T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/249 Esas
KARAR NO: 2023/825
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/03/2021
KARAR TARİHİ: 01/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 31.03.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında 20.12.2018 tarihli ... - ... - ... - ... - ... - ... - ... - ... ve ... numaralı 9 adet fatura alacağına ilişkin toplam 131.873,93 TL alacağın ödenmesi istemiyle genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu itirazda bulunduğunu, neticesinde icra takibinin durduruğunu, yine davacı tarafından davalı şirket aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında 29.04.2019 tarihli cari hesap bakiyesi alacağına ilişkin olarak toplam 60.000,00 TL alacağın ödenmesi istemi ile genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduruğunu, davalı şirketin 30.04.2019 tarihli sözleşme feshini protokolünü delil göstererek alacaklı şirkete borcu kalmadığını iddia ettiğini, bu sebeple icra dosyasındaki itirazın iptali için dava açılmadığını, Fesih Protokolü işlerin bundan sonraki aşamalarının devam etmemesi üzerine düzenlendiğini, faturalara dayanan mal satışını kapsamadığını, buna rağmen mal bedellerinin ödenmemesi davalılar açasından haksız kazanç ve sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini, fatura alacaklarının ticari defterlere kayıtlı alacaklar olduğunu, davacı şirketin yapılan satış ve verilen hizmet karşılığı ilgili faturaları kestiğini, faturaları ve cari hesap alacağının borçluya tebliğ edildiğini, vakti gelmesine ve uyarılmasına rağmen davalının faturaları ödemediğini, açıklanan bu nedenlerle; ... 5. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamını, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 20.04.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 05.04.2018 tarihinde taraflar arasında ... Sözleşme nolu "..." imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davacı şirketin işin yapılma yeri üzerinde konut bloklarının ve bodrum kat otoparklarının ruhsat ve uygulama projelerinde belirtilen mekanik ve elektrik tesisat işleri ile altyapı tesisat işlerinin anahtar teslim birim fiyat usulü yapılması borcunu yüklendiğini, proje sürecinde davacı şirketin basiretli bir iş adamı gibi hareket ettiğini, zamanla da borcunu ifada güçlüğe düştüğünü, davalı şirketin davacı tarafın projeyi tamamlayabilmesi için iyi niyetle bazı malzeme kalemlerini hatta yüklenicinin işçi giderlerini karşıladığını, davacı şirketten kaynaklı yükümlülüklerini yerine getiremediğini, bundan dolayı sözleşmenin Sözleşme Fesih Protokolü ile sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirket proje kapsamında yarım kalan işleri bağlı şirketi ... A.Ş. Tarafından tamamlanmak zorunda kaldığını, toplamda 7.000.000,00 TL tutması beklenen projenin 8.837.413,58 TL ile ancak ödenebildiğini, davacının davalı şirketi 1.800.000,00 TL zarara uğrattığını, buna karşı davacı şirketin kötü niyetle ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyaları ile davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatıldığını, sözleşme fesih protokolü ile taraflar sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacaklardan birbirlerini ibra ettiklerinden davacı şirketin taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu faturaların 20.12.2018 tarihli olduğunu, yürürlük tarihinden önce düzenlendiğini, davacı şirket tarafından mal satın alımına ilişkin ayrı bir sözleşme sunulmadığı gibi dosyada ilgili faturaların Versus Sözleşmesi kapsamında olmadığını gösterir herhangi bir delil de bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle; taraflar arasındaki ibra sözleşmesinin tahkikat aşamasında öncelikli olarak değerlendirilmesi ile davanın esastan reddini, mahkeme aksi kanaatte ise uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdiini, davalı şirket hakkında açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli bulunan davacı şirket hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi kök ve ek raporu, ... 5. İcra Müdürlüğü ...esas sayılı dosyası, ... 5. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası, İbraname, Ek Protokol Süreti, BA/BS formları, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, Taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
31.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirket tarafından incelemeye sunulan 2018- 2019-2020 yılına aıt Ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacı yana ait 2018-2019-2020 yılına ait ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davacı yana ait defterlerin TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik edılmedıgı ve kendi lehine delil olma vasfına haiz olmadığı, Davalı şırket tarafından incelemeye sunulan 2018- 2019-2020 yılı yevmiye ve kebir defterlerine ait beratların yasal sürelerde alındığı, Envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde olduğu, bu anlamda sunulan ticari defterlerin TTK. ve VUK. - Ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik edildiği ve kendi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, 6.3 Davacı yana ait kendi ticari defterlerinde 120.13 numaralı hesapta son işlem tarihi olan 29.04.2019 tarihi ve icra takip tarihi olan 16.02.2021 tarihi itibariyle davacı yandan 250.703,56 TL alacaklı, 320.31 nolu hesaptan 58.561,62 TL borçlu olduğu, totalde davacı yatı davalı yandan 192.141,94 TL alacaklı olduğu, 6.4 Davalı yanın incelenen 2018-2019-2020 yılı Ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 31,12.2020 tarihi ve icra takip tarihi olan 16.02.2021 târihi itibariyle davacı yana herhangi bir. borcunun olmadığı, hesap bakiyesini sıfır (0) olduğu, 6. 5 Taraflar arasındaki hesap bakiye farklılığının, davalı yan tarafından davacı yan adına Sosyal güvenlik kurumuna 4/A prim ödeme tutarı 131.875,38 TL ve yine davalı tarafından davacı personeli için ödenen 60.266,00 TL, toplam 192.141,38 TL tutarlı ödemelerindavacı kayıtlarında olmadığından kaynaklandığı tespit edilmiş olup davacının alacağı görünen 192,141,94 TL'ye eşit bulunduğu, 66 Taraflar arasında imzalanan 30.04.2019 tarihli Sözleşme fesih protokolünün değerlendirilmesi hukuki yorum gerektirdiğinden bu durumun takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 6.7Davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen 13.02.2021 tarihli mutabakat mektubunda 31.12.2020 tarihi itibariyle 131.875,93 TL alacak bakiyeleri olduğunu, bu tutar üzerinde mutabık olup olmadıklarının sorulduğu, davalı şirket tarafından 13 Şubat 2021 tarihinde gönderilen cevabi mutabakat mektubunda 131.875,93 TL üzerinden mutabık olunmadığının belirtildiği, 6.8 Davalı şirketin bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen BA-BS formlarında davacı şirket tarafından davalı şirkete 2018/12 döneminde KDV hariç toplam 665.597,00 TL, 2019/04 döneminde 57.079,00 TL fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete ...döneminde KDV hariç 50.066,00 TL tutarlı fatura düzenlendiği, tarafların İnkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
06.12.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "a) Dava yanlarının dosya kapsamındaki anlatımları ve yine Kök Rapor'a yönelik beyanları ile itirazları açısından konuya bakıldığında, davacı yanın, bilhassa, davalı yan tarafından gönderildiği anlaşılan, 13.2.2021 tarihli “Cari Bakiye Mutabakat Mektubu” meminej:'yanarak davalı yandan 131.875,93 TL. asıl alacak ve 1 SGTL, işlemiş faiz olmak üzere, faiz talep etmek suretiyle, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından, cem'an 132.057,49 TL taleple icra takibine geçtiği, davalı yanın 1.3.2021 tanzim tarihli dilekçe ile vaki itirazı üzerine takibin durması üzerine, Kök Rapor'da da anlatıldığı üzere, 31.3.2021 tarihinde, davalı yana yönelik olarak İtirazın İptali Davası ikame edildiği görülmektedir. Gözlemlenen odur ki, davacının dayandığı bu metne göre, davalı, kendisinin davacıya 131.875,93 TL borçlu göründüğünü yazarak, mutabakat sormaktadır. Davacı da, -icra dosyasına da sunulu suret belgeye göre...- - davalıdan sadır olduğu ifade edilen bu belgeyi kaşeleyip davalıya iade edildiğini savlamakta ve buna göre, -ibranın, geçmişte olan hakların ortadan kalkmasını deyimlemediğini de mealen ifade ederek...- alacak savı yönünden, davalıya karşı icra takibine girişmiş bulunmaktadır. Davalı yan ise, savunmasında 20.4.2019 tanzim tarihli “İbraname” başlıklı metne ve muhtevasına Kök Rapor'da da yer verilen 30.4.2019 tanızim tarihli “Sözleşme Fesih Protokolü”ne dayanmakta, tarafların ilişkide birbirlerini ibra etmiş olduklarını bu - her birinin sureti mübrez- iki metne dayalı olarak “ibra etmiş” olduklarını, ibra tarihinden sonra yanlar arası bir ticari işe ve işlemin gerçekleşmediğini bildirmekte ve ibra ile, borç ve alacakların karşılıklı olarak sona erdiğini, savlamaktadır. Davalıların dayandığı her iki belge de, davacının dayandığı “Cari Bakiye Hesap Mektubu” metninden önce tanzim edilmiş ise de, davalının dayandığı belgeler sonrası, yanlar arası bir ticari iş ve işlem akışırın olmadığı, Kök Rapor'da mali müşavir bilirkişi tarafından saptanan hususlardandır. Ticari defter kayıtlarırın mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemeye dayalı olarak sunulu durumunun rühai hukuki tahlili ve takdiri münhasıran muhterem Mahkemeye aittir (bu konuda bkz: PROF. DR. SABİH ARKAN, Ticari İşletme Hukuku, 24. tıpkıbasım, Ankara 2018, sh. 388 vd.) Davalıların savunması açısından bakıldığında, ibra müessesesi üzerinde durulmak gerekir ki, bu müessese öğretide şu şekilde anlatılmaktadır: İbra, alacaklı ile borçlu arasında yapılan bir sözleşme ile, alacaklının hakkından vazgeçmesi, borçluyu edimi yerine getirmeden borcundan kurtarmasıdır. İbra ile alacak ve borç doğrudan ve kesin olarak ortadan kalkar. tam ibrada borcun tamamı, kısmi ibrada ise borcun ibra edilen kısmı sona erer.... d) ...İbra ile borç falacak) ve TBK md. 131 uyarınca alacağı garanti eden kefalet ve rehin gibi fer'i (yan) haklar sona erer” (okz: PROF. DR. SAFA REİSOĞLU, Türk Borçlar Hukuku/Genel Hükümler, 23. bası, İstarıbul 2012, sh. 403-104) Davalıların dayandığı iki metinde incelendiğinde görülen odur ki, gerek 20.4.2019 tarihli İbraname başlıklı metin, gerekse 30.4.2018 tanzim tarihli Sözleşme Fesih protokolü metninin 2. maddesi, kayıtsız şartsız bir ibra iradesi olarak anlaşılmaya elverişlidir. Salt bu yönden bakılınca, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağı olmadığı sonucuna ulaşmak mümkün görülebilir. Hal böyle iken, davalının davacıya yolladığı 13.2.2021 tarihli ve davacının takibine/davasına temek aldığı “Cari Bakiye Mutabakat Mektubu” (kısaca: “MM”) nasıl yorumlanabilir? Çünkü, davalının savunmasında yer verilen iki belge ve bunların yanısıra Kök Rapor'da yer bulan mali tespitlere göre, dava yanlarının daha sonra yürüttükleri bir ticari ilişkinin olmaması, davalının savurmalarına destek verirken, davacının) dayandığı yeni tarihli belge olan MM, davalının g/ anki kayıtlarına gömğ,cımn davalıdan alacaklı olduğunun mukayyet bulunduğu 8) yönünde bir kabul olarak anlaşılabilir ve salt MM'den hareket edilecek olursa, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takip tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli avans faizini de talep ederek, takipteki “asıl alacak miktarı”nı davalıdan isteyebileceği sonucuna varılabilir. Bu noktada, mesele/ kanaatimizce, TBK. md. 19/1 hükmü, muhterem Mahkemece kıyasen değerlendirilerek bir yorum yapılmak suretiyle irdelenebilir. Buna göre, eğer yanların asli iradesinin, davalının savunmasında yer verilen anlamda yanlar arasında ilişkinin bütününe şamil bir "ibranın" varlığına vücud verdiği yorumu yapılarak, davacının dayandığı MM'nin içeriğinin, kanunun kullandığı terim ile “yanlışlıkla” istimal edilmiş bir içerik olduğu mütalaa edilecek olursa, davalıların savunmaları yönünde hüküm kurulması mümkün ve anlamlı olacaktır. Ancak, muhterem Mahkemenin aksi yönde bir hukuki yorum ve değerlendirme yapması seçeneğinde, yukarıda belirtilen esaslara göre, davacının talebinin özünün kabul koşullarının oluştuğu mütalaa edilebilecektir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
12.05.2022 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda özetle; "Meselenin hukuki tahlili tamamen sayın Mahkemeye aittir ve 1. Ek Rapor, bunu, kendi içeriği ile açıkça ortaya koymaktadır. Bu hatırlatılarak ifade edilebilir ki; Davalı tarafından davacıya gönderilen 13.02.2021 tarihli Cari Bakiye Mutabakat Mektubu'nun taraflar arasındaki ibralaşma ve sözleşmenin fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin ve takip dayanağı fatura içeriği malzemelerin 05 04.2018 tarihli Sözleşme ile O1 11.2018 tarihli Sözleşme Eki Protokol kapsamında olmadığının sayın Mahkemece kabul görmesi halinde, 1. Ek Rapor'da izah edildiği üzere davacının dayandığı yeni tarilli belge olan Cari Bakiye Mutabakat Mektubu, davalının o anki kayıtlarına görc, davacının davalıdan alacaklı olduğunun mukayyet bulunduğu yönünde bir kabul olarak anlaşılabilir ve salt bu yönde hareket edilecek olursa, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takip tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli avans faizini de talep ederek, takipteki "asıl alacak miktarı”nı davalıdan isteyebileceği sonucuna varılabilir. Diğer yönden yekdiğer seçenek olarak; dava konusu takip dayanağı faturaların içeriği malzemenin 01.11.2018 tarihli Sözleşme Ek Protokolü'nün 6. Maddesinde anılan ve eki evrak ile listelenen malzemeler ile aynı olduğunun da — bu husus uzmanlığımız alanı dışında olmakla..- muhterem Mahkemece benimsenmesi halinde, davalının dayandığı 29.04.2019 tarihli İbraname ve 30.04.2019 tarihli Fesih Protokolüne dair 1. Ek Rapor'da yaptığımız açıklamalar da nazara alındığında, takip dayanağı faturaların Sözleşme Ek Protokolü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gündeme gelebilecektir ki; bu halde ibranın geçerli olduğu ve 05,042018 tarihli Sözleşme ile 01.11.2018 tarihli Sözleşme Ek Protokolü'nü kapsadığı düşünülebilinir. Bu yönden bakınca, davacının davalıdan talep edeceği bir alacağı sonucuna ulaşmak mümkün görülebilir." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
05.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "1.01.11.2018 tarihli SÖZLEŞME EK PROTOKOLÜnün ekinde yer alan malzeme tür ve miktarlarıyla takip konusu yapılan 20.12.2018 tarihli 9 adet fatura içeriği malzemenin tür ve miktarının tamamen aynı olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Davacı yan açmış olduğu davada cari hesap ilişkisinin bulunduğu iddiasında bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, 2017/19-1634 Esas ve 2018/633 Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda taraflar arasında Versus Dragos Konut Projesi Mekanik Tesisat İşleri Yapımı sözleşmesi ve buna bağlı protokol imzalandığı anlaşılmakla öncelikle davacı yanca hizmetin gereği gibi verildiğinin ispatı gerekmekte, sonrasında davalının borcunu ifa edip etmediğinin incelenmesi gerekecektir.
Öncelikle taraflar arasındaki ticari ilişkisinin irdelenmesi için bilirkişi incelenmesi yapılmasına karar verilmiştir. HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtlarının ibraz edildiği görülmüştür.
Dosyamıza sunulan 31.08.2021 tarihli bilirkişi raporu ile; "Davacı şirket tarafından incelemeye sunulan 2018- 2019-2020 yılına aıt Ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacı yana ait 2018-2019-2020 yılına ait ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, davacı yana ait defterlerin TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik edilmediği ve kendi lehine delil olma vasfına haiz olmadığı, davalı şırket tarafından incelemeye sunulan 2018- 2019-2020 yılı yevmiye ve kebir defterlerine ait beratların yasal sürelerde alındığı, Envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde olduğu, bu anlamda sunulan ticari defterlerin TTK. ve VUK. - Ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik edildiği ve kendi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, 6.3 Davacı yana ait kendi ticari defterlerinde 120.13 numaralı hesapta son işlem tarihi olan 29.04.2019 tarihi ve icra takip tarihi olan 16.02.2021 tarihi itibariyle davacı yandan 250.703,56 TL alacaklı, 320.31 nolu hesaptan 58.561,62 TL borçlu olduğu, totalde davacı yatı davalı yandan 192.141,94 TL alacaklı olduğu, 6.4 Davalı yanın incelenen 2018-2019-2020 yılı Ticari defterlerinde son işlem tarihi olan 31,12.2020 tarihi ve icra takip tarihi olan 16.02.2021 târihi itibariyle davacı yana herhangi bir. borcunun olmadığı, hesap bakiyesini sıfır (0) olduğu, 6. 5 Taraflar arasındaki hesap bakiye farklılığının, davalı yan tarafından davacı yan adına Sosyal güvenlik kurumuna 4/A prim ödeme tutarı 131.875,38 TL ve yine davalı tarafından davacı personeli için ödenen 60.266,00 TL, toplam 192.141,38 TL tutarlı ödemelerindavacı kayıtlarında olmadığından kaynaklandığı tespit edilmiş olup davacının alacağı görünen 192,141,94 TL'ye eşit bulunduğu, 66 Taraflar arasında imzalanan 30.04.2019 tarihli Sözleşme fesih protokolünün değerlendirilmesi hukuki yorum gerektirdiğinden bu durumun takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 6.7Davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen 13.02.2021 tarihli mutabakat mektubunda 31.12.2020 tarihi itibariyle 131.875,93 TL alacak bakiyeleri olduğunu, bu tutar üzerinde mutabık olup olmadıklarının sorulduğu, davalı şirket tarafından 13 Şubat 2021 tarihinde gönderilen cevabi mutabakat mektubunda 131.875,93 TL üzerinden mutabık olunmadığının belirtildiği, 6.8 Davalı şirketin bağlı bulunduğu ... Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen BA-BS formlarında davacı şirket tarafından davalı şirkete 2018/12 döneminde KDV hariç toplam 665.597,00 TL, 2019/04 döneminde 57.079,00 TL fatura düzenlendiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 2018/11 döneminde KDV hariç 50.066,00 TL tutarlı fatura düzenlendiği," bildirilmiş ve itirazlar üzerine ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
06.12.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; "a) Dava yanlarının dosya kapsamındaki anlatımları ve yine Kök Rapor'a yönelik beyanları ile itirazları açısından konuya bakıldığında, davacı yanın, bilhassa, davalı yan tarafından gönderildiği anlaşılan, 13.2.2021 tarihli “Cari Bakiye Mutabakat Mektubu” meminej:'yanarak davalı yandan 131.875,93 TL. asıl alacak ve 1 SGTL, işlemiş faiz olmak üzere, faiz talep etmek suretiyle, ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasından, cem'an 132.057,49 TL taleple icra takibine geçtiği, davalı yanın 1.3.2021 tanzim tarihli dilekçe ile vaki itirazı üzerine takibin durması üzerine, Kök Rapor'da da anlatıldığı üzere, 31.3.2021 tarihinde, davalı yana yönelik olarak İtirazın İptali Davası ikame edildiği görülmektedir. Gözlemlenen odur ki, davacının dayandığı bu metne göre, davalı, kendisinin davacıya 131.875,93 TL borçlu göründüğünü yazarak, mutabakat sormaktadır. Davacı da, -icra dosyasına da sunulu suret belgeye göre...- - davalıdan sadır olduğu ifade edilen bu belgeyi kaşeleyip davalıya iade edildiğini savlamakta ve buna göre, -ibranın, geçmişte olan hakların ortadan kalkmasını deyimlemediğini de mealen ifade ederek...- alacak savı yönünden, davalıya karşı icra takibine girişmiş bulunmaktadır. Davalı yan ise, savunmasında 20.4.2019 tanzim tarihli “İbraname” başlıklı metne ve muhtevasına Kök Rapor'da da yer verilen 30.4.2019 tanızim tarihli “Sözleşme Fesih Protokolü”ne dayanmakta, tarafların ilişkide birbirlerini ibra etmiş olduklarını bu - her birinin sureti mübrez- iki metne dayalı olarak “ibra etmiş” olduklarını, ibra tarihinden sonra yanlar arası bir ticari işe ve işlemin gerçekleşmediğini bildirmekte ve ibra ile, borç ve alacakların karşılıklı olarak sona erdiğini, savlamaktadır. Davalıların dayandığı her iki belge de, davacının dayandığı “Cari Bakiye Hesap Mektubu” metninden önce tanzim edilmiş ise de, davalının dayandığı belgeler sonrası, yanlar arası bir ticari iş ve işlem akışırın olmadığı, Kök Rapor'da mali müşavir bilirkişi tarafından saptanan hususlardandır. Ticari defter kayıtlarırın mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemeye dayalı olarak sunulu durumunun rühai hukuki tahlili ve takdiri münhasıran muhterem Mahkemeye aittir (bu konuda bkz: PROF. DR. SABİH ARKAN, Ticari İşletme Hukuku, 24. tıpkıbasım, Ankara 2018, sh. 388 vd.) Davalıların savunması açısından bakıldığında, ibra müessesesi üzerinde durulmak gerekir ki, bu müessese öğretide şu şekilde anlatılmaktadır: İbra, alacaklı ile borçlu arasında yapılan bir sözleşme ile, alacaklının hakkından vazgeçmesi, borçluyu edimi yerine getirmeden borcundan kurtarmasıdır. İbra ile alacak ve borç doğrudan ve kesin olarak ortadan kalkar. tam ibrada borcun tamamı, kısmi ibrada ise borcun ibra edilen kısmı sona erer.... d) ...İbra ile borç falacak) ve TBK md. 131 uyarınca alacağı garanti eden kefalet ve rehin gibi fer'i (yan) haklar sona erer” (okz: PROF. DR. SAFA REİSOĞLU, Türk Borçlar Hukuku/Genel Hükümler, 23. bası, İstarıbul 2012, sh. 403-104) Davalıların dayandığı iki metinde incelendiğinde görülen odur ki, gerek 20.4.2019 tarihli İbraname başlıklı metin, gerekse 30.4.2018 tanzim tarihli Sözleşme Fesih protokolü metninin 2. maddesi, kayıtsız şartsız bir ibra iradesi olarak anlaşılmaya elverişlidir. Salt bu yönden bakılınca, davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağı olmadığı sonucuna ulaşmak mümkün görülebilir. Hal böyle iken, davalının davacıya yolladığı 13.2.2021 tarihli ve davacının takibine/davasına temek aldığı “Cari Bakiye Mutabakat Mektubu” (kısaca: “MM”) nasıl yorumlanabilir? Çünkü, davalının savunmasında yer verilen iki belge ve bunların yanısıra Kök Rapor'da yer bulan mali tespitlere göre, dava yanlarının daha sonra yürüttükleri bir ticari ilişkinin olmaması, davalının savurmalarına destek verirken, davacının) dayandığı yeni tarihli belge olan MM, davalının g/ anki kayıtlarına gömğ,cımn davalıdan alacaklı olduğunun mukayyet bulunduğu 8) yönünde bir kabul olarak anlaşılabilir ve salt MM'den hareket edilecek olursa, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takip tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli avans faizini de talep ederek, takipteki “asıl alacak miktarı”nı davalıdan isteyebileceği sonucuna varılabilir. Bu noktada, mesele/ kanaatimizce, TBK. md. 19/1 hükmü, muhterem Mahkemece kıyasen değerlendirilerek bir yorum yapılmak suretiyle irdelenebilir. Buna göre, eğer yanların asli iradesinin, davalının savunmasında yer verilen anlamda yanlar arasında ilişkinin bütününe şamil bir "ibranın" varlığına vücud verdiği yorumu yapılarak, davacının dayandığı MM'nin içeriğinin, kanunun kullandığı terim ile “yanlışlıkla” istimal edilmiş bir içerik olduğu mütalaa edilecek olursa, davalıların savunmaları yönünde hüküm kurulması mümkün ve anlamlı olacaktır. Ancak, muhterem Mahkemenin aksi yönde bir hukuki yorum ve değerlendirme yapması seçeneğinde, yukarıda belirtilen esaslara göre, davacının talebinin özünün kabul koşullarının oluştuğu," belirtilmiş. Taraflarca imzalanan ek protokol kapsamında itirazda bulunulmuş ve bu kapsamda 2.ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
12.05.2022 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda; "Meselenin hukuki tahlili tamamen sayın Mahkemeye aittir ve 1. Ek Rapor, bunu, kendi içeriği ile açıkça ortaya koymaktadır. Bu hatırlatılarak ifade edilebilir ki; Davalı tarafından davacıya gönderilen 13.02.2021 tarihli Cari Bakiye Mutabakat Mektubu'nun taraflar arasındaki ibralaşma ve sözleşmenin fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin ve takip dayanağı fatura içeriği malzemelerin 05 04.2018 tarihli Sözleşme ile O1 11.2018 tarihli Sözleşme Eki Protokol kapsamında olmadığının sayın Mahkemece kabul görmesi halinde, 1. Ek Rapor'da izah edildiği üzere davacının dayandığı yeni tarilli belge olan Cari Bakiye Mutabakat Mektubu, davalının o anki kayıtlarına görc, davacının davalıdan alacaklı olduğunun mukayyet bulunduğu yönünde bir kabul olarak anlaşılabilir ve salt bu yönde hareket edilecek olursa, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takip tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli avans faizini de talep ederek, takipteki "asıl alacak miktarı”nı davalıdan isteyebileceği sonucuna varılabilir. Diğer yönden yekdiğer seçenek olarak; dava konusu takip dayanağı faturaların içeriği malzemenin 01.11.2018 tarihli Sözleşme Ek Protokolü'nün 6. Maddesinde anılan ve eki evrak ile listelenen malzemeler ile aynı olduğunun da — bu husus uzmanlığımız alanı dışında olmakla..- muhterem Mahkemece benimsenmesi halinde, davalının dayandığı 29.04.2019 tarihli İbraname ve 30.04.2019 tarihli Fesih Protokolüne dair 1. Ek Rapor'da yaptığımız açıklamalar da nazara alındığında, takip dayanağı faturaların Sözleşme Ek Protokolü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gündeme gelebilecektir ki; bu halde ibranın geçerli olduğu ve 05,042018 tarihli Sözleşme ile 01.11.2018 tarihli Sözleşme Ek Protokolü'nü kapsadığı düşünülebilinir. Bu yönden bakınca, davacının davalıdan talep edeceği bir alacağı sonucuna ulaşmak mümkün görülebildiği," belirtilmiştir.
Mahkememizin 07.12.2022 tarihli ara kararı ile davacı vekiline 05.04.2018 tarihli sözleşmeyi sunması için 2 haftalık süre verilmesine, protokol sunulduğunda, 01.11.2018 tarihli ek protokol kapsamındaki malzemeler ile dava konusu fatura içeriğinde yer alan malzemelerin kıyaslanmak suretiyle, ek protokol ve faturalar arasında uyum olup olmadığı hususunda rapor alınması için dosyanın inşaat mühendisi bilirkişiye tevdiine, karar verilmiş ve hazırlanan 05.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "01.01.11.2018 tarihli SÖZLEŞME EK PROTOKOLÜnün ekinde yer alan malzeme tür ve miktarlarıyla takip konusu yapılan 20.12.2018 tarihli 9 adet fatura içeriği malzemenin tür ve miktarının tamamen aynı olduğu," tespiti yapılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE,
Davalının ... 5.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 131.875,93 TL asıl alacak ile bu alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin faiz isteminin REDDİNE,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca asıl alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 131.875,93 TL alacağın %20'si olan 26.375,19 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 9.008,44 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 1.594,93 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.413,51 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 1.594,93 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 21.100,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 181,56 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti 194,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.261,80 TL yargılama giderinin hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 5.254,56 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan 8,50 vekalet harcı, 250,00 TL posta ücreti olmak üzere toplam 258,50 TL yargılama giderinin redolunan kısım üzerinden hesaplanan 0,35 TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/11/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır