T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/749 Esas
KARAR NO : 2024/566
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 14/11/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 22.10.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kumaş tedarik etmesi karşılığında 15/11/2023 vade tarihli 100.00,00 TL miktarlı ve 25/11/2023 vade tarihli 100.000,00 TL miktarlı 2 adet çek verdiğini, kumaşın davalı şirketçe taraflarına teslim edilmesince 28/09/2023 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne başvuru yapılarak fatura kayıtlarından çıkartıldığını, davalı ile yapılan görüşmeler sonucunda çekleri iade edeceklerini beyan etmelerine rağmen çeklerin iade edilmediğini, arabuluculuk görüşmesinde de anlaşma sağlayamadıklarını, açıklanan bu nedenlerle; davalının ticari yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanan nedenlerle 15/11/2023 vade tarihli 100.00,00 TL miktarlı ve 25/11/2023 vade tarihli 100.000,00 TL miktarlı 2 adet çekin müvekkiline iadesini, 15/11/2023 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli ve 25/11/2023 vade tarihli 100.000,00 TL miktarlı 2 adet çekin mahkemenizce uygun görülecek bir teminat bedeli ile tedbir kararı ile ödeme yasağı kararı verilmesini, Keşidecisi ...Şti.ve olan ve ...Ltd.Şti namına düzenlenmiş olan toplam 200.000 TL tutarlı 15/11/2023 vade tarihli, ve 25/11/2023 vade tarihli iki adet çekin bedelsizliği ile müvekkillerinin bu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve çeklerin iadesine, davaya konu bononun teminaten verildiği ve davalının eylemi sonucu bedelsiz hale geldiği davalı tarafından bilinmesine rağmen kötüniyetle icra takibine konu edilmiş olması nedeniyle davalı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yana dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği davalı yanca cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu, Yapıkredi, ... ve ... bankası yazı cevabı, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
01.07.2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Sayın Mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası ve davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucunda; Davacı tarafa ait 2023 Yılı ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Dava konusu çeklerin davacı taraf kayıtlarında olduğunun görüldüğü ve ...tarihli mizanda...verilen sipariş avansları hesabı”nda varlığını koruduğu, Somut ihtilafta halli gereken uyuşmazlık konularının “dava konusu ürünlerin teslim edilip edilmediğinin, davacının vermiş olduğu çeklerin uyuşmazlık kapsamında verilip verilmediğinin ve dava konusu çeklerin bedelsiz kalıp kalmadığı ve davacının borcunun bulunup bulunmadığının tespiti noktasında toplandığı dolayısıyla bu noktadan itibaren açıklamalarımıza tespit edilen hususların incelenmesi sureti ile devam edilecekse de dosya münderecatından davalının ürünleri teslim edip etmediği ve davacının vermiş olduğu çeklerin uyuşmazlık kapsamında verilip verilmediğinin anlaşılamadığı, ... A.Ş. tarafından dosyaya celbi gerçekleşen 28.11.2023 tarihli belgeden 15.11.2023 tarihli çekin 15.11.2023 tarihinde, 25.11.2023 tarihli çekin ise 27.11.2023 tarihinde takas marifeti ile nakde çevrildiğinin anlaşıldığı, bu yönü ile nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere: o Şayet Sayın Mahkemece bahse konu çeklerin kumaş temini amacı ile verildiği ve fakat davalının ürünleri teslim etmediği kanaatinde olunması durumunda davacının çekler sebebi ile borçlu olduğundan bahsetmenin mümkün olmayacağının, o Buna karşın Sayın Mahkemece bahse konu çeklerin kumaş temini amacı ile verilmediği veya davalının ürünleri teslim ettiği kanaatinde olunması durumunda davacının çekler sebebi ile borçlu olduğundan bahsetmenin mümkün olabileceğinin, ifade edilebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, çekin bedelsizliği nedeni ile açılan menfi tespit davası ve çekin iadesi davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı şirketin aralarındaki anlaşma gereğince 15/11/2023 vade tarihli 100.00,00 TL miktarlı ve 25/11/2023 vade tarihli 100.000,00 TL miktarlı 2 adet çek verdiğini, kumaşın davalı şirketçe taraflarına teslim edilmediğini ve bu nedenle dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı iddia edilmiştir. Davalı yan ise savunmada bulunmamıştır.
Hak sahibinin tespiti şekline göre çek; nama, emre ve hamiline olarak düzenlenebilmektedir. Çekin devir şekli bu ayrıma göre farklılık göstermektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 824. (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK m. 736) maddesine göre; “Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymetli evrak, emre yazılı senetlerdendir”. Bu tanıma göre kıymetli evrak sayılan bir senedin emre yazılı olması için senedin emre olduğunun senetten anlaşılması, eş söyleyişle bu durumun senette belirtilmiş olması veya böyle bir beyan olmamakla beraber kanunen emre yazılı senetlerden birinin söz konusu olması gerekir.
Çek ise kanunen emre yazılı senetlerden olduğu için, emre düzenlenmek isteniyorsa bunun açıkça senede yazılmasına gerek yoktur (TTK m. 785/1-a; eTTK m. 697/I, b. 1). Emre yazılı çekler ciro ve teslim yolu ile devredilir (TTK m.788/I; eTTK m.700/I; TTK m. 647/I-II, eTTK m. 559/I,II). Kanun koyucu çeklerde cironun şeklini ve hükümlerini poliçe hükümlerine atıf yaparak düzenlemiş (TTK m. 818/I-d; eTTK m.730/I, b.4), hamilin hak sahipliğinin ispatını ise TTK’nın 790. (eTTK m. 702) maddesinde düzenlemiştir. Buna göre, çek üzerinde hem beyaz ciro hem de tam ciro yapılabilir (TTK m. 818/I-d, eTTK m. 730/I, b. 4; TTK m. 683/2, eTTK m. 595/2).
Nama yazılı senetlerin tanımı ise TTK’nın 654. (eTTK m. 566) maddesinde yapılmıştır. Buna göre; "Belli bir kişinin adına yazılı olup da onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak nama yazılı senet sayılır".
Çek kanunen emre yazılı senetlerden olduğundan (TTK m. 785/1-a, eTTK m. 697/I, b. 1; TTK m. 788/I, eTTK m. 700/I), onu nama yazılı olarak düzenleyebilmek için menfi emre kaydına yer vermek gereklidir (TTK m. 785/1-b, eTTK m. 697/I, b. 2; TTK m. 788/II, eTTK m. 700/II). Menfi emre kaydını ihtiva eden çekte lehtar olarak gösterilen kişi senedi elinde bulunduruyorsa yetkili hamil sayılır. Nama yazılı bir çek üçüncü bir kişiye devredilmiş ise, yetkili hamilin tespiti yapılan devir işleminin geçerliliğine bağlıdır. Nama yazılı kıymetli evrak (çek) yazılı devir beyanı (alacağın temliki) ve senedin teslimi suretiyle devredilir (TTK m. 647/I-II, eTTK m. 559/I-II; TTK m.788/II, eTTK m. 700/II).
Hamiline yazılı senetlerin tanımına gelince; TTK’nın 658. (eTTK m. 570) maddesine göre; "Senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır". Hamiline yazılı senedin devri, senedin teslimi ile olur (TTK m. 647/1; eTTK m. 559/I). Buna göre hamiline yazılı çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamildir ve çek bedelini talep etmeye yetkilidir.
Diğer taraftan yapılış amacı yönünden ciro; temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kambiyo senedinin mülkiyeti ile birlikte senetten doğan hakları karşı tarafa devretmek amacıyla yapılan ciroya temlik cirosu denir. Temlik cirosu ile ciranta artık senedin nihai alacaklısı sıfatını kaybeder ve ciro yaptığı şahsa ve ondan sonra gelecek olanlara karşı sorumlu olur. Ciro şerhinde, cironun hangi amaçla yapıldığı anlaşılmıyor ise temlik için yapıldığı kabul edilir. Cironun temlik dışında, başka bir amaç için yapıldığını iddia eden taraf, iddiasını ispat ile mükelleftir. Ancak TTK’nın 688/1 ve 689/l. maddelerinde ciro şerhinin bulunmadığı durumlara ilişkin düzenlemeler de mevcut olup, anılan madde hükümlerine göre, tahsil veya rehin cirosu ile senedi devralan kişinin yaptığı ciro tahsil cirosu hükmündedir.
Kambiyo senedi alacaklısı, senet bedelini bizzat tahsil etmek zorunda değildir. Bu gibi durumlarda, alacaklı, kendisine bir temsilci atayarak senet bedelinin tahsilini sağlayabilir. Bu yolla yapılan ciroya tahsil cirosu denir (TTK m. 688). Tahsil cirosu açık veya örtülü (inançlı) yapılabilir. Açık tahsil cirosu, vekâlet kaydının açıkça yer aldığı cirodur. Bunun için ciro şerhinde “bedeli tahsil içindir”, “vekâleten”, “kabz içindir” veya vekâleti gösteren başka herhangi bir kaydın bulunması gereklidir (TTK m. 688/1). Açık tahsil cirosunun sadece teşhis fonksiyonu vardır. Senedin mülkiyetine ve senetten doğan alacaklara ciranta (tahsil cirosu ile devreden) sahip olduğundan, temlik fonksiyonu bulunmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 Tarih, 2019/(19)11-59 Esas ve 2022/46 sayılı kararı)
Dava konusu edilen çekler, davacı tarafından bizzat keşide edilmekle; çekteki imzanın davacıya ait olduğu sabit olmakla, bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK’nin 792. maddesi; "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmünü haiz olup, yetkili hamil, yasa gereği üzerine düşün ispat külfetini yerine getirmesi halinde çek bedelinin istirdadını çeki kötüniyetle veya ağır kusurlarıyla iktisap etmiş olan hamilden talep edebilecektir. Bu anlamda, çeke dayalı olarak çekin yetkili hamili olduğunu iddia eden hamile karşı bir takip yöneltilmemesi ve çek bedelinin de üçüncü bir kişi tarafından ödenmiş olması, istirdat talep eden hamikin yasa hükümlerine göre sahip olduğu haklarına halel getirmeyecektir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 10/06/2019 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Ancak davacı yan yukarıda da anlatıldığı ve çekten de anlaşılacağı üzere keşideci olmakla çekin istirdadı yönündeki yasanın bu hükmünden yararlanamaz.
Davacı yan, dava dilekçesinde çekin elinden rızası dışında çıktığını ya da çalındığını da iddia etmemektedir. Dolayısıyla dava konusu çekte hak iddiasında bulunan ciranta/hamil tarafından öne sürülebilecek hususların keşideci tarafından ileri sürüldüğü görülmektedir. Çek istirdatı davası ve çekin iptalini yetkili hamil talep edebilecek ancak keşidecinin bu yönde talebi olmayacaktır. Çeki elinde bulunduranın kötüniyeti ve ağır kusuru ispat edildiği takdirde çekin iadesi talep edilebilecektir. Nitekim dava konusu uyuşmazlıkta olduğu gibi çek rıza ile verilmiş ise iptal talep edilemeyecektir. Bu kapsamda tahrif edilmemiş, teminat olarak verilmemiş, kişinin elinden rızası dışında da çıkmamış çekten ötürü ciranta ya da yetkili hamil tarafından yapılabilecek defi ve itirazların keşideci tarafından yapılamayacağı ortadadır.
Dolayısıyla davacının esasen talebinin; davacı şirketin kumaş tedarik etmesi karşılığında 15/11/2023 vade tarihli 100.00,00 TL miktarlı ve 25/11/2023 vade tarihli 100.000,00 TL miktarlı 2 adet çek verdiğini, kumaşın davalı şirketçe taraflarına teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin bedelsizliği nedeniyle açtığı menfi tespit davasıdır.
Dava dosyamız kapsamında alınan 01.07.2024 tarihli mali müşavir raporunda; "dosya münderecatından davalının ürünleri teslim edip etmediği ve davacının vermiş olduğu çeklerin uyuşmazlık kapsamında verilip verilmediğinin anlaşılamadığı, ... A.Ş. tarafından dosyaya celbi gerçekleşen 28.11.2023 tarihli belgeden 15.11.2023 tarihli çekin 15.11.2023 tarihinde, 25.11.2023 tarihli çekin ise 27.11.2023 tarihinde takas marifeti ile nakde çevrildiğinin anlaşıldığı, bu yönü ile nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere: o Şayet Sayın Mahkemece bahse konu çeklerin kumaş temini amacı ile verildiği ve fakat davalının ürünleri teslim etmediği kanaatinde olunması durumunda davacının çekler sebebi ile borçlu olduğundan bahsetmenin mümkün olmayacağının, o Buna karşın Sayın Mahkemece bahse konu çeklerin kumaş temini amacı ile verilmediği veya davalının ürünleri teslim ettiği kanaatinde olunması durumunda davacının çekler sebebi ile borçlu olduğundan bahsetmenin mümkün olabileceğinin, ifade edilebileceği," bildirilmiştir.
Dava dilekçesi ekinde yer alan ve ekim ayında verilen vergi düzeltme formunda davalı tarafından gönderilen faturanın kendileri ile alakasının olmadığı yönünde davacı beyanının bulunduğu görülmüş, ancak çeklerin davalı tarafından kasım ayında tahsil edildiği ve bu anlamda davacı yanın beyanlarının da kendi içerisinde çelişkili olduğu ve çeklerin bedelsiz kalmadığı anlaşılmakla davanın reddi gerekmiştir. Davacı yanca talep edilen kötüniyet tazminat talebinden vazgeçilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı yanca talep edilen kötüniyet tazminat talebinden vazgeçilmesi nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Alınması gereken 13.662,00 TL peşin harçtan, alınan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 10.246,50 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır