T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/337 Esas
KARAR NO: 2024/11
DAVA: İtirazın İptali (Cari Hesaptan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/05/2023
KARAR TARİHİ: 10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İİtirazın İptali (Cari Hesaptan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 18.05.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Davalı ile müvekkil arasında ticari ilişkisinden dolayı, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi oluşmuştur. Ancak bu ilişki dolayısıyla davalı tarafından ödenmesi gereken alacak ödenmemiş davalı aleyhine ... 21. İcra Müdürlüğü ... E. Dosyası ile başlatılan icra takibine davalı haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiştir. Oysa müvekkilimizin mevcut ticari kayıtları, faturalar ve ticari defterleri mucibince davalıdan alacaklı ve dolayısı ile takibimizin haklı olduğu sabit olup yapılacak bilirkişi incelemesiyle bu husus sübuta erecektir. Bu sebeplerle, davalı/borçlunun itirazının tamamen kötü niyetli, yapılan itirazın ise haksız olduğu açıktır. Borçlunun, cari hesap ekstresinde borçlu olduğu görülmekle, hakkında icra takibi başlatılmasına sebebiyet vermiş olması nedeni ile ... 21. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasındaki itirazın iptalini," talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 16.06.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkil firma defter kayıtlarını incelediğimizde müvekkil firma tarafından davacı yandan ürün teslim alındığını gösterir faturalar mevcut olmadığı gibi ürünlerin müvekkil firmaya teslim edildiğini gösterir sevk irsaliyeleri de söz konusu değildir. Ayrıca belirtmek istediğimiz bir başka husus ise davacı yanın müvekkil firmadan olan alacağına işlemiş faiz işletmesi söz konusu olamaz. Zira davacı yan müvekkil firmadan olan alacağına icra takip öncesi işlemiş faiz işletebilmesi için alacağını temerrüte düşürmesi gerekirken davacı yan müvekkil firmadan olan alacağını temerrüte düşürmediği için davacı yan müvekkil firmadan takip öncesi işlemiş faiz adı altında herhangi bir meblağı talep edemez. Talep etmesi halinde bu durum usul ve yasaya aykırı bir durum olacağı için sayın mahkemece icra takip öncesi talep edilen işlemiş faiz tutarının hükme esas alınmaması gerekmektedir. Davacı yanın haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine karar verilmesi, akabinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu, Ticaret Sicil Kayıtları, ... 21. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası, vergi kayıtları, SGK kayıtları, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
17.11.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Taraflara ait 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi olan 20.02.2023 itibariyle davacının davalıdan 117.378,46 TL alacaklı olduğu ancak davacının, davalı tarafından kayda alınan 1.212,00 TL tutarındaki .... numaralı faturayı davalı adına düzenleyip düzenlemediğinin tespit edilmesi ve davalının 5.000,00 TL olarak davacıya ödediğini kayda aldığı tüm ödemelerin ıslak imzalı banka dekontlarını ibrazı ile davacının alacak tutarının net olarak hesaplanabileceği," sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE: Dava, cari hesap ilişkisi olduğundan bahisle açılan itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, 2017/19-1634 Esas ve 2018/633 Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı takibe yaptığı itirazda, davacı yana borçlu olmadığı savunması ile takibe itiraz etmiş ve huzurdaki davada cevap dilekçesi ile savunmasını yaparak dava konusu ettiği alacağa yönelik malların teslim edilmediğini sunmamıştır. Bu durumda ispat yükünun davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki gereği mal ve ürünlerin teslim edilip edilmediği, mal karşılığı bedelinin ödenip ödenmediği ile bedelin ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, aynı hususta davalı yana tebliğ ile ihtarat yapılmış, taraflarca ticari kayıtları bilirkişi incelemesine hazır hale getirilmiştir.
Bu kapsamda dosyamıza sunulan 17.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile; "Davacı tarafın 2022 Yılı davalı adına 29 adet fatura düzenlediği davacı taraf kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu faturalarda Şubat 2022 döneminde düzenlenen 4.221,87 TL tutarındaki faturanın beyan sınırını aşmadığı için beyan edilmediği, diğer toplam 28 adet faturanın 2022 Yılı Bs Formlarında beyan edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın da 2022 Yılı'nda davacı tarafından adına düzenlenen KDV hariç toplam tutarı 208.877,01 TL olan 28 adet faturayı Ba Formlarında beyan ettiği davalı tarafın bağlı olduğu vergi dairesinden dava dosyasına gelen listeden görülmüştür. Tarafların karşılaştırmalı olarak kayıtlarına bakıldığında davacı tarafından davalı adına düzenlenen 14 adet faturanın davalı taraf kayıtlarında olmadığı, buna karşılık davalı kayıtlarında bulunan 1 adet faturanın da davacı taraf kayıtlarında bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafından düzenlenip davalı taraf kayıtlarında bulunmayan faturaların toplamı 116.349,49 TL'dir. Davalı taraf toplam 116.349,49 TL tutarındaki 14 adet faturayı kayıtlarına almamasına karşılık Ba formlarında beyan etmiştir. Davacının davalı tarafından kayda alınan 1.212,00 TL tutarındaki ... numaralı faturayı davalı adına düzenleyip düzenlemediğinin tespit edilmesi gerekecektir. Davalının 5.000,00 TL olarak davacıya ödediğini kayda aldığı tüm ödemelerin ıslak imzalı banka dekontlarını ibrazı gerekecektir. Tüm bu incelemeler sonucunda davacının davalıdan alacağının tutarı net olarak ortaya çıkacaktır.
Taraflara ait 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davacı taraf kayıtlarına göre takip tarihi olan 20.02.2023 itibariyle davacının davalıdan 117.378,46 TL alacaklı olduğu ancak davacının, davalı tarafından kayda alınan 1.212,00 TL tutarındaki ... numaralı faturayı davalı adına düzenleyip düzenlemediğinin tespit edilmesi ve davalının 5.000,00 TL olarak davacıya ödediğini kayda aldığı tüm ödemelerin ıslak imzalı banka dekontlarını ibrazı ile davacının alacak tutarının net olarak hesaplanabileceği," belirtilmiştir. Hazırlanan rapora taraf vekillerince itiraz edilmiştir.
Bilirkişi raporundan 1 fatura ve 1 ödemeye ilişkin durumun net olarak ortaya konulamadığı belirtilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ilgili fatura ve ödeme kayıtlara işlenmiş ancak davalı tarafından fiktif işlemler ile farklı olarak gösterilmiştir. Zira 10.08.2022 tarihli ve ... numaralı 1.212,00 TL tutarındaki fatura davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup bu faturayı davalının 10.11.2022 tarihi yerine kayıtlarda farklı işleyerek 01.11.2022 tarihli olarak gösterdiği de anlaşılmaktadır. Öyle ki davalı yanın itiraz dilekçesi ekinde yer alan 25.10.2022 tarihli 5.000 TL tutarlı ödeme dışında farklılık olmadığı da anlaşıldığından, davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen kabulüne, davalının ... 21.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 117.378,46 TL asıl alacak ile bu alacağa takip tarihi olan 20.02.2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi uygulanarak devamına, temerrüt olmadığından fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura ve açık hesap alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE,
Davalının ... 21.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 117.378,46 TL asıl alacak ile bu alacağa takip tarihi olan 20.02.2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 117.378,46 TL alacağın %20'si olan 23.475,69 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 8.018,12 TL peşin harçtan alınan 1.417,65 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 6.600,47 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye İrad Kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi gereğince kabul olunan kısım üzerinden hesaplanan 18.780,55 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 1.417,65 peşin harç, 25,60 TL vekalet harcı, 3.355,00 TL bilirkişi ücreti ve posta gideri olmak üzere toplam 4.978,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı. 10/01/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır