T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/458 Esas
KARAR NO: 2024/440
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/05/2019
KARAR TARİHİ: 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... ilinde ağırlıklı olarak boya ve izolasyon işi yaptığını, bu nedenle ürün temini amacıyla davalı şirketin müşterisi olduğunu, davalı şirket tarafından parça parça gönderilmek üzere ürün temini amacıyla müvekkili şirket ile anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından işbu ilişki sebebiyle davalı lehine toplam 122.500.00-TL olmak üzere on beş adet emre yazılı senet düzenlendiğini, ürünlerin tamamı teslim edilmeden tek seferde davalı şirkete teslim edildiğini, bahse konu senetlerde belirtilen miktar ile eşdeğer oranda olmak üzere mal temini hususunda davalı şirket ile anlaşıldığını, bahse konu anlaşma neticesinde davalı şirket tarafından teslim edilen malların miktar ve değeri itibariyle müvekkili şirketin sorumluluğu doğacağını, davalı şirket tarafından belirli aralıklarla gönderilen malların faturalarda görüleceği üzere toplam 78.960,00-TL değerinde olmakla beraber belirtilen miktarı aşan başka bir mal teslimi söz konusu olmadığını, belirtilen mal teslimleri nezdinde müvekkili şirketin belirli aralıklarla ödemelerde bulunduğunu, ödemelerin, 21.06.2014, 22.08.2014 ve 30.09.2014 ödeme tarihli toplam 22.500,00-TL değerinde olan senetler müvekkili şirket tarafından bedelleri ödenmek suretiyle elden teslim alındığını, müvekkili şirkete ait banka hesap dökümleri incelendiğinde davacı şirket lehine toplam 44.500.00-TL değerinde ödeme yapıldığının görüleceğini, davalı şirket tarafından 05.09.2014 tarihinde müvekkili şirketten 944,00-TL değerinde ödeme alındığını, davalı şirket tarafından düzenlenen 952117 ve 952152 numaralı faturalardan kaynaklı toplamda 4.176,79-TL değerinde fiyat farkı mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya yapılan ödemelerin toplamı 72.120,79-TL olmakla beraber davalı şirket tarafından teslim edilen malların değeri ise 78.960,00-TL olduğunu, bahse konu somut olay itibariyle müvekkil şirketin davalı şirkete 6.839,21-TL borcu olduğunu, İhtiyatı tedbir kararı verilmesine, davalıya borçlarının olmadığının tespitine, asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatına faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, davanın dava şartı yokluğunda reddinin gerektiğini, davacının dava dilekçesinde alacak hususuna ilişkin olarak net tutarlar ifade ettiğini, bu durumda ne kısmi dava ne de belirsiz alacak ve tespit davası açmasının mümkün olmadığını, 105.945,53-TL tutarındaki takibe konu alacak için 10.000,00-TL tutarlı kendi açıklamalarıyla dahi çelişen tutar üzerinden dava açmakta olduğunu, bu durum açıkça kötü niyetli olup işbu haksız davanın reddedilmesi gerektiğini, öncelikle yetki itirazlarının kabulüne, icra veznesine yatan tutarın müvekkiline ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
...13. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra dosyası, senet örnekleri, fatura suretleri, davacı ticari defterleri.
... 13. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı icra dosyasının incelenmesinden; Davalı - icra takibi alacaklısı vekilince davacı- icra takibi borçlusu aleyhine bono sebebine dayanılarak 04.02.2016 tarihinde 90.000,00-TL asıl alacak, 14.070,14-TL faiz, 270,00-TL komisyon ve 706,39-TL Protesto bedeli olmak üzere toplamda 105.046,53-TL üzerinden ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emrinin davacı - icra takibi borçlusuna tebliğ edilmediğinin iddia edildiği, ... 13. İcra Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.07.2018 tarihli ve ...E., ... K. Sayılı kararda borçluya çıkarın ödeme emrinin 05.06.2019 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği, dolayısıyla İcra Hukuk Mahkemesine yapılan itirazın süreden dolayı reddedilmiş olduğu, takibin devam etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava menfi tespit davası olduğu için Arabuluculuk Dava Şartına tabi değildir bundan dolayı davaya devam edilmiştir.
İcra İflas Kanunu 72/VIII'e göre icra takibinin başlamasından sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin açılmış olduğu yer Mahkemesi davaya bakmakla görevli olduğundan davaya devam edilerek tahkikat aşamasına geçilmiştir.
Dosyanın ilk celsesinde davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesine dair karar verilmiş, davalının ihtiyati tedbir kararına dair itirazı reddedilmiştir.
Davacının ticari defterlerinin incelenmek üzere ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Talimat dosyasından Bilirkişi Raporu alınmıştır. Mali Müşavir Bilirkişi ...'ca düzenlenen 16.12.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "Yapılan inceleme ve hesaplamalar neticesinde, incelemenin ticari defterler üzerinde değil de faturalar, ödeme dekontları, ödeme makbuzları ve verilen senetler gibi resmi tevsik edici belgeler üzerinden yapılması daha doğru bir yaklaşım olacağı için takdiri Yüce Mahkemeye ait olmak üzere, tevsik edici fatura, dekont ve makbuzlardan yola çıkılarak raporumuzun h maddesinde yapmış olduğumuz hesaplamalara göre davalı şirketin, davacı şirketten 29.339,24-TL'lik bir alacağının söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafın ticari defterlerinin 27.02.2020 tarihinde Mahkeme kaleminde incelenmek üzere gün tayin edilmiş olup dosya Mali Müşavir Bilirkişi ...'ya tevdi edilmiştir. Bilirkişi Raporunu 02.06.2020 tarihli raporunda özetle; "Dava konusu uyuşmazlıkta uzmanlık alanlarımız ile ilgili olarak analiz ve değerlendirme yapılabilmesi, davalı şirket ticari defter kayıtları ve dayanağı belgelerin ibrazına muhtaç bulunmakla birlikte, davalı vekilleri ve yetkilisince bu doğrultuda somut bir adım atılmadığından ve aradan geçen süre de dikkate alınmakla, incelemeler dava dosyasına sunulu bilirkişi raporu ve dosyaya sunulu diğer belgeler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çek de dâhil olmak üzere, kambiyo senetleri ihdasî nitelikte senetlerdir. Çekin ihdasi nitelikte olması, senetle mündemiç olan hakkın, çekin düzenleyen tarafından imzalanarak lehtara (ilk hamile) verildiği anda doğmuş olmasıdır. Tabi ki bu hak, kambiyo ilişkisi çerçevesinde (kambiyo hukukuna dayalı) ortaya çıkan bir alacak hakkıdır. Bununla birlikte kambiyo ilişkisinin temelinde çoğunlukla başka bir borç ilişkisi bulunmaktadır. Ancak kambiyo ilişkisi bu temel ilişkiden tamamen bağımsız olarak meydana gelir. Bu anlamda kambiyo senetleri aynı zamanda mücerret senetlerdir. Kambiyo senetlerinin mücerret (soyut) senetler olmasının en önemli sonucu, temel ilişkideki sakatlığın ve hükümsüzlüğün, kambiyo senedini etkilememesidir. Bedelsiz kambiyo senedi kavramı ya da kambiyo senetlerinde bedelsizlik kavramı, kanunî bir kavram olmayıp, uygulamada ve özellikle Yargıtay kararlarıyla oluşmuş bir kavramdır. Burada bedel, senedi alan kişinin senet karşılığında yerine getirdiği veya getireceği edim anlamında kullanılmaktadır. Kambiyo senetlerinin düzenlenmesine vesile olan temel alacak, aynı zamanda temel borç ilişkisinden doğan dar anlamda bir borç olup, daima bir para alacağıdır ve de çoğu zaman karşı bir edimle mübadele ilişkisi içindedir. Temel alacak niteliğindeki bu para alacağı ifa, takas, ibra, satılan malın hasarlı veya ayıplı çıkması nedeniyle iade edilmesi, keza satılan malın teslim edilmemiş olması, temel borç ilişkisinin geçersiz olması veya irade fesadı nedeniyle iptal edilmiş olması gibi, değişik nedenlerle karşılıksız (bedelsiz) kalmış olabilir. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı yan tarafından davalıya verilen 90.000,00 TL tutarlı senetlerin bedelsiz olduğunun tespiti ile senetlerin iptal edilmesi gerektiği üzerinde olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete düzenlenen faturalar toplamı olan 78.960,03 TL olduğu görülmekte olup buna mukabil davacı yan tarafından davalı yana 44.500,00 TL banka havalesi, 994,00 TL nakit ve 4.176,79 TL iade mal faturası, 22.500,00 TL elden senet tahsilatı olmak üzere toplam 72.120,79 TL ödeme yaptığı görülmektedir. Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı olan alacaklıdadır. Bu durumda, davalı şirket tarafından temel alacağın karşı edimi olan mal tesliminin yerine getirildiği ispat edilmelidir. Davalı yanın davacı yana düzenlediği faturalar karşılığında davacı yan tarafından 72.120,79 TL ödeme yapılmış olup davacı yanın davalı yana, ( 78.960,00 TL – 72.120,79 TL= 6.839,21 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilafa konu senetler 6.839,21 TL borç haricinde borçlu bakımından bedelsiz hale gelmiştir..." şeklinde görüş bildirilmiştir.
14.03.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davalı tarafın 2013 , 2014 , 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı,...’den dava dosyasına gelmesi gereken cevap yazısı rapor hazırlandığı tarih itibariyle henüz ulaşmadığı için detaylı bir değerlendirme yapılamadığı için gereken değerlendirmenin bankadan yazı geldiği zaman gereken değerlendirmeler yapılacağı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
25.08.2024 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda Özetle; "... Bankasından gelen cevap yazısına göre ..., .... ve ... senet numaralı senetlerin ödeme dekontlarının teyidi alındığı, davacı taraf ticari defterlerini incelemek üzere görevlendirilen bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre davacı taraf ticari defterleri incelenemediği ve bu durumda davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar ve hesap bakiyesi bilinemediğinden tarafların aralarındaki ticari ilişki dolayısıyla kayıtların karşılaştırılmasının mümkün olamadığı, bu durumda davalı taraf kayıtlarına göre 31.12.2015 kapanış fişi itibariyle görülen 9.000,00 TL tutarındaki bakiye haricinde bir tespit yapılamadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizin ... esas ... karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla mahkememizin esasına kaydının yapıldığı görüldü.
GEREKÇE: Dava icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine davasıdır.
Davacı taraftan davalı tarafa verilen senetlerin bedelsiz olduğu, davalıya bu tutarlar üzerinden borçlu bulunmadığının tespiti ile icra takibinin tespit edilen meblağ üzerinden devamına dair açılan menfi tespit davasında; davalı taraftan davacı tarafa 20.11.2013 tarihinden 15.11.2014 tarihine kadar muhtelif malzeme olarak toplamda 78.960,03 TL'lik fatura düzenlendiği, davacı tarafından davalı tarafa ...bank / ... şubesinden 31.12.2013 ile 10.04.2015 tarihleri arasında toplam 44.500,00 TL ödeme yapıldığı, bu nedenle bedelsiz kalan senetlerden dolayı açılan icra takibinde borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı yan ise davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 2019/278 esas 2020/310 karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... esas ...karar sayılı kararı ile harçların tamamlattırılmak suretiyle ve davacının varsa borçlu olunmadığı tespit edilen bedel yönünden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kaldırıldığı görülmüştür.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı davalıya aittir. (TMK mad. 6, HMK mad. 190) Ancak davacı hukuki ilişkinin maddi hukuk bakımından hiç doğmadığını değil de sona erdiğini (ödeme yapıldığını) veya yerine getirilmesinden kaçınabileceğini (zamanaşımına uğradığını, ödeme yapıldığı, başkaca bir hukuki ilişkiye dayandırma) ileri sürüyorsa, bu iddiasını borçlu davacı ispat edecektir.
Şekli açıdan unsurları tam olan bono üzerinde taraflar seçimlik olarak senedin hangi amaçla düzenlendiğine ilişkin bir kayıt eklememişlerdir. Hukuki ilişkiden mücerret olan senetteki keşideci imzası da inkâr edilmemiştir. Bu durumda davacı 818 sayılı BK’nın 182. maddesinde düzenlenen peşin satışa dayanmış ve ödeme vasıtası olarak düzenlenen bononun avans olarak verilmesine rağmen malın teslim edilmediğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirmiş ve somut olayda edimlerin aynı anda ifası gerektiğinden, bu karinenin aksini ispat külfeti davacıya geçmiştir. Kambiyo senedi hukuken geçerli olduğundan eldeki menfi tespit davasında davacı-borçlunun bononun kömürün tesliminden önce avans olarak verildiğini, malın (kömürün) teslim edilmediğini ve senedin bedelsizliğini de usul hükümleri gereğince yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... Esas ve...Karar sayılı ilamı) Dava konusu bononun incelemesinden "nakden" ya da "malen" kaydının olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla senedin teslim alınan bedelinin ya da malın peşinen alındığı anlaşılmamaktadır, bunun aksini iddia eden taraf kesin delillerle kanıtlamak durumunda olduğu bilinmektedir.
Davacı yan bonodaki imzanın kendi elinden sadır olduğunu kabul etmekle bu hususta herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı yan, bonoların aralarındaki ticari ilişki kapsamında ön ödeme ve mal karşılığı verildiğini, ancak malların teslim edilmemesi nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığı ve esasen davalıya böyle bir borcunun olmadığı iddiasında bulunmuştur. Davalı ise senetlerin karşılığının ödendiğine yönelik delil olmdığı savunduğu görülmekle, ispat yükünün davacı yanda olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi ile senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler senetle ispat sınırından az olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Huzurdaki davaya konu senedin incelenmesinden, senedin mal teslimi karşılığı verildiği, ancak malların teslimi hususunda taraflar arasında ihtilaf olmakla bu hususun davalı yanca ispat edilmesi gerekmektedir.
Davacı yanın savunduğu bedelsizlik iddiası kişisel defidir. Bu nedenle ancak kambiyo ilişkisinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Keşideci bedelsizlik iddiasını ancak lehtara karşı ileri sürebilecektir. Anlatılan kapsamda öncelikli olarak tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, aralarında ticari ilişkinin olup olmadığı hususunda taraflar arasında ilişki incelenmiştir. Yukarıda anlatılan gerekçe ile ispat yükü ilk önce kural olarak davalıya düşmekle, tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.... K. ... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Dava dosyasında hazırlanan 14.03.2024 tarihli bilirkişi kök ve 25.08.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, ...'ndan gelen cevap yazısına göre ..., ... ve ... senet numaralı senetlerin ödeme dekontlarının teyidi alındığı, davacı taraf ticari defterlerini incelemek üzere görevlendirilen bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporu'na göre davacı taraf ticari defterleri incelenemediği, bu durumda davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar ve hesap bakiyesi bilinemediğinden tarafların aralarındaki ticari ilişki dolayısıyla kayıtlarının karşılaştırılması mümkün olamadığı, bu durumda davalı taraf kayıtlarına göre 31.12.2015 kapanış fişi itibariyle görülen 9.000,00 TL tutarındaki bakiye haricinde bir tespit yapılamadığı, belirtilmiştir. Bu kapsamda bonoların bir kısmının bedelsiz kaldığının ve bu bonolardan dolayı yalnızca 9.000,00 TL borcunun bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü gerekmiştir.
Yukarıda bahsedilen gerekçe ile davalının esasen davacıya bir miktar borcunun bulunduğu, bonoların ticari ilişkiden kaynaklı güven nedeniyle verildiği ve karşılığının ödendiği, takibin bu anlamda 9.000,00 TL dışında haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı anlaşılmakla İİK 72. maddesi kapsamında alacağın %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davacı/Borçlu ... Ltd. Şti.’nin, ... 24.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında takip konusu, alacaklıları davalı ...Şti., borçluları davacı ...Ltd. Şti. olan, 31.01.2014 düzenleme tarihli 30.04.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 26.05.2014 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 31.05.2014 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 30.06.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 30.07.2014 vade tarihli 5.000,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 31.08.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 18.09.2014 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 02.10.2014 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 16.10.2014 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 31.10.2014 vade tarihli 7.500,00 TL bedelli, 31.01.2014 düzenleme tarihli 31.12.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli bonolardan dolayı Davalı/Alacaklı ...Tic. Ltd. Şti.’ne sadece 9.000,00 TL BORÇLU OLDUĞUNUN TESPİTİ ile takibin 9.000,00 TL üzerinden devamına,
2-Takibin 96.046,53 TL yönünden kötüniyetli olarak yapıldığı anlaşılmakla bu alacağın %20’si olan 19.209,31 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 6,762,69 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 7,175,73 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 413,04 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 6,762,69 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranlarına göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.209,99 TL'sinin davalıdan 110,01 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına,
8-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 6,40 TL vekalet harcı, 4.250,00 TL bilirkişi ücreti ve 720,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 5.020,80 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 4.620,40 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan 104,05 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 8,67 TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır