T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/618 Esas
KARAR NO : 2025/346
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 26/09/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 26/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 12/07/2022 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen faili meçhul aracın seyir halinde iken sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı motosikleti sıkıştırması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek motosikletin devrilmesi neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkili ...'nun yaralandığını, taraflarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında Plakası tespit edilemeyen aracın ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili ...'nun söz konusu trafik kazası nedeniyle ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden 27/07/2023 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %2 oranında malul kaldığını, müvekkilinin haksız olarak mağdur edilmeye devam edildiğini, müvekkilinin bu mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkiline ödenmesi için dava açma mecburiyetinin doğduğunu beyan ederek, davanın Belirsiz Alacak Davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; 50 TL Sürekli iş göremezlik, 25 TL Geçici iş görmezlik, 25 TL Bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan tahmiline bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 16/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili kuruma eksik geçersiz evrak ile müracaat yapıldığının tespit edildiğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, olayın trafik kazası olup olmadığı, trafik kazası ise plakası tespit edilemeyen aracın mevcudiyetinin tescile tabi olup olmadığı, ZMMS yaptırma yükümlülüğü hususlarının somut delillerle ispat edilemediğinden davacı yanın taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, davacının yaralanmasına neden olduğu iddia edilen aracın tescile tabi olup olmadığı hususunda kuşkuya yer vermeyecek şekilde araştırılması gerektiğini, nitekim tescile tabi olmayan veya tescile tabi olsa da tescili yapılmayan araçların vermiş olduğu zararlardan dolayı ... Hesabı'nın sorumluluğu bulunmayacağını, kurumun sorumluluğunun ancak ZMMS yaptırma yükümlülüğü bulunan tescilli bir araç olması halinde söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve her durumda kaza tarihinde geçerli zorunlu sigorta poliçesinin teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı yanın yasaya aykırı ve tek taraflı temin ettiği raporun hükme esas teşkil etmemesini talep ettiklerini, davacı yanın sunmuş olduğu maluliyet raporunda belirtilen oran, sür ve tutarların fahiş olduğunu, maluliyet tespitinin trafik sigortası genel şartları ile yönetmelik hükümlerine uygun yapılmasını ve kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aktüer raporunun sicile kayıtlı aktüer bilirkişisi tarafından TRH yaşam tablosu kullanılarak düzenlenmesini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri talebinin teminat harici olması nedeniyle davanın bu yönden de reddinin gerektiğini, hesaplamaya esas gelirin asgari ücret olarak kabul edilmesini talep ettiklerini, davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, sosyal güvenlik kurumu tarafından davacıya rücuya tabi gelir bağlanıp bağlan9madığının sorulması gerektiğini, davacı yanın faiz taleplerinin reddini aksi halde dahi müvekkili şirketin yasal faizden sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan ederek, davanın müvekkili kurum bakımından husumet yokluğu nedeniyle dava şartı eksikliğinden reddini, faiz talebinin reddini ve her halde yasal faiz uygulanmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER: ATK Raporu, Türkiye Noterler Birliği yazı cevabı, Sigorta Tahkim Komisyonu yazı cevapları, ... Üniversitesi Rektörlüğü yazı cevabı, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi yazı cevabı, ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü yazı cevabı, İstanbul ... Devlet Hastanesi yazı cevabı, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi yazı cevapları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi giderlerinin tazmini davasıdır.
Huzurdaki davada, 12/07/2022 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın seyir halinde iken sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti sıkıştırması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek motosikletin devrilmesi neticesinde meydana gelen kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tazmini amacıyla açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında maluliyet raporu tanzimi yönünden davacı vekilinin talebi ile dosya ... Hastanesinden davacı hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için mütemadiyen sevki için müzekkereler yazılmıştır.
Davacı yan Mahkememizin 22/10/2024 ve 04/03/2025 tarihli ara kararı ile davacı asıl ATK ön raporundaki eksikliklerin giderilmesi için hastaneye sevkinin sağlanılması istenmiş ise de davacı vekilinin davacının yurt dışında olduğu ve kendisinin sevkinin sağlanamayacağı dilekçeleri ve duruşmadaki beyanlarından açıkça anlaşılmıştır.
Bu kapsamda 04/03/2025 tarihli celsede, davacı vekiline tebliğ edilen ATK cevabi yazısı kapsamında davacının adli tıp bölümünde hazır olup olmadığı hususunda beyanda bulunması için 2 haftalık süre verilmesine, muayene için hazır olmamış ise 2 haftalık kesin süre içerisinde adli tıp bölümünde muayene için hazır olmasına, kesin süre içerisinde hazır olmadığı takdirde bu talebinden vazgeçmiş sayılarak dava dosyasının mevcut haliyle ele alınacağının ve adli tıp bölümünden dosyanın işlemsiz olarak iadesinin isteneceğinin duruşma zaptının tebliği ile ihtar edilmiştir.
Aynı duruşma zaptında HMK madde 31 kapsamında davacı vekiline maddi tazminat talebi kapsamında geçici ve sürekli iş göremezlik nedeniyle her bir talep için ne miktarda tazminat talep ettiğini ayrı ayrı belirtmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde davasının HMK madde 194 kapsamında somutlaştırmaması halinde işbu taleplerinden vazgeçmiş sayılarak davanın mevcut haliyle ele alınacağı ihtar edilmiş ise de davacı vekilince hem duruşmaya katılım sağlanmamış hem de beyanda bulunmamıştır. Uzun süre geçmesine rağmen davacının eksiklikleri neden tamamlamadığı hususunda hiçbir açıklama ya da mazeret de bildirilmemiştir.
Mahkememizin 22/10/2024 ve 04/03/2025 tarihli ara kararlarına ve ATK'nın birden fazla yazısının davacı yana tebliğine rağmen davacının ATK ön raporunda bulunan eksikliklerin tamamlanması için hastane başvurusunu yapmamış olduğu, ihtaratlı ara kararlara rağmen gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmakla; davacı yana yeniden süre verilmesinin dava dosyasına katkı sağlamayacağı, dava dosyasının davacı yanca bilerek ve isteyerek sürüncemede bırakılması ve usul ekonomisi gereğince davacı yanın ATK inceleme talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş ve yargılamaya davacı yanın yokluğunda devam olunmuştur.
6098 sayılı TBK'nun 50.maddesi hükmü uyarınca, "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."
Somut uyuşmazlıkta zararın takdiri açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi öncelik arz etmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Bu nedenle uzun süre zarfında 2 farklı kesin süreli ihtar ve makul süre verilmesine rağmen, davacı yanca hiçbir özür ya da mazeret bildirilmeksizin ara kararların yerine getirilememesi ve dava dosyasında takdir edilecek tazminatın mevcut itibariyle değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 345,55 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır