T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/439 Esas
KARAR NO : 2025/969
DAVA : Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
DAVA TARİHİ : 10/12/2021
KARAR TARİHİ : 26/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 10/12/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı etkin Patent Marka Tasarım fikri ve telif hakları ve hukuki hizmetler ve danışmanlık limited şirketi ile marka patent tescil hizmeti verme konusunda kurulduğunu beyan eden bir şirket olduğunu, etkin patent kuruluş tarihi 21.07.2005 tarihi olduğunu, şirket müdürlüğüne görev süresi 10 sene olmak üzere ... 6.01.2016 tarihinde seçildiğini, bu şirketin %100 hisse sahibi ve tek yetkili temsilcisi ... adı şahıs olduğunu, şirketin yetkili temsilcisi ve ortağı olan şahıs avukat marka vekili ve patent vekili olmadığını, davalı şirket ... alan adını kendi adına tescil ettirdiğini, ikinci davalı olan ... ise yukarıdaki web sayfasının bir yansıması ve birebir kopyası olan ... alan adını tescil ettirdiğini, her iki internet sayfasında da şirketin ve davalının tanıtımı bulunduğunu, hukuka aykırı fillerin her biri her iki sayfada yer aldığını, ilgili şirketin temsilcisinin marka ve/veya patent vekili olmaması ve işbu dilekçede izah edilen sari nedenlerle haksız rekabet oluşturması nedeniyle TTK mad. 54 uyarınca kanuna uygun değiştirilmesini veya silinmesini, bu unvanı taşıyan emtia ve belgelerin imhasını, ilgili şirketin temsilcisinin marka ve/veya patent vekili olmaması ve işbu dilekçede izah edilen sair nedenlerle haksız rekabet oluşturması nedeniyle TTK mad. 54 uyarınca silinmesini, yapılacak yargılama sonucunda haksız rekabetin önlenmesine (haksız rekabetin men'ine) ve davalı adına kayıtlı ... ve ... alan adının yayının durdurulmasına ve men'ine, davalı şirketin internet sitesinden bu ibareleri çıkartılması yayınlarını düzeltmesi suretiyle haksız rekabetin önlenmesine, hükmün ilanına, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bunun için davalı tarafından yayınlanmış ve halen de davalı tarafından kullanılmakta olan içerisinde 'hukuk danışmanlığı' ve 'marka vekilliği' yaptığını beyan eden ... ve ... alan adlarının içerisinde yer alan sayfaların yanını öncelikle tedbiren durdurulmasına, ardından verilecek karar ile bu faaliyetleri içeren tanıtım broşürleri ve her türlü basılı evraklara görüldüğü her yerde el konulması ve masrafı davalıdan alınarak imhasına, marka vekillik ve hukuk danışmalık ibaresi içeren ait marka, logo, ticari isim ve fotoğrafları kendi tanıtım broşürlerinde kullanmalarına ilişkin her tür yayınlama, dağıtma, kullanma, ellerinde bulundurma vs. fiillerinin durdurulmasına, adı geçen avukatların tanıtımına sonu verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 20/01/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı'nın tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, "Hukuki Yarar" Dava Şartı olduğunu, tespit davasındaki hukuki yarar açılmış ya da açılacak davanın konusunu içerdiğini, işbu husus 6100 Sayılı HMK'nın "Tespit Davası" başlıklı maddesinde kendine yer bulduğunu, müvekkiller aleyhine birçok madde talep ile Mahkemenizce tespit davasının dışına çıkılmak suretiyle yaptırımlarda bulunmanız talep edildiğini, işbu davaya bakmakta Sayın Mahkemenizin görevli olup, olmadığının tespiti elzem olduğunu, davacı'nın tacir olup / olmadığının tespiti işbu dava açısından hem "hukuki yarar" hem "görev" hem "avukatlık kanunu" hem de "kötüniyet" yönünden büyük önem arz ettiğini, davacının "davacı sıfatı" bulunmadığı gibi tüzel kişilerin avukat olamayacağı da aşikar olduğundan davalı şirket'in de "davalı sıfatı" bulunmadığından her iki taraf için de husumet itirazının var olduğunu, Mahkemenizin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için işbu davada yer alan kişilerin gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olması hukuki bir zaruriyet olduğunu, gerek dosyaya ibraz ettiği Yargıtay Kararları gerekse de mevzuat hükümleri gereği avukat olan davacıya haksız rekabet davasını ikame etme yetkisi tanınmadığından davacı avukatın "davacı sıfatı" bulunmadığını, müvekkil şirketin tüzel kişi olduğu şüphesiz olup tüzel kişilerin de "avukat" olamayacakları açıkça ortada olduğundan usulen ve hukuken müvekkil şirket'in "davalı sıfatı" bulunmadığını, Mahkemenize esasında ihtilafın temelinde yatan olayları tam bir dürüstlükle açıklama ve bu hususta delilleri sunması gereği hasıl olduğunu, patent şirketinin kurulabilmesi için "marka vekili" ve / veya "avukat olmak bir ön şart olmadığı gibi usulüne ve hukuka uygun olarak herkesin patent şirketi kurabileceğini, davacı tarafça kendisi dahil diğer avukatlar hakkındaki beyanlar gerçeği yansıtmamakta olup eksik ve hatalı araştırma akabinde meslektaşlarının töhmet altında bırakılmasında hiçbir hukuka uyarlık nedeni bulunmadığını, müvekkil şirket Etkin Patent'in tüzel kişi olması vasıtasıyla avukat olamayacağını, müvekkil ...'ın da kendisini avukat olarak tanıtmadığı açıkça görüldüğünü, müvekkil, yaklaşık 17 senedir patent şirketi işletmekte olup haliyle işin içeriğine dair hatırı sayılı bilgisi tecrübesi bulunduğunu, huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine, haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan tümden reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Taraflara ait Ticaret Sicil kayıtları, vergi kayıtları, soruşturma kayıtları, ... 1. Fikri Sinai Haklar Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, Türk Patent ve Marka Kurumu yazı cevabı, Ticaret Sicil Gazetesi yazı cevabı, Bilirkişi Kök ve Ek Raporları, Bozma ilamı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
16/01/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "i. Davacının huzurdaki ihtilafta haksız rekabetten kaynaklı zarar go rebileceg i ve mesleği itibariyle davalı şirket ile rakip oldug u; şayet davacı ve davalı gerçek kişi marka ve patent vekillig i işlerini icra ediyor ise davalı gerçek kişi ile de rakip olduğu, ii. Davalı şirket ile davacı arasında TTK m. 55/f.1-(e) hükmünün uygulanabileceği, dosya kapsamına go re davalı şirketin yetkilisinin “Yetkililer: ...” olduğu, dosyaya mu brez belgelerden davalı firmayı temsil eden davalı gerçek kişinin marka vekili veya patent vekili oldug una dair bir ibareye rastlanmadığı, davalı gerçek kişinin marka vekili veya patent vekili oldug una dair aksi husus gu ndeme gelmedikçe Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yo netmelig inin 5. maddesinin 2. fıkrasına aykırılıg ın gu ndeme geleceği, şayet somut olayda davacı da marka vekillig i sıfatını haiz ise davalı şirket ve davacı arasında TTK m. 55/f.1-(e) kapsamında haksız rekabetin varlıg ından bahsedileceği, Davalı şirketin ... 63. Noterlig inin ... tarihli ve ... yevmiye nolu e-tespit tutanag ına go re etkin patent” internet sitesinde “(…) hukuki danışmanlık, hukuk, faaliyet alanlarımız fikri sınai mülkiyet hukuku, fikri ve sınai mülkiyet hakları hukuk danışmanlığı, çözüm ortaklarımız ile birlikte yürüttüğümüz diğer çalışma alanlarımız şirketler hukuku, ticaret hukuku, ceza hukuku (…)” şeklindeki ifadelerin yer almasının rakipleri için cari olan kanun yo netmelik, sözleşme yahut mesleki ve mahalli adetlerle tayin edilmiş iş yaşamı şartlarına riayet etmedig i; bilhassa davalı şirketin Tu rkiye Barolar Birlig i Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 9. ve 10. maddesine aykırılıktan dolayı haksız rekabet teşkil eden eylemde bulunduğu ve avukatlık mesleg ini icra eden davacı ile arasında haksız rekabet ilişkisi doğduğu, Davalı gerçek kişi, 7 Nisan 2021 tarihinde 31447 sayı ile Resmi Gazetede yayınlanan Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliğinin Patent Vekillig i veya Marka Vekillig ine Kabul Şartları başlıklı 4. maddesinde yer alan şartları taşıdığı takdirde (TTK m. 55/f.1-(e))’ye aykırı davranmadığı ve bo ylece davacı ile arasında haksız rekabetten söz etmenin de mümkün olmayacağı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
17/05/2024 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "Hukuki tavsif ve nihai kanaat 6100 sayılı HMK’nın m. 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, tarafların kök rapora karşı ileri sürdükleri itirazlara ilişkin yapılan inceleme neticesinde kök raporda yer alan görüşümüzü aynen muhafaza etmekteyiz. Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütün tümüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Sayın Mahkemeye ait bulunduğu tartışma dışıdır." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
13/03/2025 Tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporunda Özetle; Hukuki tavsif ve nihai kanaat 6100 sayılı HMK’nın m.266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, tarafların kök ve ek rapora karşı ileri sürdükleri itirazlara ilişkin yapılan inceleme neticesinde kök raporda yer alan görüşümüzü aynen muhafaza etmekteyiz. Ek raporda yer verdiğimiz değerlendirmeler doğrultusunda, davalının marka vekilliği yetkisinin bulunmadığının tespiti halinde haksız rekabetin söz konusu olacağı düşünülmektedir. Türk Patent Kurumundan gelen yazı ile davalı gerçek kişinin marka vekili olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda davalı gerçek kişi bakımından haksız rekabet şartlarının oluştuğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İSTİNAF:
Mahkememizden verilen 01/02/2023 tarih ve.. Esas ...sayılı kararı İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin15/06/2023 tarih ve ... Esas ... Esas sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememiz esasına kaydının yapıldığı anlaşıldı.
GEREKÇE: Dava, haksız rekabetin tespiti ve men'i davasıdır.
Avukatlık mesleğini icra den davacının, hukuk hizmetlerinin yalnızca ilgili kanunlarda düzenlenen avukatlar tarafından icra edilebileceği belirtilerek, "Avukat" ve "Hukukçu" kimliği olmayan davalı ... ve davalı ...'ın %100 hisse sahibi ve tek yetkili temsilcisi olduğu davalı şirket tarafından "hukuk danışmanlığı" ve "marka vekilliği" yapılmak suretiyle ihlal edildiği, benzer şekilde davalılar tarafından kurulan "..." ve "..." alan adları üzerinden hukuki danışmanlık hizmeti verildiği yönünde yayınlar yapılmak suretiyle haksız rekabete yol açıldığından bahisle işbu davanın açıldığı açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı yanca yapılan savunmada, davalı şirketin tüzel kişi olması nedeniyle avukat olamayacağını, davalı ...'ın da kendisini avukat olarak hizmet vermediğini ya da bu yönde tanıtım yapmadığını, davalı şirketin yaklaşık 17 yıldır patent şirketi olarak hizmet verdiğinin ve yasal olarak bütün izinlerin alındığından bahisle davanın reddini istemişlerdir.
Uyuşmazlığımızda öncelikli olarak "Avukatlık Mesleği" ile "Marka ve Patent Vekilliği" hususlarının açıklanması gerekmektedir.
Hukuk hizmetleri Kıta Avrupa'sı ile diğer batı toplumlarında olduğu gibi, kanunda açıkça belirtildiği üzere Avukatlar tarafından icra edilmektedir. Nitekim 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 35; "Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, dava açmak, savunma yapmak ve adli işlemleri takip etmek avukatlara aittir." hükmünü düzenlemektedir. Kanunun açık düzenlemesinden hukuki danışmanlık, dava takibi, hukuki görüş (mütalaa), sözleşme hazırlama ve hukuki değerlendirme avukatlık tekeline hasredildiği anlaşılmaktadır.
Avukat olmayanlar ise yalnızca sınırlı alanlarda işlem yapabilecek olup, bunları; gerçek veya tüzel kişiler tarafından kendilerine ait hukuki işlemler, muhasebeci ve mali müşavirlerin vergi mevzuatı kapsamındaki danışmanlığı, "marka/patent vekillerinin Türk Patent nezdindeki işlemleri", arabulucuların (arabuluculuk süreciyle sınırlı) faaliyeti, akademik, teorik hukuk anlatımı (ders, kitap, makale vb.) olarak birkaç örnek ile açıklayabiliriz. Ancak bu kişiler asla hukuk hizmeti vermeyecek olup kendi yasal düzenlemeleri içinde teknik/idari temsil yapabileceği bilinmelidir.
Avukat olmayanların hukuk hizmeti vermesi kanuni düzenlemeler karşısında açıkça hukuka aykırı olarak kabul edilecektir. Avukatlık Kanunu madde 63; "Avukatlığa yetkisi olmadığı hâlde avukatlık yapanlar cezalandırılır." hükmünden de açıkça anlamaktayız. Düzenlemenin aksine eylemler suç olmakla kanunda idari ve cezai yaptırım da öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Avukatlık mesleğine hasredilmiş bir alanda faaliyet göstermek aynı zamanda haksız rekabet fiilini de oluşturur. Nitekim Türk Ticaret Kanunu madde 54; "Rakipler arasında dürüstlük kuralına aykırı davranışlar haksız rekabet oluşturur." hükmü ve TTK madde 55/1-a; "Yetkisi olmadığı hâlde mesleki faaliyette bulunmak suretiyle rekabet avantajı sağlamak." hükmü ile açıkça düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Dolayısıyla Avukat olmayan birinin (ruhsat, baro denetimi, disiplin sorumluluğu olmadan) "hukuk danışmanlığı" vermesi haksız rekabete yol açacaktır. Yerleşik yargı kararlarında da belirtildiği üzere "hukuki danışmanlık" ibaresi, "dava takibi", "hukuk bürosu", "hukuki destek" gibi ifadeler avukat olmayanlar tarafından kullanılamayacaktır. Aksi halde bu durum Avukatlık Kanunu'na da aykırılık teşkil edeceği gibi ülkemiz de halihazırda avukatlık bürolarının şirketleşmesinin de yasak olduğu bilinmektedir.
Ülkemizde marka vekilliği belirli şartların olması halinde yapılabilmektedir. Temek olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, marka vekilliğinin varlığını ve çerçevesini çizmektedir. Kimlerin marka vekili olabileceği ve hangi şartların sağlanması gerektiği de yönetmelikle düzenlenmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kurulan Türk Patent nezdindeki işlemler ya kişi tarafından bizzat ya da sicile kayıtlı marka vekili aracılığıyla yapılabilmektedir. Burada önemli olan hususun marka vekilinin sicile kayıtlı olması gerektiği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu anlatımdan herkesin marka vekili olamayacağı, belirli şartların sağlanması ile hak kazanılacağı anlaşılmakla sicile kaydın da zorunlu olduğunu görmekteyiz.
Gerçek ve tüzel kişiler için vekilliğe kabul şartları Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliği madde 4'te belirtilen;
"(1) Gerçek kişilerin patent vekili veya marka vekili olabilmesi için aşağıdaki şartları taşıması gerekir:
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
b) Fiil ehliyetine sahip bulunmak.
c) En az dört yıllık lisans eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının veya bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarının birinden mezun olmak.
ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak.
d) Türkiye'de yerleşim yeri sahibi olmak.
e) Sınavda başarılı olmak.
f) Sicile kayıt olmak."
Tüzel kişi vekiller için madde 5'te belirtilen;
"(1) Tüzel kişi patent vekilinin veya marka vekilinin, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre limited veya anonim şirket şeklinde kurulması, işletme konusunun patent vekilliği veya marka vekilliği faaliyetini kapsaması zorunludur.
(2) Tüzel kişi vekillerin, patent vekili veya marka vekili gerçek kişiler tarafından temsil edilmesi zorunludur.
(3) Gerçek kişi vekil, vekillik yetkisini ancak kendi adına veya Sicile kayıtlı tek bir tüzel kişi vekili temsilen kullanabilir. Vekillik yetkisini tüzel kişi vekili temsilen kullananlar, gerçek kişi vekil olarak vekillik yapamaz. Gerçek kişi vekil, kişisel cezai sorumluluğu saklı kalmak şartıyla temsil ettiği tüzel kişi vekille birlikte vekalet verene karşı müteselsilen sorumludur." düzenlemelerine göre yapabileceklerdir.
Ancak hukuk eğitimi almak ya da avukatlık mesleğini icra etmek de tek başına vekillik için yeterli olmadığı da anlaşılmaktadır. Genel hatlarıyla vekil olabilmek için 4 yıllık lisans mezunu olmak, yeterlilik sınavında gerekli başarıyı sağlamak ve sicile kayıt olmak gerekmektedir.
Marka vekilliği, avukatlık mesleğinde sıkça karıştırılan bir alan olmakla dar bir yetkiyi ifade eder. Bu aşamada marka vekilinin hangi alanlarda yetkili olduğunun altının çizilmesi gerekmektedir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve Türk Patent mevzuatını birlikte ele aldığımızda; marka vekili yalnızca Türk Patent nezdinde ve idari aşamada işlem yapabilir. Marka başvurusu yapmak, marka başvurusuna itiraz etmek, üçüncü kişi itirazlarını cevaplamak, yenileme, devir, lisans, adres değişikliği işlemleri, kurum kararlarına karşı yeniden inceleme ve değerlendirme talebi (YİDK) başvuruları ve gerektiğinde adına işlem yaptıklarını Kurum önünde temsil etmek olarak ifade edebilmekteyiz.
Buna karşılık yalnızca marka vekili olan kişi Avukatlık Hizmetine giren işleri yapamayacaktır. Buradan avukat olmayan marka vekilinin marka iptal / hükümsüzlük davası, tescilli markaya tecavüz davası açamayacağı, ihtiyati tedbir talep edemeyeceği, icra takibi yapamayacağı, hukuki mütalaa veremeyeceği ve bu alanda hukuki içerikli sözleşme de hazırlayamayacağı bilinmelidir. Çünkü Avukatlık Kanunu madde 35 açıkça bu hususları engellemektedir. Dolayısıyla avukat olmayan marka vekili yargısal faaliyetlerde bulunamayacaktır. Bunun aşılması Avukatlık Kanunu’na aykırılık, haksız rekabet olgusu ve ceza sorumluluğu gündeme getirecektir. Buradan anlatımda avukat olmayan marka vekilinin yalnızca idari temsil yetkisini kullanabileceği, avukatlık mesleğine hasredilmiş yargısal ve hukuki temsile sirayet edemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu anlamda danışmalık şirketleri tarafından "hukuki danışmanlık", "dava takibi", "icra işlemleri", "sözleşme hazırlama", "şirketlere hukuki destek" gibi hizmetlerin sunulamayacağı görülmektedir. Aksi halde Avukatlık Kanunu madde 63 gereği suç işleneceği ve TTK madde 54–55 gereği haksız rekabetin ortaya çıkacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu alanda faaliyet gösteren gerçek ya da tüzel kişilerin "yalnızca bu alanda danışmanlık yaptıkları" savunması da kabul görmeyecektir. Bu alanda hakkı ihlal edilenler gibi Barolar da şikayetçi olabilecekleri gibi haksız rekabet davası, faaliyetin durdurulması talebinde bulunabilecekleri gibi gerekmesi halinde tabela, internet sitesi ve reklamların kaldırılması da isteyebileceklerdir. Ancak danışmanlık şirketleri avukatlarla sözleşme ilişkisi kapsamında hukuk işlerinin avukatlar tarafından yapılmasını isteyebileceklerdir.
Dolayısıyla danışmanlık şirketleri ve marka vekilleri avukatlar ile birlikte çalışabilecekleri ancak birlikte çalışırken görev alanlarını net biçimde ayırmaları gerektiği, aksi durumun temsil yetkisinin ihlalini ortaya çıkarabileceğini de bilmeleri gerekmektedir.
Yasal düzenlemeler karşısında danışmanlık şirketleri ve marka vekillerinin avukatlarla birlikte nasıl çalışabileceklerinin de ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda danışmanlık şirketleri veya marka vekilleri avukatlarla birlikte aynı iş yerinde/mekanda olmalarını engelleyen bir düzenleme yok ise de avukatlık mesleğinin yapısı gereği ayrı olarak ünvanlarını belirtmeleri gerektiği ve ortak tabela altında iş yapamayacakları kesin olarak kabul edilmektedir. Bu anlatımda avukatların aynı çatı altında bulundukları danışmanlık şirketleri veya marka vekilleri yanında bağlı çalışan olarak görev yapamayacakları da bilinmektedir. Bu nedenledir ki danışmanlık şirketleri veya marka vekilleri ile çalışan avukatların ayrı olarak meslek makbuzu hazırlaması gerektiği ve sözleşmeleri buna göre yapmaları mesleğin özü itibariyle zorunludur. Yani danışmanlık şirketleri veya marka vekillerinin avukatlarla aynı çatı altında oldukları olgusunun yaratılmaması gerekmektedir.
Bu nedenledir ki danışmanlık şirketleri ve marka vekillerinin hiçbir şekilde "hukuki danışmanlık" ibaresinin kullanmamaları gerekmektedir. Aksi durumun haksız rekabet eyleminin ortaya çıkaracağı, bunun için zararın gerçeklemesi değil, gerçekleşme ihtimalinin de varlığı yeterlidir (internet sitesi (hukuk hizmeti ibareleri ibaresinin kullanılması), sosyal medya paylaşımları, whatsapp / e-posta yazışmaları, faturalar, sözleşmeler vb.).
Dava dosyasında uyuşmazlık kapsamında hazırlanan 16/01/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda, 17/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda ve 13/03/2025 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda; "Davacının huzurdaki ihtilafta haksız rekabetten kaynaklı zarar görebileceği ve mesleği itibariyle davalı şirket ile rakip olduğu; şayet davacı ve davalı gerçek kişi marka ve patent vekilliği işlerini icra ediyor ise davalı gerçek kişi ile de rakip olduğu, davalı şirket ile davacı arasında TTK m. 55/f.1-(e) hükmünün uygulanabileceği, dosya kapsamına göre davalı şirketin yetkilisinin “Yetkililer: ...” olduğu, dosyaya mübrez belgelerden davalı firmayı temsil eden davalı gerçek kişinin marka vekili veya patent vekili olduğuna dair bir ibareye rastlanmadığı, davalı gerçek kişinin marka vekili veya patent vekili olduğuna dair aksi husus gündeme gelmedikçe Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasına aykırılığın gündeme geleceği, şayet somut olayda davacı da marka vekilliği sıfatını haiz ise davalı şirket ve davacı arasında TTK m. 55/f.1-(e) kapsamında haksız rekabetin varlığından bahsedileceği, Davalı şirketin ... 63. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye nolu e-tespit tutanağına göre etkin patent” internet sitesinde “(…) hukuki danışmanlık, hukuk, faaliyet alanlarımız fikri sınai mülkiyet hukuku, fikri ve sınai mülkiyet hakları hukuk danışmanlığı, çözüm ortaklarımız ile birlikte yürüttüğümüz diğer çalışma alanlarımız şirketler hukuku, ticaret hukuku, ceza hukuku (…)” şeklindeki ifadelerin yer almasının rakipleri için cari olan kanun yönetmelik, sözleşme yahut mesleki ve mahalli adetlerle tayin edilmiş iş yaşamı şartlarına riayet etmediği; bilhassa davalı şirketin Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 9. ve 10. maddesine aykırılıktan dolayı haksız rekabet teşkil eden eylemde bulunduğu ve avukatlık mesleğini icra eden davacı ile arasında haksız rekabet ilişkisi doğduğu, davalı gerçek kişi, 7 Nisan 2021 tarihinde 31447 sayı ile Resmi Gazetede yayınlanan Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliğinin Patent Vekilliği veya Marka Vekilliğine Kabul Şartları başlıklı 4. maddesinde yer alan şartları taşıdığı takdirde (TTK m. 55/f.1-(e))’ye aykırı davranmadığı ve böylece davacı ile arasında haksız rekabetten söz etmenin de mümkün olmayacağı," yönünde yukarıda Mahkememizce altı çizilen hususlara paralel şekilde rapor tanzim ettikleri görülmüştür.
Mahkememizce Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazılarak, davalı ... ve davalı şirketin vekil kaydının olup olmadığı, var ise hangi tarihten beri vekil kaydının olduğu, vekil kaydı yapılması için aranan şart ve kriterlerin (davacı şirketin kayıt tarihi ile hâlihazırdaki şartların ayrı ayrı belirtilerek) belirtilmesinin istenilmiştir.
Kurum tarafından verilen cevabi yazıda marka ve patent vekilliğinin şartları belirtilmekle; "...Sistem kayıtlarımızda yapılan incelemeler neticesinde, davalı ... adına herhangi bir vekil sicil kaydına rastlanılamamıştır. Diğer taraftan, ...'ın (T.C....) 14.01.2022 tarihinden itibaren ... Ltd. Şti. (V.N. ...) tüzel kişiliği adına tüzel kişi yetkilisi olarak Kurumumuz nezdinde işlem yapma yetkisinin bulunduğu ve halen bu yetkinin devam ettiği tespit edilmiştir.
Tüzel kişi olarak yetkilendirilen kişinin, Kurumumuz nezdinde marka vekillik/patent vekillik işlemlerini yapmaya yetkisi bulunmamakta olup, sadece bildirildiği tüzel kişilik adına Türk Patent ve Marka Kurumunun elektronik başvuru sistemi (...) üzerinden her türlü işlemi yapmaya ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 160'ıncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında Kurumun elektronik tebligat sistemi üzerinden (ETEBS) üzerinden her türlü bilgiyi almaya yetkili kişi olarak kayıtlarımıza alınmaktadır.
Türk Patent ve Marka Kurumu Patent Vekilliği ve Marka Vekilliği Sınav, Sicil ve Disiplin Yönetmeliği'ne göre tüzel kişi patent vekili veya marka vekili olarak faaliyet göstermek isteyen şirketlerin limited veya anonim şirket şeklinde kurulması ve patent vekili veya marka vekili gerçek kişiler tarafından temsil edilmesi zorunludur.
Bu kapsamda vekil firma olarak sicile kayıtlı olan davalı ... Şti.'nin gerçek kişi vekil atayarak Kurumumuzda işlem yapmaya başladığı tarih 24.08.2005' tir.
Davalı ...'ın yukarıda ifade edildiği üzere ... Şti.'nin tüzel kişi yetkilisi olarak kaydının bulunduğu, Kurumumuz nezdinde tüzel kişiliği temsil etmek dışında vekillik yapma yetkisinin bulunmadığı davalı ...Şti. adına vekillik işlemlerini yürüten başkaca gerçek kişi marka/ patent vekillerinin kayıtlı olduğunun," belirtildiği anlaşılmaktadır.
Tüm anlatımlar kapsamında dava dosyasının ele aldığımızda avukat olan davacının icra ettiği mesleği gereği sicile kayıtlı olmayan davalı gerçek kişinin ve yetkilisi olduğu davalı şirketin ve bunlara bağlı oluşturulan internet sitelerinin TTK m. 55/f.1-(e) hükümlerine aykırı davranış içerisine oldukları, avukatlık mesleğine hasredilmiş "hukuki danışmanlık" faaliyetlerinde bulunamayacakları anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile birlikte hükümde gösterilen tedbirlerin alındığı aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davalıların eyleminin, davacının avukatlık hizmetinden doğan haklarına tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına,
2-Davalı tarafların ticari defter ve kayıtları başta olmak üzere ticari faaliyetlerinde, ticaret ünvanlarında ve sahip oldukları internet sitelerinde herhangi bir şekilde “hukuk hizmetleri” ibarelerini kullanmalarının yasaklanmasına,
3-Davalı taraflarca kullanılan tüm dokümanlar (marka, logo, ticari isim, fotoğraf, tanıtım broşürleri) ve internet sitelerinde (... ve davalı gerçek şahsa ait ... alan adlı internet sitelerinde) yer alan “hukuk hizmetleri” ibarelerinin kaldırılmasına, kaldırılması mümkün olmadığı takdirde masrafı davalılarca karşılanmak üzere tüm dokümanların toplatılması ve imhası ile internet sitelerinin kapatılmasına,
4-Davalı ... Şirketi’nin ticaret unvanından “Hukuki Hizmetler” ibarelerinin TERKİNİNE, karar kesinleştiğinde bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne kararın bildirilmesine,
5-... ve davalı gerçek şahsa ait ... alan adlı internet sitelerine erişimin engellenmesi talebinin REDDİNE,
6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline,
7-Alınması gereken 615,40 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 556,10 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
8-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 305,10 TL posta masrafı olmak üzere toplam 10.432,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
10-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır