T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/740 Esas
KARAR NO : 2025/339
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/11/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 11.01.2021 tarihli Güvenlik ve Temizlik Hizmet Sözleşmelerinin akdedildiğini, davalı şirketin işbu sözleşmeden kaynaklı alacaklarının tahsili amacıyla ... 35. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takibe giriştiğini, taraflar arasında işbu takip dosyasına konu borcun ödenmesi ile ilgili olarak 15.08.2022 tarihli Borç Tasfiye ve İbra Protokolü akdedildiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamındaki borçları ödenmeye başlanmış olmakla birlikte; bir diğer yandan ise müvekkili şirketin işyerinde çalışan davalı şirket personellerinin, müvekkili şirket ve davalı şirket...'in kendi işini taşere ettiği ve işçilerin sigorta girişlerinin yapıldığı ... A.Ş.'ne karşı işçilik alacakları davalarını ikame ettiklerini, görülen yargılamalar neticesinde, davaların kısmen reddine ve kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin, sözleşme kapsamında tüm işçilik ödemelerinin davalının yükümlülüğünde olmasına karşın, kesin mahkeme ilamları kapsamında başlatılan icra takipleri neticesinde bu tutarları ödemek zorunda kaldığını ve davalının ihbar sürelerini yanlış kullandırması nedeniyle ödemiş olduğu 81.013,21 TL ihbar tazminatı tutarı için takas defini kullandığını davalıya bildirdiğini, buna karşın davalı tarafından 81.013,21 TL tutarının da dahil olduğu miktar üzerinden ...E. sayılı dosyasında haciz talebinde bulunması neticesinde yürütülen arabuluculuk sürecinin de anlaşmama şeklinde sonuçlanmasının akabinde 81.013,21 TL tutarı bakımından borçlu olmadıklarının tespiti için huzurdaki davayı açtıklarını, bilindiği üzere, üst işveren işçilere karşı, işçilik alacaklarından İş Kanunu uyarınca Alt İşveren ile birlikte sorumlu olduğunu, ancak taraflar arasındaki hizmet sözleşmeleri uyarınca işçilik alacaklarından davalı alt işverenin sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, bununla birlikte ayrıca, davalı alt işverenin davranışından kaynaklı olarak müvekkil tarafından ödeme yapılması halinde, bu tutarın müvekkile faizi ile iade edileceğinin de sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, müvekkilinin ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ...E. Dosyası yönünden 81.013,21 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine 81.013,21TL'nin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davanın müvekkili şirkete yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zira davacının da dava dilekçesinde izah ettiği üzere mahsup işlemini dayanak olduğunu iddia ettiği ve dava dilekçesi muhteviyatı içerisinde bilgilerine yer verdiği İş Mahkemesi dosyalarında müvekkili şirketin taraf olmadığını, bu halde müvekkili şirketin taraf olmadığı dosyalara ilişkin ödeme yaptığı iddiasıyla müvekkili şirkete olan borcundan davacının bir mahsup yapmasının söz konusu olamayacağını, davanın davacı tarafça menfi tespit davası olarak açıldığını, menfi tespit davasında davacının takas iddiasıyla borcu olmadığını ileri sürmesi şeklinde bir davanın hukukumuzda görülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında 05.11.2021 tarihinde ... sayılı dosya ile Arabulucu huzurunda Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin düzenlendiğini, bu anlaşma uyarınca taraflar arasındaki ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının takipsiz bırakıldığını, arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınarak ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, daha sonra taraflar arasında gerek arabuluculuk anlaşma belgesi gerekse ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası uyarınca davacının müvekkili şirkete olan borcunun nasıl ödeneceğine ilişkin bir protokol akdedildiğini, davacının, bu protokol kapsamındaki ödemelerini protokolde ödeme planına sadık kalmadan her seferinde gecikerek yaptığını ve hatta müvekkili şirketin tarafı dahi olmadığı iş dosyalarını bahane göstererek protokol kapsamında müvekkili şirkete yapması gereken ödemeleri hiç yapmadığını, davacının protokol kapsamında müvekkili şirkete 2.897.000,00 TL ödeme yapması gerekirken, gecikmeli olarak 2.815.986,79 TL ödeme yaptığını, bu hesaba göre davacının, müvekkili şirkete 81.013,21 TL eksik ödeme yaptığını, ayrıca davacının ödemelerini aksattığı, geciktiği de anlaşılmakta olup, bu kapsamda anlaşılan vadedeki gecikmelerden kaynaklı 97.723,24 TL (81.436,044KDV) vade farkı oluşmuş olup müvekkili şirketin 81.013,21 TL'ye ilaveten 97.723,24 TL daha davacıdan alacağının bulunduğunu, bu alacakların asıl alacak niteliğinde olup icra dosyasına ilişkin yargılama gideri, harç, tahsil harcı, vekalet ücreti ve sair giderler ayrıca hesaplanmaya muhtaç olduğunu, ayrıca bu hususta dilekçenin 6.maddesinde belirtildiği üzere belirtilen miktarlara ilave olarak protokolün ilgili maddesindeki hükümsüzlük hususu uyarınca müvekkili şirketin davalıdan icra dosyası, arabuluculuk anlaşması ve sair nedenlerle olan her türlü sair hak ve alacaklarına ilişkin dava ve talep haklarının saklı olduğunu, taraflar arasında akdedilen protokolün 3.maddesinde ...'nin sözleşmede belirlenen taahhütlerini belirlenen tarihlerde yerine getirmemesi halinde, ayrıca bildirime ya da ihtara gerek olmaksızın protokolün hükümsüz hale geleceği, ... 35.İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasından güncel alınacak kapak hesabı kapsamında icrai işlemlere devam edileceğini, protokol kapsamında yapılan ödemeler var ise tahsilde tekerrür bulunmamak kaydıyla öncelikle dosya faiz, harç ve masraf olmak üzere dosya borcundan mahsup edileceğinin düzenlendiğini, protokoldeki bu düzenleme uyarınca davacı şirketin müvekkili şirkete olan borcunun bitmediğinin aşikar olduğunu, bu halde davacının söz konusu icra dosyası için menfi tespit talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının dava dilekçesinin 4.sayfasındaki 6.maddede takas iddiasına dayanak yaptığı 4.11, 4.2, 4.2.1, 4.2.3 maddelerinin hiçbirinde iş akdinin sona ermesi halinde sorumluluğun müvekkili şirkete ait olduğuna ilişkin bir düzenleme olmadığını, davacının dava dilekçesindeki icra dosyalarına ödeme yapmak mecburiyetinde kaldığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu, davacının daha mahkeme dosyaları karara çıkar çıkmaz henüz bir icra takibi dahi başlatılmamış iken ihtarname keşide ederek takas hakkını iddia ettiğini, bu hususun davacının müvekkiline olan borcunu ödemekten kaçınmak için ileri sürdüğü kurgudan ibaret olduğunu, davacının takas iddiasını ve alacaklı olduğu iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının önce alacağını ispat etmesi gerektiğini, davacının alacaklı olduğunun düşünülmesini gerektiren iddialarına ilişkin almış olduğu herhangi bir mahkeme kararı yok iken takas iddiasıyla menfi tespit talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davanın usulden ve esastan reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 15/11/2023 tarihli ara kararı ile "İİK 72/3.maddesine göre, ihtiyati tedbir yolu ile ... 35. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takibe konu alacağın takdiren %15'i kadar nakit teminat yatırıldığında veya bu değerde banka teminat mektubu ibraz edildiğinde icra veznesine yatırılacak borca ilişkin paranın alacaklıya ÖDENMESİNİN ENGELLENMESİNE," dair karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporu ve ek raporu dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında imza edilen 11/01/2021 tarihli güvenlik ve temizlik hizmet sözleşmeleri ve 15/08/2022 tarihli protokol doğrultusunda davacının ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında dava konusu edilen miktar yönünden davalıya karşı borçlu olup olmadığı ve takas def'inin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Davaya konu ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınıp incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine toplam 2.655.027,22-TL lik alacak için icra emrinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya 18/05/2022 tarihinde tebliğ olduğu, görülmüştür.
Mahkememizin 25/04/20242 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir, işçi alacakları konusunda uzman bilirkişi ve ticaret mevzuatından kaynaklı hesaplamalarda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 27/11/2024 tarihli raporda özetle;
"a) Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin 2021- 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,
b) Davalı şirketin 2021-2022 ve 2023 yıllarına ili i defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,
c) Davacının Menfi Tespit Talebi Yönünden; Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şeklide açıklandığı üzere,
d) Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca dava konusu bedelden davalının sorumlu olması gerektiği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Davalı tarafın rapora karşı itirazlarının bildirmesi üzerine Mahkememizin 07/01/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 26/03/2025 tarihli ek raporda özetle;
"1. Huzurdaki dava, taraflar arasında imza edilen 11.01.2021 tarihli Güvenlik ve Temizlik Hizmet Sözleşmeleri doğrultusunda, davacı şirket tarafından davalının işçilerine yapmış olduğu ödemelerin 81.013,21 TL'lik kısmından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Kök raporda ifade etmiş olduğumuz üzere, davacının rücu talebinin, öncelikle taraflar arasında akdedilmiş bulunan sözleşme hükümleri çerçevesinde, sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde ise genel hükümlere göre değerlendirilmesi ve tarafların sorumluluklarının ortaya konulması gerekmektedir.
Taraflar arasındaki 11.01.2020 tarihli sözleşme incelendiğinde “4.2 Personel ücretleri yüklenici tarafından ödenecektir... 4.2.1 İş Kanunu vecibelerinin ifası ve bu işten mütevellit bilumum vergi, resim, harçlar ve her türlü tedbirsizlik ve kazadan doğacak zarar, ziyan ile tazminat Yüklenici) aittir... 4.2.3 Yüklenicinin hizmetleri kapsamındaki kusurlu davranışları ile zarara sebep olması halinde, Müşterinin çalışanlara veya SGK'ya herhangi bir ödemede bulunmak zorunda kalması halinde, Yüklenici ödenen bedeli ve Müşterinin ödeme tarihine kadar, aylık TCMB reeskont faiz oranından hesaplanan faizi ile birlikte Müşteriye iade etmekle mükelleftir...” hükümlerine yer verildiği görülmektedir. Anılan hükümlerden de açıkça anlaşılacağı üzere, davalının iddia ettiğinin aksine, konusu bedelin anılan hüküm uyarınca davalıdan talep edilebileceği kanaatindeyiz.
3. Davalının diğer bir iddiası “takas-mahsup iddiası ile müvekkil şirkete olan borcundan kendi başına, bir mahkeme kararı olmaksızın takas mahsup işlemi yapmasının hukuken mümkün olmadığı hususlarına dikkat edilmesi gerektiğidir” şeklindedir. Oysa iddia edilenin aksine takas mahsup için bir mahkeme kararı şart değildir.
Gerçekten de takasın koşullarını düzenleyen TBK. m. 139 hükmüne göre: “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.
Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir”.
Kaldı ki davacının ayrıca TMK. m. 950 hükmüne göre hapis hakkını da kullanabileceği açıktır. Anılan maddeye göre: “Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticari ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır”.
İŞÇİLİK ALACAKLARI YÖNÜNDEN İNCELEME
Yapılan “dava dosyalarındaki işçiler MÜVEKKİL ŞİRKETİN İŞÇİSİ DEĞİLDİR. SÖZ KONUSU İŞÇİLER SİGORTA KAYITLARINDAN DA GÖRÜLECEĞİ ÜZERE UNITED ...A.Ş. UNVANLI ŞİRKETİN İŞÇİLERİDİR. DOLAYISIYLA DAHA ÖNCE DİLEKÇELERİMİZDE BİLDİRDİĞİMİZ ÜZERE DAVACININ, MÜVEKKİLİN İŞÇİLERİ İÇİN BİR ÖDEME YAPMASI GİBİ BİR MADDİ VAKIA HUZURDAKİ DAVADA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR” itiraz ile ilgili olarak, heyet üyesi bu konuda kök rapordaki görüşünü aynen koruduğunu beyan etmiştir.
MALİ İNCELEME
Kök raporda verilen yetki ile tacir olan davacı şirketin ticari defterleri incelenmiş olup, 2021-2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 10.11.2023 dava tarihi itibariyle, davacı şirketin defterlerinde borç alacak bakiyesinin 0,00 TL olduğu, Davalı şirketin 2021-2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, 10.11.2023 dava tarihi itibariyle, davalı şirketin kendi defterlerinde 81.013,21 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.
Tarafların ticari defterlerinin karşılaştırılmasında, ihtilafın, davacı şirket tarafından, davalı şirket aleyhine 19.07.2023 tarihinde kaydedilen 81.013,21 TL'lik tutara ilişkin olduğu görülmüştür.
Davacının protokol kapsamında davalı şirkete 2.897.000,00 TL ödeme yapması gerekirken, 2.815.986,79 TL ödeme yaptığı, protokolde ödem günlerinin belirlendiği, bu hesaba göre davacının 81.013,21 TL eksik ödeme yaptığı, 19.07.2023 tarihinde davacı kayıtlarında yer alan ancak davalı kayıtlarında yer almayan 81.013,21 TL'lik borç dekontu adı altında kayıt edilen tutarın dayanak belgesinin olmadığı, ispata muhtaç olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Somut olayda taraflar arasında 11/01/2021 tarihli güvenlik ve temizlik hizmet sözleşmeleri ile 15/08/2022 tarihli protokolün imzalandığı hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, davacının bu sözleşmeler doğrultusunda davalının işçilerine yapmış olduğu ödemelerin 81.013,21 TL'lik kısmından sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının ise davanın reddini savunduğu görülmüştür.
Asıl işveren- alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu durumlarda; asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler.
İş Hukuku ilkelerine göre işverenler işçiye karşı birlikte sorumluluk esası çerçevesinde sorumlu olsalar da, bu sorumluluk dış ilişki ile ilgilidir. Yargıtay kararlarında; iç ilişkide işverenler, sorumluluk esaslarını sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, kanuna, ahlaka, kamu düzenine aykırı olmamak koşuluyla sözleşmeyle serbestçe -düzenleyebilecekleri belirtilmektedir.
Dış ilişkide sorumluluk hali Kanundan kaynaklandığı halde, iç ilişkide sorumluluk hali sözleşme ve genel hükümlere göre belirlenmektedir. Rücu taleplerinin de bu kapsamda Borçlar Kanunu hükümlerine göre ve sözlesme çercevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Buna göre davacının rücu talebinin, öncelikle taraflar arasında akdedilmiş bulunan sözleşme hükümleri çerçevesinde, sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde ise genel hükümlere göre değerlendirilmesi ve tarafların sorumluluklarının ortaya konulması gerekmektedir.
Bu doğrultuda yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki 11/01/2020 tarihli sözleşmenin 4.2.3 hükmünün “Yüklenicinin hizmetleri kapsamındaki kusurlu davranışları ile zarara sebep olması halinde, Müşterinin çalışanlara veya SGK'ya herhangi bir ödemede bulunmak zorunda kalması halinde, Yüklenici ödenen bedeli ve Müşterinin ödeme tarihine kadar, aylık TCMB reeskont faiz oranından hesaplanan faizi ile birlikte Müşteriye iade etmekle mükelleftir..." şeklinde olduğu, takasın koşullarını düzenleyen TBK'nın 139.maddesi hükümleri de nazara alındığında dava konusu bedelin anılan hüküm uyarınca davalıdan talep edilebileceği, davacının ... 35. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı takip dosyası kapsamında dava konusu edilen 81.013,21-TL lik miktar yönünden davalıya karşı borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin ise yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın kabulü ile, davacının ... 35. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında dava konusu edilen 81.013,21-TL lik miktar yönünden davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihine göre alınması gereken 5.534,01 TL harçtan peşin 1.383,51- TL harcın mahsubu ile bakiye 4.150,50 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 38,40-TL vekalet harcı, 1.383,51- TL peşin harç, 10.500,00 TL bilirkişi ücreti, 522,00 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 12.713,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 06/05/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır