T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/691 Esas
KARAR NO : 2025/579
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/07/2013
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'in 25/11/2009 tarihli acentelik sözleşmesi ile davalı ... A.Ş adına poliçe düenlemeye ve sigortalardan prim tahsil etmeye yetkilendirdiğini, davalı tarafından müvekkiline noter aracılığıyla ...tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, sözleşmenin fesih edileceğinin bildirildiğini, bunun akabinde ise ...tarihli ve ... yevmiye nolu azilnamenin gönderildiğini, 09/08/2012 tarihli azilname ile herhangi bir haklı sebep bildirilmeden yapılanı feshin müvekkilinin zararına sebep olduğunu, bu nedenle de TTK 121 ve 122 uyarınca zararın tazmini (denkleştirme) için iş bu davanın açılma zorunluluğunun hasıl olduğunu, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 500 TL'nin davacıya ödenmesine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili bu talebini 29/09/2018 tarihinde ıslah ederek ile 30.305,77 TL 'ye yükseltmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi ile davacı ... arasında 25/11/2009 tarihli acentelik sözleşmesi aktedildiğini, acentelik sözleşmesine istinaden davacıya ... 8. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye nolu acentelik vekaletnamesi verildiğini, davacının 25/11/2009 tarihinden sonra müvekkili şirket adına sigorta poliçesi tanzim etme ve tanzim ettiği poliçelerin primlerini tahsil edip, şirkete intikal ettirme yetkisine sahip olarak ... acente partaj ile şirket adına poliçe tanzim etmeye başladığını, müvekkili şirketin acentelik sözleşmesinin 21 maddesi " Taraflar herbiri 15 gün evvel Noter aracılığı ile veya taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi herzaman feshedebilir, ancak sözleşme hükümlerine, kanun ve nizamlara ve şirketçe verilecek talimatlara uymazsa, sigorta acenteleri için ...'nce tutulan levhadan kaydı silinirse veya diğer herhangi bir haklı sebep varsa şirket sözleşmeyi 15 günlük ihbar müddeti aranmaksızın fesih edebilir." hükmüne dayanarak ... 8.Noteriğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesih ettiğini bildirdiğini,... tarihli ve ... 8. Noterliğinin ... yevmiye nolu Azilname düzenlendiğini, sözleşmenin 21 maddesine göre Acentenin herhangi bir hak ve tazminat talep etmeyeceğini kabul ettiğini, acentelik sözleşmesinin yeni TTK'un yürürlüğe girmeden önce akdetilmesi nedeniyle TTK 122/4 "... denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez..." maddesi yürürlükte olmadığını, acentenin sözleşmenin 6/d maddesini ihlal ettiğini ve gerekli özeni göstermediğini, basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, tanzim ettiği poliçelerin hasar oranlarının yüksek olduğunu, Riziko Kabul Yönetmeliğinde belirtilen uygulamalara riayet etmediğini, sigortalı seçiminde gerekli özeni göstermediğini, sigortacılık kriterlerine göre de acentenin hasar prim oranının olması gerekenin çok üzerinde olduğunu, acente portföyü nedeniyle müvekkili şirketin zarar ettirildiğini, hasar prim oranının 2012 yılında %137,15 olduğunu, acentenin sözleşmesinde bahsedilen portföy geliştirme borcunu yerine getirmediğini, acentenin kuruluştan bu yana portföyünü geliştirmesi gerekirken poliçelerde azalma olduğunun gözüktüğünü böylece sözleşmenin 6/h maddesini ihlal ettiğini, sözleşmenin fesih edilmesi nedeniyle acentenin herhangi bir kar kaybının olmadığını, acentenin bugüne kadar aracılık ettiği işler nedeniyle tüm komisyonlarını aldığını, acentenin başlamış işlerin tamamlanmaması şeklinde bir kaybı olmadığını, davacının aracılık ettiği işlerde yenilemeyi gerektiren uzun süreli inşaat, yangın mühendislik branşlarında poliçelerinin bulunmadığını, acentenin üretimlerinin trafik sigortası poliçesi ağırlıkta olduğunu, bu poliçelerin yenilenmesinin ve sürekliik arzetmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlede ileride kazanma ihtimali olacak komisyonların bulunmadığını, acente diğer sigorta şirketleri (... A.Ş, ... Sigorta A.Ş, ...) ile iş yapmakta olup o şirketlerden poliçe tanzim etmesi nedeniyle herhangi bir maddi kaybının olmadığını, TTK 122/1 maddede belirtilen şartların oluşmadığını, bunu davacının ispat etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Acentelik Sözleşmesi, ihtarnameler, 01/05/2009 tarih tasdikli vergi levhası, azilname, hesap ekstreleri, üretim raporu, ... Sigorta A.Ş'nin cevabi yazısı ve ekleri, bilirkişi incelemesi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, Acentelik Sözleşmesinden kaynaklanan 6102 Sayılı TTK 122.maddesine dayalı portföy (denkleştirme) tazminatı davasıdır.
Mahkememizin ...Esas - ... Karar sayılı 17/12/2018 tarihli kararı ile " Dava ve ıslah dilekçelerine göre davanın kabulü ile, 30.305,77 TL 'nin, 500,00 TL'sinin azil tarihi olan 09/08/2012 tarihinden, 29.805,77 TL 'sinin ıslah tarihi olan 28/09/2018 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine..." ilişkin kararımız İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin... E - ... K. sayılı 23/09/2021 tarihli kararı ile "...
GEREKÇE: Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda, taraflar arasında 25.11.2009 tarihinde bağıtlanan sigorta acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği ihtilafsızdır. Uyuşmazlık, feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve haksız ise davacının denkleştirme tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı ve denkleştirme tazminatının hesap metodu noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf, sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir neden göstermeksizin sözleşmeyi feshetmiş, yargılamada sunduğu cevap dilekçesinde, haklı fesih nedeni olarak davacı acentenin prim/hasar oranının normalinden yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda ispat külfeti üzerinde olan davalının, davacı acentenin hasar prim oranın yüksek olduğunu ve bunun davacı acentenin kusurundan kaynaklandığını ve dolayısıyla sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini dosya kapsamı itibari ile kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca, taraflar arasındaki sözleşmenin haklı neden olmaksızın davalı tarafından feshedildiğinin kabulü gerektiğinden ilk derece mahkemesinin bu yöndeki gerekçesi ve değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. TK'nın 122/1 ve 3. maddesine göre, müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi de aynı mahiyettedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Bu şartları açıklanacak olursa; Sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin ahdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90). TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ve bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, hangi müşterilerin, davacı acentenin acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da devam ettiği ve davalı ... şirketinin de bu müşterilerden menfaat temin ettiği konusunda bir tespit yapılmadan davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerle sınırlı olarak davacı acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatının üst sınırı belirlenmiş, hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmamıştır. Buna göre, sigorta konusunda uzmanlığı bulunmayan bilirkişi tarafından düzenlenen yetersiz bilirkişi raporuna göre, denkleştirme tazminatının üst (tavan) sınırından tazminata hükmedilmesi de doğru değildir. İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek, mali müşavir ve sigorta konusunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden taraf ticari defter ve kayıtları da incelenmek suretiyle alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1).a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca, KALDIRILMASINA..." ifadelerine yer verilerek kaldırılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin... E - ...K. sayılı 23/09/2021 tarihli kararı doğrultusunda mahkememizce yargılamaya devam edilmiş, Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ara kararı verilerek, bilirkişilerden İstanbul BAM 43 HD'nin ... sayılı kararının da değerlendirilmesi suretiyle rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişiler Smmm ..., Mimar Sinan Devlet Ünv. Öğr. Gör. ... ve Sigorta ve Tic. Huk Nit. Hes. Uzm. ... mahkememize sunmuş oldukları raporlarında özetle; Sayın Mahkeme'nin kararı gereğince iddia, savunma, BAM bozma kararı ve taraf beyanlarının incelenmesi ve değerlendirilmesinde; 1) İstanbul BAM ilamında da belirtildiği üzere müşterileri sebebiyle sigortacının önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerinde olduğu, Davacı portföyünde olup sözleşmenin feshi sonrasında davalı şirketin başka acenteleri kapsamında yenilenen poliçelerin olduğu hususunun ispatlanmadığı, 2) TTK 122.maddesi gereği acentenin müşterileri sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalının komisyon ödemelerini devam ettirip ettirmediği ve davalının sigorta poliçe portföyü içerisinde önemli bir paya sahip olup olmadığı davalının önemli menfaatler elde edip etmediği takdiri sayın mahkemeni takdirlerinde olduğu, 3) TTK 122.maddesi gereği acentenin müşterileri sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalının komisyon ödemelerini devam ettirip ettirmediği ve davalının sigorta poliçe portföyü içerisinde önemli bir paya sahip olup olmadığı, dosya kapsamındaki belgelerden davalının önemli menfaatler elde edip etmediği tespit edilemediği, 4) 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği, Sayın mahkemenizin Portföy Tazminatı hesaplanması yönünde karar vermesi durumunda; Denkleştirme tazminatı 47.564,80.- TL. olarak hesaplanmış olup davacının 6102 sayılı TTK . Md. 122. Maddesi gereği talep edebileceği üst sınır 30.859,68.- TL. olarak hesaplanmıştır." yönünde görüş ve kanaate varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;Eldeki uyuşmazlık sigorta acenteliği sözleşmesinden kaynaklanmakla TTK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında davacının portföy tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanununda 6102 sayılı Kanun sonrası getirilen değişiklikle m. 23/16 da, " Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer." denilmektedir.
6102 sayılı TTK m. 122 ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 23/16'da belirtilen koşulların varlığı halinde, davacı ... acentesinin, acentesi bulunduğu davalı ... şirketinden portföy zararını talep edebilecektir.
Portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir. Bu noktada önemli olan, sözleşmenin sona ermesinde acentenin kusurlu bir davranışının olmamasıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E- ...K sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Başka bir anlatımla, acentenin kusuru olmaksızın sözleşmenin her hangi bir şekilde sona ermesi durumunda talep edilebilecektir. Dava konusu olayda, fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre, sözleşmenin davacının bir kusuru olmaksızın davalı tarafından sona erdirilmesi ve diğer koşulların da bulunması kaydıyla denkleştirmeye ilişkin bu tazminat davacı tarafından talep edebilecektir.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekir.Bu dört koşul vrasa varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ... , ... Karar sayılı kararı)
Dosyada toplanan deliller, davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği, sözleşmenin feshinin haklı oluğu veya davalının herhangi bir kusuruna dayandığı hususun davalı tarafça ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Davacının portföy tazminatına hak kazanabilmesi için sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilmiş olması tek başına yeterli değildir. Ayrıca müvekkilin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da "önemli menfaatler" elde etmesi, acentenin ücret kaybına uğraması ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Bu şartların tümünün birlikte bulunması gerekir. Bu kapsamda yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, Dosyada ki belgelere göre, Davacı acentenin faaliyetlerine bakıldığında; portföyün davalı şirket uhdesinde kaldığı, davacı tarafından getirilen müşterilerin davalı şirket portföyünde kalarak davalının önemli menfaatler elde ettiği yönünde yönünde delil sunulmadığı,Davacı acentenin, başka sigorta şirketleri ile de acentelik sözleşmesi akdettiği ve üretimini diğer şirketlere de yönlendirdiği, Dolayısı ile davalı şirketin acentelik sözleşmesinin feshi akabinde davacı acentenin portföyünde yer alan müşterilerin acenteliğini yaptığı diğer sigorta şirketlerine yönlendirilebileceğinin değerlendirildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle, Türk Ticaret Kanunu'nun 122/1 maddesi ve Sigortacılık Kanunu 23/16 maddelerinde yer alan sigorta şirketinin acentenin portföyünden önemli menfaatler elde etmesi kriterinin, yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini davacı tarafın ispat edemediği anlaşılmış olup davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin yatırılan 24,30 TL peşin harç ile 517,55 TL ıslah harçlarının mahsubu ile bakiye 73,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan 179,00 TL posta yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır