışı veya birleştirilmesi amacıyla Fona devretmeye yetkilidir. Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları bu Kanunda yer alan hükümlere göre, kalkınma ve yatırım bankaları ise genel hükümlere göre tasfiye edilir. Bu madde kapsamında alınan Kurul kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Yayım tarihi ilgililer bakımından tebliğ tarihi olarak kabul edilir."
Denetim kurulu Banka ortakları genel kurulunda hissederlar tarafından seçilmiş bankanın karar ve yönetim organlarının gözetim ve denetimi ile görevli bir organdır.
Bankanın bir anonim şirket olarak, yönetim kurulu yanında, bir denetleme organına sahip olması yasal bir zorunluluktur. Denetim Kurulu veya denetçiler, Yönetim Kurulu gibi, bankanın daimi bir organıdır. Banka genel kurulu devamlı bir organ olmadığından bankayı yönetemeyeceği ve temsil edemeyeceği gibi, Yönetim Kurulunu da doğrudan denetleme imkânı bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporu ile ... kredileri, ... kredileri, ... ilişkili kredileri, diğer hakim ortaklarına kullandırılan (back to back) kredi ve diğer krediler, değişik gruplara kullandırılan krediler, diğer sorunlu krediler başlığı altında yer alan firmalara kullandırılan krediler ve bu kredilerde imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin imzaladıkları veya çekimser kaldıkları veya red ettikleri hususlar göz önüne alınarak sorumlulukları tespit edilmiştir.
Firma bazında açılan kredilerde imzaları bulunan yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları kullandırdıktan kredilerde tek tek tespit edilmiştir. Tespit edilen sorumlulukları kapsamında her bir yönetim kurulu üyesinin mali sorumluluğu her bir kredi bazında ve toplam olarak dava tarihi itibariyle edilmiştir.
Tüm karşılıkların ve zararın ortaya çıkmasındaki tüm unsurların banka yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirdiği sonucuna varılamayacağından 31.12.2019 tarihli gelir tablosunda yer alan net zarar tutarı olan 642.160.175,49 TL’nin tamamından davalıların sorumlu olması olanaklı değildir. Bu kapsamda yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını gösteren tablo detaylarına bilirkişi raporlarında yer verilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile sunulan raporlar ve beyanlar üzerinde yapılan incelemeler ile yukarıda açıklamaya çalıştığımız tespit ve değerlendirmeler sonucunda; 31.12.1999 tarihi itibariyle karşılık ayrılan batık kredi tutarları faizleriyle birlikte 231.099.799,59 TL dir. Bu tarihten sonra kapanan, tasfiye olunan ve tahsilat yapılan hesaplar, davalılardan bir kısmı ile yapılan protokoller ve davacı tarafından yapılan feragatlere göre davalıların sorumluluğuna gidilecek olan tutar ... 84.919.079,46 TL, ... 49.431.272,98 TL, ... 67.692.623,14 TL, ... 49.647.169,66 TL, ... 19.664.347,99 TL, Ş.... 49.647.169,66 TL, ... 48.028.275,15 TL, ... 17.012.486,07 TL, ... 17.012.486,07 TL, ... 1.187.934,60 TL, E.... 1.187.934,60 TL olarak belirlenmiştir.
Bilirkişi raporun yer alan hesaplamalarda düşülmesi gereken unsurlar 04.05.2024 tarihli bilirkişi raporunun 83 ve devamı sayfalarında açıklanarak Fon tarafından tahsil edilen veya kapatılan krediler çıkarıldıktan sonra her bir davalının sorumlu olduğu tutarlar belirlenmiştir.
Davacı ... nin 16.02.2023 tarihli beyanı ve ekleri ile davalı ... ve arkadaşları ile Fon arasında yapılan Sulh ve İbra Sözleşmesi incelendiğinde, Fon’un ... A.Ş. nedeniyle açmış bulunduğu dava ve takiplerden karşılıklı olarak feragat ettikleri, Fon’un şirketlerden ve şahıslardan tahsil etmiş olduğu toplam 62.406.306,15 TL’nin Fon’a uzlaşma bedeli olarak ödenmiş sayılmasının kabul edilmiş olduğu, bu durumda Neslihan ...’in sorumluluğu kalmayacağı gibi sorumluluğunun var olduğu kabul edilen tüm batık kredilerinde uzlaşmaya konu edildiği ve anlaşıldığı, dolayısıyla yapılan feragatlar nedeniyle aynı borçtan sorumlu tutulan diğer davacılarında aynen yararlanacağı kabul edilmiştir. Bu na göre davalılar müflis ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın kısmen kabulü ile; 23.125.967,91 TL zararın davalılardan müflis ... tamamından, davalılardan ... 1.402.997,03 TL sinden, ..., ..., ... ve ... 5.899.511,59 TL sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalılar ..., ..., ..., ... ve müflis ...' nın yargılama aşamasında yapılan tahsilatlar ile sorumluluğunun kalmadıkları anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamındaki tüm delillere, alınan raporlara göre zarardan sorumlu tutulan yönetici ve denetçilerin kusursuzluklarını ispatlayamadıkları dolayısıyla 6762 sayılı TTK'nun 338 maddesindeki ispat koşulunu yerine getiremedikleri böylelikle kanun ve esas sözleşmeye aykırılıkları nedeni ile bankanın zararına sebep oldukları sabit görülmüştür.
... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin kayıt kabule ilişkin ...Esas, ...Karar sayılı ilamı ile; alacağın kayıt ve kabul davasında dava tarihi ile iflas tarihi arasında işleyecek yasal faizi ile birlikte kayıt ve kabulüne ilişkin hüküm Yargıtay 11. HD ...E. ...K. ile onanmıştır. Anılan ilam gözetilerek davalı Müflis ...'in iflas idaresi hakkındaki bu alacağa yönelik istemin alacağın kayıt ve kabule dönüştüğü anlaşılmakla 23.125.967,91 TL davacı alacağının ... tasfiye dairesinin ... sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflisin masasına dava tarihi ile iflas tarihi arasında işleyecek avans faizi ile birlikte kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
5411 sayılı Yasa’nın 133/son fıkrası uyarınca davacı ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davalılar ..., ...,..., ... ve müflis ...yönünden yargılama sırasında ödenen kısım bakımından dava konusuz kalmakla bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte dava tarihi itibariyle davalıların sorumluluklarının bulunması ve haklılık durumunun dava tarihine göre belirlenmesi nedeni ile aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiştir.
HÜKÜM Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1- Davalılar müflis ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın kısmen KABULÜ ile; 23.125.967,91 TL zararın davalılardan müflis ... tamamından, davalılardan ... 1.402.997,03 TL sinden, ..., ..., ... ve ... 5.899.511,59 TL sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsili ile davacıya verilmesine,
- Davalı Müflis ...'in iflas idaresi hakkındaki bu alacağa yönelik istemin alacağın kayıt ve kabule dönüştüğü anlaşılmakla 23.125.967,91 TL davacı alacağının ... tasfiye dairesinin 2009/1 sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflisin masasına dava tarihi ile iflas tarihi arasında işleyecek avans faizi ile birlikte kayıt ve kabulüne,
2- Davalılar ..., ..., ..., ... ve müflis ...yönünden yargılama sırasında ödenen kısım bakımından dava konusuz kalmakla bu kısım yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ödenen miktar dışında kalan miktar bakımından davanın reddine,
3- Alınması gereken 1.579.734,87 TL Karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 7.224.300,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 5.644.565,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4- Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 30.000 TL (5411 sayılı Yasa’nın 133/son fıkrası uyarınca maktu) vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
5- Davalılar müflis ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ve müflis ...kendini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 30.000 TL (5411 sayılı Yasa’nın 133/son fıkrası uyarınca maktu) vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine,
6- Davacı tarafça yatırılan 1.579.734,87 TL peşin harcın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafça yatırılan 2,08 TL başvuru harcı, 0,39 TL vekalet harcı, 127.000,00 TL bilirkişi ücreti, 8.376,65 TL posta giderinden ibaret toplam 135.379,12 TL yargılama giderinin dava tarihindeki alacak durumuna göre kabul ve red oranları dikkate alınarak 48.736,00 TL sinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına,
8- Taraflarca yatırılan kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2025
Başkan ...
(e-imza)
Üye ...
(e-imza)
Üye ...
(e-imza)
Katip ...
(e-imza)