T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/341 Esas
KARAR NO : 2025/605
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/05/2023
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalıların yetkilisi bulunduğu ... Ltd. Şirketinde 28.12.2018 - 03.11.2019 tarihleri arasında kasap olarak kesintisiz olarak çalıştığını, davacının iş akdi haksız ve bildirimsiz olarak feshedilince, ... 15. İş Mahkemesi’nin ...esas sayılı dosyası ile ödenmeyen ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ücret alacağı ve ulusal bayram genel tatil alacağı gibi işçilik alacaklarının tahsili amacıyla taraflarınca dava ikame edildiğini, İşbu işçilik alacalı davasınin 21.01.2021 tarihinde karara çıkmış ve 06.05.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, Kesinleşmenin akabinde alacakların tahsili amacıyla ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatıdığını, şirketin eski ortakları olan ..., ... ve ... ile halihazırda hala yetkilisi olan ...'a 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiini, ancak bankaların tümünden olumsuz yanıt geldiği gibi, şirketin eski ortakları ile halen yetkilisi olan kişi de 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz ettiklerini, Borçlu ... firmasına ait araç ve taşınmaz dahil malvarlığı sorgusu sonucunda da herhangi bir malvarlığına rastlanmadığını, dava dışı şirketin ticaret sicildeki adresinin ... olduğunu, Bu adreste hala faal olduğu gözüken şirketin, aslında yıkılmış bir halde olduğunu, ticaret sicildeki adresle dava dışı şirkete ulaşılamadığını, ... 19. icra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından yazılan talimat ile ... 7. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasından 18.05.2023 tarihinde hacze gidildiğini e borçlu şirketin yıkılmış olduğu, halen ticaret sicilde yer alan adreslerinde bulunmadığı ve adresin yıkım halinde olan boş bir arazi olduğunun tespit edildiğğini, gelinen bu noktada dava dışı şirkete ait hiçbir mal varlığına ulaşılamadığından icra takibinin semeresiz kaldığını, Tüm bu işlemler sonucunda; ticari faaliyetlerin şirket üzerinden yürütülmesine karşılık, şirket tüzel kişiliğinin mal varlığı olarak içinin tamamen boşaltıldığı ve boş tutulduğu, resmi ve gayri resmi kar ve kazanç paylarının usulsüz bir şekilde ortakların üzerine geçirildiğinin anlaşıldığını, dava dışı şirketin 26.06.2015 tarihinde ticaret sicile tescil edildiğini, Tescil tarihinde kurucu olarak ... ve ... isimli kişilerin ticaret sicilde yer aldıklarını, 03 08.2017 tarihinde hisse devri ve müdür ataması ticaret sicile tescil edildiğini, bu tarihte hissedarlardan ...hissesini ...’ a devrederek ortaklıktan ayrıldıklarını, ... hissesinin bir kısmını ...'a ve ...'a devrederek ortaklığa devam ettiklerini, bu tarihte ayrıca şirket müdürü ...'un müdürlüğünün devamına ve karar tarihinden İtibaren 10 yıl süre ile şirketin yeni ortaklarından ...’ın şirket müdürü olarak atanmasına, ...’ın müdürler kurulu başkanı olarak atanmasına, şirket müdürleri ... ve ...'ın her ikisinin de şirket unvanı altında atacakları münferit imzası ile şirketi her hususta temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, Daha sonra 09.07.2020 tarihinde dava dışı şirkete ait pay devri ve müdür/yetkili konu başlıklı hususlar ticaret sicile tescil edildiğini, bu tarihte ... ve ... hisselerinin tamamını ...'a devrettiklerini, şirketin bu tarihten sonra tek ortaklı limited şirkete döndüğünü, ...'un tek başına müdür ve yetkili olarak münferiden temsile yetkili kılındığını, daha önceden müdür görevi olan ...'ın önceki bu görevi sona erdiğini, Aynı tarihte ...'un son durumda 400 adet paya karşılık gelen 10.000 Türk Lirası sermayesi olduğunun tescil edildiğini, dava dışı şirketin ticaret sicilde mevcut olan adresinde şuanda faal durumda olmadığı gibi hiçbir malvarlığı olmaması sebebi ile borçlarını ödeyecek bir durumda da olmadığını, ancak buna rağmen kötü niyetli bir şekilde ticaret sicile adres değişikliği ya da tasfiye halini bildirmediğini, dava dışı şirketin bu davranışları ile alacaklıların alacağına kavuşmasını engelleme çabasında olduğunu, bahsedilen pay devri tarihi, müvekkilinin işçilik alacağının tahsili amacıyla ikame ettiği tarihten hemen sonraki bir tarih olduğunu, Müvekkilinin 10.12.2019 tarihini işçilik alacağı davasını açmış ve müvekkilin çalışmış olduğu ... ait pay devri ise 09.07.2020 tarihinde gerçekleştiğini, yani dava dışı şirket ve huzurdaki dosyanın davalılarının, ihtilaflı da olsa işçilik alacaklarından dolayı alacaklı olduğunu ve bu konuda dava açıldığını bilebilecek durumda olduklarını, gerek davacıdan gerekse de mahkemeden saklanan yıkım / ticari faaliyete son verme / adres değişikliği vb, usul ve yasaya açıkça aykırı olup, davalıların bu hukuka aykırılıklardan meşru ve hukuken korunacak menfaat elde etmelerine izin verilmesinin mümkün olmadığını, Davalıların; başta davacı olmak üzere, alacaklılarının alacak haklarına kavuşmalarını önlemek için her türlü yola müracaat etmekte olduklarını, dava dışı şirkete başlatılan icra takibinden de anlaşılacağı üzere, şirkete ait hiçbir taşınır ve taşınmaz mal varlığı bulunmadığını, ... Ticaret Odası'na kayıtlı bir şirket olmasına rağmen sicilde kayıtlı adresine dahi ulaşılamadığını, Şirketin ticaret sicilde faal olarak gözüken adresi bulunmasına rağmen ticari faaliyetlerini yürütmesine yetecek asgari düzeyde bir mal varlığına rastlanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ... 'un 09.07.2020 tarihinde diğer ortakların paylarını satın alarak şirketin tek yetkilisi olduğunu, ancak şirket adına hiçbir mal varlığı bulunmadığını, bu hususların dahi muvazaalı davranışları kanıtlar olgular olduğunu, Davalıların, tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanarak davacının kazanmış olduğu işçilik alacaklarına kavuşmasını engellemeye çalıştıklarını, Davalıların son derece kötü niyetli bir şekilde davranarak şirketin bünyesinde çalışmış olan işçinin haklarına kavuşmasını engellemek amacıyla hem iş yeri adreslerini güncellemediklerini hem de şirketin içini boşalttıklarını, Tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının, Yargıtay içtihatları ve mahkeme uygulamaları ile hukukumuza kazandırılmış istisnai bir kurum olduğunu, davalıların, tüzel kişilik perdesi arkasına sığınarak alacaklılarından mal kaçırma gayreti içinde olduklarını, davacı müvekkilinin hak kazanmış olduğu işçilik alacaklarının ödenmesi bakımından dava dışı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak ortakların sorumluluğuna gidilmesini gerektirecek tüm yasal koşulların oluştuğunu, Mahkemece, dava dışı şirketin ticari defterleri incelenerek; şirketin mal varlığı, şirketin mal varlığından ortakların şahsi mal varlığına bir kayma olup olmadığı ve ticari faaliyetin şirket üzerinden gerçekleştirilmesine rağmen tüm kazancın şirket ortaklarının şahsi mal varlıklarına dahil edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, Ticari defterlerin incelenmesi hususunun ortakların şirkete karşı olan borçlarını yerine getirip getirmediğinin ve şirketin kötü yönetilmesi sonucu sermayesinin ne ölçüde eritildiğinin açıklığa kavuşturması bakımından önem arz ettiğini, Tüm davalıların, müvekkilinin çalıştığı dönem boyunca dava dışı şirketin ortakları konumunda olduklarını, Hisselerini devreden ortağın kısa bir dönem sonra yeniden ortak olmasının, ortaklar arasında muvazaalı ilişkilerin kanıtı olduğunu, Davacının işçilik alacaklarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiğini, Ayrıca, söz konusu şirket yıkıldığı halde hala şirketin faaliyette bulunması ve hiçbir mal varlığı olmadığı halde söz konusu şirketin tasfiyeye gitmemesinin de ortakların sorumluluğunu doğuran diğer nedenlerden biri olduğunu, bu nedenlerle; davalıların, muvazaalı işlemler ile davacının alacağına kavuşmasını engelledikleri sebebiyle dava dışı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak 37.005,90 TL alacağın, takip tarihinden itibaren ücret alacağı, fazla mesai alacağı ve ulusal bayram genel tatil alacağına işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile diğer alacaklara işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, şargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle husumet yokluğu ile davanın reddini talep ettiklerini, esasa yönelik olarak ise, Müvekkili ...'ın, 01.07.2020 tarihinde tüm hissesini diğer davalı ...'a devrederek toplamda üç yıl hissedar olarak bulunduğu davaya konu şirketten ayrıldığını, İşbu kararın 09.07.2020 tarihinde tescil edildiğini, TTK'da açıkça düzenlendiği üzere şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan ve şirket borçlarından tüzel kişilik sorumlu olduğundan, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde şirket taraf olmakta ve şirketin sorumluluğu bulunmakta olduğunu, arıca yine TTK'da açıkça düzenlendiği üzere limited şirket ortaklarının üçüncü kişilere karşı sorumluluklarının sınırlı bir sorumluluk olduğunu, bu hususta Yargıtay içtihatları bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı taraf tüzel kişiliğinin perdesinin aralanması iddiasını söz konusu şirketin öz kaynak yetersizliğine dayandırdığını, öğretide ancak ve ancak nitelikli veya ağır maddi sermaye yetersizliğinin tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına neden olacağı belirtilmekte olup, her maddi sermaye yetersizliğinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği kabul edilmekte olduğunu, bunun için şirketin yaptığı iş itibariyle sermayesinin yetersiz olduğunun bizzat ortaklar tarafından açık ve kolayca anlaşılabilir olması gerekmekte olduğunu, ancak somut olayda yalnızca işçilik alacağının ödenmemiş olması sebebiyle şirketin öz kaynak yetersizliğinden bahsedilmesinin yerinde olmadığını, Şöyle ki 2015 yılında kurulmuş olan ve ticaret sicilde halen aktif olarak görünen bir şirket için yalnızca davacının işçilik alacağının ödenmemiş olması sebebiyle yetersiz öz kaynak ile kurulmuş olduğundan bahsedilmesi zoraki bir yorumlamadan ve niyet okuma çabasından öteye gidemeyeceğini, kaldı ki söz konusu alacağın 37.005,09 TL'den ibaret olup yalnızca bu alacak kaleminin ödenmesinden kaçınmak amacıyla bir şirketin tüm malvarlığını satacağının düşünülmesi yahut öz kaynak yetersizliğinden bahsedilmesinin abesle iştigal olduğunu, öz kaynak yetersizliğinden bahsedebilmek için somut bir şekilde şirketin aktiflerinin ve pasiflerinin ortaya konulması ve mal kaçırma amacının tutarlı iddialara ve somut delillere dayandırılması gerektiğini, ayrıca davacı taraf işçilik alacaklarının ödenmediğini ve diğer iki ortağın paylarını tek ortağa devrederek adeta şirketin ortadan kaybolduğunu iddia etmekte olduğunu, öncelikle önemle belirtmek gerekir ki müvekkilinin tamamen kendi kişisel sebeplerinden dolayı hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını, davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi ile müvekkilinin şirketten ayrılması arasında herhangi bir bağlantı olmadığını, Davacı tarafın bu dayanaksız iddiaları ile hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmayan üçüncü kişi konumundaki müvekkilini sorumluluğa dahil etmeye çalıştığını, Davacı tarafın işçilik alacağını şirketten tahsil edememesi sonucunda hiçbir sorumluluğu bulunmayan müvekkilini sorumluluğa dahil etme amacıyla dayanaksız ve mesnetsiz iddialarda bulunarak açmış olduğu huzurdaki davanın öncelikle husumet ve esas yönünden reddi ile tüm yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ...ın, davacının alacaklı göründüğü ....Şti.'de şirket genel kurul kararlarına göre 25.07.2017 ile 24.06.2020 tarihleri arasında hissedar olarak bulunduğunu, davacı tarafın talep ettiği alacaktan şahsi olarak hiçbir sorumluluğu bulunmadığı gibi dava konusu icra takibinin 2021 yılında başlatılmış olduğunu, burada müvekkilin sorumluluğundan bahedilemeyeceğini, davacı tarafın, ... şirketinin sicilde mevcut adresinde şu anda faal durumda olmadığı, mal varlığı bulunmaması sebebi ile de borçlarını ödeyecek durumda olmadığı, ancak buna rağmen ticaret sicile adres değişikliği ya da tasfiye halini bildirmediği iddiasının da yine müvekkiline yöneltilebilecek bir iddia olmadığını, Müvekkilinin, ... şirketinde 09.07.2020 tarihinden itibaren bulunmadığını, bu noktadan sonra müvekkiline konu şirket hakkında bir talep ile gitmenin mümkün olmadığını, Bir ticari işletme sahibinin yalnızca bir işçilik alacağı için işletme hisselerini devretmesinin ticari hayatın akışına aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafın, konu şirket adresine 18.05.2023 tarihinde fiili hacze gittiklerini ve adresin yıkılmış bir yer olduğunu dilekçesinde ifade ettiğini, Müvekkilin, şirketten ayrılmasından 3 sene sonrasında yıkılmış olan şirket binası ile nasıl bir ilgisi bulunabileceğini, Nitekim müvekkilin konu şirket ile hiçbir bağı bulunmamaktadır. Müvekkilinin, ... şirketindeki hissesini devrettikten sonra bir süre başka bir şirkette işçi olarak çalıştığını, bu hususun SGK kayıtları ile de ispatlanacağını, Dolayısıyla davacı tarafın da dilekçesinde bahsettiği, tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılması davası açılmadan önce mevcut borç ilişkisinde taraf olan tüzel kişi veya gerçek kişilerin sorumluluğu ile onun arkasında yer alan fiilen mal varlığını ve yönetimini elinde bulunduran kişi veya kişilerin sorumluluğunun net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, öncelikle davanın müvekkili yönünden husumet sebebi ile usulden reddine, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda haksız ve hukuka aykırının esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER :
... Şti'nin ticaret sicil kaydı, ... Ltd. Şti'nin vergi kayıtları, ... Ltd. Şti'nin ve davalıların Sgk kayıtları, ... 19. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, ... 15. İş Mahkemesinin ... E sayılı dosyası, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacının davalıların yetkilisi olduğu şirkette çalışmış olduğu, şirketin boşaltıldığı ve kar ve kazanç paylarının ortaklığın üzerine geçirildiği iddia edildiğinden, usulsüz işlemlerin ve muvazanın bulunup bulunmadığı, tüzel kişilik perdesi aralanarak tüm ortakların sorumluluğuna gidilmesi gerekip gerekmediği, davacının işçilik alacaklarının tespiti ile bu alacakların davalılardan tahsili gerekip gerekmediği, husumet itirazlarının yerinde olup olmadığı hususlarındadır.
Tanık deliline dayanıldığından tanıkların yeminli beyanları alınmıştır.
Davacı tanığı ... beyanında: Davacı ... çalışma arkadaşım olur, ...Ltd. Şti'nin restoranında 2018 yılında birlikte çalıştık, 2019 yılında birlikte işten çıkarıldık, ... şirketi yıkıldı, hiçbir şekilde işçilik alacaklarımız ödenmedi, şirketin malzemelerini satıp alacaklarımızı o şekilde karşılayacaklarını ifade ettirler, ortaklar ..., ... ve ... bize bu şekilde ifade etti ancak, alacaklarımız karşılanmadı, şirketin demirbaşları satıldı, elde edilen paradan bizim alacaklarımız karşılanacaktı, karşılayacaklarını söylediler, ancak para vermediler, davacının işten çıkarıldığı ve alacaklarının ödenmediği 2019 yılında ... ortakları ... , ...ve ... idi, 2021 yılında ... şirketinin binası yıkıldı ve yıkımın ardından başka bir yerde faaliyet göstermedi, şirket borçlarını ödeyemediğinden dolayı icralar geliyordu, şirkete mal veren kişilerin paraları da ödenmemiştir, benim şirkette çalıştığım tarihlerde şirketin taşınmazı, aracı, bankada parası yoktu, bildiğim tek mal varlığı demirbaşlar idi, şirket iflas durumundaydı, borçlarını ödeyemez halde idi, şirket ortakları şirketi kötü yönetiyorlardı, örneğin ödemeleri zamanında yapmıyorlardı, ben çalıştığım sürece ücretimi aylık olarak ...beydan elden aldım, aldığım zaman da hep geç alırdım, benim gibi diğer çalışanların ücretleri de geç ödenirdi, benim de ödenmeyen ücret alacağım vardır, toplam 12 işçinin tamamı benimle birlikte işten çıkarılmıştı, hiçbirinin işçilik alacakları ödenmemişti, ben alacaklarımın ödeneceğine güvenerek dava açmadım, ben ... şirketinin restoranında garson olarak çalışıyordum, işten çıkarılan 12 kişi arasında garson ve mutfak çalışanları bulunuyordu, Davacı ise kasap ustasıdır, mutfak çalışanıdır demiştir.
Tanık dinlendikten ve deliller toplandıktan sonra ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle Davacının davalıların yetkilisi olduğu şirkette çalışmış olduğu, şirketin boşaltıldığı ve kar ve kazanç paylarının ortaklığın üzerine geçirildiği iddia edildiğinden, usulsüz işlemlerin ve muvazanın bulunup bulunmadığı, tüzel kişilik perdesi aralanarak tüm ortakların sorumluluğuna gidilmesi gerekip gerekmediği, davacının işçilik alacaklarının tespiti ile bu alacakların davalılardan tahsili gerekip gerekmediği" hususlarında rapor düzenlenmek üzere dosyanınMali Müşavir ... İş Mevzuatı Uzmanı ...ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler mahkememize sunmuş oldukları 17/10/2024 tarihli raporlarında özetle; "...Dosya kapsamı belge ve kayıtlar ile tanık anlatımına göre dava dışı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntı nedeniyle “İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle geldiği” anlaşılmakla, ortakların tasfiye kararı alması ve tasfiye memuru tayin etmesi, tasfiye memurunun şirketin ilk envanteri ve bilançosunu çıkararak şirketin aktiflerini pazarlık suretiyle satarak (tanığın anlatımındaki “şirketin malzemelerini satıp alacaklarımızı o şekilde karşılayacaklarını söylediler” yönündeki açıklaması da dikkate alındığında) yine TTK.nun 536542.maddelerindeki düzenlemeler uyarınca hareket etmesi beklenirdi. Ancak dava dışı şirket ortaklarının bu yola gitmedikleri, davalı ... ve ...’ın şirketteki hisselerini hakim ortak durumundaki ...’a devrettikleri, şirketin demirbaşlarının akibeti konusunda dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüştür. SONUÇ : Sayın Mahkeme’nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosyakapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Sayın Mahkemece davalı ortakların sorumluluğuna gidilmesi durumunda davacının ... 19.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki alacaklarından sermaye payları ile sınırlı sorumluluklarına gidilebileceği, ... 19.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında davacı tarafından, söz konusu karar dayanak tutularak 31.263,19 TL asıl alacak ve 5.742,71 TLişlemiş faizleri ile birlikte toplam 37.005,90 TL üzerinden takip başlatıldığı, Buna göre takip tarihi itibariyle toplam 37.005,90 TL.dan; ...’un sorumlu olduğu miktar : 37.005,90 TL/400 pay x 200 pay = 18.502,95 TL, ...’ın sorumlu olduğu miktar : 37.005,90 TL/400 pay x 100 pay = 9.251,47 TL, ...’ın sorumlu olduğu miktar : 37.005,90 TL/400 pay x 100 pay = 9.251,47 TL olacağı, Söz konusu alacak miktarlarına takip tarihinden itibaren yürütülecek işlemiş faiz ile icra takip giderlerinden de sermaye payları ile sorumluluklarına gidilebileceği, Davalı ... ve ...’ın şirketteki hisselerini hakim ortak durumundaki ...’a devrettikleri, şirketin demirbaşlarının akibeti konusunda dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, Şirketin boşaltıldığı ve kar ve kazanç paylarının ortaklığın üzerine geçirildiği iddiası ile ilgili dava dışı şirketin ticari defterleri ibraz edilmediğinden şirketin içinin boşaltılıp boşaltılmadığı hususu mali anlamda incelenemediği..." sonuç ve kanaatine ulaşıldığını bildirmişlerdir.
Tarafların itirazları üzerine itirazlar da değerlendirilmek üzere ek rapor düzenlenmesi için dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti mahkememize sunmuş oldukları ek raporlarında özetle; "...Somut olayda “Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması” koşullarının oluşup oluşmadığı, davalıların sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği ve nihayetinde sorumluluklarının miktarı konularında hukuki durumun ve delillerin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olduğundan ve ayrıca kök raporda sonrası dosyaya yeni bir belge, kayıt ve bilgi de sunulmadığından kök raporumuzda bir değişikliğe gidilmeyecektir. SONUÇ : Kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerimiz aynen geçerli olmak kaydı ile hukuki durumun ve dosya kapsamı delillerin takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Sayın Mahkemece davalı ortakların sorumluluğuna gidilmesi durumunda davacının ... 19.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki alacaklarından sermaye payları ile sınırlı sorumluluklarına gidilebileceği, ... 19.İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasında davacı tarafından, konusu karar dayanak tutularak 31.263,19 TL asıl alacak ve 5.742,71 TL işlemiş faizleri ile birlikte takip tarihi itibariyle toplam 37.005,90 TL.dan; ...'un sorumlu olduğu miktar : 37.005,90 TL/400 pay x 200 pay - 18.502,95 TL , ...'ın sorumlu olduğu miktar : 37.005,90 TL/400 pay x 100 pay - 9.251,47 TL, ...'ın sorumlu olduğu miktar : 37.005,90 TL/400 pay x 100 pay - 9.251,47 TL olacağı, Söz konusu alacak miktarlarına takip tarihinden itibaren yürütülecek işlemiş faiz ile icra takip giderlerinden de sermaye payları ile sorumluluklarına gidilebileceği, Davalı ... ve ...'ın şirketteki hisselerini hakim ortak durumundaki ...'a devrettikleri, şirketin demirbaşlarının akibeti konusunda dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, Şirketin boşaltıldığı ve kar ve kazanç paylarının ortaklığın üzerine geçirildiği iddiası ile ilgili dava dışı şirketin ticari defterleri ibraz edilmediğinden şirketin içinin boşaltılıp boşaltılmadığı hususu mali anlamda incelenemediğine..."ilişkin görüş ve kanaatte bulunduklarını bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;Tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyecektir. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir.
Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, yetersiz sermaye durumunda, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı kararı)
Somut olayda, ... 15. İş Mahkemesi’nin ...esas, 2021/18 karar sayılı kararı davacı lehine işçilik alacaklarına hükmedildiği, davacı vekili tarafından ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ücret alacağı ve ulusal bayram genel tatil alacağı gibi işçilik alacaklarının tahsili amacıyla ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile dava dışı şirket ... hakkında takip başlatıldığı görülmüştür. Mahkememizce dava dışı şirket ...nin araç kayıtları istenmiş dava dışı şirketin aktif ve pasif araç kaydı olmadığı yönünde Noterler birliği tarafından yazılan yazı cevabında görülmüştür.
Ticaret Sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava dışı ....Şti.nin 26.06.2015 tarihinde 10.000,00 TL sermaye ile ... ve ...tarafından kurulduğu, şirketin sermyesinin her biri 25,00 TL değerinde 400 paya ayrıldığı, 300 payının (7.500,00 TL) ..., 100 payının (2.500,00 TL) ...’e ait olduğu, ...’in .... 28.Noterliğinin ... tarih ve .. yevmiye no.lu Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesi ile şirketteki (2.500,00 TL) hissesini diğer ortak ...’a devrettiği, ...’un şirketteki (7.500,00 TL) hissesinin (2.500,00 TL) kısmını ... 3.Noterliğinin .... tarih ve ... yevmiye no.lu Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesi ile ... T.C. No.lu ...’a, ... 3.Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye no.lu Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesi ile ... T.C. No.lu ...’a devrettiği, söz konusu devirlerin ... tarih ve ... tarihli sicil gazetesinde yayımlandığı, bu devirler sonrası ortalık paylarının 200 payın ..., 100 payın ..., 100 payın ...’a ait olduğu, 24.06.2020 tarih ve 1 sayılı genel kurul kararı ile ...’ın 100 payını ve ...’ın 100 payını ...’a devrettiği, devrin ... tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı görülmüştür.
Şirketin boşaltıldığı ve kar ve kazanç paylarının ortaklığın üzerine geçirildiği iddiası ile ilgili
dava dışı şirketin ticari defterleri incelenemediğinden şirketin içinin boşaltılıp boşaltılmadığı hususunun tespit edilemediği görülmüştür. Taşınmaz kayıtlarının incelenmesinde şirketin taşınmazlarının ortaklara geçirildiğine dair bir bilgi ve belge görülmemiştir. Ayrıca şirketin demirbaşlarının akibeti konusunda dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı , demirbaşların devredildiği, şirket içinin boşaltıldığı hususu davacı tarafça ispatlanamadığı, TMK’nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiği davacı tarafça ispatlanamadığından davanın reddine dai,r aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 615,40 TL ilam harcının peşin yatırılan 631,97 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılmış olan 16,57 TL harcın davacıya iadesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ve ... vekiline verilmesine,
5-Suçüstü ödeneğinden ödenen 12.000,00 TL bilirkişi ücretlerinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır