T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/349 Esas
KARAR NO : 2025/692
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/05/2014
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.01.2013 tarihinde yaşanan sel baskını dolayısıyla davalı sigorta şirketi ile yapılmış iki ayrı sigorta sözleşmesi kapsamında davalı şirketin eksperleri tarafından yapılan değerlendirme doğrultusunda toplamda 3.200.125,71-TL sigorta bedeli ödemesi yaptığını oysa, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...D İş dosyası ile yaptırmış oldukları tespitle gerçekte oluşan zararın 6.100.000.-TL olduğunun anlaşılmasından sonra 31.05.2013 tarihinde eksik tazminat ödenmesine konu eksper raporlarının teslimi ve 2.699.874,29-TL tazminatın ödenmesinin istendiğini, 17.06.2013 tarihinde davalı tarafın eksper raporlarının kendilerine verildiğini, davalı tarafın 19.06.2013 tarihli cevabi ihtarname gönderdiğini, akabinde tekrar eski talepleri yeniler şekilde 25.06.2013 tarihinde ihtarname gönderildiğini, sonrasında ise, davalı tarafın fark tazminat konusunda anlaşma yapılabileceğini bildirdiğini 29.01.2014 tarihinde detay içeren anlaşma tekliği yapıldığını ve 07.03.2014 tarihinde de maille tekrar bildirim yapıldığını, ancak 01.04.2014 tarihinde mahkeme dışı anlaşma teklifinin reddedildiğini, bunun üzerine 07.042014 tarihinde yapılan teklif değerinin geçersiz olduğu ve fark tutar olan 2.899.874,29-TL nin ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafın da 22.04.2014 tarihli cevabi ihtarıyla talebin reddedildiğinin bildirildiğini bu nedenle iş bu davaya konu sigorta alacağı için verilmiş muvafakatname ve ibranın edimler arasında iki kat fark bulunmasından dolayı gabine dayalı geçersiz olduğu, oteli sezona yetiştirmek zorunda olan müvekkilin zorda kalarak bu ibrayı imzalamış olduğundan geçerli sayılmaması gerektiğini ve ödenmeyen 2.899.874,29.-TL 'den şimdilik 1.000.000,00.-TL tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödemesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 31/12/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile davalıdan tahsilini talep ettiği miktarı 2.899.874,29 TL ye yükselterek harcını tamamladığı anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Davalı müvekkili sigortacı ile davacı taraf arasındaki sigorta ilişkisi kapsamında düzenlenmiş, farklı değerler için farklı teminatlar içeren iki aynı sigorta poliçesi olduğunu, 12.01.2013 tarihinde meydana gelen sel ve su baskını nedeniyle davacı tarafça uğranılan zararların bu iki poliçe kapsamında üç ayrı hasar dosyası açılarak ayrı ayrı değerlendirildiğini ve her bir poliçe bakımından farklı hasar miktarları üzerinde mutabık kalınıp sigorta ödemelerinin yapıldığını, 12-13.01.2013 tarihinde sigortalı tesisin bulunduğu yerdeki şiddetli yağışlar ve buna bağlı sel ve su baskınının tesiste hasara yol açtığını, hasarın ihbarı üzerine yapılan expertiz incelemelerinde, davacı sigortalının da katılımı ile oldukça detaylı bir hasar tespit çalışması yapıldığını, bu çalışmalarda öncelikle aciliyet arz eden işlerin yapılmasına ve zararın büyümesini önleyici tedbirlerin alınmasının sağlandığını, davacı tarafın zarar tablosunun sigorta experince tetkik edildiğini, davacının sunduğu teklifleri veren firmalardan yeniden fıyatlama yapılması istenip alternatif fiyat teklifleri ile karşılaştırıldığını, ayrıca davacının gerçek durumu yansıtmayan, sigorta kapsamında olmayan ve iyileştirme içeren (örneğin onarımı mümkün eşyaların yenilenmesi gibi) taleplerinin denetlenip eklendiğini, 17.01.2013 tarihinde bir ön rapor düzenlendiğini, yapılan çalışmaların tümünin 27.03.2013 tarihli kesin raporlarda toparlanıp tüm detayıyla aktarıldığını, sonuçta davacı sigortalı ile zararın miktarı hakkında mutabakata varıldığını ve bu kapsamda davacı sigortalı tarafça 14.02.2013 tarihli mutabakatname imzalandığını, bu mutabakat sonrasında 17.03.2014 tarihinde sigorta ödemelerinin yapıldığını ve davacının da her türlü alacak ve davadan dolayı ibra ettiğinden dava konusu alacağın davacının imzasının bulunduğu muvafakatname ve ibra ile sona erdiğini, BK açısından İbranın borcu sona erdiren bir hal olduğunu, davacının tek taraflı yaptırdığı delil tespitine itibar edilemeyeceğini, müvekkilinin sigorta eksperinin davacıyı yanıltmadığını, davacının ibrayı baskı ve müzayaka halinde imzalamadığını, olayda gabin şartlarının da oluşmadığını ve davacının tacir olduğundan açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER;
Sigorta sözleşmesi, bilirkişi raporu, eksper raporu, ticari defter ve kayıtlar, taraf açıklamaları ve tüm dosya kapsamı,
GEREKÇE;
Dava, taraflar arasındaki işyeri sigorta poliçesi nedeniyle ve gabin hukuksal nedenine dayanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı tarafından sigortalanan otellerinde sel ve su baskını sonucu oluşan hasar nedeniyle, davalının ödediği bedellerin gerçek zararın altında olduğunu ve davacının müzayaka halinde bu ödemeyi kabul etmek zorunda kalıp ibraname imzaladığını iddia etmiştir.
Davalı taraf, sulh görüşmeleri sonucunda ve varılan mutabakat gereği ödeme yapıp poliçelerden doğan sorumluluklarını yerine getirdiğini, sulh yoluyla davacı tarafından ibraname verildiğini, poliçeden doğan borçlarının ibra nedeniyle son bulduğunu savunmuştur.
Mahkememizden verilen 02/06/2016 tarih ve ...Esas ... sayılı karar ile olayda gabinin yasal şartlarının oluştuğu kabul edilerek bilirkişi raporuyla saptanan bakiye hasar bedeli için davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkememizden verilen 02/06/2016 tarih ve ...Esas ... sayılı karar, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2018 tarih ve... Esas ... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak uyulan bozma ilamı uyarınca yargılamaya devam olunmuştur.
Davalının davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına ilişkin savunması ve temyiz nedeni yargıtay bozma ilamında kabul görmeyerek reddedilmiştir.
Gabin hukuksal nedenine dayanan fark tazminatı talebine ilişkin davada bozma ilamında " oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden, davacının hasar başvurusu sırasında davalıya sunduğu listenin, davalının aldığı eksper raporunun, tespit dosyasında alınan 12.03.2013 tarihli bilirkişi raporunun bir bütün olarak ele alınması ve hasar tarihinden önceki yıla ait ticari defter ve kayıtlar ile muhasebe belgeleri de incelenmek suretiyle, sel olayından önce mevcut olup da olay nedeniyle hasar gören sigortalı unsurların bedellerinin ayrıntılı biçimde tespiti, hasar gören unsurlara ilişkin olarak davacı tarafça sunulan liste ile eksper raporundaki belirlemelerin mukayeseli biçimde tablolar halinde tespitinin yapılması, poliçedeki muafiyet klozuna göre hasar bedellerinden gerekli indirimlerin doğru biçimde yapılması konularında ayrıntılı, gerekçeli, mukayeseli ve denetime imkan sağlayacak bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm tesisi de yerinde olmamıştır." gerekçelerine yer verilmiştir.
Bozma ilamı kapsamında inceleme yapılmak üzere öncelikle yerinde inceleme yapılmak suretiyle mali ve teknik bilirkişilerden rapor alınmıştır. Sonrasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı üzerinden değerlendirme yapılmak üzere turizm ve otelcilik alanında uzman bilirkişi, inşaat mühendisi, elektrik mühendisi, makine mühendisi, mali alanlarda uzman bilirkişi ile sigorta alanında uzman bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınmıştır.
15.01.2025 tarihli bilirkişi kök raporunda edimler arasında aşırı orantısız bir durumun olmadığı; rizikodan kısa sayılabilecek bir süre sonra yapılan sigorta tazminatı sebebiyle taraflarca imzalanan ibranamenin, TBK m. 28’de aranan tacir sıfatını haiz davacı sigortalının zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya tecrübesizliğinden kaynaklandığından bahsedilemeyeceği; dolayısıyla ve netice itibariyle, imzalanan ibranamenin TBK m. 28 uyarınca geçersizliğinden söz edilemeyeceği, 27.08.2025 tarihli raporda kök rapor’da 3.882.836,73 TL olarak belirlenen zarar tutarı, 618.155,12 TL artışla, 4.500.991,85 TL olarak tespit edilmiştir.
Davalı poliçede yer alan tenzili muafiyetlerle birlikte sigortalı davacıya 3.200.125,71 TL tazminat ödemesi yapılmıştır. Ödeme ile birlikte taraflar arasında mutabakat sağlandıktan sonra eldeki dava açılmıştır.
Gabinin mevcudiyeti için, bu hâlin yarattığı ortamda kabul edilmek durumunda kalınan sözleşmede tarafların edimleri arasında eş değerlilik bulunmaması, nispetsiz derecede aşağı olan karşılık eda için bir eda taahhüt edilmesi veya aksine, ahzolunacak bir eda için orantısız derecede yüksek bir karşılık değer konulması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 22/11/2018 Tarih, ... E. - ...K. Sayılı kararı) Ayrıca gabinin söz konusu olabilmesi için ivazlar arasında açık bir nispetsizlik şeklindeki objektif unsur ile müzayaka veya tecrübesizlik hâli şeklindeki sübjektif unsurun birlikte gerçekleşmesi ve sömürme kastının bulunması gerekir.
Gabinden söz edebilmek için, tarafların karşılıklı edimleri arasında açık nispetsizlik olması, lehine dengesizlik yapılan tarafın müzayaka, tecrübesizliğinden yararlanılması gerektiği, müzayakanın esas itibarıyla ciddi bir mali sıkıntı halini ifade etmektedir. Somut olayda gerek ekspertiz raporu gerekse alınan bilirkişi raporlarında dava konusu talep edilebilecek zarar en fazla 4.500.991,85 TL olarak tespit edilmiştir. Sigortalı davacıya 3.200.125,71 TL tazminat ödemesi yapılmıştır. Ödeme ile birlikte taraflar arasında mutabakat sağlandıktan sonra eldeki dava açılmıştır. Davacıya ödenen bedelle sigorta değeri arasında %28,91 lik farkın tacir sıfatını haiz olan davacı sigortalı açısından aşırı nispetsizlik olarak değerlendirilmesi söz konusu değildir. Bu halde gabinin objektif unsuru olan edimler arasında açık bir orantısızlık bulunması şartının gerçekleşmediği gibi, davacı tarafından davalıya verilen ibraname tarihi itibariyle davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ciddi bir sıkıntı içinde olduğuna yönelik bir tespit bulunmadığından gabinin subjektif unsurunun da gerçekleşmediği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
2025 yılına ait AAÜT genel hükümlerinin 13. maddesinde yer alan "(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi kapsamında davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Dosyada daha önce temyiz incelemesi yapıldığından verilen karar temyiz kanun yoluna tabi ise de kısa kararda kanun yolu sehven istinaf olarak gösterilmiş olup; gerekçeli kararda işin asasına ilişkin olmayan bu maddi hata düzeltilmiştir.
HÜKÜM Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan , Peşin yatırılan 17.077,80 TL ve 32.445,11 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 49.522,61 TL harçtan mahsubu ile artan 48.907,21-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT md. 13/4 uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafın yapmış olduğu, 270,00 TL posta tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadasine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtaya temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza