T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/727 Esas
KARAR NO: 2023/319
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 18/09/2014
KARAR TARİHİ: 12/04/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Murislerin müteveffası ...'nun 30/10/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiğini, aracın ZMMS'si olmadığı için husumetin davalı ... Hesabına yönlendirildiğini, davalı tarafın sorumluluk limitinin 200.000,00 TL olduğunu, davacılarca talep edilen tazminat ödenmediği için bu davanın açılması zorunda kalındığını, bu nedenlerle; şimdilik 5.000,00 TL destek alacağının davalı taraftan alınarak davalıya ödenmesini, davalı kuruma yapılan başvuru tarihinden 8 iş günü sonra veya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde kaza ve müvekkilinin sorumluluğu ile ilgili hiçbir bilginin bulunmadığını, dava konusu kazaya karışan aracın plakasının tespit edilerek geçerli bir sigortacısının olup olmadığının sorulmasını, zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, kusur durumunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, sürücü mirasçılarının sürücünün kusuruna dayanarak tazminat talep etmelerinin mümkün olmadığını, zararı görenin istemeye hakkının olmadığı bir zararı mirasçlılarının da isteyemeyeceğini, müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Bilirkişi incelemesi
2-Hasar dosyası
3-Veraset kararı
ISLAH:
Davacılar vekili 04/12/2015 tarihli dilekçesi ile dava değerini 156.626,00 TL yaptığına ilişkin ıslah dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 22/10/2020 tarih ve 2018/3266 Esas 2020/3755 Karar sayılı ilamında; ''Dosyada mevcut ... 1. ve 3. Sulh Hukuk Mahkemelerinin ayrı ayrı kararlarından davacılar ... ve ...'nun hükümlü olmaları nedeniyle kısıtlı oldukları yine ... E Tipi Ceza İnfaz Kurumundan gelen yazı cevabı ile de davacı ...'nun 01/11/2016 tarihinde tahliye olduğunun belirtildiği dolayısıyla bu davacının da yargılama sırasında kısıtlandığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesi ile bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezayı çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu hususu düzenlemiş olup, davacılar hakkındaki cezanın infazına başlanılması ile yasal kısıtlılık altına gireceğinden, Türk Borçlar Kanunu'nun 43 ve 513. maddelerinde düzenlenen, aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekaletin, gerek vekilin gerekse müvekkilin ehliyetinin ortadan kalkması ile son bulacağı hükümleri uyarınca ...'nın davacılar ... ve ... hakkındaki cezanın infazına başlanılmasından itibaren yasal kısıtlıyı temsil etme yetkisi kalmayacaktır.
Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesi uyarınca bir vasi tayin edilip edilmediği ve aynı Kanun'un 471. maddesindeki "Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin sona ermesi ile kendiliğinden ortadan kalkar" hükmü uyarınca davacıların hapis halinin devam edip etmediği araştırılmalı, hapis halinin devam ettiğinin belirlenmesi durumunda, istinaf isteminde bulunan avukatın davacıların vasisinden alacağı vekaletnameyi ibraz etmesi istenilmelidir. TMK'nun 462/8 maddesi hükmü uyarınca, açılan dava için vesayet makamından icazet konusunda izin alınması ondan sonra işin esasına girilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, kamu düzenine ilişkin bulunan ve resen gözetilmesi gerekli vesayet hükümleri ve usuli işlemler gibi davanın görülebilme koşulu yerine getirilmeksizin sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Davacılar vekilinin 01/11/2017 tarihli duruşmada imzalı beyanı ile "davacı... yönünden davamızı takip ediyoruz. Diğer davacılar yönünden davayı takip etmiyoruz" beyanı üzerine Mahkemece davacılardan ..., ... ve ... yönünden açılan davanın HMK 150 maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına ve yasal süre sonunda da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de davacı ...'nın da kısıtlı olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmadan yargılamaya devamla davanın ... yönünden kabulü ile gerekçeli kararın tüm davacılar vekili olarak avukata tebliği de doğru olmamıştır.'' şeklinde karar verilmiştir.
04/01/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; ''25.12.2021 tarihli ve 31700 sayılı “Resmi Gazete"'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı “Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 3/b maddesi ile kaldırıldığından işbu ek rapor tarihindeki verilere göre yapılacak hesaplamada müteveffanın (60) yaşından sonrasına isabet eden işleyecek emeklilik/pasif devresi de, bilinen son net asgari ücret (2023 yılı için; 8.506,80 TL x 12 ay *102.081,60 TL ) esas alınarak hesaplandığı, TRH 2010 Yaşam Tablosuna Göre; Eş ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 193.141,87 TL olduğu, Oğul ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 523,00 TL olduğu, ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 1.215,41 TL olduğu, ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 5.119,72 TL olduğu, PME 1931 Yaşam Tablosuna Göre; Eş ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 191.543,05 TL olduğu, Oğul ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 644,93 TL olduğu, Oğul ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 1.498,75 TL olduğu, Kız ...' ın yoksun kaldığı desteğe ilişkin teminat limiti dahilinde kalan maddi zararının 6.313,27 TL olduğu'' sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE: Dava trafik kazası neticesinde, ZMSS ile sigortalı araç sürücüsünün tek taraflı kazada vefatı nedeniyle, desteğinden mahrum kalan yakınları tarafından, vefat edenin sürücüsü olduğu araç sigortacısından destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, davacılar tarafından aracın ZMMS'si olmadığı için davalı ... Hesabına başvuru yapıldığı, ancak ödeme yapılmadığı ve maddi zararın tazmini amacıyla açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan önceki yargılamada 30/10/2011 tarihinde meydana gelen tek taraflı ve ölümlü trafik kazasında davacıların murisi ...'nun plakasız motosiklet ile geçirmiş olduğu tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği ve müteveffanın kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu ve bu durumda zararın plakasız motosiklet yönünden ... hesabında olduğu, ölen ... tarafından sigorta tescil kaydının bulunmadığı ve ölenin gelirine ve mesleğine ilişkin belgenin dosyada bulunmadığı ve bu nedenle yasal asgari ücret üzerinden bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacılardan ...'nun ölenin eşi olduğu ve dava tarihinde ... ve ...'ya velayeten ...'nun dava açtığı, dava sırasında ... ve ...'nun 18 yaşını doldurdukları ancak ..., ... ve ...'ya tebligatların yapıldığı ancak davanın sadece ... tarafından takip edildiği, ..., ... ve ... yönünden davanın takip edilmediği, müteveffanın kullandığı taşıtın motor hacminin 250 m3'ten yüksek olduğu, motor gücünün ise 26-50 beygir gücünde olduğu ve tescil kaydının yapılmasının zorunlu olduğu kadar ZMSS poliçesiz trafiğe çıkması yasak araçlar arasında yer aldığı ve davalı ... hesabının sorumluluğunun bu durumda mevcut olduğu ve bu nedenle davalının sorumluluğunun dosyada gerçekleştiği ve alınan aktüerya bilirkişi raporunun dosya kapsamına, yasal düzenlemelere uygun, gerekçeli ve denetime açık olduğu ve mahkemece de benimsendiği ve bu nedenle ıslah talebi de gözönünde tutularak davacı eş ...'nun talebinin kabulüne, diğer davacılar ile ilgili dava takip edilmediğinden HMK 150/5 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararımıza karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 22/10/2020 tarih ve 2018/3266 Esas 2020/3755 Karar sayılı ilamında; davacılardan ... ve ...'nun hükümlü olmaları nedeniyle kısıtlı oldukları yine ... E Tipi Ceza İnfaz Kurumundan gelen yazı cevabı ile de davacı ...'nun yargılama sırasında kısıtlandığından ...'nın davacılar ... ve ... hakkındaki cezanın infazına başlanılmasından itibaren yasal kısıtlıyı temsil etme yetkisi kalmayacağından, TMK'nun 462/8 maddesi hükmü uyarınca, açılan dava için vesayet makamından icazet konusunda izin alınması ondan sonra işin esasına girilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, kamu düzenine ilişkin bulunan ve resen gözetilmesi gerekli vesayet hükümleri ve usuli işlemler gibi davanın görülebilme koşulu yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İstinaf kararı gereği davacı vekili tarafından ... ve ...adına usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamesi dosyamıza ibraz edilerek bu eksikliğin giderildiği anlaşılmıştır. Davacılar ... ve ... yönünden açılan davaların takip edilmediğinden HMK 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Diğer davacılar yönünden davalı vekilince YHGK 18/05/2022 tarih, 2020/10-124 Esas ve 2022/672 Karar sayılı kararı gereği tazminata hükmedilemeyeceği itirazında bulunulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası tanzim edilmeyen aracın, 30/10/2011 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde kendi kusuru ile vefat eden sürücü ve işletenin desteğinden mahrum kalan davacıların zararlarının davalı ... Hesabından talep edip edemeyeceklerine yöneliktir.
Davalının sorumluluğun belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinden önceki ZMSS Genel Şartlarında ve 2918 Sayılı KTK'nun 92. maddesinde sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile vefatını da kapsayacak şekilde hak sahiplerinin zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, gerek Yargıtay HGK'nun, gerekse Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile vefatında, desteğinden mahrum kalan hak sahibi üçüncü kişilerin zararları nitelik itibariyle yansıma zarar olmadığı, hak sahiplerinin doğrudan zararı olduğu belirtilerek, sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul edilerek sigortanın sorumluluğuna gidilmiştir. 01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir.
Nitekim 26/04/2016 tarihinde poliçe ve kaza tarihinden sonra yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesine eklenen "h" ve "i" maddelerinde de bu konuda düzenlene yapılmış, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle yapılan iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi 2019/40 E. 2020/40 K. Sayılı 17/07/2020 tarihli kararında teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesinin "i" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmişken, "h" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen "İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri" maddesine ilişkin gerekçesinde "2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir. Yukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu ... altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez." denilerek 2918 Sayılı yasanın 85. Maddesi kapsamında kalmayan, üçüncü kişilerin zararlarının sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, araç sürücüsünün kendi kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda 2918 Sayılı Yasanın 85. Maddesi kapsamında işletenin sorumlu olmadığı hususların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı yada doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. Maddesi gereğince işletenin sorumluluğu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.
01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenen poliçeden kaynaklanan ve 26/04/2016 Kanun değişikliğinden önce meydana gelen ölümlü olaylarda, sigortanın sorumluluğu açısından 2918 Sayılı KTK'nun 92/h maddesinin uygulanma imkanı yok ise de, 01/06/2015 tarihinde Genel Şartların değişmiş olması karşısında, önceki emsal kararların uyuşmazlık çerçevesinde uygulanıp uygulanmayacağının, oluşan mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi zorunludur. 01/06/2015 tarihinde düzenlenen Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayılmıştır.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları TTK'nun 1425 ve 2918 sayılı KTK. 93. Maddesi gereğince düzenlenen ikincil norm olması nedeniyle kanuna aykırı olamaz ve zorunlu sigorta olması nedeniyle sigorta teminatı kapsamında kalan hususlar genel şartlarla teminat dışına çıkartılamaz. Ancak zorunlu sorumluluk sigortası ile işletenin sorumluluğu üstlenildiğinden, sigortanın, poliçe ile sorumluluğunu üstlendiği kişilerin (işletenin), sorumlu olmadığı zararlar nedeniyle, sigorta şirketinin de sorumlu olmayacağına ilişkin yapılan düzenleme kanuna aykırı şekilde sorumluluğun daraltılması olarak değerlendirilmez. Zira 2918 sayılı Yasanın 91. maddesinde işletenin 85. Maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunluluğu düzenlendiğinden, işletenin sorumluluğunda olmayan bir hususta zorunlu sorumluluk sigortası yapılması gerekmediğinden, yapılan düzenleme 2918 Sayılı Yasanın 95. maddesine göre sigortanın kanundan kaynaklanan sorumluluğunu azaltan veya kaldıran bir hüküm gibi düşünülmez. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/3490 E. 2020/4957 K. Sayılı 08.09.2020 tarihli kararında "Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır." denilerek, sorumluğun belirlenmesinde poliçe tanzim tarihindeki genel şartların nazara alınacağını belirtmiş, Yine aynı kararında "01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.
Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kapsama giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı “Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayılmıştır" denilerek, 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edilen ZMMS poliçelerine istinaden yeni genel şartlar uygulanacağından, işleten veya sürücünün kendi kusuru ile vefatı nedeniyle desteğinden mahrum kalan üçüncü kişilere karşı, sigortalının (işletenin) sorumluluğu olmamasına göre, yapılan düzenleme ile sigortanın da sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.
Bu itibarla, 2918 Sayılı Yasanın 91. maddesinde işletenin 85/1 maddesi kapsamında oluşan sorumluluğu yönünden ZMSS yaptırmasına ilişkin zorunluluk bulunması, 2918 Sayılı Yasanın 85/1 maddesi kapsamını dışındaki zararlar yönünden ise kanunda ZMSS yaptırılmasına ilişkin emredici hüküm bulunmamasına göre, işletenin sorumluluğunda olmayan zararların sigorta teminatı kapsamında olmayacağıda genel şartlar ile belirlenebilir. Bu nedenle Genel Şartlar'da işletenin sorumluluğu kapsamında olmayan hususun, teminat kapsamı dışında olduğunun belirtilmesi ve bu hususta sigortanın teminat sağlamamış olması, sigorta yapılması zorunlu olan zararları ve sorumlulukları daraltmadığından kanuna aykırı olmadığından, Genel Şartlar'da açıkça belirtilen ve bu nedenle poliçe kapsamında olmayan hususlarda sigortanın ancak 26/04/2016 tarihinden sonra meydana gelen kazalrda sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, dava konusu olayda kazanın 30/10/2011 tarihinde meydana geldiği anlaşılmakla davanın ... ve ... yönünden kabulü gerekmiştir.
Davacılar vekili her ne kadar açılan davada avans faizi talep etmiş ise de, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Eldeki davada kazaya karışan davalı araç hususi olup ticari araç olmamakla, yasal faize hükmedilmiş (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, E: 2020/(17)4-170, K: 2022/698 ve T:18.05.2022 ilamı) ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
1-Davacılar ... ve ... yönünden açılan davaların HMK 150/5 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davanın ... yönünden KABULÜ İLE,
193.141,87 TL tazminatın; 129.957,00 TL'sine dava tarihinden, 65.184,87 TL'sine ıslah tarihi olan 17/01/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacı ...’ya verilmesine,
3-Davanın ... yönünden KISMEN KABULÜ İLE,
5.119,72 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacı ...’ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Alınması gereken 13.543,25TL nispi karar harcından peşin +ıslah harçları yatırılan toplam 685,58 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 12.857,67 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davacılardan ... vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 29.971,28 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
6-Davacılardan ... vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 5.119,72 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. ne göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacılar ... ve ...'dan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan toplam 2.717,58 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılar ... ve ...'dan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan, kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/04/2023
Katip
(e-imza)
Hakim
(e-imza)
Peşin Harç: 25,20 TL
Başvuru Harcı: 25,20 TL
Islah Harcı Top: 660,38 TL
Vekalet Harcı : 3,80 TL
Bilirkişi Ücreti: 1.750,00 TL
Posta Giderleri: 253,00 TL
Toplam: 2.717,58TL