T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/900 Esas
KARAR NO : 2025/959
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 31/07/2012
KARAR TARİHİ : 25/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan haksız rekabet (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı ....A.Ş'ne Rekabet Kurulunun... sayılı dosyası kapsamında ... tarihili ... sayılı kararı ile Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 6. Maddesini ihlal ettiğinin tespiti üzerine davalı aleyhine idari para cezası uygulandığını, RKHK'nın tazminat hakkı kenar başlıklı 57. Maddesinde her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur şeklinde olduğunu, 58.maddede ise zarar miktarının hesaplanması ve üç kata katar tazminat talep edilebileceğine ilişkin düzenleme bulunduğunu, haksız fiil sorumluluğunun huzurdaki davanın dayanığı olduğunu, somut olayda haksız sorumluluk şartlarının oluştuğunu, RKHK'nın 57.maddesinde belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durum kötüye kullanılmasının hukuka aykırı fiil olarak tanımlandığını, davalı ... A.Ş'nin GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığını ve böylelikle müvekkili şirketi zarara uğrattığını, kurul kararının sonuç bölümünde davalı hakkında ortaya konulan alt bayilerin fiili olarak münhasırlığa zorlanması iddilarına yönelik olarak nihai satış noktaları ile akdedilen taahhütnameler, bu bayilerdeki dekorasyon, tabela, ve satışa yönelik tek tip uygulamalar ve alt bayi kanalına alternatif bir organizasyonun eklenmesine engel olunmasına yönelik uygulamalar vasıtasıyla Kanunun 6.maddesinin a bendi çerçevesinde hakim durumun kötüye kullanıldığına denilerek Kanunun 16.maddesi ile rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar ile hakim durumun kötüye kullanılması halinde verilecek para cezalarına ilişkin yönetmeliğin 5.maddesinin 1. Fıkrasının b bendi, 3.fıkrasının a bendi ve 6.maddesinin 1.fıkrasının a bendi hükümleri uyarınca anılan teşebbüse 2010 mali yılı sonunda oluşan ve kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirinin takdiren %1,25'i oranında olmak üzere 91.942.343,31 TL idari para cezası kesildiğini, kurul kararında yer alan tespit ve ifadelerin davalının hukuka aykırı fiilini açık bir biçimde ortaya koyduğunu, davalının GSM hizmetleri pazarında hakim durumda olduğunun kurul tarafından tespit edildiğini, kurul kararında davalı ... AŞ'nin tespit edilen hakim durumunu kötüye kullanarak, rekabet hukuku gereği aslen münhasırlık ilişkisi bulunmaması gereken alt bayi kanalındaki rekabet koşullarını bozarak rakiplerinin piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırarak zarar görmelerine neden olmaktadır denildiğini, GSM hizmetlerin tüketiciye ulaşmasında en önemli kanal olan alt bayi kanalının münhasır hale getirilmesinin başlangıcının davalı tarafından başlatılan ... projesi olduğunu, anılan proje ile kritik konumda bulunan, finansal gücü yüksek, satış hacmi geniş satış noktalarının yalnızca davalı ... A.Ş ile ticari ilişki yürüten noktaların münhasırlaştırılmasının, Kurul Kararında yapılan başvurular ve ...'in açıklamaları ile birlikte dikkate alındığında, ...şeklinde isimlendirilen bayi yapılanmasının 2010 yılı için 1800 civarında mağazadan oluştuğu, bu bayilerin diğer ... satış noktalarından farklı olarak faturalı hat aktivasyonu yapabildikleri, ticari ve finansal açıdan güvenilir, yerleşim bakımından da mutena bölgelerde yer alan bayiler arasından seçildikleri hususlarının teyit edildiğinin görüldüğü şeklinde anlatıldığı, pazarın hakim durumunun kötüye kullanılması tespitinin Kurul tarafından yapılması gereğinin Yargıtay içtihadında yeri olduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırı fiil niteliğinde olan pazardaki hakim durumun kötüye kullanılması tespitinin kurul tarafından yapıldığını, davalının münhasır sözleşme yapamayacağı alt bayiler ile münhasır ilişki kurduğunu, münhasır ilişki kurulurken özellikle de pazar potansiyeli ve finansal gücü yüksek olanların özellikle seçilerek ... adı verildiğini ve bu bayiler üzerinden pazarın rakip operatörlere ve bu operatörlerin distribütörlerine kapatıldığını, müvekkilinin münhasıran ...Şirketi'nin (...) distribütörü konumunda olduğunu, davalının hukuka aykırı fiili neticesinde münhasırlaştırdığı alt bayilerin diğer GSM operatörlerin satışına kapatılması nedeniyle ... ürünlerinin satılamadığını, müvekkili şirketin ... ürünlerini sattığı, yanı sıra ... ürünleri ile çalışan telefon cihazları ve çıplak cihaz satışı gerçekleştirebilecekken, bu satışlardan mahrum kaldığını, davalının hukuka aykırı fiilinden doğrudan etkilenerek zarar gördüğünü, kurul kararında davalının hukuka aykırı filinin amacı ve varılmak istenen hedefin ...'in ...'ler (alt bayiler) üzerindeki uygulamalarının münhasırlık doğurucu olduğu, bu nedenle rakiplerin bu noktalardan dışlanmasının amaçlandığı açıktır şeklinde ifade edildiğini, kararda davalı şirketin hukuka aykırı fiilinin sonuçlarına ilişkin yapılan değerlendirmede ise alt bayi kanalına ulaşamamanın diğer operatörlere maliyetinin yeni abone edinememek, kontör ve SIM kart satışı yapamamak, cihaz, SİM, tarife türünden bağlama kampanyalarında etkisiz kalmak tabela mühasırlığı ve bulunabilirliklerinin düşmesi nedeniyle marka imajlarının zedelenmesi, tüketiciye ulaşabilmek için normal şartlar altında gerekmeyecek satış çabalarına girmek, ...'in bu tür hukuka aykırı rekabetçi avantajlara sahip olması nedeniyle eşit şartlar altında rekabet edememekten kaynaklanan zararlara uğramak şeklinde diğer operatörlere maliyet ve zararların ifade edildiğini, RKHK'da haksız fiile ilişkin tazminat sorumluluğunun kusur esasına dayandırıldığını, hukuka aykırı fiili işleyen davalının kusurunun varlığının esas olduğunu, kusurun varlığı bakımından hukuka aykırı fiilin tek ve yeterli şart sayılması gerektiğini, RKHK 58'e göre zarar gören işletmelerin elde etmeyi umdukları bütün karları talep edebileceğinin ve mahkemece buna göre hesaplama yapılacağının belirlendiğini, bu doğrultuda müvekkili şirketin mobil ürün ve hizmetlerin (... SIM kart, kontör kart, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetleri) verilmesi ile ilgili olarak elde edeceği gelirler, kampanyalı cihaz satışına ilişkin olarak elde edeceği gelirler, kampanyasız cihaz satışına ilişkin olarak elde edeceği gelirlerden mahrum kaldığını, davalının kurulun gerekçeli kararın verilmesinden sonraki dönemde de ihlali sürdürdüğünü, müvekkilinin zararının belirlenmesinde dava tarihine kadar olan dönemin dikkate alınması gerektiğini, zararın hesaplanmasına yönelik bilgi ve belgeler ile uygulaması gereken yöntemlere ilişkin uzman görüşü sunulduğunu, davalının hukuka aykırı fiilinin yürütülen soruşturma s onucunda kurul kararı ile tespit edildiğini, kararın Danıştay safhasından sonra kesin delil niteliği kabul edileceğinin açık olduğunu, haksız fiilde zaman aşımının 1 yıl olduğunu, huzurdaki davanın süresi içinde açtıklarını, RKHK 58/2 de ağır ihmalin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim zarar görenlerin talebi üzerine uğranılan zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata mahkum edilebilir şeklinde olduğunu, davalı şirketin doksanlı yılların ortalarından itibaren GSM hizmetleri pazarında faaliyet gösterin, bu pazarda tecrübeli bir işletme olduğunu, yakından irtibatlı olduğu rekabet hukuku ve mevzuatı kapsamında GSM hizmetleri pazarında alt bayi kanalının münhasırlaştırılmasının bir rekabet hukuku ihlali olduğunu, davalının uyguladığı ... projesinde alt bayiler ile taahhütnameler imzalayarak münhasır çalışma tercihinde bulunulmasının kasıtlı olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirketin RKHK 52/2 gereği üç kat tazminat talebinde bulunduğunu, dava tarihi itibarı ile alacağı tam olarak belirleyemediklerinden huzurdaki davayı zorunlu olarak belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, kanun koyucunun rekabet mevzuatının etkin bir biçimde işleyişini sağlamak amacıyla bu kuralların ihlal edilmesi halinde hem idari hem de özel hukuk yaptırımları öngörüldüğünü, rekabet hukukunun uygulanmasında sadece kurumun değil mahkemelerin de etkin olarak görevli ve yetkili kılındığını belirterek asgari tutar olarak belirlenen üç kat tazminat taleplerini de içerecek şekilde 500.000,00 TL olarak ikame ettikleri davayı fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak belirsiz nitelikte olan alacağın belirlenmesini, alacağa yallara yaygın hesaplanacak 2010 mart ayından itibaren 2011 ve 2012 dava tarihine kadar olan dönem yılları itibarıyla yürütülecek ticari faiz hesaplanmasını, belirlenecek alacağın kanun gereği üç katının davalı ... den dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 24/11/2025 tarihli dilekçe ibraz ederek dava dilekçesinde belirsiz alacak olarak 500.000,00 TL talepli açtıkları davayı bilirkişi raporu doğrultusunda 299.715.758,13-TL olarak talep sonucumuzu belirli hale getirerek harcını yatırdıklarını, davanın kabulüne karar verilerek 2010 yılında gerçekleşen zarar toplamının 3(üç) katı tutarı olan 99.470.155,89-TL'nin 01.01.2011 tarihinden itibaren, 2011 yılında gerçekleşen zarar toplamının 3(üç) katı tutarı olan 101.804.730,96-TL'nin 01.01.2012 tarihinden itibaren, 2012 yılında gerçekleşen zarar toplamının 3(üç) katı tutarı olan 98.440.871,28-TL'nin 01.01.2013 tarihinden itibaren, işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya Cevabında:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacının zararı ve zarar vereni öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halde zarara sebep olan fiilin meydana gelmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açması gerektiğini, davacının en geç 2010 yılı mart tarihinde hem zarara hem de faile ıttıla etmiş olduğunu bu tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresince davayı açması gerektiğini ancak 2 yıl içinde dava açtığını, bu nedenle davanın zaman aşımına uğradığını bu nedenle davanın zaman aşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının müvekkilinin ... uygulamasını sürdürdüğünü, kurul tarafından bu uygulama nedeniyle ön araştırma ve soruşturma yapıldığı sırada 10/03/2010 tarihine kadar ... distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini, ... dağıtım merkezi ve ileşitim merkezlerine SIM kart ve kontör satışı yapmış olduğunu, ... AŞ nin dağıtım ağının en üst noktasındaki bir distribütör olarak ekonomik yarar sağladığı ... projesini ... distribütörü olunca zarar gördüğü iddiasıyla dava etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının HMK 29 da düzenlenen dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacının ikame ettiği davanın haksız fiilden kaynaklanan bir tazminat davası olduğunu, haksız fiil nedeniyle sorumluluğun gündeme gelebilmesi için hukuka aykırı bir fiil bulunması, fiili işleyenin kusurlu olması, fiilin zarara yol açması, bu fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerektiğini, davacı tarafın dayandığı kurul kararını yanlış yorumladığını, var olmayan bir zararın tazmini talebiyle haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, kurul tarafından alınan kararın, Kanunun 6.maddesinin rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırılmasına daih hükmü ile ilgili olduğunu, kurulun davacının distribütörü olduğu GSM şirketi ...'nın ... AŞ'nin eylemleri nedeniyle zarar görmediğini açıkça tespit ettiğini, durum böyle iken haksız fiil hukuku bakımından hukuka aykırılık, zarar ve kusur şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin bahsi geçen kurul kararının aleyhine yargı yoluna müracaat ettiği, bir an için kararın ... AŞ aleyhine kesinleştiği düşünülse dahi kararın davacı bakımından hukuka aykırı bir fiilin varlığını gösterdiğinin söylenemeyeceğini, kurul tarafından bir piyasada hakim durumun kötüye kullanılmasına dair bir karar alınmış olmasının , o piyasada var olan tüm aktörlerin işletmelerin haklarının kötüye kullanma nedeniyle haleldar olduğu sonucunu doğurmayacağını, aksinin kabulü halinde, diğer bir ifadeyle kurul tarafından bir kez kötüye kullanma tespiti yapıldıktan sonra başkaca bir inceleme yapılmaksızın ilgili piyasadaki tüm aktörlerin zarar görmüş kabul edilmesi gerektiği düşüncesinin maddi hakikat ile de uyuşmayacağını, nitekim huzurdaki davada da kurul kararının birçok kısmında davacı ... AŞ'nin distribütörü olduğu ...'nın, müvekkili davalı nın iddia edilen eylemlerinden zarar görmediğini, bu yönde müvekkili savunmalarının haklı olduğunu, Kurulun ... AŞ ... uygulamasındaki alt bayilerde ... faturalı ve faturasız hat aktivasyonlarının devam ettiğini, bu noktalarda 2010 yılı rakamlarının, ... u ygulamasının başladığı 2009 yılının rakamlarını 94,65 ler seviyesinde aştığını, dolayısıyla ... bakımından aktivasyon ve gelir kaybı oluştuğunu söylemenin mümkün olmadığını, davacının haksız fiil isnatlarının hiçbir surette kabulü anlamına gelmemekle beraber üç kat oranında tazminat talep etmesinin Rekabet Kanunu açısından kategorik olarak mümkün olmadığını, zira üç kat tazminatın sadece kartellere yönelik olmak üzere öngörüldüğünü, konunun RKHK'nın 58.maddesinin lafzından da açıkça anlaşılacağını, bir rekabet ihlali gerekçe gösterilerek tazminat talebinde bulunabilmek için öncelikle kurulun bir ihlal tespiti yapmış olması gerektiğini, kurulun davaya mesnet gösterilen bahsi geçen 2011 tarihli kararında davacı yönünden herhangi bir zarar ve faaliyetlerin zorlaştırılması tespiti yapılmadığını, bu durumun açıkça anlaşıldığını, Yargıtay içtihatları çerçevesinde davacının açtığı bu davanın dinlenebilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından uzman görüşü olarak dosyaya sunulan değerlendirmelerin davacının distribütörü olduğu ... şirketinin vekili danışmanları tarafından hazırlandığını, ilgili kişilerin kurul incelemesinde ...'yı temsil ettiklerini, değerlendirmelerinin tek taraflı ve objektiflikten uzak, afaki varsayımlara dayalı ve tutarsızlıklarla dolu olduğunu ve delil niteliği taşımadığını beyan ederek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER;
Rekabet Kurulu kararları, uyuşmazlık konusu ile ilgili İdari Yargı kararları, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi incelemesi, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı
İlk bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporu uyuşmazlığı çözmeye yeterli görülmediğinden Rekabet Kurulu kararı incelenerek, dosyada mevcut bilirkişi raporu, uzmanlık raporu, tarafların bu raporlara karşı itiraz ve açıklamaları gözetilerek tarafların iddia ve savunmaları ile belirlenen uyuşmazlık konuları kapsamında inceleme ve hesaplama yapılmak, üzere Ticaret ve Borçlar Mevzuatından Kaynaklı nitelikli hesaplamalarda uzman ..., genel muhasebe, ticari işletme ve şirketler muhasebesi, maliyet muhasebesi alanlarında uzman ...ve SMMM...'nden 09.10.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
09.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda raporunda bir kısım uyuşmazlık konularında hesaplama yapılamayacağına ilişkin görüş bildirilmiş olması ile dosyadaki belgelerin hesaplamaya elverişli olduğuna ilişkin itirazlar, bilirkişi raporuna karşı denkleştirme ve elde edilmiş olan yeni iş fırsatlarının katkı düzeyine değinilmemiş olduğuna ilişkin itirazlar ve diğer tüm itirazların karşılanması, tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporlarına karşı taraflarca ileri sürülen itirazların karşılanması, raporlar arasındaki farklılıkların tartışılarak taraf ve mahkeme denetimine elverişli rapor hazırlanmak üzere Mali ve finans uzmanı, ..., Nitelikli hesaplama uzmanı ..., Telekominikosyon konusunda uzman ... oluşan bilirkişi heyetinden 30.05.2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
30.05.2024 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Bölge Kurulu disiplin cezasına hükmetmiştir. Davalı vekili bu karara dayanarak bilirkişilerin reddi talebinde bulunmuştur. Bilirkişilerin reddi talebi süresinde ileri sürülmediğinden reddedilmiştir.
Bilirkişiler Bilirkişilik Bölge Kurulu Kararı uyarınca çekilme talebinde bulunmuştur. Bilirkişilik Bölge Kurulu Kararında disiplin cezasına konu edilen hususlar mahkememizce değerlendirilecek hususlar olduğu değerlendirilerek bilirkişinin reddi nedeni olarak kabul edilmemiş ise de, bilirkişilerin aynı eylemden dolayı yeniden disiplin cezası alabileceklerine ilişkin kaygıları ve bu durumun bilirkişilerin güvenilirlikleri konusunda şüphe oluşturulabilecek nitelikte olması nedeni ile çekilme taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Çekilme talebinin kabulünden sonra bu kez, mahkememiz 21.08.2024 tarihli ara kararda belirtilen hususlar ile dosyaya sunulan 30.05.2024 tarihli bilirkişi raporu değerlendirilerek uyuşmazlık kapsamında rapor hazırlanmak üzere ticaret mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda uzman ..., işletme ve pazarlama yönetimi alanında uzman..., ... mali konularda uzman ... dan oluşan heyetten 09.07.2025 tarihli üst yazı ile sunulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu alınmıştır.
19.02.2019 tarihli rapor: Zararın kesin biçimde hesaplanamayacağını, ancak ... sisteminin rakipleri dışlayıcı etkiler yarattığını belirtmiştir. Cihaz satışları yönünden veri eksikliği vurgulanmış; somut rakam verilememiştir.
12.10.2022 tarihli bilirkişi raporu: “…… Dava dosyasına sunulmuş olan Davacı tarafa ait Ticari Defter ve Kayıtlarla birlikte sunduğu ...ŞİRKETİ tarafından hazırlanmış olan bir Sektörel Rapor muhteviyatında yer verilen parametreler esas alınarak -somut olayda, yerinde inceleme neticesinde hesaplamaya elverişli belge ve bilgi temin edilemediği ayrıca dava dosyasında hesaplamaya esas alınabilecek vasıfta başkaca belge bilgi bulunmadığı hususları da gözetilerek-, “varsayımsal metod” ile ayrıntılı gerekçeli ve denetime elverişli şekilde hesaplamalar yapılmakla;2010-2011-2012 Yıllarına ait Davacı tarafın VARSAYIMSAL HESAPLAMALAR neticesinde Toplam 118.090,245,14 TL Kazanç Kaybı/Zarar oluştuğu hesaplandığı,…” görüş ve kanaatine varıldığı görülmektedir.
Bilirkişi raporunda GFK verilerine dayanarak varsayımsal metodla cihaz satış zararını yaklaşık 118.090.245,14 TL olarak hesaplamıştır. Brüt kar marjı ve pazar payı yaklaşımıyla geniş model kullanılmıştır.
09.10.2023 tarihli bilirkişi raporu:
"1. Rekabet Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı Kararı ile ... uygulaması yoluyla davalı “…...’in fiili uygulamalar ve bireysel muafiyet kapsamında girmeyen dikey anlaşmalar vasıtasıyla SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarında çok markalı olması gereken alt bayi kanalının fiilen münhasırlaştırılmasına çaba göstermek suretiyle rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı, dolayısıyla GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığı ve kanunun 6(a) maddesinde örneklenen ihlalin gerçekleştiği”, buna karşılık davalı ...’in RKHK.m.4’ü ihlal etmediği ve “rakiplere kapatıldığı iddia edilen münhasır satış kanalının gerek tek başına kampanyalı cihaz satışları, gerekse kampanyalı ve kampanyasız cihaz satışlarının toplamı açısından muhtemel rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açabilecek büyüklükte sahip olmadığı” tespit edilmiş olduğundan, davacının yalnızca ... uygulaması ile bağlantılı gelirleri sebebiyle operatör gelirleri sebebiyle kazanç kaybı talep edebileceği,
2. Ayrıntıları, sebepleri ve hesaplamaları yukarıda açıklandığı şekilde mavi noktalardaki ... ürünlerinin ne kadar satılabileceği ...’in mavi noktalardaki cirosu ve Türkiye genelindeki operatör pazar payları ile doğru orantılı olarak ... ürünlerinin mavi noktalardan ne kadar Pazar payı alabileceği gerçekleşmiş veriler ile hesaplanarak kar kaybı hesaplanması mümkündür. Ancak elimizde bu kapsamda bir veri olmadığı ve dosya kapsamında davalı şirketin ... satışları, mavi noktaların ... satışları içerisindeki payı bulunamadığı, davalı taraftan da temin edilemediği için davacı şirketin 2010, 2011 ve 2012 yılları kar rakamları üzerinden hesaplama yapılabildiği,
3. Davacı ... şirketinin aktivasyonlara ilişkin 2010 yılında 312.399 TL, 2011 yılında 671.860 TL ve 2012 yılında 392.139 TL olmak üzere ilgili dönemlerdeki toplam kâr kaybının1.376.398 TL olduğu,
4. Dosya konusu olayda kampanyalı-kampanyasız mobil cihaz satışlar bakımından hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşıldığı,
5. ...’in ... cep telefonu satışlarına ilişkin kâr kaybının hesaplanabilmesi için ... içindeki ... kanalıyla gerçekleşen cep telefonu satışlarına ait verilere veya doğrudan ... gerçekleşen cep telefonu satış bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak ... cep telefonu satışlarına ilişkin bilgilere ulaşılamamıştır. Dolayısıyla, ...’in ...cep telefonu satışlarına ilişkin kâr kaybı, bilgi, belge (veri) yetersizliği nedeniyle hesaplanamadığı,
6. Davacının, RHK.m.58/2 gereği tazminatın artırılıp artırılmayacağı hususunun Mahkeme’nin takdirinde olduğu," Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Cihaz zararını dışlamış, yalnızca aktivasyon ve kontör gelirlerinden oluşan 1.376.398 TL tutarında faaliyet karı kaybı hesaplamıştır.
30.05.2024 tarihli bilirkişi raporu:
Davacı ... şirketinin cihazlar bakımından 98.528.854,70 TL Operatör hizmetleri bakımından 2.666.864,58.-TL kar kaybı hesaplanmıştır.
Bu raporda GFK verilerine göre cihazlar bakımından hesaplamaya yapılmış ise de, yararlanılan GFK verileri sadece ... uygulaması sistemi üzerinden yapılan satışlar olmayıp tüm satışları kapsadığından hesaplamada dikkate alınammıştır.
09.07.2025 tarihli üst yazı ile sunulan son bilirkişi raporu:
"Rekabet Kurulu’nun 06.06.2011 tarihli ve 11-34/742-230 sayılı kararında, davalı ... A.Ş.’nin ... adı altında uyguladığı münhasır bayi yapılanmasının, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesine aykırı olduğu açıkça tespit edildiği,
09.10.2023 tarihli raporda davacının aktivasyon ve kontör gelirlerinden kaynaklı 1.376.398 TL tutarında faaliyet karı kaybı hesaplamıştır. Bu zarar tutarı davacının kayıtlarında yapılan inceleme sonucu elde edilen tespitlere dayalı olarak hesaplanan fiili zarardır. Sayın Mahkeme tarafından verilen görev doğrultusunda davalının fiili ile illiyet bağı bulunan söz konusu zarar tutarının davacı tarafından talep edilebileceği,
Cihaz satışlarına ilişkin davacı tarafından ispatlanmış bir zarar tutarı bulunmadığı,
Somut verilere dayalı bir zarar hesabının bulunmadığı, farazi hesaplama yöntemi elde edilen zarar tutarının zenginleşme yasağı kapsamında değerlendirilebileceği hususunu Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
Somut olayda rekabet ihlali bulunduğu hususu Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmiştir. Zararın bulunduğu ve bu zarar ile rekabet ihlali arasında illiyet bulunduğu da dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarında farklı hesaplama yöntemleriyle ortaya konmuştur. Davalının kusurunun ağırlığı ve bunun sonucu olarak üç kat tazminat verilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu," kanaatine varılmıştır.
Davacı ve davalı taraf uzman görüşleri sunmuştur.
GEREKÇE :
Dava, haksız rekabet nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı ... A.Ş alt bayilik sistemi içerisinde "..." adı verilen ve yalnızca kendi ürünlerinin satılmasına izin verdiği münhasır yapıyı oluşturmuştur.
... sistemi, ... İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından yapılandırılan ve şirketin kendi ürünlerinin satışına tahsis edilmiş olan özel bir alt bayilik organizasyonudur. Bu sistem kapsamında faaliyet gösteren bayiler yalnızca ...'e ait ürün ve hizmetleri sunmakla yükümlü kılınmış, fiziksel mağaza düzeni, tabela kullanımı, ürün teşhir alanı gibi unsurlar da yine tekelleşmiş bir yapıya yönlendirilmiştir.
Somut olayda bu yapılanma, "münhasır dağıtım sistemi" olarak yapılandırılmış ve fiilen rakip operatörlere yer verilmemesi sonucunu doğurmuştur. ... bayileri, tüketiciye yalnızca ... ürünleri sunarken; ..., Vodafone gibi diğer operatörlerin ürünleri pazara erişememiştir. Bayilik sözleşmeleri, tabela ve dekorasyon yükümlülükleriyle desteklenmiş ve satış noktalarında diğer operatörlere yer verilmemesi, fiilen yasaklanmasa da bu şekildeki uygulama ile engellenmiştir.
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun (RKHK) amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır (m.1).
TTK 54 vd. hükümlerinde düzenlenen haksız rekabetin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır (m.54/1). Bu husus Kanunun gerekçesinde "Rekabet hükümleri yukarıda vurgulanan "hukuka uygun/saf/dürüst" ve "bozulmamış " rekabeti tüm katılanların menfaatine sağlar. Tüm katılanlar ile rekabet hukukunun ünlü üçlüsü kastedilmiştir: Ekonomi, tüketici ve kamu. "Katılanlar" gibi çok geniş bir sözcüğün kullanılması ile rekabet kurallarının rakipler arası ilişkilere özgülenmesinin yolu kapatılmıştır". Şeklinde ifade edilmiştir.
Rekabet Kurumu'na kampanyalı-kampanyasız mobil cihaz satışları ile ilgili olarak 2 farklı şikayette bulunulmuştur. Bu 2 şikayet üzerine Rekabet Kurulu'nun ... gün ve ... sayılı kararı ve Rekabet Kurulu'nun... tarih ve ... sayılı kararı (Şikayetçi davacı Mobiltel) incelendiğinde tamamen cihaz satışları hakkında inceleme yapıldığı ve karara bağlandığı görülmektedir. Her iki şikayet sonrası Rekabet Kurulu ...'in kampanyalı ve kampanyasız mobil cihaz satışı sebebi ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun (RKHK) ihlal edilmediği görülmüştür.
Davacı Mobiltel kendisinin şikayetçi olduğu Rekabet Kurulu'nun ... tarih ve...sayılı kararının iptali talebiyle açtığı davada Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin ...E., ... K. sayılı ilamı ile Rekabet Kurulu Kararının kanuna uygun olduğu ve ...'in kanuna aykırı bir eyleminin olmadığı tespit edilmiştir. Davacı ...'in temyiz başvurusu ise Danıştay 13.Dairesi 20.06.2022 tarih ve E...., K....sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Temyiz Kararı hakkında, davacı Mobiltel Karar Düzeltme yoluna başvurmuş olup Danıştay 13.Dairesi ...Esas, ... Karar sayılı 09.03.2023 tarihli kararı ile karar düzeltme talebi de reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu hali ile ...'in kampanyalı- kampanyasız mobil cihaz satışları ile ilgili hukuka aykırı bir eylemi olmadığı kesinleşen rekabet kurulu kararı ve Mahkeme kararı ile hükmen tespit edilmiştir. Böylece, gerek Rekabet Kurulu Kararları gerekse İdare Yargı Kararları incelendiğinde davalı ...'in hukuka aykırı bir eylemi olmadığı hem teknik hem de hukuken yapılan araştırmalar sonrasında tespit edilmiştir.
Rekabet Kurulu'nun ... sayılı dosyası kapsamında verilen 06.06.2011 tarih ve ...sayılı Rekabet Kurulu Kararı ile davalı ... tarafından RKHK'nın 6/a maddesini ihlal ettiği tespit edilmiştir. Bu tespit davalı ...'in, soruşturma kapsamında incelenen dönemde ... uygulaması yoluyla "....'in fiili uygulamalar ve bireysel muafiyet kapsamında girmeyen dikey anlaşmalar vasıtasıyla SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarında çok markalı olması gereken alt bayi kanalının fiilen münhasırlaştırılmasına çaba göstermek suretiyle rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı, dolayısıyla GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumunu kötüye kullandığı ve kanunun 6(a) maddesinde örneklenen ihlalin gerçekleştiği, tespit edilerek idari para cezası verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.. "Rekabet, Kurulu kararlarındaki bu tespitlere göre, davalı ...'in 4054 sayılı RKHK'un 6/a hükmü kapsamında "Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler" yoluyla rekabet ihlali yaptığı tespit edilmiştir.
Rekabet ve haksız rekabet düzenlemelerinin amacını ve kapsamı haksız rekabeti "rakipler arasındaki" ilişkilerle sınırlı tutmamakta, bununla birlikte bizatihi rekabetin kendisini koruyup sağlamayı hedeflemektedir. Dolayısıyla, bu kanunlar aralarında doğrudan rekabet ilişkisi olmayan kişi ve kuruluşlar yönünden de uygulanabilecektir. Bu nedenle davacı Mobiltelin doğrudan davalı ...'in rakibi olmadığı, dolayısıyla bu ikisi arasında RKHK m.6/a'nın uygulanamayacağı savunmasına itibar edilmemiştir.
... sisteminin uygulandığı dönemde, ... distribütörü olan davacı ... A.Ş., bu bayilere erişim sağlayamamış; böylece ürünlerini yaygınlaştıracağı önemli bir dağıtım kanalını fiilen kaybetmiştir. Bu durum, davacının pazardaki rekabet gücünü doğrudan sınırlamıştır. Rakip operatörün distribütörü olan bir teşebbüsün, pazardaki mevcut satış noktalarına erişiminin engellenmesi hem rekabetin yapısal olarak bozulması, hem de zararın doğrudan gerçekleşmesi anlamına gelmektedir.
Rekabet Kurulu, ...tarihli ve ... sayılı kararında, ... A.Ş.'nin ... uygulamasını ayrıntılı biçimde incelemiş ve söz konusu yapılanmayı 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesine açıkça aykırı bulmuştur. Kurul kararında "...rakip teşebbüslerin pazara giriş ve faaliyetlerini zorlaştıracak şekilde yürütülen ... yapılanması, pazardaki etkin rekabet ortamını bozmakta ve 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırılık teşkil etmektedir."(Karar no: 11-34/742-230, Paragraf 144 vd.) tespitleri yer almıştır. Kurul kararına göre; ... sistemi, bayilerin yalnızca ... ürünleri satacak şekilde yönlendirilmesini sağlamakta, fiziksel mağaza düzenlemeleri (tabela, dizayn, raf düzeni vb.) tek tipleştirilerek alternatif operatör ürünlerinin sunulmasının önüne geçilmekte, bayilerin rakip ürünleri satmaları halinde sözlü ve fiili baskılarla karşı karşıya bırakıldıkları gözlemlenmiştir. Kurul, bu uygulamaların hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına geldiği, zira bayilere erişim imkanının yalnızca ...'e tahsis edildiği ve pazarın rakiplere fiilen kapatıldığı kanaatine ulaşmıştır.
Davacı ... A.Ş., ... distribütörü olarak faaliyet gösterdiği dönemde, operatör hizmetlerinden elde edeceği potansiyel gelirlerin ...'in ... sistemi nedeniyle doğrudan etkilendiğini abonelik, kontör yükleme ve SIM kart aktivasyonları gibi temel GSM hizmetlerinin tüketiciye ulaştırılmasında ... kanalının belirleyici rol oynadığını ileri sürmüştür.
Bilirkişi raporlarında davacının aktivasyon başına elde ettiği ortalama brüt kar, sektörel satış hacimleri ve ... kanalı dışlanarak belirlenen kayıp aktivasyon adedi ile çarpılarak tahmini zarar hesaplanmıştır. Bu veriler, pazara giriş engelinin sadece varsayımsal değil, ölçülebilir şekilde gelir kaybı doğurduğunu göstermektedir. Zira GSM hizmetleri, müşteri edinimi ve devamlı gelir akışı açısından abonelik bazlı iş modellerinde önemlidir. Aktivasyonlar sadece ilk satış değil, aynı zamanda sonraki kontör yüklemeleri ve hizmet yenilemeleriyle sürekli gelir kaynağıdır. Bu yöntemle yapılan hesaplama sonucunda 2010-2012 yılları için toplamda 746.784 adet aktivasyon kaybı ve buna karşılık gelen 1.376.398 TL faaliyet kar kaybı tespit edilmiştir.
Davacı cihaz satışlarının kontör/abonelik ile tamamlayıcı ürün ilişkisi içinde olduğunu bu nedenle cihaz satışlarında da zarar gördüğünü iddia etmiştir. Davalı vekili, kampanyalı ve kampanyasız cihaz satışları yönünden Rekabet Kurulu tarafından herhangi bir ihlal tespit edilmediğini ileri sürmektedir.
GSM pazarı, operatör hizmetleri (SIM kart, kontör, aktivasyon), donanım yani cihaz satışı (cep telefonu, tablet vb.) olarak iki tamamlayıcı unsurdan oluşmaktadır. Bu iki unsur arasında ekonomik ve operasyonel açıdan tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır. Tamamlayıcı ürünler pazarında bir malın erişiminin kısıtlanması, bağlı bulunduğu diğer malın satışını da dolaylı olarak etkileyebilir.
Rekabet Kurulu'nun ... sayılı kararında, ... uygulamasının yalnızca abonelik sistemine yönelik değil, fiziksel mağaza düzenine, ürün yerleştirme kısıtlarına ve teşhir alanlarına da müdahale ettiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, mağazada yalnızca ... hizmetinin etkinleştirildiği bir ortamda, diğer operatör cihazlarının pazarlanması ekonomik olarak mümkün olmamaktadır.
Zarar, doğrudan bir kalemle sınırlı olmayıp, pazardaki yayılma kapasitesi, müşteri erişimi, çapraz satış potansiyeli gibi dolaylı etkiler de dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda, ... tarafından ... sistemi altında kurulan münhasır alt bayilik yapısı, yalnızca operatör hizmetlerinin değil, bu hizmetlere bağlı olarak satılan cihazların da pazardaki dolaşımını sınırlandırmıştır. Zira bir satış noktasında sadece ... SIM kartı aktivasyonu yapılabilmekteyse, bu noktada satılacak cihaz da doğal olarak ... ile uyumlu olacak ve ... veya ... hatlarına erişemeyecek nitelikte olacaktır.
Davacı ... A.Ş., ...'nın yetkili distribütörü olarak, GSM cihazlarını pazara sunarken kendi operatör hizmetini entegre ederek çapraz satış yapmak zorundadır. Ancak ... kanalında ... hattı etkinleştirilemediğinden, ...'in cihaz satışı da fiilen engellenmiştir. Bu durum, cihaz pazarındaki satış hacmini düşürmüş, pazar payını daraltmış ve kar marjını negatif yönde etkilemiştir. Satış noktalarının yalnızca bir operatörle çalışması, tüketici tercihlerini daraltmakta ve pazarda rekabeti zayıflatmaktadır. Bu yönüyle cihaz pazarındaki zarar, doğrudan olmasa da rekabet ihlali sonucu meydana gelmiş dolaylı zarar niteliğindedir.
Cihaz satışları satışları yönünden kazanç kaybına dair hesaplamaya esas verilere ulaşılamadığından bilirkişi raporunda hesaplama yapılmamıştır. ...'in ... cep telefonu satışlarına ilişkin kâr kaybının hesaplanabilmesi için ... içindeki ... kanalıyla gerçekleşen cep telefonu satışlarına ait verilere veya doğrudan ... gerçekleşen cep telefonu satış bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak ... cep telefonu satışlarına ilişkin bilgilere dair bir delil sunulmamıştır. ... in ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede de Mavi Noktalarda gerçekleşen cep telefonu satış bilgilerine ulaşılamamıştır. Bu nedenle cep telefonu satışlarına ilişkin zarar hesaplanamamıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere cihaz pazarındaki zarar, doğrudan olmasa da rekabet ihlali sonucu meydana gelmiş dolaylı zarar niteliğindedir. Haksız rekabet ve zarar sabit olmakla birlikte zarar miktarını hesaplamaya elverişli yeterli bilgi bulunmadığından 6098 sayılı TBK'nın 50/2 maddesi uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler hükmü gereği, TMK'nın 4. maddesindeki hakime tanınan takdir hakkının kullanılmasının zorunluluğu uyarınca, zararın meydana geldiği tarih, zararın niteliği, operatör ürünleri pazarı bakımından yapılan hesaplama, bilirkişi raporlarına yansıyan kar oranları dikkate alınarak cihaz pazarı bakımından 1.500.000,00 TL tazminata hükmedilmiştir.
GFK verilerine göre cihazlar bakımından hesaplama yapılan bilirkişi raporunda yararlanılan GFK verileri sadece ... uygulaması sistemi üzerinden yapılan satışlar olmayıp tüm satışları kapsadığından hesaplamada dikkate alınmamıştır.
Üç kat tazminat talebi tarafların kastı veya ağır ihmali neticesinde gerçekleşmiş olması şartına bağlıdır (RKHK.m. 58/2). Üç kat tazminat için; rekabet ihlali bulunmalı, rekabet ihlali bir zarara yol açmalı, ihlal ile zarar arasında illiyet bağı olmalıdır. Somut olayda, bilirkişi incelemeleri ve Rekabet Kurulu kararları ile tespit edildiği üzere; rekabet ihlali hakim durumun kötüye kullanılması yoluyla meydana gelmiştir. Niteliği itibariyle hakim durumun kötüye kullanılması yoluyla rekabet ihlalleri genellikle ilgili tarafların bu konuda bilinçli hareket etmesiyle meydana gelir. Davalı ...'in GSM sektöründe öteden beri hakim durumda olduğu bilinmekle birlikte eldeki dosya kapsamında incelenen Rekabet Kurulu kararında da pazar payının tek başına %59 olduğu tespit edilmiştir. RKHK.m.58/2'de 3 kat tazminat için yalnızca anlaşma veya karar aranmamış, "ağır ihmal" de yeterli görülmüştür. Davalının hakim durumunu kötüye kullanmada ağır kusurlu olduğu kabul edilerek üç kat tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile Operatör ürünleri pazarı bakımından 1.376.398 TL, cihaz pazarı bakımından 1.500,000 TL toplamının 3 katı olan 8.629.194,00 TL nin dava tarihi olan 31/07/2012 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 589.460,24 TL nispi karar harcından peşin + Islah harcı toplamı 5.118.395,86.-TL harcın mahsubu ile artan 4.528.935,62.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3- Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 941.459,70 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden AAÜT 13/4 hükmü uyarınca hesaplanan 941.459,70 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5- Davacı tarafından yatırılan toplam 589.460,24 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 21,15 TL başvuru harcı, 3,80 TL vekalet harcı, 57.000,00 TL bilirkişi ücreti. 1.122,55 TL posta masrafı olmak üzere toplam 58.147,5 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 1.674,13 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına,
7- Taraflarca yatırılan kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, hazır bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025
Başkan
(e-imza)
Üye
(e-imza)
Üye
(e-imza)
Katip
(e-imza)