T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/435 Esas
KARAR NO : 2026/496
DAVA : İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/12/2019
KARAR TARİHİ : 30/06/2026
... 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin ...esas ... Karar numaralı kararı ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosya tevzi bürosu tarafından mahkememize tevzi edilmesi üzerine, Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili ... 6. Sulh Hukuk Mahkmeesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında önceki sözleşme olarak belirtilen 24 aylık sanal ofis kiralama sözleşmesinin akdedildiğini, önceki sözleşme karşılığı olarak 24 aylık tüm aylara ilişkin ödemelerin eksiksiz olarak yapıldığını, ancak devam eden süreçte önceki sözleşme zamanına ilişkin 22 aylık hizmetin davalı tarafından müvekkile sağlanmadığının ortaya çıktığını, bu aralıkta ise sözleşmenin her yıl için devam edebilecek nitelikte olduğu, tarafların verilmeyen hizmet hakkında yapılan görüşmeleri neticesinde, taraflar yeni bir sözleşme akdetme ve ödemesi yapılmasına rağmen hizmet alınamamış olan 22 aylık kısmın yeni sözleşme borcundan mahsup edilmesine karar kılmışlar ve 02.08.2018 tarihinde 2018 yılı şubat ayından itibaren geçerli olacak şekilde müvekkil ile davalı arasında 2. bir sanal ofis kiralama sözleşmesinin akdedildiğini, akdedilen sözleşmeye karşılık davalı tarafından önceki sözleşmede müvekkil tarafından ödenmiş bulunan ancak hizmet alınamayan 22 aylık kısmın mahsup edileceği geriye kalan 2 aylık kısmın ödenmesinin yeterli olacağının kararlaştırılmış olduğu ve müvekkil tarafından mahsup edilen aylar dışında kalan 2 aylık bedelin davalıya ödenmiş olduğu, sözleşme imzalanmasının akabinde devreden her yıl için davalılar tarafından verilen ofis hizmeti güncellenerek yenilenmekte ve müvekkilin daha üst versiyonlarda hizmet alımı sağlanmakta olduğu, müvekkili ...'ın bu zamana kadar hiçbir faturasını, ödemesini aksatmadan hizmet almaya devam ettiğini, ilerleyen dönemde müvekkilin yurt dışında çalışmaya devam edeceğinden davalı ile yaptığı sanal ofis kiralama sözleşmesi 2018 yılında revize edilen sözleşme gereğince aylık sanal ofis kiralama bedeli aylık 235 USD olduğunu, müvekkili tarafindan 2018 yılı Ocak - 2018 yılı Mayıs ayına kadar olan süreçte tüm ofis hizmetine karşılık gelen meblağ yapılan anlaşma gereğince eksiksiz ödenmiş bulunmakta olduğunu, davalı tarafın 2. olarak imzalanmış olan 02.08.2018 tarihli 24 ay süreli sözleşme gereğince aslında mahsup etmiş olduğu aylara ilişkin 2018 yılı Şubat ayından itibaren müvekkil tarafından ödeme yapılmadığını beyan ederek müvekkil adına fatura kestiğini, ilgili faturalar müvekkile mail yolu ile gönderilmiş olduğunu ve müvekkilden ödeme yapılmasını talep ettiğini, davalı tarafından müvekkile mail yolu ile faturaların gönderilmesi akabinde defaten davalı ile iletişime geçildiğini ve durumun izah edilmiş olduğunu, arada bir mahsup ilişkisi olduğu bu sebeple 2. bir sözleşmenin imzalandığının beyan edildiğini, yapılan tüm görüşmeler esnasında sonuç alınamamış bu aşamada ise müvekkil tarafından davalı tarafa faturaların kabul edilmediği ödemelerin mahsup ilişkisine dayandığına ilişkin .... 22. Noterliği'nin ...tarih ve ... yevmiye nolu açıklamalı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ilgili ihtarın keşide edilmesi akabinde ise müvekkilin yurtdışında olduğu 20.09.2018 tarihinde müvekkilin muhasebecisine 2018 Yılı Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs -Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim aylarına ilişkin aylık sanal ofis kiralan hakkındaki fatura asıllarının gönderildiği, işbu durumundan müvekkilin haberdar olması akabinde süresi içerisinde fatura asıllarının Beyoğlu 22. Noterliği'nin 21.09.201S tarih 11604 yevmiye numarası ile davalıya iade edilmiş olduğunu, aynı ihtarda davalının kestiği faturalara itiraz edildiği, arada yer alan 02.08.2018 tarihli sözleşmenin feshedildiği ve ödeme yapılmış olmasına rağmen hizmet alınamayan aylık kira bedellerine ilişkin yapılan 04/05/2018 tarihi 1.530,00 USD ödemenin - 03.09.2018 tarihli 2,665,00 TL ödemenin - sözleşme imzalanırken alınan 1.000,00 USD depozito bedelinin müvekkile iade edilmesinin talep edildiğini, davalı tarafından ... 6. Noterliği nin... tarih ... yevmiye nolu ihtarı le müvekkille aslında 1.000,00 USD depozito bedelinin 3.859,00 TL olarak iade edeceğini beyan edilmiş ancak başkaca ödeme yapılmayacağı ve fatura asıllarının ihtar ekinde olduğunun ihtar olunduğunu, öncelikle ... 6. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtar ekinde müvekkile kesinlikle fatura asıllarının iade edilmediğini, ihtarın vekil sıfatı ile ellerine ulaştığını, ekte hiçbir faturanın yer almadığını, çekilen ihtarın noterlik incelemesi yapıldığında da aslında ekinde hiçbir asıl fatura belgesinin olmadığının ortaya çıkacağını, ilerleyen zamanda davalı tarafından müvekkile depozito bedelinin dahil hiçbir geri ödemenin de yapılmadığını, bu aşamada müvekkil tarafından davalı aleyhine ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, başlatılan takipte, müvekkil tarafından ödenmiş bulunan ancak karşılığı alınamamış olan ofis hizmeti kira bedellerine ilişkin; 04,05,2018 tarihi 1.530,00 USD ödeme ile 1.000,00 USD depozito bedeli mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ile birlikte takip tarihi günlük kur üzerinden hesaplama yapılarak istendiği ve yine hizmet alınamayan kira bedeline ilişkin yapılan 03.09.2018 tarihli 2.665,00 TL ödemenin talep edildiği, davalı tarafından ilgili takibe - borca - fer'ilere - faize itiraz edildiğini, yapılan itirazın taraflarından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu aşamada itirazın iptali davası açılması zarureti hasıl olduğunu, Sayın mahkeme tarafından sözleşme gereğince taahhüt edilen ancak verilmeyen hizmetlere ilişkin araştırma yapıldığında aslında müvekkilin mağdur edildiği hizmet alamadığı aylara ilişkin ödediği kira bedelleri ve depozito bedelini istemekte haklı olduğunun ortaya çıkacağını, müvekkilinin ödeme yapmış olduğu aylara ilişkin hizmet alamadığından sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve hizmet alamadığı aylara ilişkin kira bedellerini geri istemiş olduğunu, müvekkil taraflar arasında yer alan yeni 02.08.2018 tarihli sözleşme gereğince aylık 235,00 USD olan kira alacağını; 04.05.2018 tarihinde 1530,00 USD - 03.09.2018 tarihinde 2.665,00 TL olarak ödemiş olduğunu, davalının da Beşiktaş 6. Noterliği'nin 17.10.2018 tarih ve 35721 yevmiye nolu ihtarından depozito bedelini kabul ettiğini açıkça yazdığını, taraflarınca itiraz edilen ve ihtarname ekinde davalıya iade edilen faturaların kesinleştiğini, kesinleşmemiş faturaların dosya bakımından delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, takipte takip tarihi itibari ile merkez bankası nezdinde yayınlanan döviz kuru esas alınmış ve yine merkez bankası tarafından ilan edilen faiz miktarının kullanıldığını, takibin bu yönü ile hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından borca - faize ve diğer tüm fer-i alacaklarına yapılan itirazın, davalının sözleşme gereğince yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve müvekkili zarara uğratmış olmasından dolayı, iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz sebebi ile %20'den az olmamak kaydıyla icra - inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ... 6. Sulh Hukuk Mahkmeesine verdiği cevap dilekçesinde özetle ; İşbu davayı görmekle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, görevsiz mahkemede açılan davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddinin gerekeceğini, davacının müvekkil şirketten aldığı hizmeti ve bunun karşılığı olarak ödediği bedeli düzenleyen ve karşılıklı akdedilen sözleşmeye dayanılarak açılan davanın, ticari uyuşmazlık içerdiği ve dolayısıyla da ticaret mahkemelerinin görev alanı dahilinde olduğunun açık olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, davacıdan müşteri, müvekkil şirketten ise hizmet sağlayıcı olarak söz edilmesi, ödeme bilgileri kısmında servis türü olarak davacı ile imzalanan sözleşmenin hangi tür hizmetleri içerdiğinin belirtilmesi ve sözleşmenin bütünü ve hatta davacının dava dilekçesinde taraflar arasındaki ilişki ve alınan hizmete ilişkin açıklamaları göz önüne alındığında, iki tacir arasında imzalanan, hizmet alımına ilişkin ticari bir sözleşmenin varlığının kolaylıkla tespit edilebileceğini, bu anlamda, TTK m.5 uyarınca, ticari nitelikteki işbu davada görevsizlik kararı vermesinin gerekeceğini, ayın zamanda zorunlu dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmadığından, dava şartı yokluğundan usul yönünden reddine karar verilmesinin gerekeceğini, esas ilişkin beyanlarda ise davacının, tarafların, imzalanan ikinci sözleşme borcundan 22 aylık tutarın mahsup edileceği hususunda anlaştıkları şeklindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin davacıya, aralarındaki sözleşme uyarınca bütün hizmetleri eksiksiz olarak verdiğini, davacının, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, hiçbir şekilde iddiaları ve borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, 3,38 TL tutarlı kur dışında bir kur değerinın esas alınamayacağını, müvekkil şirketin davacıdan muaccel alacağı bulunduğundan, davacının talebinin kısmen veya tamamen kabulü yönünde kanaat oluşması durumunda, müvekkil şirketin alacağının da takas defi yönünden dikkate alınmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle usul yönünden reddine, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olması nedeniyle davanın, dava şartı yokluğundan usul yönünden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine ilişkin itirazlarının iptali talebinin reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, takas defi doğrultusunda, alacak ve borç mahsubunun yapılarak hüküm kurulmasına, davacı aleyhine %20' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin ...Esas...karar sayılı dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin ...esas ...karar sayılı ilamı ile "...davacının tacir olup olmadığına ilişkin deliller toplandıktan sonra, davalının tüzel kişi tacir olması nedeniyle görevli mahkemenin davacının tacir olup olmadığı belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması yönünde kararın kaldırılması gerekmiştir." değerlendirmesiyle kaldırılmakla mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizin ...Esas... karar sayılı kararı ile "Davacı tarafın davasının açıldığı tarih itibariyle 6102 Sayılı kanunun 5.md/A bendinin yürürlükte bulunduğu, 6102 Sayılı Kanunun 5.md/A bendinin aynen 'Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.' şeklinde düzenlendiği, kanun maddesinin dava şartı niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği gibi dava dilekçesinin içeriğinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunun belirtilmediği, dava şartı noksanlığının yargılama sırasında giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı tarafın davasının dava şartı noksanlığı nedeniyle 6100 Sayılı Kanunun 115.md/2 uyarınca USULDEN REDDİNE;" dair karar verildiği, kararın davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile "Davacı vekili, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin...E -... K sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmesinden sonra 03/02/2022 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağını dosyaya ibraz etmiş olup, arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirmiştir. Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun Anayasa'nın 36.maddesi ile düzenlenen kişilerin hak arama hürriyetini aşırı derecede zorlaştıracak şekilde yorumlanmaması gereklidir. Bu nedenle HMK m.115/3 uyarınca arabuluculuk dava şartı noksanlığı davanın esasına girilmeden önce fark edilip bu yöndeki eksiklik davacı vekili tarafından giderilmiş olduğundan, mahkemece esasa ilişkin deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur" şeklinde değerlendirme yapılarak Mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sanal ofis kiralama sözleşmesi uyarınca sözleşme şartlarının yerine getirilmediği iddiası ile sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu ... 24. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınıp incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 6.160,00-TL asıl alacak, 269,84-TL faiz, 9.424,80-TL asıl alacak, 412,85-TL işlemiş faiz, 2.665,00-TL asıl alacak, 270,06-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.202,55-TL 'lik ilamsız takipte bulunduğu,ödeme emrinin borçluya tebliğ olduğu, davalı borçlu vekili 17/05/2019 havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 31/05/2024 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir ve ticaret mevzuatından kaynaklı hesaplamalarda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 12/11/2024 tarihli raporda özetle;
" Sayın mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davacıya ait defter ve belgeler usul yönünden incelendiğinde; ibraz edilen 2014-2019 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğunun görüldüğü,
Hesap yönünden yapılan incelemede ise davacı kayıtlarına göre 31.12.2017 tarihi itibariyle davacının 24.704,93 TL borcunun bulunduğu, 2018 yılında yalnızca 228,71 TL'lik bir adet faturanın kayda alındığı, bu süre içerisinde herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığı, davacının ihtarname ile iade ettiği 2018 yılı Ocak ile Ekim ayları arasına ilişkin faturaların cari hesapta yer almadığı, davacı kayıtlarına göre 31.12.2019 tarihi itibariyle davacının 24.933,64 TL borcunun bulunduğunun görüldüğü,
Davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2014-2019 yılları arasına ilişkin TARAFIMIZA İBRAZ EDİLEN ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığının görüldüğü, ancak yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere bir kısım defterlerin tarafımıza ibraz edilemediği,
Davalı vekilinden davacıya ait cari hesap ekstresi istendiği, ancak tarafıma ibraz edilen defter kayıtlarına göre davacıya ait olduğu görülen kayıtların özetlendiği, 2017 yılına ilişkin herhangi bir kayıt ibraz edilmemiş olup hesap hareketlerinin 2018 yılından itibaren başladığının görüldüğü, davalı kayıtlarında davacının, cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borç- alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, yine davalı kayıtlarına göre depozito ödemesi ile ilgili ise davacının 01.04.2018 tarihinde 3.859,60 TL karşılığı ödeme yaptığı, bu tutarın USD karşılığının kayıtlarda bilgi olarak yer almadığının görüldüğü,
Ancak davalı tarafından davacıya sanal ofis kiralama hizmetinin yerine getirilip getirilmediği, getirildi ise hangi süre zarfı için getirildiği hususunun incelenmesi gerektiği, dolayısıyla gerek davacının davalı tarafından 22 ay süre ile hizmet verilmemesine rağmen ücret ödemesi yapıldığı iddiası gerekse de davalının sözleşme ilişkisi kapsamında davacıya hizmetin eksiksiz şekilde verildiği savunmasının ancak bu sayede çözüme kavuşturulabileceği, buna karşın bu hizmetin gereği gibi verip verilmediğinin tespiti heyetimiz uzmanlık alanı kapsamında olmadığından tarafımızca bu noktada herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Mahkememizin 17/12/2024 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir, sanal ofis kiralama hizmeti konusunda uzman sektör bilirkişisi ve ticaret mevzuatından kaynaklı hesaplamalarda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 14/10/2025 tarihli ek raporda özetle; "Dosya kapsamında yapılan incelemelerde tarafların 2014 yılından itibaren yapmış oldukları sözleşmeler görülmektedir. Tarafların davacı ...’ın 07/08/18 tarihi not düşülerek imzaladığı son sözleşme 02/08/2018 tarihlidir. Sözleşmenin başlangıç tarihi 01/02/2018 olarak görülmektedir. İlgili sözleşmenin servis türü olarak ... görülmektedir. (İlgili sözleşmede ...’nun açılımına rastlanmamakla beraber... kısaltması olup Türkçe karşılığı Sanal Ofis olduğu takdiri mahkemenize ait olmak üzere değerlendirilmiştir.) İlgili sözleşmenin açıklama bölümü boştur. Sözleşme 24 aylık olup aylık 700 YTL olarak imzalandığı görülmektedir.
Bir önceki sözleşme tarih olarak 18/12/2017 tarihinde olup başlangıç tarihi 01/02/2018 olup 12 aylık bir süreyi kapsamaktadır. İlgili sözleşmenin servis türü olarak Sanal Ofis hizmeti görülmektedir. İlgili sözleşmenin açıklama bölümünde Davacı ....doları depozitosu olduğu yazmaktadır. Sözleşme 12 aylık olup aylık 199 Amerikan doları olarak imzalandığı görülmektedir.
DEĞERLENDİRME
Sanal ofis temelde bir şirketin fiziksel ofis alanı kiralamadan iş adresi sağlanarak profesyonel faaliyetlerini yürütebildiği hizmet türü olarak tanımlanabilir. Bu hizmet sınıflara bölünmüş olabilir ve farklı fiyatlardan sunulabilmektedir. Bu hizmet kapsamında belirli bir oda verilebileceği gibi ortak çalışma alanlarının kullanımı da olabilir. Bazı durumlarda sadece belirli saat süresince toplantı odası kullanımı veya postalar için sabit adres olarak da kullanılabilmektedir.
Taraflar geçmiş dönemlerinde fiziki alan tahsisi, içecek vb. hizmetleri kullandıkları görülmektedir.
Davacı taraf sanal ofis kullanımının gerçekleştirmediği bölümüyle ilgili olarak herhangi bir tespit sunmamıştır. Kendisine ait bir posta teslim alınmadığı veya ilgili yere geldiğinde oranın müşterisi olmadığına dair herhangi bir tespite rastlanmamıştır. Ayrıca davacı tarafın imzaladığı sözleşmeler de “....” adı şirket ünvanı olarak görünüp adres olarak sanal ofis firmasının adresi görülmektedir. Bu nedenler takdiri mahkemenize ait olmak üzere şirket kapatılmamış olduğu durumda şirket adresi olarak görülmesi için bile sanal ofisin kullanıldığı şeklinde yorumlanabilmektedir.
Diğer bir hususta sözleşmelerin ilk sayfasında açıklama bölümü bulunmakta olup alacak ve/veya verecek bölümleri bu kısma yazılabilmektedir. Son sözleşmede 22 aylık alacağa karşılık kısmında bulunmadığı görülmektedir.
MALİ YÖNDEN İNCELEME
Davacı vekilinin borç olarak gözüken kısımlarda davacının babası üzerinden alınan ek kart ile ödeme yapıldığı muhasebe defterine işletmediği iddiasına ilişkin delil olarak fotokopileri sunulan ekstreler incelenmiştir. İşbu kredi kartı ekstrelerin ... adına olduğu, çok sayıda harcama kalemlerinin yer aldığı, içlerinde davalının tam unvanın yer aldığı bir ödeme olmadığı, sadece aşağıdaki tabloda yer alan açıklamasında davalının unvanında geçen “...” kelimesinden
yola çıkarak (açıklama kısmında ekstrede yazan kısım olduğu gibi yazılmıştır) yapılan ödemeler incelendiğinde toplamda 9.968,92 TL lik ödeme kaydının olduğu, bu ödemelerin davacı tarafından davalı şirkete yapıldığı ve dava konusu kiralananın kira bedeli olarak ödenip ödenmediğinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu değerlendirilmiştir. Kredi kartı ekstrelerinde “...” kelimesinin geçtiği harcamalar aşağıdaki gibidir. ...
SONUÇ
Yapılan ek inceleme ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde yer verilen nedenlere binaen;
i.Sayın mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davacıya ait defter ve belgeler usul yönünden incelendiğinde; ibraz edilen 2014-2019 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğunun görüldüğü,
Hesap yönünden yapılan incelemede ise davacı kayıtlarına göre 31.12.2017 tarihi itibariyle davacının 24.704,93 TL borcunun bulunduğu, 2018 yılında yalnızca 228,71 TL'lik bir adet faturanın kayda alındığı, bu süre içerisinde herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığı, davacının ihtarname ile iade ettiği 2018 yılı Ocak ile Ekim ayları arasına ilişkin faturaların cari hesapta yer almadığı, davacı kayıtlarına göre 31.12.2019 tarihi itibariyle davacının 24.933,64 TL borcunun bulunduğunun görüldüğü, Sayın Mahkemenin kredi kartı ekstrelerde yer alan 9.968,92 TL'lik harcama tutarının davacı tarafından davalıya yapılan kira ödemesi olduğu yönünde hüküm kurması halinde; davacı kayıtlarından gözüken borç tutarından mahsup edilebileceği, bu durumda davacının davalıya 14.736,01 TL (24.704,93 TL - 9.968,92 TL) borcunun kalacağı,
İ.Davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2014-2019 yılları arasına ilişkin TARAFIMIZA İBRAZ EDİLEN ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığının görüldüğü, ancak yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere bir kısım defterlerin tarafımıza ibraz edilemediği,
Davalı vekilinden davacıya ait cari hesap ekstresi istendiği, ancak tarafıma ibraz edilen defter kayıtlarına göre davacıya ait olduğu görülen kayıtların özetlendiği, 2017 yılına ilişkin herhangi bir kayıt ibraz edilmemiş olup hesap hareketlerinin 2018 yılından itibaren başladığının görüldüğü, davalı kayıtlarında davacının, cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borç- alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, yine davalı kayıtlarına göre depozito ödemesi ile ilgili ise davacının 01.04.2018 tarihinde 3.859,60 TL karşılığı ödeme yaptığı, bu tutarın USD karşılığının kayıtlarda bilgi olarak yer almadığının görüldüğü,01.04.2018 tarihinde kayıt altına alınan tarih itibari ile 3.859,60 TL'nin TCMB efektif alış kuru esas alındığında 1.000 USD olabileceği, takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
ili.Davalı tarafından davacıya sanal ofis kiralama hizmetinin yerine getirmediğine dair herhangi bir resmi tespite dosya içerisinde rastlanmamış olup, taraflar arasında yapılmış olan sözleşmede de herhangi bir mahsuplaşmaya dair bir ibare bulunmadığı,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Mahkememizin 11/11/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 12/02/2026 tarihli 2.ek raporda özetle; "
1. Hizmetlere İlişkin Ücret Alacağı Bakımından Davacı, davalı ile 02.08.2018 imza ve 01.02.2018 başlangıç tarihli 24 ay süreli sözleşmenin akdedildiğini, önceki sözleşmede yirmi iki aylık hizmet alınamayan döneme mahsup olarak bu yeni sözleşmenin yirmi iki ayında herhangi bir ücret alınmayacağını belirtmiştir. Bu açıdan Muhterem Mahkeme tarafımıza taraflar arasındaki mail yazışmaları ve ihtarnamelerin de irdelenmesi suretiyle ek rapor hazırlanması görevini tarafımıza tevdi etmiştir.
Bir önceki ek raporda ulaştığımız sonuç davalının davacıya sanal ofis kiralama hizmetinin yerine getirmediğine dair herhangi bir tespitte bulunamadığı ve taraflar arasında yapılmış olan sözleşmede de herhangi bir mahsuplaşmaya dair ibarenin bulunmadığı şeklindedir. Tekrara düşmemek adına, sözleşme incelemesi bakımından aynı görüşümüzü koruduğumuzu belirtmekle yetiniyoruz. Bu halde, ilgili mailleşmelerin, ihtarnamelerin ve dekontun sözleşmenin aksini ispat edip etmediği hususu incelenecektir.
Davacı davalıya 2.665,52 TL’lik ödemenin “2 AĞSTOS SÖZLŞME 2 YIL PEŞİN BAKİYE” başlığıyla dekontu davalıya gönderilmiş ve davalı bahse konu dekontu kayıtlarına almıştır.
Davacı ile davalı arasındaki mailleşmeler incelendiğinde:
• Davalı şirketten davacı ...’a 06.08.2018 tarihinde gönderilen e-mailde: “...Mevcut bakiyeyi karşılaması adına 24 aylık paket hazırladık. Mevcut taahhütünüz tam olarak 22 aya tekabül ediyor. 1 şubat ödenmiş bakiyeniz ve depozitonuz yeni paketinize eklenecek ve hesaplama ona göre yapılacaktır...”
• Yine Davalı şirketin davacı ...’a gönderdiği 04.09.2018 tarihli e-mailde: “...Odemeniz icin tesekkur ederim. 31.08.2018 de cikan Ekim donem faturasi da dahil olmak uzere Borc bakiyeniz kapanmistir. Bundan sonraki faturaniz Kasim Donem faturasi olacaktir. Sozlesme sonuna kadar olan donem faturalarinizi tek bir faturada cikarmaya calisacagim. Faturaniz ciktiginda sizi bilgilendirecegim.”
• Davacı ... 05.09.2018 tarihli e-mailde: “...24 aylık bu ekteki yeni sözleşmeyi kabul etme sebebim, size zaten fazladan ödeme yapmış olduğum, içerdeki bakiyemin bu sözleşmenin 22 ayını kapsadığı yönündeydi. Dolayısıyla sadece kalan 2 ayı ödeyerek 24 aylık periyodda herhangi başka ödeme yapmamam gerekiyor. Bunu da bana sözleşme imzalamandan önce 6 Ağustos tarihinde ekteki maillerde belirtmiştiniz (...) Evvelsi gün ... benden bakiye 2.665 TL ödeme talep ettiğinde bunun 24 aylık periyodun eksik kalan kısmı olduğunu düşünerek hemen ödemeyi gerçekleştirdim. Ancak sonrasında yazışmamızda ve telefon görüşmemizde bu bedelin sadece 31 Ekim 2018’e kadar olan periyodu kapsadığını, bundan sonra sözleşme bitimine kadar aydan aya ödeme yapmaya devam etmem gerektiğini belirtti. Ben bunun aramızda bir iletişim eksikliğinden kaynaklanan yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum, zira sizin önceki beyanınız gayet açık “Mevcut bakiyeyi karşılaması adına 24 aylık hazırladık. Mevcut taahhütünüz tam olarak 22 aya tekabül ediyor” Lütfen dün yaptığım ödemeyle birlikte mevcut bakiyemin 24 aylık periyodu kapsadığını, size sözleşme bitimi tarihi olan 31 Ocak 2020 tarihine kadar herhangi bir ödeme yapmama gerek olmadığını bu maile cevaben yazılı olarak belirtiniz. Eğer durumu bu şekilde değilse, bunu da açık bir şekilde belirtiniz. Bu durumda biz de anlaşma şartlarına uyulmadığı
gerekçesiyle sözleşmeyi iptal ederek tarafıma 3 Eylül tarihinde e-mail ile tebliğ ettiğiniz 1 Şubat 2018 – 31 Ekim 2018 dönemlerini kapsayan 9 adet faturayı kabul etmeyerek bu konuda gerekli itiraz/iade/iptal işlemlerini yapacağız...”
Davalı ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinde eski sözleşmeden kalma ödenmemiş muaccel hizmet bedeli borçların bulunduğu, yeni sözleşmenin eskiye nazaran daha düşük bir paket olduğunu ve yeni faturalandırmaların buna göre karşılandığını belirtmiştir. Bu açıdan, davalı önceki sözleşmeden kalma herhangi bir verilmemiş hizmetin bulunmadığı iddiasını yinelemiştir.
Davalı şirketin göndermiş olduğu 06.08.2018 tarihli mailde yirmi dört aylık paketin hazırlandığı, mevcut taahhüdün yirmi iki aya tekabül ettiğini, bunların yapılma sebebinin mevcut bakiyeyi karşılamak olduğunu belirtmiştir. Keza 04.09.2018 tarihli e-mailde de borç bakiyelerinin kapandığı belirtilmiştir. 2 Yıl Peşin Bakiye başlığıyla gönderilmiş olan dekontun davalı tarafından kayıtlara alınması hususu da görülmektedir. Ancak, ilgili maillerin içeriğinden mevcut bakiyeyi karşılamak ibaresinin verilmeyen hizmetleri mi belirttiği yoksa önceki sözleşmeden davacının ödemediği ücretlere mi ilişkin olduğu anlaşılamamaktadır.
Davacı ile davalı arasında bir mahsuplaşma ilişkisinin kurulup kurulmadığı hususu ilgili ihtarnameler ve mailler birlikte değerlendirildiğinde net olarak tespit edilememiştir. Bu halde, 02.08.2018 tarihli Sözleşmenin aksini ispat yükünün davacıda olduğu, dosyaya mübrez delillerden mahsuplaşma ilişkisinin kurulduğuna ilişkin net bir çıkarım yapılamadığı, bu sebeple davacının almadığını iddia ettiği hizmetlere ilişkin ücret alacaklarının doğmadığı görüş ve kanaatine varılarak kök ve ilk ek rapordaki görüşümüzü koruduğumuzu belirtmekteyiz. Ancak Muhterem Mahkeme ilgili mailleşmelerin sözleşmeler arasında bir mahsuplaşma ilişkisinin kurulduğu kanaatine varırsa, alınmayan hizmetlerin ücretlerine ilişkin alacağın doğduğu görüşüne varılabilecektir. Tüm nihai takdir Muhterem Mahkemededir.
2. Depozito Bakımından Davacı, depozito bedeli olarak 1.000,00 USD’nin ödendiğini, bu depozitonun davalıdan geri alınamadığını, ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamede depozito borcunun olduğunun davalı tarafından kabul edildiğini iddia etmiştir. Davalı ise depozito bedeli olarak muhatabın yapmış olduğu 1.000 USD depozito ödemesinin, 01.04.2018 tarihli kur ile yapılacağını, bu yüzden davacıya 3.859,50 TL ödeneceğini belirtmiştir. Önceki raporlarımızda da heyetimizin mali üyesi tarafından yapılan inceleme sonucunda davalı kayıtlarına ödemenin 3.859,50 TL olarak girildiği, USD karşılığının bulunmadığı belirtilmişti. Ancak, davalı 17.10.2019 tarihli ihtarnamede “Muhatap tarafından ödenmiş olan 1.002 ABD Doları tutarındaki depozito” şeklinde bir ifade de bulunarak ödemenin dolar cinsinden yapıldığını belirtmiştir.
Somut ihtilaf depozito bedelinin hangi kur üzerinden iade edileceği şeklindedir. Bilindiği üzere yabancı para borçlarının belirlendiği ödemenin hangi para cinsinden yapılacağının tespiti hususunda TBK m. 99 hükmüne başvurulması gerekmektedir. İlgili hukuki düzenleme şu şekildedir:
“Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.”
Bahse konu düzenlemeye göre ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, kural olarak ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla borç ödenebilir. Ancak sözleşmede aynen ödeme anlamına gelen bir ifade bulunursa alacaklı ödemenin döviz cinsinden yapılmasını da isteyebilir. Buna karşılık, ödemenin vade gününde yapılmaması halinde alacaklının döviz cinsinden borcun ifasını isteyebileceği gibi vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç ülke parası üzerinden de ifasını isteyebilir.
Nitekim Yargıtay da kira uyuşmazlıklarındaki depozitonun geri ödenmesi hususunda aynı tespitte bulunmuştur:
“Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde, kiracı tarafından depozito bedeli olarak 1.000 Euro verileceği düzenlenmiş olup depozito bedeli konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davaya dayanak icra takibi ile 1.000 Euro
depozito alacağının tahsili talep edilmiştir. TBK’nın 99/3 maddesi uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen, vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini
isteyebileceği kabul edilmiştir. Davacının, alacağını Euro cinsinden icra takibine konu ettiği, sadece harca esas değerin belirlenmesi için icra dosyasına takip tarihindeki karşılığını 4.680 TL olarak belirttiği görülmektedir. Buna göre,
davacının döviz cinsinden olan alacağının fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini istediği gözetilerek hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile Türk Lirası olarak belirlenen alacak miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmesi suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ayrıca mahkemece, itirazın 2.480 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmiş ise de hükmedilen bu sonuca nasıl varıldığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmayarak 6100 sayılı HMK’nın 297 maddesine aykırı hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup, Adalet Bakanlığının yerinde görülen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir.”
Somut olay bakımından taraflar USD cinsinden depozito ödemesinin yapıldığı hususunda mutabıktırlar.
İlgili ödemenin 1.002 USD olduğu davalının ihtarnamesinden tespit edilmektedir. Sözleşmenin davacı tarafından feshedilmiş ve bu sebeple muaccel olmasına rağmen depozito bedelinin ödemediği de davalının göndermiş olduğu aynı ihtarnameden görülmektedir. Bu açıdan, davacının ilgili depozito bedelini USD cinsinden isteyebileceği gibi, vade ya da fiili ödeme günündeki TL karşılığından da isteyebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm nihai takdir ve hüküm Muhterem Mahkemeye aittir.
SONUÇ
Yapılan ek inceleme ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde yer verilen nedenlere binaen; heyetimizin 1. Ek raporunda yazmış olduğu sonuç bölümüne etki edecek herhangi bir yeni evrak sunumu olmadığı görülmüş olup takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere 1. Ek raporumuzun sonuç bölümü aynen korumaktayız.
i.Sayın mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davacıya ait defter ve belgeler usul yönünden incelendiğinde; ibraz edilen 2014-2019 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1- 4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğunun görüldüğü,
Hesap yönünden yapılan incelemede ise davacı kayıtlarına göre 31.12.2017 tarihi itibariyle davacının 24.704,93 TL borcunun bulunduğu, 2018 yılında yalnızca 228,71 TL'lik bir adet faturanın kayda alındığı, bu süre içerisinde herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığı, davacının ihtarname ile iade ettiği 2018 yılı Ocak ile Ekim ayları arasına ilişkin faturaların cari hesapta yer almadığı, dava larına göre 31.12.2019 tarihi itibariyle davacının 24.933,64 TL borcunun bulunduğunun görüldüğü,
Davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2014-2019 yılları arasına ilişkin TARAFIMIZA İBRAZ EDİLEN ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fikra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığının görüldüğü, ancak yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere bir kısım defterlerin tarafımıza ibraz edilemediği,
Davalı vekilinden davacıya ait cari hesap ekstresi istendiği, ancak tarafıma ibraz edilen defter kayıtlarına göre davacıya ait olduğu görülen kayıtların özetlendiği, 2017 yılına ilişkin herhangi bir kayıt ibraz edilmemiş olup hesap hareketlerinin 2018 yılından itibaren başladığının görüldüğü, davalı kayıtlarında davacının, cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borç- alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, yine davalı kayıtlarına göre depozito ödemesi ile ilgili ise davacının 01.04.2018 tarihinde 3.859,60 TL karşılığı ödeme yaptığı, bu tutarın USD karşılığının kayıtlarda bilgi olarak yer almadığının görüldüğü,
iüi.Davalı tarafından davacıya sanal ofis kiralama hizmetinin yerine getirmediğine dair herhangi bir resmi tespite dosya içerisinde rastlanmamış olup, taraflar arasında yapılmış olan sözleşmede de herhangi bir mahsuplaşmaya dair bir ibare bulunmadığı,
iv. 02.08.2018 tarihli Sözleşmenin aksini ispat yükünün davacıda olduğu, dosyaya mübrez delillerden mahsuplaşma ilişkisinin kurulduğuna ilişkin net bir çıkarım yapılamadığı, davacının iddia ettiği alacakları ispat etmeye yarar herhangi bir bilgi veya belgeye dosya kapsamında rastlanılamadığı,
v. Tarafların depozito ödemesinin USD cinsinden yapıldığı hususunda mutabık olduğu; ilgili ödemenin 1.002 USD olduğu davalının ihtarnamesinden tespit edilebildiği; Sözleşmenin davacı tarafından feshedilmiş ve bu sebeple muaccel olmasına rağmen depozito bedelinin ödemediği de davalının göndermiş olduğu aynı ihtarnameden tespit edilebildiği; bu sebeple, TBK m. 99 uyarınca davacının ilgili depozito bedelini USD cinsinden isteyebileceği gibi, vade ya da fiili ödeme günündeki TL karşılığından da isteyebileceği,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Davacı tarafın kayıtları incelendiğinde, davalıya yapılan ödemelerin kayıtlı olduğu, işbu ödemelerin davacı alacağından mahsup edildiği, 31.12.2017 tarihi itibariyle davacının 24.704,93 TL borcunun bulunduğu, 2018 yılında yalnızca 228,71 TL’lik bir adet faturanın kayda alındığı, bu süre içerisinde herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığı, davacının ihtarname ile iade ettiği 2018 yılı Ocak ile 2018 Ekim ayları arasına ilişkin faturaların cari hesapta yer almadığı, davacı kayıtlarına göre 31.12.2019 tarihi itibariyle davacının 24.933,64 TL davalıya borcunun bulunduğu görülmüştür. Davalı kayıtlarında davacının, cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borç-alacağınınbulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafından davalıya hitaben gönderilen ... 22. Noterliğinin ... tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının 2018 yılı Şubat ayından itibaren tanzim edilen faturaları ödediğinin belirtildiği ve bu faturalara ilişkin itiraz ettikleri görülmüştür. İşbu ihtarnamenin 12.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği tebliğ şerhinden anlaşılmıştır.
İkinci olarak davacı tarafından davalıya hitaben gönderilen ... 22. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ise aşağıda özetle gösterilmiştir:
“…Son aşamada taraflar arasında yapılmış bulunan 02.08.2018 tarihli 24 ay süreli Sanal Ofis Kiralama Sözleşmesi'nin tüm ödemeleri yapılmış olmasına rağmen müvekkile fatura yansıtılmış olması üzerine tarafımızdan ... 22. Noterliğinin ...Tarih ... Yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilmiş olup, sanal ofis kiralama sözleşmesine ilişkin haksız olarak müvekkile gönderilen faturaların iptal edilmesi müvekkilin bahse konu fatura alacaklarını ödemiş olduğu ve aradaki anlaşmanın bu şekilde yapılmış olduğu aksi durumda sözleşmenin haklı nedenle feshedileceği beyan edilmiştir.
Ne var ki; tarafınızdan ilgili ihtara cevap verilmemiş, hiçbir şekilde müvekkile dönüş yapılmamıştır.
Bu aşamada ise tarafımızdan, taraflar arasında akdedilmiş olan 02.08.2018 tarihli Sanal Ofis Kiralama Sözleşmesi'nin feshedilmesi zaruri hale gelmiştir.
Tarafınızca kesilen on adet fatura asıllarının 20.09.2018 tarihinde müvekkil yurtdışında yaşadığı için müvekkilin muhasebe elemanı tarafından elden tebliğ alınmış olup, Fesih nedeni ile söz konusu on adet fatura (2018 yılı Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran - Temmuz Ağustos Eylül Ekim aylarına ait) tarafınıza işbu ihtarnamenin ekinde iade edilmektedir.
Müvekkil ile tarafınız arasında akdedilen 02.08.2018 tarihli Sanal Ofis Kiralama Sözleşmesinin gereği tarafınızdan yerine getirilmediğinden sözleşmeyi feshettiğimizi beyan eder, müvekkil tarafından ödenen 1.000,00 USD Depozito Bedeli, 4 Mayıs’ta Ödenen 1.530,00 USD, 3 Eylül’de Ödenen 2.665,00 TL olmak üzere toplamda; 2.665,00 TL ve 2.530,00 USD ödemenin müvekkile ait ... Bankası ... Şubesi (...) 'ne ... - ... Şirketi USD IBAN: ... TL IBAN: ... iban no.lu hesaplarına 3 (üç) iş günü içerisinde yatırılmasını ihtar eder, aksi takdirde tüm yasal yollara (icra, hukuk davası - tazminat, alacak - suç duyurusu) başvurulacağını tüm şikayet haklarımızı saklı tutarak beyan ederiz.” İşbu ihtarnamenin 24.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği tebliğ şerhinden anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı tarafça, taraflar arasındaki imzalanmış olan 02.08.2018 tarihli 24 ay süreli sözleşme gereğince aslında mahsup etmiş olduğu aylara ilişkin 2018 yılı Şubat ayından itibaren davacı tarafından ödeme yapılmadığını
beyan ederek fatura kestiğini, davacının, arada bir mahsup ilişkisi olduğu ve bu sebeple ikinci bir sözleşmenin imzalandığını beyan ettiği ve davalı tarafa faturaların kabul edilmediği ödemelerin mahsup ilişkisine dayandığına ilişkin ... 22. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesini keşide ettiği, ilgili ihtarın keşide edilmesi akabinde ise davalı tarafından 2018 Yılı Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül-Ekim aylarına ilişkin aylık sanal
ofis kiralanan hakkındaki fatura asıllarının gönderildiği, bunun üzerine fatura asıllarının ... 22. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numarası ile davalıya iade edilmiş olduğu ve aynı ihtarda davalının kestiği faturalara itiraz edildiği, arada yer alan 02.08.2018 tarihli sözleşmenin feshedildiği ve ödeme yapılmış olmasına rağmen hizmet alınamayan aylık kira bedellerine ilişkin yapılan 04/05/2018 tarihi 1,530,00 USD ödemenin 03.09.2018 tarihli 2,665,00 TL ödemenin, sözleşme
imzalanırken alınan 1.000,00 USD depozito bedelinin iade edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından ... 6. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye no.lu ihtarı ile müvekkille aslında 1.000,00 USD depozito bedelinin 3.859,00 TL olarak iade edeceğinin beyan edildiği, ilerleyen zamanda davalı tarafından davacıya, depozito bedeli dahil hiçbir geri ödemenin yapılmadığı, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip
başlatıldığı, başlatılan takipte, 04.05.2018 tarihi 1.530,00 USD ödeme ile 1.000,00 USD depozito bedelinin mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ile birlikte takip tarihi günlük kur üzerinden hesaplama yapılarak istendiği ve yine hizmet alınamayan kira bedeline ilişkin yapılan 03.09.2018 tarihli 2.665,00 TL ödemenin talep edildiği, davalı tarafından ilgili takibe itiraz edildiği, bunun üzerine davacının huzurdaki davayı açtığı görülmüştür.
Davalı vekilinin işbu davaya karşı cevap dilekçesinde, davacının, tarafların, imzalanan ikinci sözleşme borcundan 22 aylık tutarın mahsup edileceği hususunda anlaştıkları şeklindeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin davacıya, aralarındaki sözleşme uyarınca bütün hizmetleri eksiksiz olarak verdiğini, davacının, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, hiçbir şekilde iddiaları ve borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, 3,38 TL tutarlı kur dışında bir kur değerinin esas alınamayacağını, müvekkil şirketin davacıdan muaccel alacağı bulunduğundan, davacının talebinin kısmen veya tamamen kabulü yönünde kanaat oluşması durumunda, müvekkil şirketin
alacağının da takas defi yönünden dikkate alınmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Yukarıda yapılan tespitler ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı kayıtlarına göre 31.12.2019 tarihi itibariyle davacının 24.933,64 TL davalıya borcunun bulunduğu, davalının eksik sunulan ticari defter ve kayıtlarında davacının, cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borç ya da alacağının bulunmadığının görüldüğü, ek raporda sektör bilirkişisi tarafından yapılan yapılan tespitlere göre, davacı tarafından davalıdan hizmet alındığı sonucuna ulaşıldığı, dolayısıyla davacının ödediği bedeli talep hakkının bulunmadığı, kaldı ki sunulan mail yazışmaları ve ihtarnamelerden de 22 aylık sözleşme bedelininin mahsup edileceği yönünde anlaşma olduğu hususunda bir sonuca varılamadığı, bu yönden davacı iddialarının ispata muhtaç kaldığı anlaşılmaktadır.
Ancak bununla birlikte dava konusu icra takibinde fesih öncesi 2018 yılında yapılan iki ödemenin ve depozito bedelinin talep edildiği, dekontlardaki miktarın davacı defterlerinde görünen borçtan mahsup edilmesi halinde dahi davacının bakiye borcunun bulunduğu anlaşılmakta ise de davalı kayıtlarına göre hem davacının herhangi bir borcunun görünmediği, hem de davalı kayıtlarının eksik sunulduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı kayıtlarının davacı lehine kabul edilmesi gerektiği kabul edilerek davacının bakiye hizmet bedeli borcunun olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf yapılan açıklamalar çerçevesinde ödediği hizmet bedelini geri isteyemez ise de taraflar arasındaki sözleşme sona erdiğine ve davalı kayıtlarında davacının borcu bulunmadığına göre davacının depozito olarak ödemiş olduğu bedeli geri isteyebileceği kabul edilmelidir. Bu bedel, takibe 1000 USD karşılığı 6.160,00 TL ve 269,84 TL faiz olarak konu edilmiş olup, cevap dilekçesi ekinde sunulan tadil protokolü incelendiğinde yalnızca ofis ücreti yönünden kur sabitlemesi yapıldığının anlaşıldığı, depozito bedeli yönünden bu yönde bir anlaşmanın bulunmadığı, bu yüzden davacının dilerse USD olarak dilerse fiili ödeme tarihinde kur üzerinden talepte bulunabileceği, davalının depozito yönünden kur bedelinin sabitlendiği yönündenki savunmasının yerinde olmadığı anlaşılmış, yine davalının takas-mahsup savunmasında bulunduğu, ancak davacının davalı nezdinde borcunun kalmadığının kabul edildiği ve davalının zararı bulunduğunu ispatlayamadığı dikkate alınarak bu savunmaya da itibar edilmeyerek davacının depozito alacağı yönünden dava açmakta haklı olduğu kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 6.160,00-TL asıl alacak ve 269,84-TL işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 24. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 6.160,00-TL asıl alacak ve 269,84-TL işlemiş faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-İcra inkar tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihine göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 231,93-TL harcın mahsubu ile bakiye 500,07 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Peşin alınan 231,93 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 6.429,84 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 12.772,71 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 20,40 TL başvuru harcı, 231,93-TL peşin harç, 6,40-TL vekalet harcı, 19.000,00 TL bilirkişi ücreti, 975,00 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 20.233,73 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.775,12 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 33,26-TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geriye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 30/06/2026
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır