T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/787 Esas
KARAR NO: 2023/1053
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/01/2022
KARAR TARİHİ: 13/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 04.01.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yasal alacağının tahsiline ilişkin olarak ... 14. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından davalı borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların tamamı ile haksız itirazları üzerine takibin durdurulduğunu, davalı borçlular tarafından kötüniyetli olarak sadece zaman kazanmak adına borcun tamamına itiraz edildiğinden huzurdaki itirazın iptali davasını ikame etme zarureti hâsıl olduğunu, müvekkili şirketin araç alım satımı sektöründe yıllardır faaliyet göstermekte olduğunu, alanında prestij kazanmış bir şirket olduğunu, davalı borçlu ...'in müvekkili şirketten ... marka komyonet cinsi 2007 model ... plakalı aracını 29.11.2013 tarihinde satın almış olduğunu, bu satışa ilişkin müvekkili şirket ile oto satış sözleşmesi imzaladığını, sonrasında davalı borçlu ...'in işbu aracı çalışanı olduğunu öğrendikleri davalı ...'e verdiğini ve onun kullanımına tahsis ettiğini, davalı borçlu ...'ün 15.03.2014 tarihinde ... plakalı araç ile bir trafik kazasına karışmış olduğunu, söz konusu trafik kazası sebebiyle huzurdaki dava dışı ...'ın müvekkili şirket ve davalı borçlu ... ile aracın sigortalı olduğu ... Sigorta A.Ş. aleyhine tazminat davası açtığını, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas, ... Karar sayılı dava dasyasının taraflarının talebi üzerine davalı borçlu ...'e de ihbar olunduğunu, yapılan yargılama neticesinde ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas,... Karar sayılı ilamı ile müvekkili şirket ile davalı borçlu ...'ün maddi ve manevi tazminat ödemesine 05.03.2018 tarihinde karar verildiğini, taraflarınca işbu karar istinaf edilmişse de istinaf başvurularının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin 2019/14914 Esas, 2021/732 Karar sayılı ilamı ile esastan reddedildiğini, 18/05/2021tarihinde kesin olmak üzere karar verildiğini, istinaf başvurusunun esastan reddi üzerine müvekkili şirketin ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı gereğince ...'ın mirasçılarının alacaklı, davalı borçlu ... ile müvekkili şirketin borçlu olduğu ... 7. lcra Müdürlüğünün ...Esas (Eski Esas No: ...) sayılı dosyasına 169.480,00 TL ödeme yaptığını, her ne kadar taraflarınca 163.732,26 TL üzerinden icra takibi başlatılmışsa da ... 7. İcra Müdürlüğü dosyasında yapılan hatalı hesaplama sonrasında müvekkili şirket tarafından taraflarınca talep edilen miktardan 5.747,74 TL fazla ödeme yapılmak zorunda kalındığını, iş bu bedele ilişkin talep ve haklarının saklı tutulduğunu, müvekkili şirket ile davalı borçlu ... ile arasında akdedilen 29.11.2013 tarihli oto satış sözleşmesinde “Bu tarihten sonra kaza-bela alıcıya aittir” klozu yer aldığını, daha açık bir anlatımla davalı borçlu ...'in aracın kendisi tarafından satırı alındığı ve aracın kendisine teslim edilmiş olduğu 29.11.2013 tarihinden itibaren doğacak tüm zararların alıcı sıfatıyla kendisine ait olacağını kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas, ...Karar sayılı ilamı gereğince müteselsil olarak borçlu olduğu borcu ödemiş bulunduğundan davalı borçlular aleyhine rücuen ödeme bedeline ilişkin olarak ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, davalı borçlu ...'ün, müvekkili şirketin ödemiş olduğu borca ilişkin, kazaya kusuru ile sebebiyet veren araç şoförü olması itibari ile icra takibi konusu bedelden tam sorumlu olduğunu, diğer davalı borçlu ...'in ise müvekkili şirket ile imzalamış olduğu oto satış sözleşmesinde müvekkili şirkete karşı yükümlülük altında olduğu gibi, kusuru ile kazaya sebebiyet veren davalı ...'ün işvereni olması nedeniyle sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü davalı borçluların haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile takibin devamına, itiraz haksız ve kötü niyetli olmakla davalı borçluların %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; davalı olarak gösterilmesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin sunduğu 29/11/2013 tarihli resmi düzenlenmeyen oto satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve üçüncü kişileri bağlayıcı nitelik taşımadığını, üçüncü şahıs durumunda olduğunu ve davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı alacaklı arasında kabul edildiği üzere 29/11/2013 tarihli resmi olmayan sözleşme ile kazaya karışan ... plaka nolu aracın satışının gerçekleştiğini, taraflar arasında akdedilen bu sözleşmeye göre tescilin davacı şirket üzerinde kaldığını, ödemelerin nakit ve çeklerle yapılmak suretiyle müvekkilinin şirketi için fiilen kullanıldığını, müvekkilinin ise söz konusu aracı, o tarihte sigortalı çalışanı olan ...adlı dava dışı çalışanına iş için teslim ettiğini ve buna ilişkin tesellüm belgesi oluşturduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin çalışanının...değil ... adlı şahıs olduğunu, bu hususta kaza tarihi olan 15/03/2014 ve öncesi arasında SGK çalışan bordrolarının sosyal güvenlik kurumundan celp edilerek müvekkilinin eşi adına olan şirketi ...Ltd. Şti'nin çalışanı ... olduğunun anlaşılacağını, bu haliyle müvekkilinin her ne kadar aracı haricen almış ise de söz konusu kazada aracını sürenin çalışanı değil müvekkili ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisi olmayan, fiili bağı bulunmayan üçüncü şahıs ... ve kazaya sebebiyet verildiğini, aracı kullanan ve kazaya karışan diğer davalı ...'ün, ne müvekkilinin çalışanı ne de zımnen işletmesi adına çalışan biri olduğunu, işbu davalının müvekkili ile hiçbir bağı bulunmadığını, bu davalının aracı ... adlı çalışandan nasıl aldığı ve ne için kullandığının ise müvekkilinin bilebileceği ve sorumlu olabileceği bir husus olmadığını, aracın, müvekkilinin tümden bilgisi haricinde üçüncü şahıs ... tarafından kullanılmış olduğundan müvekkilini kanunen sorumlu tutmanın mümkün olmadığını, öncelikle diğer davalı ...'ün karıştığı kaza sebebiyle rücuya konu maddi ve manevi tazminatlar için daha önce açılan hukuk ve ceza davaları incelendiğinde müvekkilinin KTK'nın 86.madde icabınca sorumlu olmadığının anlaşılacağını belirterek, müvekkilinin KTK 86.madde gereği sorumluluğunun ortadan kalkmış olması, diğer davalı ...'ün ağır ve asli kusuru sebebiyle verdiği zararlar ile illiyet bağının olmaması, hukuki ve cezai kusur raporları ile ilamlarca sabit olduğu üzere hukuki taraf husumetinin olmaması, aracın harici alım satımı gereği davacı şirket ile herhangi bir borç ilişkisinin olmaması sebebiyle davanın reddiyle icra takibinin iptaline; icra takibinde kötü niyetli olan davacı alacaklının alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerine tahmilini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER: Tanık beyanları, Gelir İdaresi Başkanlığı cevabi yazısı, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, ...Noterler Birliği cevabi yazısı, ... 17. Ağır Ceza Mahkemesi UYAP kayıtları, ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, tanık beyanları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
24.03.2023 tarihli celsede Davalı tanığı ... özetle; "Ben davacı şirketi tanımam, davalılardan ... ile ticari iş ilişkisi nedeniyle tanırım, davalılardan ... ise benim kayın biladerim olur kaza tarihinde olaya anında bende araç içerisindeydim, alkollü olduğum için ve sırtım dönük olduğumdan kazayı görmedim, aracın alım satımına yönelik herhangi bir ilgim bulunmamaktadır ancak davalı ... aracı satın aldığını söyledi, ancak devir sürecine ilişkin herhangi bir yada devir suretinin hangi surette olduğunu bilgim bulunmamaktadır, ancak bana göstermiş olduğunuz 12.03.2014 tarihli tutanaktaki imza tarafıma ait olmakla araç kazadan önce tarafıma teslim edilmiştir, aracı kullanmak adına araç bana verilmiştir," şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
19.07.2023 tarihli celsede Davacı tanığı ... özetle; "Ben davacı şirketin uzun yıllardır muhasebe işlerine bakarım, davalı ...'i de 2013 yılında dava konusu aracın satımı sırasında tanıdım, kendisi bize araç bedelini çeklerle ödeyeceğini beyan ederek bir kaç adet çek teslim etti. Aracın satışını almasa da fiili olarak kendisine teslim edildi. Biz bu aşamada çekleri tahsil ettik, ancak aracın teslim alınması hususunda kendisine bir türlü ulaşamadık. Bu hususta kendi tanıdıklarına dahi ulaştık, her defasında farklı bir gerekçe ile teslimini almadı ve bu aşamada trafik kazası ortaya çıktı. Biz bu kazayı bile mahkemeden celp geldiğinde öğrendik. Hatta aracı fiilen kullandığı için ancak satışını almadığı için trafik cezalarını dahi biz ödedik. Nitekim kaza nedeni de ortaya çıkan zararı da biz ödedik. Sonrasında bu bedeli kendisinden talep etmek istesek de ulaşamadığımız için bu dava açıldı. Sonrasında duyduğumuz ve öğrendiğimiz kadarı ile aracı başkaca belgeler hazırlayarak 3. Kişilere sattığını ve teslim ettiğini de duyduk, Biz dava konusu kaza ile ilgili araştırma yaptığımızda ... ve ...isimlerin bu aracı kullanan kişiler olduğunu ve kayın birader-enişte ilişkileri olduğunu haricen öğrendik, ancak her ikisini de tanımıyorum. Kazanın oluş anını bilmiyorum. Kaza nedeni ile açılan davalar öncesinde herhangi bir ihtar çekmedik, sonrasında ...'e ihtar çektik. Araç şirketimiz adına olduğu için biz tescil davası açmadık." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle dava dışı zarar görenlere, aracın kendi adına trafikte kayıtlı olduğu gerekçesiyle ödeyen davacının, ödediği bedeli, bedelden sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Dava dosyası ... 20.Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/10/2022 Tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile tevzi edilmekle öncelikli olarak Mahkememizce görev hususu ele alınmıştır.
Asliye mahkemeleri, Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri olarak ikiye ayrılır. Asliye Ticaret Mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine giren ticari davaların çözümlendiği mahkemelerdir. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevine giren işler dışında kalan tüm uyuşmazlıklar Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanununa göre, Asliye ticaret mahkemesi ile Asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki iş bölümü değil görev ilişkisidir (TTK'nun 4. ve 5.maddeleri). Asliye Ticaret Mahkemesi kanunla belirtilmiş olan ticari davalara bakar. Asliye Hukuk Mahkemesi ise ticari davalar dışında kalan hukuk davalarına (dar anlamda hukuk davalarına) bakar. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/L maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Sigorta hukuku; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş olup bu ilke gereğince, hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı yasanın 57. maddesinde ihtiyari dava arkadaşlığına yer verilmiş, 166/4 maddesinde ise; "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılacağı" hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan yasa hükümlerine göre hangi davaların birlikte görüleceği ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 61 maddesi; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa dair hükümler uygulanır." hükmünü öngörmektedir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30.06.2014 tarih, 2014/12087 Esas ve 2014/10278 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda dava, davacı ve davalı ... arasında ... plakalı aracın alım satımının gerçekleştirildiği,... plakalı aracın satın alındıktan sonra, davalıya ait ... Ltd. Şti.'nde kullanıldığı, davalının işçisi olduğu iddia olunan diğer davalı ...'ün sevk ve idaresindeyken rücu ödemesine konu kazanın gerçekleştiği, davacı tarafından davalıların sebebiyet verdiğini iddia ettiği olayda dava dışı mirasçılara ödeme yapmak zorunda kaldığından bahisle işbu davayı açmıştır. Dava konusu olayda kayıtlara göre davacı aracın maliki, davalı ... araç sürücüsü ve kazaya sebebiyet veren, diğer davalı ... ise davacı ile harici satış sözleşmesi ile aracı fiili hakimiyetine alandır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 nci maddesinde "bir aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa; motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur" hükmünü içermektedir.
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususlarının belirlenmesi gerekmektedir.
Dava doyasında yer alan anlatımlardan, davalı ...'in davacı ile harici satış sözleşmesi ile aracı fiili hakimiyetine aldığı hususunda kabulü olmakla ihtilaf bulunmamak, davalı ... da diğer davalı ... ile aralarında yaptıkları sözleşme ile aracı kendisine teslim ettiğini ve araca hiçbir zaman malik olmadığını savunmakta, diğer davalı ... ise savunmasında araç devir sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle tazminattan davacının sorumlu olduğunu savunmuştur.
... plakalı aracın kaza tarihi olan 13.04.2014 tarihi itibariyle davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla, davacı tarafça dosyaya sunulan ve imzası davacı ve davalı ... tarafından inkar edilmeyen 29.11.2013 tarihli oto alım satımı sözleşmesi ile ...plakalı aracın davacı şirket tarafından davalı ...'e haricen satıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı yan ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamına konu olayda bu savunmasını da yapmış olduğu, ancak geçersiz satış sözleşmesinden dolayı sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. İlgili dava davalı ...'e ihbar edilmiş ise de dava dosyasında herhangi bir savunma yapmadığı görülmüştür. Ancak davalı... ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında hiç konu edilmeyen, davalı ... ile aralarında imzalanan 12.03.2014 tarihli harici devir sözleşmesi yapıldığı savunmasını yapmış ise dosya kapsamından aralarında ilişki bulunan davalılar tarafından işbu adi belgenin her zaman hazırlanabileceği bilinmekle itibar edilmemiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12558 Esas ve 2017/5842 Karar sayılı ilamı ile; "... her ne kadar ... plakalı araç davacı adına kayıtlı ise de tanık beyanları ile aracın davalılarca satın alındığı ve davalılarca kullanıldığı davacının herhangi bir kullanımının olmadığı, işleten sıfatının adına tescil bulunan kişiye ait olduğu bunun üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği ancak harici satım vb. durumlarda işleten olarak zararı karşıladıktan sonra gerçek sorumlulara veya iç ilişkideki sorumlulara rücu edebileceği, kazanın davalı ...'in sevk ve idaresinde gerçekleşmesi, tanık beyanları ile aracın diğer davalı tarafından haricen satın alındığı ve daha sonra resmi satışın davalı ...'e yapıldığı, tanık beyanları ile satışın birbirini doğruladığı fiili kullanım durumu dikkate alınarak, davacının uğradığı zararı davalılardan talep edebileceği belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir... usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına.." karar verilmiştir.
Dava dosyası ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde ... plakalı aracın kaza tarihi olan 13.04.2014 tarihi itibariyle davalıların fiili hakimiyetinde bulunduğu, aracın maliki olan davacı tarafından noter devrine kadar kullanılması için davalı ...'a haricen devredildiği, davacı tarafın araç üzerinde ekonomik yönden bir yararlanma olanağının kalmadığı bu itibarla...plakalı araç işletenini sıfatının kaza tarihi olan 13.04.2014 tarihi itibariyle davalılarda olduğu, bu aşamadan sonra tüm sorumluluğun kendilerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve davalıların yapmış olduğu itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalıların icra takibine haksız yere itirazda bulunması ve alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,
Davalıların ... 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 163.732,26 TL alacağın %20'si olan 32.746,45 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 11.184,55 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 1.977,48 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 9.207,07 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 26.197,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.977,48 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı, 11,50 TL vekalet harcı ve 685,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.754,68 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/12/2023
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır