T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/373 Esas
KARAR NO : 2025/61
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/05/2021
KARAR TARİHİ : 29/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/07/2020 günü, saat 00:25 sıralarında, Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ... (yol tipi traktör) ile ... sokak yönünden ... caddesi istikametine seyir halinde iken olay mahalli olan virajlı ve eğimli olan yol kesimine gelip hakimiyetini kaybederek viraj çıkışında karşı yön şeridine girdiği sırada aracının ön kısımlarıyla, karşı yönden gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobilin sol yan ön kısımlarının çarpışmaları neticesinde ... aracının sepetinde yolcu olarak bulunan 2003 doğumlu Davacı ...'un savrulup yere düşmesiyle bu yolcunun yaralanmasına konu trafik kazasının meydana geldiğini, Müvekkili ...'un 17 yaşında, son derece başarılı, istikbal vadeden, hayat dolu bir genç kız olduğuinu, diğer müvekkili ...'un babası, ...'un ise annesi olduğunu, davaya konu kazanın sürücü ...'ın trafik kurallarını ve insan hayatını hiçe sayan, sorumsuzca, yüzde yüz kusurlu ve aşırı hızlı kullanımı sonucu yol kontrolünü kaybetmesi üzerine meydana geldiğini, kazanın ardından ... Plaka numaralı ve ... adına kayıtlı...marka ...'nin apar topar satıldığını ve delillerin karartıldığını, kazanın ardından ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı sürücü ... hakkında ... sayılı dosya üzerinden soruşturma başlatıldığını, davalı ...'ın kullandığı aracın sigortacısının davalılardan ...olduğunu, davalı ...'ın ağır kusuruyla gerçekleştirdiği bu elim kaza neticesinde hayatının baharındaki müvekkili ...'un ve ailesinin hayatının karardığını, müvekkillerinin maddi kayıplarının yanı sıra, telafisi mümkün olmayan, kelimelere sığdırılamayacak, rakamlarla ifade edilemeyecek kadar büyük bir manevi zarara uğradıklarını, müvekkilinin geçirmiş olduğu ameliyatlar müvekkilimizde ve ailesinde tarifsiz acılar yanı sıra büyük bir depresyon da yarattığını, müvekkilinin geçen sene neredeyse bütün yazını ameliyatlarla ve hastanelerle geçirmiş olup, denize ve güneşe dahi hasret kaldığını, müvekkilinin halen kendisini toparlamasının bekleniyor olduğunu,seneye geçireceği ameliyat sebebiyle de yine deniz ve güneş yüzü göremeyecek, kendisi ve ailesinin bütün zamanlarını sadece iyileşmesine harcayacaklarını, davalıların müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarını karşılamakla yükümlü olduklarını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kayıdyla ilk aşamada 15.000 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 08.07.2020 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu davalılardan tahsiline, 300.000 TL. manevi tazminatın olay tarihi olan 08.07.2020 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Davalılar ... ve ...'dan tahsiline, Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 13/04/2023 tarihli dilekçesi ile de, maddi tazminat talepleri yönünden tüm davalılarla sulh olunduğunu, davalılardan bu yönde vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirmiştir.
CEVAP :
Davalı ...vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; 6704 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca zarar görenin dava ikame etmeden veya tahkim yoluna müracaat etmeden evvel sigorta şirketine yazılı olarak müracaat etmekle yükümlü olduğunu, başvuru dilekçesinde bahsi geçen 08/07/2020 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 27/06/2020-2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 410.000 TL olduğunu, Sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusuru oranında sigorta şirketinin sorumluluğunun mevcut olduğunu, Müşterek ve müteselsil sorumluluğun sadece zarar gören üçüncü kişiye karşı sigortalı ve sigorta şirketi arasında mevcut olduğunu, Kusur tespiti yapılmasını müteakiben sigortalı aracın kusur oranına isabet eden tutar üzerinden yargılama yapılması taleplerinin bulunduğunu, bir an için dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer herhangi bir tazminat sorumlulukları doğacak ise, yapılacak olan bilirkişi incelemesinin, 15.8.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış olan Aktüerler Yönetmeliği uyarınca aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek yapılması gerektiğini, ... olan TRH 2010 mortalite tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, .
müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının bulunduğu araçta istiap haddi aşımı mevcut olup davacının kaza esnasında koruyucu tertibatının da takılı olmadığını, hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin mahkemece ceza dosyasından tetkik edilerek araştırılması gerektiğini müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermesdiini, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını, bu nedenlerle davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, Dosyada kusur ve maluliyet tespiti yapılmasına, Tazminat sorumluluklarının doğması durumunda hesaplamaların hazine müsteşarlığına kayıtlı uzman bilirkişilerce, TRH 2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılmasına, Müterafik kusur indirimi yapılmasına, Hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılmasına, taraflarına faize hükmedilmemesine, aleyhlerine yargılama ücreti ve vekalet ücretine hüküm kurulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... Ve ...vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacılar vekilinin beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, ... dışındaki davacılar yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, kazanın asli sebebinin yolda belediye veya kara yolları tarafından dökülmüş olan kum mıcır sebebiyle ... tipi aracın kayması olduğunu, yola dökülmüş olan mıcırların, kazanın hemen akabinde belediye veya kararyolları tarafından alelacele kaldırıldığını, ancak mıcırın varlığına dair beyanlar dışındaki somut delillerin kazanın hemen akabinde müvekkili ve ailesi tarafından çekilen fotoğraflarla sabit kılındığını, ilgili aracın saatte yapabileceği maksimum hızın 50 ila 70 km arasında değişmekte olduğunu, bu sebeple kazaya müvekkilinin aracı hızlı kullanmış olmasının sebep olduğu iddiasını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, mahkeme aşamasında yeni bir kusur bilirkişisinden rapor alınmasının zaruri olduğunu, soruşturma dosyasında ifadesine başvurulan...'ın kazayı anlatan beyanlarının olaya açıklık getireceğini, ...'un, bizzat kendi iradesiyle kaskı veya koruyucu bir materyali olmadan araca bindiğini ve gerekli önlemleri almadığını, davaya konu olayda arkadaşlık ilişkisi gereği müvekkili ...'ın karşılıksız olarak arkadaşının talebiyle, arkadaşını aracına bindirdiğini ve davaya konu kazanın meydana geldiğini, hatır taşımacılığı olduğunu, bu kazada yaralanan ...'un kendi kusurundan kaynaklı olarak yaralandığını, ilgili trafik kazasında da müvekkilinin kusurlu olmadığını, yola dökülen mıcır sebebiyle gerçekleşen kazada müvekkilinin asli kusurlu olmadığı davanın aşamalarında daha da netleşeceğini, yaşanan kaza neticesinde ...'un bir müddet tedavi gördüğünü ve tedavisinin akabinde tamamen iyileştiğini, bağımsız bir kurum olan Adli Tıp Kurumu'ndan yeni bir rapor alınması gerektiğini, davacılar vekilinin dilekçesinde belirttiğinin aksine ...'un tamamen iyileştiğini, kalıcı bir uzuv ve hareket kaybı bulunmadığını, hayata adaptasyonuyla ilgili herhangi bir problem bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu'nun dava aşamasında düzenleyeceği raporda da bu durumun ortaya çıkacağını, müvekkili ...'ın davaya konu olayda asli kusurlu olmadığını bu sebeple davacıların iddia etmiş olduğu zararlara karşı sorumluluğunun olmadığını, davacıların talep etmiş oldukları maddi ve manevi tazminat taleplerinin hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, hayatının önemli bir bölümünü borçlu olarak geçirmesini talep ettiğini, bunun hukuken kabul görmeyeceğini, her türlü talep, şikayet ve dava haklarıı saklı kalmak kaydı ile öncelikle husumet itirazlarını tekrarla davanın ... ve ... açısından husumet yokluğu sebebiyle reddine, davanın esasına girildiğinde haksız ve mesnetsiz gerekçelerle açılmış olan davanın reddine, vekalet ücreti ve dava masraflarının davacı tarafça karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi, hasar dosyası, kusur ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacı ...’un uğramış olduğu trafik kazası nedeni ile davalılardan maddi tazminat talep edip edemeyeceği talep edebilecek ise miktarı, davacıların manevi tazminat talep edip edemeyeceği talep edebilecek ise miktarı, kusur ve maluliyet oranları, davacı ...’un müterafık kusuru bulunup bulunmadığı, hatır taşımacılığı indirimi gerekip gerekmediği, sigorta şirketine eksik evrak ile başvuru itirazının yerinde olup olmadığı, davacılar ... ve ...’a ilişkin husumet itirazının yerinde olup olmadığı hususlarındadır.
Deliller toplandıktan sonra davaya konu trafik kazasında tarafların kusur oranlarının tespiti açısından rapor aldırılmış, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesi mahkememize hitaben düzenlemiş olduğu 27/02/2023 tarihli raporunda özetle;
A)-Davalı sürücü ..., idaresindeki araçla olay mahalli yolun geometrik özelliğini dikkate alarak bu mahalle hızını, zamanında azaltarak yaklaşıp mahalli kendi yön şeridi içerisinde kalacak ve emniyetli olacak şekilde geçmesi gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeksizin kaza mahalli mevkiye hatalı bir şekilde yaklaştığı ve bu mevkide sevk ve idare hatası akabinde aracının kontrolünü kaybedip karşı yön şeridi içerisine girdiği sırada karşı yönden gelen otomobil ile çarpıştıkları anlaşılmış olup, meydana gelen olayda; asli kusurlu bulunmuştur.
B)-Sürücü ..., idaresindeki otomobil ile olay mahalli mevkide kendi yön şeridi içerisinde seyir halinde iken meydana gelen olayda; atfı kabil kusuru bulunmamaktadır.
SONUÇ:
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A)-Davalı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
B)-Sürücü ...'ın kusursuz olduğu " kanaatinde olduklarını bildirmiştir.
Kusur raporunun aldırılmasının ardından maluliyet raporu aldırılmış, Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu mahkememize hitaben düzenlemiş olduğu raporunda özetle;
Mevcut belgelere göre;... ve ... kızı, 29/08/2003 doğumlu, ...’un 07.07.2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesinde; Kulak-Burun-Boğaz, D-Yüz, Edinsel nedenlerle fiziksel görünümü bozan burun eğriliği, özür oranı %2, olduğuna göre;
1)Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %2 (YÜZDEİKİ) olduğu,
2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (ÜÇ) aya kadar uzayabileceği,
3)Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı oy birliği ile mütalaa olunduğunu" bildirmiştir.
Adli Tıp Kurumu raporları ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurulmaya elverişlidir.
Somut olayda, maddi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede; davacıların, davalılara karşı maddi tazminat taleplerinden feragat ettikleri ve davalı tarafların da yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı görülmüştür.
Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede; Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, ... E.-K. sayılı kararı).
( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.hukuk Dairesi ...esas, ... Karar sayılı kararı )
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; davacı ...'un Kulak-Burun-Boğaz, D-Yüz, Edinsel nedenlerle fiziksel görünümü bozan burun eğriliği, özür oranı %2, olduğuna göre;1)Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %2 (YÜZDEİKİ) olduğu,2)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (ÜÇ) aya kadar uzayabileceği, 3)Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı, dava konusu kazada tarafların kusur durumu, davacı ...'un yaralanma derecesi ve davacı üzerindeki etkisi, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, tarafların sosyal ekonomik durumları, yukarıda açıklanan ilkeler, kaza tarihinde davacı ...'in 17 yaşında olduğu, sepete binmesinin uygun olmadığının farkında olduğu, dava konusu olayda davacı yönünden taşımanın davacının çıkarına olduğu ve karşılıksız bir taşıma olduğu bu sebeple belirlenen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği ve gerçekleşen kazada; olay anında müdrik yaşta olduğu anlaşılan davacı ...'un davalı idaresindeki araç sepetinde kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette yolculuk yapmakla müterafik kusuru olduğu bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği anlaşıldığından sonuç itibariyle davacı ... yararına 70.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınması gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Somut olayda, ağır bedelsel zarar ve ölüm hali olmadığından diğer davacılar Damla ve ...'un manevi tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacıların, davalılara yönelik maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine,
2-Davacı ...,un davalılar ... ve ...'ya yönelik manevi tazminat talebi bakımından, davanın kısmen kabulü ile; 70.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacılar ... ve ...'un manevi tazminat talebinin ayrı ayrı Reddine,
(maddi tazminat beyan dilekçesi ile sulh sebebiyle karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmaması yönünde )
4-Maddi Tazminat davası yönünden Harçlar Kanununca alınması gerekli 615,40 TL ilam harcının peşin yatırılan 5.379,42 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılmış olan 4.764,02 TL harcın davacıya iadesine,
5-Maddi tazminat davası yönünden taraflar lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanununca alınması gerekli 4.781,70 TL ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
7-Manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
8-Manevi tazminat davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ...'ya verilmesine,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 308,00 TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, bakiye 1.012,00 TL'sinin davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
10-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 1.578,00 TL ATK kusur raporu fatura bedeli, 3.875,00 TL ATK maluliyet raporu bedeli, 608,00 TL tebligat ve posta giderlerinden oluşan toplam 6.120,30 TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 1407,67 TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar Davacılar vekili ... ile Davalılar ... ve ... vekili Av. ...'in yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır