T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/262 Esas
KARAR NO : 2025/397
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/04/2023
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Şirketi (“...”) ile davalı ... Şirketi (“...”) arasında 30.12.2019 tarihinde Satın Alma Sözleşmesi (“Sözleşme”) imzalandığını sözleşme uyarınca nitelikleri Sözleşme’nin Ek-2 no.lu belgesi olan Teknik Şartname’de belirtilen yol süpürme aracının davacı şirkete zamanında ve eksiksiz bir şekilde teslim edilmesinin davalı tarafından taahhüt edildiğini, söz konusu yol süpürme aracında garanti süresi içerisinde bazı teknik aksaklıkların meydana geldiğinin (hidrolik sistemin yağ kaçırması, egzozdan yoğun duman çıkması, motordan yoğun bir şekilde ses gelmesi vb.) davacı şirket tarafından tespit edildiğini ve sözleşme’nin Ek-1 no.lu Satın Alma Genel Şartları belgesinin "Garanti" hükümlerini düzenleyen 11.4 maddesi uyarınca yol süpürme aracının yenisi ile değiştirilmesinin davalıdan talep edildiğini, davacı Şirket’in bu talebinin davalı tarafından kabul edilmiş ve yeni makinenin en geç 31.03.2022 tarihinde teslim edileceğinin yazılı olarak bildirilmiş ise de yeni makinenin davacı şirkete 3 ay gecikmeli olarak 24.06.2022 tarihinde teslim edildiğini, gecikmeye ilişkin davacı şirketin mağduriyetini ve zararını bildirdiği taraflar arasındaki yazışmaların ekli olduğunu, söz konusu yeni makinenin teslim edildiği 24.06.2022 tarihinden itibaren toplamda yalnızca 31 saat çalışmış olmasına rağmen bu yeni makinenin de arızalandığın, davalı tarafından gönderilen teknik servisin yaptığı keşif sonucunda, yeni makinenin emiş pompasının arızalı olduğunun ve makinenin onarımı için davalının Sakarya’da bulunan fabrikasına götürülmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, sözleşme süresince satın alınan yol süpürme aracının devamlı arızalanmasının, yenisi ile değiştirilmesi sürecinde yaşanan gecikmelerin, sözleşmenin esaslı unsuru olan yol süpürme makinasının sözleşmede belirtilen teknik şartları sağlayamamasının, makinenin kullanılacağı davacının ... Madeni Yağ Fabrikasında temizliğin yapılamamasının ve bundan doğan zararların artarak devam etmesi dikkate alındığında davacı şirketin sözleşmeden dönme hakkını kullandığını belirterek makine için yapılan ödemenin faizi ile birlikte iadesini talep ettiğini, davalı şirketin sözleşmeden dönme ve makine bedelinin faizi ile birlikte iadesi talebinin, davalı tarafından ayıp ihbarının Türk Ticaret Kanunu (TTK)'da belirtilen bildirim usullerine uygun yapılmadığı, 2 yıllık garanti süresinin sona erdiği, makinenin ayıplı olmadığı iddiaları ile kabul edilmediğini, bunun üzerine taraflar arasında yaşanan uyuşmazlığın sulh yoluyla giderilmesi amacıyla arabulucuya başvurulmuşsa da süreç anlaşmama ile sonuçlandığını, bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını, Davalı şirkete teslim edilen her iki makinenin de ayıplı olduğunu, teslim edilen ilk makinede hidrolik sistemin yağ kaçırması, egzozdan yoğun duman çıkması, motordan yoğun bir şekilde ses gelmesi gibi teknik aksaklıklar meydana gelmiş olup ilgili aksaklıkların telafisi amacıyla gönderilen yeni makine ise toplamda 31 saat çalıştıktan sonra arızalandığını, her iki makinenin de ilk kullanımlarında arızalanmış olup yeni makinenin teslimindeki gecikme de göz önüne alındığında ilgili hususlar davacının ... Terminali sahası içinde gerekli olan temizliği yapamamasına, makinenin yapması beklenen temizlik yerine buraya temizlik personeli görevlendirmesi ve bundan dolayı operasyonların aksamasına, zaman ve kar kaybına sebep olduğunu, Davacıya teslim edilen yol süpürme makineleri Sözleşme'de yer alan niteliklere haiz olmadığı gibi Müvekkil Şirket'e kullanım amacı bakımından da herhangi bir fayda sağlamamış, Terminal temizliği açısından da birçok aksaklığa sebep olmuştur. Dolayısıyla, TBK 219. madde uyarınca Müvekkil'e teslim edilen ilgili makineler ayıplı mal olduklarını, ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğunu ve ayıpların usulüne uygun şekilde ihbar edildiğini, ayrıca davalının aksine ilgili makinenin 31 saat çalışmasının makinenin ayıplı olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davacıya teslim edilen makinede ortaya çıkan ayının yukarıda da belirttiğimiz üzere “kullanım sonucu ortaya çıkan bir ayıp olduğunu, zira gizli ayıp halinde makine kullanılmadan ayıbın var olup olmadığının anlaşılması mümkün olmadığını, ayrıca, kullanımın süresiyle ilgili de kanunda bir sınırlama olmadığını, Yargıtay'ın satın alma tarihinden 3 yıl sonra ortaya çıkan ayıbın bile gizli ayıp niteliğinde olduğunu kabul ettiğini, makinenin garanti süresinin devam ettiğini, sözleşmenin Ek-1 Satın Alma Genel Şartları’nın 11.5 maddesinde garanti süresinin “ Teslim/hizmet/onarımı müteakiben açıkça kararlaştırılmış tanım ya da özelliklere ilişkin gizli bir ayıp ortaya çıkarsa garanti süresi söz konusu gizli ayıbın ortaya çıkması ile başlayacaktır.’’şeklinde tanımlandığını, bu durumda iki yıllık garanti süresinin, gizli ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren başlayacak olup davacı Şirketin, gizli ayıbı derhal davalıya bildirdiğinden 2 yıllık süreenin henüz geçmediğini, davacı şirketin, davalının ilk teslim ettiği makinede yaşanan arızanın giderimi ve aynı zamanda Sözleşme'nin ayakta kalması adına TBK 227. maddenin “İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.’’ hakkını kullanmayı öncelikli olarak tercih etttiğin, ancak davalının yeni makineyi davacı şirkete geç teslim ettiği gibi yeni makinenin kullanılması sonucunda da yeni makinenin de ayıplı olduğunun ortaya çıktğını, bu durumda, davacı şirketin son çare olarak sözleşmeden dönme seçimlik hakkına başvurduğunu, Ezcümle,
Sözleşme kapsamında her iki makinenin de Müvekkil Şirket'e ayıplı olarak teslim edilmesi,
Yeni makinenin teslimindeki gecikme,
Müvekkili Petrol Ofisi’nin ...sahası içinde gerekli olan temizliği yapamaması,
Müvekkili Şirket'in operasyonlarının aksaması, zaman ve kar kaybı,
Müvekkili Şirket'in son çare olarak Sözleşme'den dönme seçimlik hakkını kullandığı birlikte düşünüldüğünde,
Davacının sözleşme kapsamında yapmış olduğu toplam 290.138,40 TL ödemenin, ödeme tarihi olan 27.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirkete iadesine, işbu ödemenin iadesi koşuluyla dava konusu yol süpürme makinesinin davalıya iade karar verilmesini istediklerini belirtmiş ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, Müvekkil davacı şirketin sözleşme kapsamında yapmış olduğu toplam 290.138,40 TL ödemenin, 27.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu cihazın davalı şirketin taleplerine göre özel kullanıma uygun şekilde üretildiğini, makinanın kullanımı için belirlenmiş olan davacı personeline cihaza ilişkin eğitim verildiğini, 30.12.2019 tarihli satın alma sözleşmesine konu makinenin garanti süresinin 2 yıl olduğunu, davacı yanca; usulüne ve ihbar önellerine uygun olmayan şekilde yapılan yazılı arıza bildirimlerine rağmen, aradaki ticari ilişki nedeniyle iyiniyetli yaklaşım çerçevesinde fabrikadan göndermiş olduğu üretim teknik personelleri, cihaz özel olarak üretildiği için, arızayı tespit etmek, gereken onarımı planlamak, cihaz kullanım alanında sağlıklı bir çözüm sunabilmek ve cihazın kullanılması amacına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadığını tespiti adına ücretsiz olarak garanti kapsamında hizmet verildiğini, ... 2. Noterliği ... tarih ... Yevmiye No’lu ihtarnamemizde de belirtmiş olduğu üzere; 31.05.2022 tarihinde davacıya yenisinin gönderimi planlanan makinenin, yedek parça tedarik zincirinde tekrar gecikme yaşanması sebebiyle 24.06.2022 tarihinde teslim edildiğini, makinanın yenisi ile değişiminin garanti kapsamı içerisinde sağlandığını, makinanın 31 saatlik kullanım hatasız bir kullanım sağladığının ikrar edildiğini, makinanın bu kadar saat çalışmış olmasının malın ayıplı olmadığının en net göstergesi olmakla birlikte sonrasında ortaya çıktığı iddia edilen emiş pompasındaki arızanın giderilebilir, tamiri mümkün türden bir arıza olduğunu, dava şirketin, tüm iyi niyeti ve problem çözme gayreti ile davacıya Sakarya’da bulunan fabrikadan personel gönderimi sağlayarak ücretsiz olarak sorunları çözmeye çalıştığın, davalının memnuniyetini için yenisi ile değiştirilerek 24.06.2022 tarihinde teslim edildiğini, aynı tarihte kullanmış olduğu eski makinanın geri alındığını, Garanti Belgesi Yönetmeliğinin “Değiştirilen malın garanti süresi” başlıklı 10 uncu maddesinde “Garanti uygulaması sırasında değiştirilen malın garanti süresi, satın alınan malın kalan garanti süresi ile sınırlıdır.” hükmüne göre makinanın garanti süresinin dolduğunu ve huzurdaki davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ihbar önellerine dahi uymayan davalının davasının usulden reddedilmesi gerekli olduğunu, usulüne uygun bir ihbar yapılmadığını, ticari satışlar bakımından ayıplı mal ile karşılaşılması durumunda ayıp ihbarının geçerli bir şekilde yapılabilmesi, ayıbın türüne göre farklı sürelere bağlandığını, yukarıda arz ve izah ettiğimiz tüm sebepler ışığında, huzurdaki davanın ihbar süresine ve şekli şartlarına uyulmadığı ve cihazın garanti kapsamında olmaması gerekçesiyle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, Yargılama giderleri ve avukat vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, ihtarname örnekleri, taraflar arasında yapılan yazışma örnekleri, e fatura örnekleri, taraf beyanları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Taraflar arasındaki satın alma sözleşmesi nedeniyle davalının edimini yerine getirip getirmediği, davacı tarafından satın alınan malın ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının usulüne uygun ve süresinde olup olmadığı hususlarındadır.
Tanık deliline dayanıldığından tanıklar dinlenmiştir.
Davacı Tanığı ... yeminli beyanında: Ben davalı firmada idare sorumlusu olarak çalışmaktayım, benim çalışmış olduğum firma davacı firmaya 1 adet sokak süpürme aracı satmıştır, davacı firmaya satmış olduğumuz ürünü 2020 yılının 3. Ayında şartnamesine uygun teslim ettik, aynı yılın 12. Ayında davacı firma bizden satmış olduğumuz ürünün genel bakımını istedi biz davacının talebi doğrultusunda tüm bakımlarını yaparak ürünü davacıya teslim ettik, daha sonra davacı firma 2021 yılının son aylarında satmış olduğumuz ürünü yenisi ile değiştirmemizi istediler, davalı firmada davacının değişim talebini kabul etti, bizim davacıya firmaya teslim etmiş olduğumuz yeni ürün önceki ürüne göre biraz daha gelişmiş üründü, biz ürünlerimizin imalatında kullanılacak parçaların bir kısmını yurt dışından ithal ediyoruz, ithal edeceğimiz ülkelerden olan Ukrayna da savaş çıkması nedeni ile söz konusu temin edeceğimiz ürünü geç teslim ettik, bu teslimat sırasında ürünün nasıl kullanılacağı konusunda eğitim vererek firma yetkililerin rızasını da alarak teslim ettik, yaklaşık 3-4 ay sonra davacı fırma bizimle irtibata geçerek üründe bir takım sorunlar çıktığını bu nedenle ürünü iade etmek istediklerini söyledi, bunun üzerine bizde söz konusu sorunları giderebileceğimizi kendilerine söyledik, davacı firmaya servis hizmeti vermeyi teklif ettik ancak kabul etmediler, akabinde de davalı firmaya dava açtılar üründe halen davacı firmadadır, olayla ilgili bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir." demiştir.
Deliller toplandıktan ve tanıklar dinlendikten sonra Taraflar arasındaki satın alma sözleşmesi nedeniyle davalının edimini yerine getirip getirmediği, davacı tarafından satın alınan malın ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının usulüne uygun ve süresinde olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesi için dosya Makine Mühendisi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle; "...Davalı tarafından üretilen ilk makinenin sözleşme şartlarına uygun olmadığı, 31 saat çalıştıktan sonra ortaya çıkan arızaların üretimden kaynaklı olduğu, araçta ortaya çıkan arızaların kullanım sonucu bozulacak parçalar nedeniyle oluşmasının mümkün olmayan parçalar olduğu, bu nedenle ilk satım aşamasında arızalı olduklarının ve kısa süreli kullanım nedeniyle ortaya çıktıklarının kabulünün gerektiği, dolayısıyla davacı şirket personelinin hatalı kullanımı sonucu ortaya çıkmasının söz konusu olmadığı, bu durumda davalı şirket tarafından teslim edilen makinenin davacı şirkete gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olarak teslim edildiği kanaatine varılmıştır. Davalı şirketçe ilk teslim edilen makine geri alındıktan sonra onarılıp teslim edilmemiş ve yeni bir makine teslim edilmiştir. Dolayısıyla ilk makinedeki arızaların tamir yoluyla giderilemeyecek derecede ciddi ve önemli ayıplar olduğu, makineden faydalanamama halinin süreklilik kazandığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketçe teslim edilen ikinci makinede de, makinenin kullanımını engelleyen arızaların çıkması, davalı şirketin makineyi sözleşmeye uygun şekilde üretemediğini ve tamir yoluyla da arızaları gideremediğini göstermektedir. Dolayısıyla teknik açıdan makinenin davalıya iadesi koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacı Şirketin Maddi Zararı Yönünden İnceleme Ve Kanaat: Dosya içeriğine göre davacı şirket tarafından sözleşme konusu makine için davalıya 27.12.2019 tarihinde toplam 290.138,40 TL olup davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararı bu miktar kadardır. Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı şirket tarafından davacıya teslim edilen sözleşme konusu her iki makinenin de gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olduğu, 2-Araçlardaki imalat hatalarının tamir yoluyla giderilemediği, 3- Teknik açıdan araçların davalıya iade koşullarının oluştuğu, 4- Davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği maddi zararının ödeme tarihi 29.12.2019 itibariyle 290.138,40 TL olduğu..." görüş ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Rapora itirazlar üzerine dava konusu makinelerin yerinde incelenmesi suretiyle ek rapor düzenlenmesi için dosya aynı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu ek raporunda özetle;"...Mahallinde Keşfen Yapılan İnceleme Ve Tespitler: 22.11.2024 günü saat 11:00'den itibaren mahallinde keşfen yapılan incelemede, dava konusu süpürge makineleri görülmüş ve incelenmiş olup makinelerin incelenmesinden, tamamının arızalı ve kullanılamaz halde olduğu, tamir işlemlerinin tekniğine uygun şekilde yapılmadığı tespit edilmiştir.
Davacı Şirketin Maddi Zararı Yönünden İnceleme Ve Kanaat:
Dosya içeriğine göre davacı şirket tarafından sözleşme konusu makine için davalıya 27.12.2019 tarihinde toplam 290.138,40 TL olup davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararı bu miktar kadardır.
Sonuç:
Yukarıda açıklandığı üzere:
Davalı şirket tarafından davacıya teslim edilen sözleşme konusu her iki makinenin de gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olduğu,
Araçlardaki imalat hatalarının tamir yoluyla giderilemediği,
Teknik açıdan araçların davalıya iade koşullarının oluştuğu,
Davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği maddi zararının ödeme tarihi 29.12.2019 itibariyle 290.138,40 TL olduğu
Mahallinde keşfen yapılan incelemede, kök rapordaki tüm tespitlerin doğru ve isabetli olduğunun görüldüğü..." görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Ayıplı ifa iddialarına dayanak olguların gerçekleştiği tarihler itibariyle somut olayda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
TBK'nın 231. maddesi hükmüne göre ise, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.
Somut olayda; Taraflar arasında imzalanan Satın Alma Sözleşmesi kapsamında yol süpürme aracı alındığı, ilk makine de meydana gelen teknik aksaklıklar nedeniyle davalı şirket tarafından makinenin yeni bir makine ile değiştirildiği, yeni alınan makinede de arıza meydana geldiği Davalı tarafından üretilen ilk makinenin sözleşme şartlarına uygun olmadığı, 31 saat çalıştıktan sonra ortaya çıkan arızaların üretimden kaynaklı olduğu, araçta ortaya çıkan arızaların kullanım sonucu bozulacak parçalar nedeniyle oluşmasının mümkün olmayan parçalar olduğu, bu nedenle ilk satım aşamasında arızalı olduklarının ve kısa süreli kullanım nedeniyle ortaya çıktıklarının kabulünün gerektiği, dolayısıyla davacı şirket personelinin hatalı kullanımı sonucu ortaya çıkmasının söz konusu olmadığı, bu durumda davalı şirket tarafından teslim edilen makinenin davacı şirkete gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olarak teslim edildiği makineler üzerinde yapılan inceleme ile tespit edildiğinden ve imalat hatalarının tamir yolu ile giderilemeyeceği anlaşıldığından davacının talep edebileceği maddi zararın 290.138,40 TL olduğu anlaşılmış olup Davanın KABULÜ İLE; 290.138,40 TL'nin, ödeme tarihi olan 27.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; 290.138,40 TL'nin, ödeme tarihi olan 27.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 19.819,35 TL ilam harcından peşin yatırılan 4.954,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.864,51 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 46.422,14 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 4.954,84 TL peşin harç, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 140,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere olmak üzere toplam 9.774,74 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır