T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/743 Esas
KARAR NO : 2025/422
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 31/10/2022
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'ın davacı müvekkilin babası olduğunu, müteveffa ...'ın 25.11.2019 tarihinde davalılardan ... yönetimindeki ... plakalı araç ile ... İlçesi ... altında ... istikametine doğru seyir halindeyken olay yerine geldiğinde yoldan karşıdan karşıya geçmekte olan müteveffa ...'a aracının ön far kısımları ile çarparak 44 metre fırlatmasından sonra durabilmiş ve müvekkilinin babasının olay yerinde öldüğünü, olay yerinde inceleme yapan trafik görevlilerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında maktul ile davalı ...'in ikisinin de kusurlu bulunduğu yönünde rapor düzenlendiğini, olay nedeniyle yapılan soruşturma sırasında düzenlenen iddianamede de "Olayın değerlendirilmesinde olay günü şüphelinin yönetimindeki araç ile yerleşim yerinde seyir halindeyken trafik ışıklarına yaklaştığı noktada yayanın karşıdan karşıya geçtiğini önceden fark etmesine ve korna ile uyarmasına rağmen durmayarak şahsa çarptığı olayın oluş şekli çarpma ile cesedin fırlatıldığı mesafenin 44 metre olması, çarpma hızı ve sonucunda oluşan yaralanma ile gerçekleşen ölüm olayı dikkate alındığında şüphelinin yerleşim yerinde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek belirlenen hızın üzerinde seyir ettiği ve yayayı fark etmesine ve trafik ışıklarına yaklaşmasına rağmen hızını düşürmeyerek kazaya sebebiyet verdiği bu şekilde gerçekleşen eylemi ile taksirle öldürme suçunu işlediği dosya kapsamında mevcut yukarıda yazılı deliller içeriğinden anlaşılmakla" denilmek suretiyle dava konusu kazanın meydana gelmesine davalı ...'in ağır kusurlu olarak sebep olduğunun tespit edildiğini, diğer davalı ... Tic. A.Ş. Kazaya karışan aracın sahibi ve davalılardan ... Şirketinin ise kazaya karışan aracın sigortasının yapıldığı şirket olduğunu, Müteveffanın olay tarihinde 53 yaşında olduğunu, yıllarca ilaç mümessilliği görevi yapan müteveffanın olay tarihine kadar fiili olarak çalışmaya devam ettiğini ve ayrıca emekli aylığı almakta olduğunu, müteveffanın vefat ettiği dönemde emeklilik maaşı dahil elde ettiği aylık ortalama gelirinin 10.000,00 TL olduğunu, Müteveffanın dava tarihinde ortalama gelirinin enflasyon dikkate alındığında 25.000-TL'nin üzerinde olacağını, Müteveffa ...'ın asgari geçimi için gerekli olan paranın haricindeki tüm geliri ile oğlu davacı müvekkiline destek olmakta olduğunu, zira davacının müvekkilinin müteveffanın tek çocuğu olduğunu ve bekar olduğunu, Müteveffanın davacı oğluna aylık yaklaşık 7.000-TL yardımda bulunmakta iken (güncel değer ile yaklaşık 20.000-TL) davacı müvekkil babasının ölümü nedeniyle bu destekten yoksun kalacağını, ayrıca Müvekkilin bu kaza dolayısıyla ağır travma, acı ve üzüntü yaşadığını, bu nedenlerle ilk aşamada bilirkişi aracılığı ile hesaplandığında HMK. 107. Maddesi gereği sonradan arttırılmak üzere Destekten Yoksun Kalma tazminatı için müteveffa mirasçısı müvekkili için 10.000-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, Davacı müvekkilin ağır travma, acı ve üzüntünün kısmen de olsa telafi edilebilmesi için 400.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, Tüm tazminat talepleri için kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz uygulanmasına,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili yargılamanın devam eden aşamasında dava dilekçelerinde 10.000-TL olarak talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatını 44.909,87-TL daha arttırarak brüt 54.909,87-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP :
Davalı ... A.Ş vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilİ sigorta şirketinin işbu davada davalı sıfatını taşımadığını, Müvekkili Sigorta şirketine zorunlu başvuru öncesinde evrakların tam, eksiksiz ve okunaklı olarak sunulmaması sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini, sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yazılı başvuru yapılması ve arabuluculuk görüşmelerinin yapılmasının dava şartı olduğunu, eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, iddia edilenin aksine dava konusu kazaya bağlı davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi talebinin dayanaktan yoksun, soyut ve hukuka aykırı olduğunu, davacının gerçekleşen kazada kusurunun bulunduğunu, Kabul anlamına gelmemek üzere bir an için aksinin kabulü halinde dahi, davacının kusur durumunun tespitinin gerekli olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket tarafından daha öncesinde davacıya yapılmış ödemelerin, yapılan her türlü ödemenin faiziyle birlikte güncellenmiş halinin hesaplanacak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, Kusur oranlarının mevzuatta ve emsal yargıtay içtihatlarında belirtilen koşullar doğrultusunda tespit edilebilmesi için, Adli Tıp Kurulu Trafik İhtisas Dairesinden rapor aldırılması gerektiğini, ayrıca davacının kusur durumunun dikkate alınması gerekli olup davacının zararın artmasına yönelik aykırı hareket etmesinni BK md.52 kapsamında hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektireceğini, maluliyet hesabının Sigorta Aktüerleri Yönetmeliği uyarınca Hazine Müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından belirlenmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumundan dava konusu kaza nedeni ile davacı yana maluliyet nedeni ile bağlanan gelir var ise peşin sermaye değeri bulunup bulunmadığı hususunun sorulması gerektiğini, davacı taraf kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurlu olduğunu iddia etse de bu iddiasını ispatlayacak geçerli bir delil öne süremediğini, hukukumuzda manevi tazminat istisnai nitelikte bir tazminat türü olarak düzenlenmiş olup somut olayda manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, davalının kusurunun bulunmaması ve asli kusurlu olanın davacı olduğu halde davacının manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermemiş olduğundan aleyhlerinie faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle davacı tarafça açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Mütevaffanın, kaza anında 2.2267 promil alkollü olduğunu, mütevaffanın, kazaya sadece davetiye çıkarmakla kalmadığını adeta intihar ettiğini, Müvekkilinin kaza anında 50-55 KM hız ile seyir halinde olduğunu, çarpışmanın şiddetini mütevaffanın araca doğru koşarak gelmesinin hızlandırdığını, söz konusu yolun her iki tarafın iki metre uzunluğundaki bariyerle çevrili olan, bariyerin diğer taraflarının da ikişer şeritli yol olduğu, ve bariyerlerin her iki tarafında da yayalar için herhangi bir yol olmayan bir yer olduğunu, Söz konusu kaza yerine bir yayanın girebilmesi için öncelikle iki şeritli (yaya geçidi olmayan!!!) bir yoldan geçmesi sonra iki metre uzunluğundaki bariyerlerden atlaması gerektiğini, Hepimizin arabayla sıklıkla geçtiği bir yol olan kaza yerinde; hiç kimse gecenin bir vakti yayanın o yola ansızın atlayacağını öngöremeyeceğini, dava konusu kazanın oluşumunda müvekkilinin açısından kaçınılmazlık durumunun söz konusu olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda neredeyse hiçbir kusurunun olmadığını, bu kazanın oluşumunun müvekkili açısından maalesef kaçınılmazdır olduğunu, ceza dava dosyasında alınmış 2 raporda da müvekkilinin tali kusurlu olduğu asli kusurlunun müteveffa olduğunun tespit edildiğini,
davacının talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarının uğradığı zararların ötesine geçmekte, adeta bir kazanç elde edimi amacına dönüşmekte olduğunu, Müvekkilinin suçsuzluğuna rağmen davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iddia makamının iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, davacı yanın mütevaffanın emekli olduktan sonra çalıştığını ispat edemediğini, sadece emekli maaşı alan birinin oğluna 7.000-TL destekte bulunabilmesi ihtimalinin söz konusu dahi olamayacağını, davacı yanın, mütevaffanın emekli olduktan sonra çalıştığı iddiasının asılsız olduğunu, bu iddiayı ispatlayacak tek bir delil dahi sunmadığını, davacının hesaplanacak maddi tazminat miktarını artırmak amacıyla; emekli ve bir işte çalışmayan müteveffanın kendisine aylık 7.000-TL (güncel değer ile yaklaşık 20.000-TL) destekte bulunduğunu iddia ettiğini ancak bu iddiasını ispatlayan tek bir delil dahi sunmadığını, müteveffanın her ay gelirinden kira ödemesi gerektiğini, müteveffanın vefat ettiğinde 53 yaşında olduğunu, pasif döneme geçişine yani 60 yaşına 7 yaş kaldığını, hesaplama yapılırken bu hususun dikkate alınması gerektiğini, müveteffanın 08/04/1966 doğumlu olduğunu ve kazanın olduğu tarihte 53 yaşında ve emekli olduğunu, müteveffanın kazanın oluşumunda bilirkişi raporlarına göre %70 asli kusurlu olduğunu, öncelikle müvekkilinin bir üniversite öğrencisi olduğunu, para kazanmadığını, ailesinin destekleri ile geçimini sağlamakta olduğunu, manevi tazminat miktarı hesaplanırken müvekkilinin mevcut ekonomik durumunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, kaldı ki kazanın oluşumunda müteveffanın asli kusurlu, müvekkilinin ise tali kusurlu olduğunu, manevi tazminat miktarı hesaplanırken bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu nedenlerle ... 47. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, davacının haksız ve mesnetsiz tüm iddia ve taleplerinin reddine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... Plakalı aracı diğer davalı müşterisi ...'e 17.11.2019 tarihinde 11 günlük uzun süreli araç kiralama sözleşmesi kapsamında kiraya verdiğini ve dava konusu trafik kazasının bu kiralama süresi içerisinde 25.11.2019 tarihinde meydana geldiğini, araç işleten müvekkili şirket değilken davacının talepleri doğrultusunda müvekkilinden talep edilen maddi-manevi tazminatlarının kabul edilemeyeceğini, Fiili hâkimiyet ile birlikte tüm hasar ve yarar ...’e devredilmiş olduğundan işleten sıfatının ...‘e ait olduğunu,
Müvekkilinin araç kiralama şirketi olup 11 günlük yapılan uzun süreli kiralama sözleşmesi boyunca aracın fiili hakimiyetinin müvekkilde olacağının kabulü hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre destekten yoksun kaldığını iddia eden davacının müteveffanın ölüm tarihinde maaşının 10.000 TL olduğunu ispat etmesinin gerektiğini, nitekim davacının iddia ettiği gibi aylık maaşının 10.000,00 TL olduğu iddia edilen bir kişinin 7.000 TL'sini destek amaçlı olarak vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olup kendi geçimini sağlayamaması anlamına geleceğini, dava konusu kazaya ilişkin müteveffanın müterafik kusurlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının kaza tarihinden 3 yıl sonra talep ettiği manevi tazminatın zenginleşme aracı olacağından manevi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirkete ait kiralama konusu aracın manevi tazminat teminatı kapsar şekilde Genişletilmiş Kasko Sigortası bulunduğunu, Müvekkili şirkete ait ... Plakalı aracın .... Poliçe nolu genişletilmiş kasko sigortası şirketi ... Sigorta'ya davanın ihbarı nı, öncelikle dava konusu taleplerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddine, müvekkili şirketin işleten sıfatı bulunmaması nedeniyle husumetten reddine, aksi kanaat hasıl olursa davanın esastan reddine, davanın kasko poliçesi sigorta şirketi olan ... Sigorta 'ya ihbarına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Sigorta poliçesi, hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, ... 47. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı uyap dosyası, kusura ilişkin ATK raporu, taraf beyanları, aktüer bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, Ölümlü trafik kazası nedeniyle davacının davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise miktarı hususlarındadır.
Deliller toplandıktan sonra davaya konu kazada tarafların kusur oranlarının tespiti açısından rapor aldırılmış, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi mahkememize hitaben düzenlemiş olduğu raporunda özetle; 24.11.2019 günü saat 22.30 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... viyadük altı ... istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde,trafik ışıklarını geçtiğinde istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip, karşıdan karşıya geçmekte olan maktul yaya ...'a, otomobilinin sağ ön kısımlarıyla çarpması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği olayda; Dosyadaki mevcut verilere göre;
A)Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlayıp, istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip, sol şeride kadar gelmiş olan maktul yayaya karşı zamanında etkin tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği olayda alt düzeyde tali derecede kusurludur.
B)Maktul yaya ... bariyerlerle yaya geçişine kapalı olan mahalde kendi can güvenliğini tehlikeye atarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı, istikametine göre sol tarafından gelmekte olan davalı sürücü idaresindeki otomobilin hızını ve konumunu dikkate almadan ayrıca ilk geçiş hakkını bu otomobile vermeden kontrolsüzce karşıdan karşıya geçmeye çalışması neticesi meydana gelen olayda asli derecede kusurludur. SONUÇ :
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A)Davalı sürücü ...’in % 15 ( yüzde on beş ) oranında kusurlu,
B)Maktul yaya ...'ın % 85 ( yüzde seksen beş ) oranında kusurlu olduğu kanaatinde olunduğunu..." bildirmiştir.
Kusur raporunun aldırılmasının ardından dosyamız hesaplama konusunda uzman aktüerya bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu 30/12/2023 tarihli raporunda özetle; "... Dava konusu somut olayda tarafımca; a) Tek paydaş olan davacı erkek çocuk ... “ın destek sonu tarihinin 10.09.2020 yani geçmiş (bilinen) dönem içerisinde olması sebebiyle, yapılan hesaplamalarda hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da Aktüeryal Yöntem kullanılmasının ve de hesap tarihi itibariyle bilinen son güncel kazancın (Asgari ücretin) dikkate alınmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin olmadığı, b) Müteveffanın desteğinden yoksun kalan paydaşlar ile ilgili detaylı açıklamaların iş bu raporun 2. Sayfasında Sayın Mahkeme 'nin takdirine sunulduğu, c) Müteveffanın payının hesaplanarak devre dışı bırakıldığı, d) Paydaşın hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından dava dışı SGK tarafından yapılan ödeme kaynaklı herhangi tenzil yapılamadığı, e) 01.01.2024 olan Rapor/Hesap Tarihine göre değerlendirildiğinde; davacı Paydaş erkek çocuk ... 'ün hesaplanan zararının 1.112,75 TL olduğu..." yönünde görüş ve kanaate varıldığını bildirmiştir.
İtiraz üzerine kök rapor sonrası dosyaya kazandırılan nüfus kayıt örnekleri ve öğrenci belgesi dikkate alınarak 2025 yılı güncel asgari ücretine göre yeniden hesaplama yapılarak aynı bilirkişiden ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu ek raporunda özetle;
"...Dava konusu somut olayda tarafımca; a) TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, b) Kök rapor sonrası dosyaya kazandırılan nüfus kayıt örnekleri ve öğrenci belgesi dikkate alınarak 2025 yılı güncel asgari ücretine göre YENİDEN hesaplama yapıldığı, c) Müteveffanın payının hesaplanarak devre dışı bırakıldığı, d) Paydaşın hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından dava dışı SGK tarafından yapılan ödeme kaynaklı herhangi bir tenzil yapılamadığı, e) 25.01.2025 olan Rapor/Hesap Tarihine göre değerlendirildiğinde; davacı Paydaş erkek çocuk ... ın hesaplanan zararının 54.909,87 TL olduğu..." görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödenmesini isteyebilir. TBK'nin 53/3 maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir.
İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahibinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de; bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi halinde, artık üzerinde fiili hakimiyetin kalmadığı ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekecektir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi ... esas, ... karar sayılı kararı)
Somut olayda; davalı ... adına kayıtlı, ZMSS'si Türkiye sigorta olan, sürücüsü diğer davalı ... olan ... plakalı aracın sebep olduğu kazada her ne kadar davalı ... aracın 11 günlük araç kiralaması ile davalı ...'e kiralandığını ve aracın kiralanmak suretiyle kullanıldığı sırada kazanın meydana geldiğini beyan etmişse de aracın 6 aydan kısa süreyle kiraya verildiği(17/11/2019 - 28/11/2019 tarihleri arasında)dosyada bulunan araç teslim formundan anlaşılmıştır. Bu durumda davalı ...'in aracın işleteni olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. 11 günlük sürenin uzun süre ile araç kiralaması sayılmayacağı ve davalı işletenin sorumluluğunu kaldırmayacağı ve araç sürücüsü ... ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı anlaşılmıştır.
Maddi tazminat taleplerine yönelik yapılan incelemede; İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda müteveffa ...'ın %85, Davalı sürücü ...'in %15 kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosyada bulunan İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin...esas sayılı dosyasında alınan ATK kusur raporunda da müteveffa ...'ın asli kusurlu, davalı sürücü ...'in tali kusurlu olduğunun tespit edildiği raporların birbiri ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Mahkememizce davacının öğrencilik halinin devam ettiği ... Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanlığının yazı cevabında anlaşıldığından yeniden alınan ek rapora göre 54.909,87 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapıldığı anlaşıldığından Davanın KABULÜ İLE; 54.909,87 TL, destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi yönünden sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 30.03.2020 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... Yönünden kaza tarihi olan 25/11/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
Manevi tazminat taleplerine yönelik yapılan incelemede; Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede; Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, ... E.-K. sayılı kararı).
( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.hukuk Dairesi ... esas, ... Karar sayılı kararı ) Meydana gelen kazada müteveffanın %85 asli kusurlu oluşu, davalı sürücü ...'in tali kusurlu oluşu dikkate alınarak taktiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... kaza tarihi olan 25/11/2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Maddi tazminat talepleri hakkında;
1-Davanın KABULÜ İLE; 54.909,87 TL, destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi yönünden sigorta poliçesi limitiyle sınırlı olmak üzere) başvuru tarihinden itibaren 8 iş gününün bittiği tarihe denk gelen 30.03.2020 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... Yönünden kaza tarihi olan 25/11/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat talepleri hakkında;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... kaza tarihi olan 25/11/2019 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine
2-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanununca alınması gerekli 3.750,89 TL ilam harcından peşin yatırılan 1.400,36 TL ve 800,00 TL tamamlama harçlarının mahsubu ile bakiye 1.550,53 TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.400,36 TL peşin harç ve 800,00 TL tamamlama harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Maddi tazminat davası yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanununca alınması gerekli 3.415,50 TL ilam harcının davalılar ... ve ... Şirketi'nden alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
6-Manevi tazminat davası yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılar ... ve ... Şirketi'nden alınarak alınarak davacıya verilmesine,
7-Manevi tazminat davası yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak 1/2 oranında davalılar ... ve ... Şirketi'ne verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul / ret oranına göre 736,00 TL'sinin davalılardan, bakiye 2.464,00 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
9-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 2.345,00 TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 970,00 TL tebligat, müzekkere ve posta giderlerinden oluşan toplam 8.395,70 TL yargılama giderlerinden davanın kabulü oranında 1.931,01 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar Davacı vekili ..., Davalı ... vekili ... ve davalı ... vekili ...'ün yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır