T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/142 Esas
KARAR NO: 2018/305
DAVA: Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/02/2015
KARAR TARİHİ: 06/03/2018
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkilin davalı bankanın teşvik ve yönlendirmesi ile ... A.Ş.'nin ... Şubesine 7.109,00 TL mevduatını 09.11.1999 tarihinde vadeli olarak yatırdığını , daha sonra muhtelif tarihlerde bir miktar para çekilip ve yatırıldığını , 21.12.1999 tarihli bakiye 7.249,98TL mevduatının ,henüz paranın vadesi gelmeden banka yönetimine 21.12.1999 tarihinde BDDK tarafından el konulması sonucunda parasının ... Bank Ltd. adlı paravan banka hesabına aktarılmış olduğunun ve sigorta kapsamında olmadığından ödenemeyeceğinin bildirildiğini, ..bank A.Ş. ve ... Bank Ltd. yetkililerinin yargılandıkları ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/102 E. sayılı dosyasından bunu ikrar ettiklerini, yapılan yargılama sonunda "Bankaları aracı olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık" suçundan mahkum oldukları kararında Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, .. kanuna karşı hile yapıldığını, bankalara olan güvenin kötüye kullanıldığını, ... Bank Ltd. adlı bankanın hiçbir mal varlığının bulunmadığı ...bank A.Ş. yönetimi tarafından bilinmesine rağmen bu durumun mevduat sahiplerinden özenle güzlenerek ... banka adına açılan hesaba aktarılan mevduatlar, kasıtlı olarak ve sorumsuzca Balkaner şirketlerine aktarılarak mevduat sahiplerinin zarara uğramalarım bilerek ve isteyerek müvekkilinin zararına neden olduklarım , vekalet görevinin kötüye kullanılarak müşterinin kasten yanlış yönlendirildiğini haksız fiil sorumluluğun bulunduğunu, ...bank A.Ş. yöneticileri kanunun yasakladığı sonucu elde etmek için giriştikleri haksız fiil sonucu müvekkiline zarar verdiklerini ve yargılandıkları ceza mahkemesinde de mahkum olduklarını, bu şekilde yapılan haksız fiilden dolayı verilen zararlarda kişilerin yanında tüzel kişiliğinde hukuki sorumluluğu bulunduğunu, faizin başlangıç tarihi ve faiz oranı hakkında talepleri olarak da bankanın sorumluluğunun esas itibariyle karz akdinden kaynaklandığını, faizin başlangıç tarihinde dava tarihi değil paranın bankaya yatırıldığı tarih olduğunu, paranın bankaya yattığı tarihten vade sonuna kadar akdi faiz uygulanması gerektiğini, ... vade sonunda fiili ödeme tarihine kadar da akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi uygulanmasının gerektiğini ,Fazlaya ilişkin talep, faiz ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile ;müvekkili tarafından davalı bankanın Marmaris Şubesine yatırılan 7.249,98TL mevduat alacağının davalı bankadan hükmen tahsiline, alacağın paranın bankaya yatığı 21.12.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizinin uygulanmasına ,dava masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Bank AŞ vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; husumet itirazları olduğunu, davacının hasım ve muhatap olarak ... Ltd. Şti. yi göstermesi ve bu tüzel kişiden alacağını talep etmesi gerektiğini, müvekkili banka ayrı bir tüzel kişi olduğundan ve davacının müvekkili banka nezdinde hesabı bulunmadığından herhangi bir sorumluluğu ve ödeme yükümlülüğü olmadığını, ... zaman aşımı itirazları olduğunu, huzurdaki davanın zaman aşımına uğradığım, 10 yıllık zaman aşımının söz konusu olduğunu, itirazlarının göz önünde bulundurularak davanın zamanında açılmaması sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, somut olayda müvekkili bankanın kendisine verilen talimatı (Ve dolayısıyla ödeme yetkisi) kapsamında söz konusu meblağı ... Bank Ltd. Şti. hesabına gönderildiğini, hesaba ilişkin olarak davacıya hesap cüzdanı teslim ettiğini ve müvekkili bankanın sorumluluğunun sona ermiş bulunduğunu, ... müvekkili banka ile ... Bank Ltd. Şti. nin farklı tüzel kişiliklere sahip kuruluşlar olduğunu, usulüne uygun aciz vesikası alınmadığını, davacının ... hesap cüzdanını aldıktan sonra hiçbir itirazda bulunmadığını, yapılan bu işlemi benimsediği anlamına geldiğini, .. davacı serbest iradesiyle daha fazla getirişi sağlayan bir yatırım alternatifi olarak kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkili banka tarafından davacının iradesinin yanı Kılmasının söz konusu olmadığını, ... kurucusu veya hissedarı olmadığı ... bank Ltd. Şti. nin faaliyetlerinden dolayı ayrı bir tüzel kişiliğe sahip ... A.Ş. nin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının ... A.Ş. tarafından dolandırılmasının söz konusu olmadığını, davacının daha yüksek faiz getirişi alabilmek düşüncesiyle parasını bu yolla değerlendirmeyi seçtiğini, ... davacı parasını yatıracağı finans kuruluşu hakkında gerekli araştırmayı yapmak suretiyle tedbirli bir tutum içerisine girmesi gerekirken kendisinden beklenen bu özeni göstermediğini, ... müvekkili bankanın ... Bank Ltd. Şti. nezdindeki mevduatlar için herhangi bir garantisi bulunmadığını müvekkili bankanın davacı talebi doğrultusunda havale işlemini yerine getirdiğini, ... dava konusu işlemler tarihinde off shore bankaların Bankalar Kanunu' na tabi olmadıklarını ve bu bankalara yatırılan mevduatların tasarruf sigorta kapsamında olmadığını mudilere bildirmek gibi bir yükümlülükleri bulunduğu şeklinde bir kabul mevcut olmadığını,.. sonuç olarak; hisse devir tarihinden önceki işlemlerden kaynaklanabilecek her türlü borcun ... tarafından üstlenmesi sebebi ile ve 5411 sayılı kanun107/5b-5 m. m107/6 m.140 . mucibince ve ...’nin taraf olduğu sözleşmeler uyarınca Bankalarının sorumlu olmadığını davada müvekkili bankanın değil hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlerden kayanaklanabilecek borçları ... üzerlenmiş ve hisse devir sözleşmesinden önceki işlemlere ilişkin borçların yasa gereği ...üzerine nakil edilmiş olduğundan sadece ... nin davalı sıfatı olması gerektiğinden bu sebeple öncelikle HUSUMET itirazlarının kabulüne karar verilmesini, hisse devir sözleşmesinin 6.13 ncü maddesi ve yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanun’un 107.maddesinin 6.fıkrası ve eski 4389 sayılı Bankalar Kanunun 14. maddesinin 6.fıkrasının c bendi uyarınca alacaklı (davacı) rızası aranmayacağından HMK.124/2 kapsamında mahkemenin resen taraf değişikliğine hükmetmesine ,bankaları açısından davanın husumetten reddine karar verilmesini, Davanın yetkisiz mahkemede açılmış olup Yetkili İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğinden yetkisizlik karar verilmesini, bu itirazlarının reddi halinde davanın süresi içinde açılmadığından zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i Müdahil ... vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; öncelikle davacı tarafından davalı ... Bank AŞ aleyhine açılan alacak davasında verilecek olan kararın müvekkili kurumu etkileme ihtimali bulunduğundan davaya davalı banka yanında fer'i müdahil olarak katılmak istediklerini, bankanın ayrı bir tüzel kişi olduğundan ve davacının banka nezdınde hesabı bulunmadığından herhangi bir sorumluluğu ve ödeme yükümlülüğünün olmadığını, davacının fazlaya ilişkin faiz talebinin fahiş ve haksız olduğunu beyan ederek, feri müdahale talebinin kabulü ile usuli itirazları çerçevesinde davanın usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i Müdahil ... vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili kurumun davalı bankanın borçlarını üstlenmediğini, davalı yanın atıfta bulunduğu 18/06/2007 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi'nin ... Bank A.Ş ile değil şirket merkezi yurt dışında bulunan ... Bank N.V ile imzalandığını, 18/06/2007 tarihli sözleşmenin hükümleri'nin müvekkili kurumu davalı yanın belirttiği şekilde bir taahhüt altına sokmadığını, sözleşmenin hükümleri çerçevesinde tarafların karşılıklı hak ve borçlarının devam ettiğinin kuşkusuz olduğunu, huzurda bulunan uyuşmazlığın ... ye devrolunan bankaların off-shore hesapları nedeniyle zarara uğrayan mudilerin açmış olduğu tazminat davası olduğunu, bu konuda davalı banka aleyhine açılan onlarca davada karar verildiğini ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, bu davalarda ...'nin borcu üstlendiğini açıkça beyan ettiğini, hükümlerin borcu üstlenen sıfatıyla ... aleyhine kurulduğunu, husumet ve zamanaşımına yönelik itirazlarının bulunduğunu beyan ederek; davanın asıl muhatap olan ...'ye tevcih edilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkili kurumun hak kaybına ve zarara uğramasını önlemek üzere davaya, davalı yan yanında feri müdahil olarak katılmalarına karar verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 27/10/2015 tarihli ara kararı gereğince dosya rapor hazırlanmak üzere bankacı bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi ... tarafından ibraz edilen raporda özetle;Tarafların iddia ve savunmaları, sunmuş oldukları deliller, talimatlar, yazışmalar, Ceza Mahkemesi karan, Yargıtay (11). Hukuk Dairesi'nin benzer davalardaki muhtelif içtihatları birlikte değerlendirildiğinde;1-) Davacının 09.11.1999 tarihinde Kıbrıs’ta mukim ... Bank Ltd.Şti'ne hitaben 7.109,00TL (eski 7.109.000.000,00TL) mevduatına 16.11.1999 vadeli % 73 faiz oranı ile hesap açtırdığı, 2-) Dava dosyasına taraf vekilleri tarafından sunulan Hesap Cüzdan belge fotokopisine göre Davacı Abdülaziz TUNCER’in (09.11.1999) tarihinde, 4905 Müşteri No.ile ... Bank Ltd Kaşeli ve imzalı, föy şeklinde hesap cüzdanı düzenlenmiş olup, görülen işlemler sonucu;Buna göre , en son işlem yapılan tarih olan 21.12.1999 tarihi itibariyle , 7.249.986.726 ESKİ TL ( Karşılığı ; 7.249,99TL) olarak açılan hesabın, Bankaya el konulduğu tarihte hesap bakiyesi 7.249,99 TL arz etmekte olup davacı vekilinin dava esas değeri ile uygunluk arz ettiğinin tespit olunduğu , keyfiyetin Sayın Mahkemenin takdirlerinde kaldığı, 3-) Davacının ve onun durumundaki ... hesaplara para yatıran kişilerin ... A.Ş yöneticileri tarafından iradelerinin fesada uğratılarak, haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının Bankalar Yeminli Baş Murakıp Raporu, İst.8.Ağır Ceza Mahkemesi karan ve Yargıtay’ın bu konudaki onama kararlarında belirtilmiş olduğu,Taraflar arasında ihtilaf konusu olan olayın hukuki tanımının havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, ... A.Ş tüzel kişiliğinin ... Bank Ltd.Şti adlı bankanın paravan bir banka olduğunu bildiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olduğu, paraların Yargıtay kararında yer aldığı üzere, ...'de kurulu ... Ltd.Şti.ne gönderildiğine dair dekont ya da mahsup belgesi ibraz edemediği, 4-) Bu bakımdan davacının davalı bankadan; Hesap üzerinde En son işlem yapılan 21.12.1999 tarihi itibariyle 129.436.845.-TL faizin hesaba eklenmesi işlemi sonucu , davacının 7.249.986.726 ESKİ TL ( Karşılığı ; 7.249,99TL) bakiye alacağının kaldığı ve faiz başlangıç tarihinin son işlem tarihi olan 21.12.1999 tarihinden başlaması gerektiği hususu tespit edildiği , davacı talebinin de tespitimiz ile uygunluk arz ettiğinin tespit edildiği, anapara 7.249,99TL alacaklı olduğuna karar verildiği takdirde, alacağına uygulanacak faizin başlangıç tarihinin hesap üzerinde yapılan en son işlem tarihi olan 21.12.1999 tarihi ve uygulanacak faiz oranı, TCMB'nın o tarihte yürürlükte olan avans faizi %80 ( Yürürlük tarihi 02.08.1997 ) oranı ile başlatılıp, sonradan değiştirilen avans faiz oranlarında hesaplanacak temerrüt faizi talep edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Bilirkişi raporu davacı vekiline, davalı vekiline ve feri müdahiller vekillerine HMK 281 madde meşruatlı davetiye ile tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 19/01/2016 tarih ve 2015/120 Esas, 2016/25 Karar sayılı kararımız ile; Davanın kabulüne, 7.109,00 TL nin 09/11/1999 tarihinden işleyecek, 2.000,00 TL nin 07/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı INGBANK tan alınarak davacıya verilmesine, 16/11/1999 tarihinde çekilen 500,00 TL ve 21/12/1999 tarihinde çekilen 2.000,00 TL nin davacıya verilecek paradan mahsubuna karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 19/01/2016 tarih ve 2015/120 Esas, 2016/25 Karar sayılı kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmiş olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2017 tarih ve 2016/5092 esas, 2017/7229 karar sayılı bozma ilamı ile;'' 1-Mahkemece verilen kararı temyiz eden fer'i müdahil ...'ın dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK 434'ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, ... hesaba yatırılan paranın istirdadı istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 02.02.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 115/2 maddesi gereğince dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin ve feri müdahil ... vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle feri müdahil ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün res'en BOZULMASINA,'gerekçesiyle mahkememizce verilen karar bozularak dosya mahkememize gönderilmiş olup mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2017 tarih ve 2016/5092 esas, 2017/7229 karar sayılı bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
TÜM DOSYA KAPSAMINDAN;Dava, davalıya devredilen ... kanalıyla ...'de mukim ... Bank Ltd.'in (...) hesabına havale edilen paranın tazmini istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklanmaktadır.
Ticaret Mahkemesinin görev alanının 6102 Sayılı TTK.'nun 4 ve 5 maddelerinde düzenlendiği,
28.05.2014'te yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k maddesinde "tüketici", ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-e maddesinde ise “tüketici işlemi”, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade edilmiştir.
Yine anılan yasanın 73/1 maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu,
83/2 maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Davacı tarafından açılan dava; davalıya devredilen ... kanalıyla ...'de mukim ... Bank Ltd.'in (...) hesabına havale edilen paranın tazmini istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık bankacılık işleminden kaynaklanmaktadır.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra oluşacak bankacılık işleminden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, anılan kanunun 3/1-k,l, 4/3, 73/1, 83/2 ve geçici 1.maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenmelidir.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra, kapsam başlıklı 2.maddesinde "bu kanun, her türlü tüketici işlemiyle tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinin (k) bendinde "tüketici: ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", aynı maddenin (l) bendinde "tüketici işlemi: mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık v.b sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" olarak tanımlanmıştır. Yine aynı yasanın 73/1 maddesinde "tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir " ve 83/2 maddesinde "taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlerin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" hükmü yer almaktadır.
Anılan yasanın geçici 1.maddesinin 2.fıkrası (a) bendinde "bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan ve halen geçerli sözleşmelerin bu kanuna aykırı hükümleri yürürlük tarihinden itibaren uygulanmaz" denilmiştir.
Davacı tarafın iddiası ve tüm dosya kapsamından; uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığının anlaşılmasına göre, somut olayda dava tarihi de dikkate alındığında davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, Mahkememizce uyulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2017 tarih ve 2016/5092 esas, 2017/7229 karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine, Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli ... Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Açıklanan gerekçeye göre;
1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli ... Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
3-Harç, vekalet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil ... vekilinin yüzüne karşı, feri müdahil ... vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 06/03/2018
Katip
Hakim