T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/767 Esas
KARAR NO: 2024/435
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/11/2023
KARAR TARİHİ: 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 23/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; ...’ne ... numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalanmış olan müvekkiline ait ... plakalı araç 25/03/2023 tarihinde karıştığı kaza sonucu hasarlandığını, söz konusu kaza sonucu müvekkilinin aracında hasar meydana geldiğini, müvekkiline ait araçta davaya konu kaza sebebiyle meydana gelen hasar miktarının taraflarınca bağımsız eksperden alınan eksper raporunda KDV dahil toplam 660.619,80 TL olarak fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla tespit edildiğini, fakat yapılacak 1 sigorta uzmanı, 2 makine mühendisi uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti incelemesi neticesinde, hasar miktarının belirlenenlerden daha yüksek olduğunu, 720.000,00-TL'den az olmamak üzere hasar tazminatının oluştuğunun ispat edileceğini, bu sebeple her ne kadar eksperler tarafından hesaplama yapılmış ise de hasar miktarının tam olarak tespitinin ancak bilirkişi heyeti tarafından belirlenecek olup 720.000,00-TL'den az olmamak üzere hasar tazminatının ve araç mahrumiyet bedelinin ödenmesi gerektiğini, kaza sebebiyle müvekkiline ait araçta meydana gelen gerçek hasar bedelinin, ikame araç bedelinin ödenmesi amacıyla davalı şirkete 23/05/2023 tarihinde yazılı başvuru yapıldığnıı ancak davalı şirketin ihtarnamede belirtilen süre içinde ödeme yapmadığını, davalı ... Şirketinden ihtarnameye istinaden taraflarına gönderilen cevap yazısında ödeme yapmayacağını belirttiğini hukuka aykırı olarak reddettiğini, bu hususta Yargıtay kararlarının mevcut bulunduğunu, mevcut kaza sonucunda müvekkilinin maddi kayba uğradığını, bu sebeple müvekkilinin aracında meydana gelen hasar kaybının ve bunun tespiti için ekspere ödenen ücretin davalı ... tarafından tazmin edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, müvekkiline ait araçta hasar tespitinin ilk olarak davalı ... şirketinin atadığı eksper tarafından yapıldığını, düzenlenen eksper raporunda hasarlanan parçaların eksik ve hatalı tespit edildiğini, orijinal parça yerine eşdeğer ya da yan sanayi parça kullanıldığını, parça fiyatlarının düşük hesaplandığını, parça fiyatları üzerinden haksız ve hukuka aykırı iskonto yapılarak müvekkilinin fazlaca mağdur edildiğini, müvekkilinin orijinal parça ile değişim yapılmasını talep etme hakkı bulunduğunu, ancak müvekkilinin davacıya orijinal parça hakkı tanınmaksızın araçta meydana gelen hasarın eşdeğer ya da yan sanayi ürünlerle onarıldığını, ancak müvekkilinin aracında hasara uğrayan parçaların orijinal olup, onarımının ancak orijinal parça üzerinden yapılması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin uğramış olduğu gerçek zararın davalı ... şirketince tazmin edilmediğini, hasar tazminatının ödenmesinde hasar gören orijinal parçanın öncelikle orijinal parça ile değiştirilmesi gerektiğini, bu hususta Danıştay kararlarının mevcut olduğ4unu, hasarlı araçta meydana gelen zararın tazmin edilmesi sırasında herhangi bir tedarik iskontosu uygulanmasıırı kabul edilemeyeceğini, asıl olanın gerçek zararın tazmin edilmesi olduğunu, davalının servis ile anlaşmasının müvekkilinin bağlamadığını, bu anlaşma sebebiyle gerçek zarar üzerinden indirim yapılmasının açıkça müvekkilinin hakkının gasp edilmesi olduğunu, bu sebeple davalının hasar bedelini iskontosuz haliyle tazmin etmesi gerektiğini, davalı tarafın asıl yükümlülüğünün Kasko poliçesi kapsamında meydana gelen gerçek zararı tazmin ettiğini, Kasko sigortasının sigortalının aracında meydana gelen zararı gidermek üzere yapıldığını, bu kapsamda zarar sigortası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve asıl olanın gerçek zararın tespit edilerek sigortacı tarafça ödenmesi olduğunu, bu sebeple aracın ne kadar maliyetle onarıldığının önem taşıdığını, asıl olanın aracın onarılması değil, zararın giderilmesi olduğunu, bu kapsamda herhangi bir fatura ibrazına da gerek bulunmadığını, müvekkilinin aracında meydana gelen zararın onarılmasında gerçek zararın tazmin edilmesinin esas olduğunu, davalının gerçek zararı ödeme yükümlülüğüne KDV de dahil olduğunu, bu sebeple müvekkilinin aracında meydana gelen zararın hesaplanmasında KDV miktarının da dâhil edilmesi gerektiğini, onarım faturası sigorta şirketinin tazmin sorumluluğunu yerine getirmesi aşamasında hiçbir şekilde ön koşul oluşturmadığını, ayrıca davalının sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme zararını tam olarak karşılamamış olup, bakiye alacakları için taleplerinin devam ettiğini, bu noktada öncelikle "gerçek zarar” kavramının açıklanmasına ihtiyaç bulunduğunu, gerçek zararın somut olay neticesinde müvekkile ait araçta meydana gelen hasar sebebiyle değişmesi veya onarılması gereken parçalar, işçilik ücretleri ve toplam bedel üzerinden hesaplanacak KDV bedelinden ibaret olduğunu, bu kapsamda değişmesi gereken parçaların niteliğinin önem arz ettiğini, tazminat hukukunun yerleşik ilkeleri gereğince zarar gören malın aynen tazmini, bu mümkün değil ise nakden tazmini gerektiğini, bu durumda hasar gören parçanın orijinal olması halinde orijinal parça ile tazmin edilmesi yahut parça bedelinin ödenmesi gerektiğini, gerçek zarar bedelinin kişiden kişiye değişebilecek nitelikte olmadığını, bu sebeple araçta meydana gelen gerçek zararın tespit edilmesinde aracın onarım görüp görmediğinin önem arz etmediğini, araç sahibinin hasarlanan aracını istediği serviste onarım yaptırma dilerse orijinal olarak hasarlanan parçaların eşdeğer yahut yan sanayi olarak değiştirilmesini talep etme hakkına sahip olduğu gibi hiçbir onarım yaptırmadan aracını hasarlı halde muhafaza etme hakkına da sahip olduğunu, bu nedenden dolayıdır ki aracın onarım maliyetinin buna göre değişme imkânı bulunmadığını, ancak sigorta şirketinin zarar tazmin yükümlülüğü gerçek zarar ile sınırlı olup, rizikonun gerçekleşmesi ile bu yükümlülüğü yerine getirme borcu doğduğunu, söz konusu kaza neticesinde müvekkilinin aracında maddi hasar meydana geldiğinden müvekkilnin aracını kullanmaktan mahrum kaldığını ve mağdur olduğunu, mevcut kaza sonucu müvekkilinin aracını onarım sürecinde iken kullanamadığını ve maddi kayba uğradığını, işbu sebeple müvekkilinin bu süreçte aracını kullanamamasından dolayı araç mahrumiyet bedelinin davalı ... tarafından tazmin edilmesi gerektiğini beyan ederek, davanın kabulü ile tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zarar değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 10,00 TL haser bedelinin, 10,00 TL araç mahrumiyet bedelinin davalı şirketten temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 28/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dosyasına ait delillerin davalı ... şirketine tebliğ edilmediğini, HMK gereğince delillerin tebliğine karar verilerek bu delillere karşı itiraz etme, karşı delil sunma haklarının saklı olduğunu beyan ettiklerini, dava konusu talebin kısmi başvuru ya da belirsiz alacak olarak açılmasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu somut olay değerlendirildiğinde dosyanın davacısı yönünden dava değeri dava tarihi itibariyle tüketici hakem heyetlerinin zorunlu görev sınırı dâhilinde kaldığı açık olduğundan uyuşmazlık miktarı bakımından tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunduğunu, bir kabul beyanı olmamak kaydıyla dosyaya eksper raporu sunulmuş olmasına davacının ilgili raporu esas almayarak HMK'nın 109'uncu maddelerine dayanarak kısmi alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığına, kanundaki düzenlenmenin amacına aykırı işbu başvurunun usulden reddi gerektiğini, başvuran tarafından sunulan raporun başvuru dilekçesinde esas alınmamasının başvuru sahibinin talepleri ile örtüşmediğini, müvekkili şirketin mevzuata uygun olarak başvuru sahibinin kasko poliçesinden kaynaklanan gerçek zararını ödeyerek poliçeden doğan sorumluluğun yerine getirmiş olup, davacı tarafa ödemesi gereken başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının sigortalıya genel şartlar ve kasko poliçesine uygun şekilde hazırlanan eksper raporu doğrultusunda sigortalı davacının talebine istinaden müvekkili şirket tarafından pert edilmediğini, mutabakat ve ibra belgelerine istinaden, aracın davacı sigortalıya terk edilerek müvekkili sigorta şirketine düşen miktar olan 100.000,00 TL 28.04.2023 tarihinde ekli dekontta sabit olduğu üzere ödendiğini, müvekkili şirketin bu kazadan ve poliçeden kaynaklı bir sorumluluğu bulunmadığını, bu belgelerde fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmadığını, davacı tarafın bu tutarlar üzerinde tam bir mutabakat ile müvekkili sigorta şirketini kayıtsız şartsız ibra ettiğini, mutabık kalınan tutarların açık ve net olduğunu, başvuruya ilişkin taleplere dair cevaplarını sunmadan önce yürürlükte bulunan "Kasko Poliçesi Genel Şartlarının" ve sigortalımız ile müvekkili şirket arasında akdedilmiş bulunan "sözleşmenin (poliçenin)" davaya konu kısımlarına ilişkin maddelerinin incelenmesi gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde 30.09.2022 - 30.09.2023 vade tarihli ... numaralı “Genişletilmiş Kasko Paket Sigorta Poliçesi” ile sigortalı ... plaka sayılı davacıya ait araç, 25.03.2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle ...günü yapılan ihbarla ... sayılı hasar dosyası açıldığını ve poliçede karşılıklı kabul görmüş maddelere istinaden eksper raporu doğrultusunda aracın ağır hasarlı olarak kabul edilmediğini, tespit edilen onarım bedeli ödenerek dosyanın sonuçlandırıldığını, sigortalınıın kazaya karışan aracını kendi iradesiyle poliçe şartlarına uygun olarak anlaşmasız servise teslim ettiğini, eksper tarafından bizzat araç üzerinde inceleme gerçekleştirildiğini, poliçede yer alan klozlara istinaden rayiç değer belirlendiğini, rayiç değer üzerinden de sigortalının davacı ile mutabık kalınmadığını, sigorta eksperi raporu doğrultusunda tespit edilen onarım bedelinin ödenerek dosyanın sonuçlandırıldığını, ayrıca ekspertiz tarihinden sonra meydana gelebilecek döviz kurundaki değişiklikler veya araç fiyatlarındaki zamlar ile yeni bir eksperiz yapılarak müvekkil sigorta şirketinden talep edilmesi durumunda kabul görmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan eksper raporundaki fiyatların çalışılan araçların ilan tarihleri kaza tarihi esas alınarak hazırlanmadığını, ekspertiz tarihinden sonra meydana gelebilecek döviz kurundaki değişiklikler veya araç fiyatlarında meydana gelen zamlar ile yeni bir ekspertiz yapılarak müvekkili sigorta şirketinden talep edilmesinin kabul görmesinin mümkün olmadığını, Kara Araçları Kasko Poliçesi Genel Şartları ve Poliçe Klozları gereğince "araç mahrumiyeti" talebinin teminat dışı olduğunu, sigorta araca pert işlemi uygulanmadığını Sigortalı ve müvekkili şirket arasında imzalanan mutabakatname ile sabit olmak üzere, onarım bedelinin sigortalıya ödendiğini, yapılan işlemin lafzi olarak Pert olarak nitelendirilmemiş ise de yapılan işlemin davacı sigortalının muvafakatı ve talebi üzerine yapıldığını, her ne kadar araç pert ile trafikten çekilmemiş ise de aracın ağır hasarlı olduğunu, tam ziya halinde olduğunu, bu nedenle pert araçta ikame araç talebinin teminat dışı olduğunu, beyan ederek, sigortalı aracın onarımının kaza tarihi itibariyle tedarik iskontoso uygulanacağı poliçede açıkça yer aldığını, müvekkili şirketin KDV'den sorumlu olmadığını, davacının hükmolunacak tutara temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talebinin mesnetsiz olduğunu beyan ederek, davanın reddi ile mevcut dosya ve delil durumunun açık olduğunu ileri sürerek, uyuşmazlık TKHK kapsamında "zorunlu tahkim" kapsamında Tüketici Hakem Heyeti görev alanında yer almakta olup, görevsizlik kararı verilmesini, taleplerinin kabul görmemesi halinde ise delil, tanık anlatımları ve tüm beyanları doğrultusunda mutabakat nedeniyle "Zenginleşme Yasağı" ilkesi gözetilerek zararın somut olarak hiçbir delil ile ispatlanmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi raporu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi yazı cevabı, Islah dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
29/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı ... şirketinin kasko sigorta poliçesi genel şartları kapsamında meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, Davacının talep edebileceği bakiye zarar bedelinin 307.399,72 TL. olacağı, onarım bedeline ilişkin faturanın sunulması akabinde ayrıca 61.479,94 TL KDV talep edilebileceği, Davacının talep edebileceği ikame araç bedelinin 30.000,00 TL. olacağı, Ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesinin Mahkemenizin takdirinde olacağı, Davalı şirketin 28.04.2023 tarihinde temerrüde düşeceği ve avans faiz sorumluluğunun bulunacağı," sonuç ve kanaatine varılmıştır.
ISLAH:
Davacı vekili 03/06/2024 tarihli dava dilekçesinde; Dosyada toplanan deliller ve Bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen ıslah etmek suretiyle ve yine fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, işbu ıslah dilekçeleri ile dava dilekçelerindeki talep miktarını, dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen ıslah etmek suretiyle ve yine fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, dava dilekçelerinin sonuç ve istem kısmında talep ettikleri 20,00 TL alacak talepleri bilirkişi raporu doğrultusunda "388.879,66-TL hasar (KDV dahil) bedeli ve 30.000,00-TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 418.879,66-TL bedelin 23/05/2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tazmin edilmesine" şeklinde ıslah ettiklerini beyan ederek, ıslah dilekçelerinin kabulünü arz ve talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar bedeli ve araç mahrumiyet bedelinin tazmini davasıdır.
Davalı ... şirketine kasko poliçesi ile sigortalı davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın dava dışı araç ile kazaya karışması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, araçta meydana gelen değer kaybının ve yapılan masrafların tahsili amacıyla açıldığı görülmüş, davalının ise davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır.
Haksız fiillere dayalı tazminat davalarında mahkemece araştırılması ve hükme esas alınması gereken zarar "gerçek" zarardır. Bu tip kazalarda hasara uğrayan araç işleteni değer kaybı talebinde bulunabileceği gibi aracın pert olması ya da ağır hasar alması durumunda da buna yönelik tazmin talebinde bulunabilir. Aracın değer kaybının hesaplanması yöntemi Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik ve istikrara kazanan içtihatlarında ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Buna göre aracın kazadan önceki 2. el değeri ile kazalı halindeki 2. el değeri arasındaki fark değer kaybına esas alınacaktır.
Mahkememizce alınan 29/05/2024 tarihli kusur ve zarar hesabı raporunda; "...Her ne kadar ...Ltd. Şti. sahibi ...tarafından davalı şirkete hitaben yazılmış ve araçtaki tamiratın parça ve işçilik dahil faturası ve dolayısıyla KDV'siz 100.000,00 TL'ye yapılacağını belirten bir MUTABAKATNAME sunulmuşsa da, anılan raporda, parça bedellerinden yaklaşık Vb 85 oranında indirim yapılmış olup bu oran piyasa uygulamalarına ve orijinal yedek parçalarla tamir edilmesi durumunda ekonomik gerçekliğe aykırı bulunmuştur. Bu nedenle bu rapordaki gerçeğe aykırı hasar hesaplama yöntemine itibar edilememiştir.
Davalı ... tarafından hazırlanan raporda ise, bir bilgisayar programıyla ve programda kayıtlı parça ve işçilik bedelleriyle ve programın hasar belirleme yöntemi kullanılarak bir hasar hesaplaması yapılmışsa da, piyasada araç başında yapılacak incelemeyle ve davalı ... şirketinin anlaştığı servislerde makul bir iskonto uygulanarak hasar tespiti yapıldığından bu şekilde piyasa gerçekleriyle ilişkisiz hasar tespitine de itibar edilememiştir.
Dolayısıyla araçtaki gerçek hasar, piyasa koşullarında görülen makul indirim miktarları dikkate alınarak ve KDV eklenerek aşağıdaki şekilde hesaplanmıştır: Aracın kazadan önceki 2. El rayiç satış değeri 1.145.000,00 TL olduğundan aracın tamirinin ekonomik olduğu ve pert total sayılmasının gerekmediği belirlenmiştir. Davalı şirket 100.000,00 TL ödeme yaptığından davacının davalı şirketten talep edebileceği bakiye maddi zararı KDV hariç 307.399,72 TL ve KDV dahil bedel için 388.879,66 TL'dir.
İkame araç bedeli yönünden yapılan incelemede, Yargıtay yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere aracı tamirde kaldığı toplam sürenin değil, makul tamir süresinin dikkate alınması gerekmektedir. Aracın pert total sayılması gerekmediğinden poliçeye göre davacının ikame araç hakkı mevcuttur.
Araçtaki hasarın ağırlığı, markası ve modeli, yedek parça temin zorluğu, yetkili ve yetkisiz tamir servislerinin sayısı ve iş yoğunluğu hususları da dikkate alındığında, aracın tamirinin 30 günde tamamlanabileceği tespit edilmiştir.
Kaza tarihi itibariyle aynı marka ve model bir aracın günlük kira bedeli 500,00 TL'dir. Dolayısıyla 30 günlük tamir süresi boyunca davacının araç kiralama masrafı 15.000,00 TL'dir.
...Davalı ... şirketine hasar akabinde 28.03.2023 tarihinde başvuru yapıldığı görülmektedir. Dosya kapsamında yer alan belgelerden, yapılan ekspertiz incelemesinde, kazanın trafik kazası tespit tutanağında belirtilen şekilde meydana geldiği kanaatine varıldığının belirtildiği, yedek parça ve işçilikte 985 iskonto uygulandığı, iskontosuz hasar tutarının KDV hariç 452.666,36 TL olarak belirlendiği, 9685 iskonto uygulandığında hasar bedelinin KDV hariç 100.000,00 TL olacağı belirlenmiştir.
Davalı şirket tarafından 28.04.2023 tarihinde 100.000,00.- TL. hasar bedelinin davacıya ödendiği görülmektedir.
...5.Kasko Sigorta Genel Şartları B.3.3.4.1.maddesi tazminat ödemesini düzenlemiştir. “Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur.”
Dosya kapsamı incelendiğinde; davalının davacıya 28.04.2023 hasar ödemesinin yapıldığı, ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edildiğinde, davalının 28.04.2023 tarihinde ihtara gerek kalmaksızın davacının alacağı muaccel hale geldiği belirlenmiştir.
Davalı ... şirketinin kasko sigorta poliçesi genel şartları kapsamında meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, Davacının talep edebileceği bakiye zarar bedelinin 307.399,72 TL. olacağı, onarım bedeline ilişkin faturanın sunulması akabinde ayrıca 61.479,94 TL KDV talep edilebileceği, Davacının talep edebileceği ikame araç bedelinin 30.000,00 TL. olacağı, Ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesinin Mahkemenizin takdirinde olacağı, Davalı şirketin 28.04.2023 tarihinde temerrüde düşeceği ve avans faiz sorumluluğunun bulunacağı," rapor edilmiştir. Hazırlanan rapora karşı davalı vekilince itiraz edilmiş ise de; raporda da açıkça belirtildiği üzere hasardan kasko poliçesi gereği sigorta şirketinin sorumlu olduğu, davalı ... şirketince hazırlanan raporun gerçek piyasa ölçümleri ile uyumlu olmadığı ve bu nedenle tespit edilen hasardan sorumlu olduğu ve ikame araç bedelinin makul süre için hesaplanan süre kadar kasko poliçesi kapsamında karşılanması gerektiği anlaşılmakla yapılan itirazlara itibar edilmemiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bakiye zarar 368.879,66 TL olarak hesaplanmışken, sehven (maddi hata olarak) 388.879,66 TL olarak rapora geçmiş ve bu bedel üzerinde ıslah edilmiş ise de maddi hata sonucu fazla talebin reddi gerekmiştir. Ayrıca bilirkişi raporunda ekspertiz ücreti yönünden de inceleme yapılmış ise de davacı yanın bu yönde talebi olmadığından raporun ekspertiz ücretine yönelik kısımları hükümde değerlendirme dışında bırakılmıştır.
7036 sayılı Yasa ile getirilen zorunlu arabuluculuk müessesi gereği aynı yasanın 3/14, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekli olup, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık durumuna göre taraflardan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
A-Bakiye zarardan kaynaklı 307.399,72 TL asıl alacağın ve %20 KDV’si olan 61.479,94 TL olmak üzere toplam 368.879,66 TL’nin 10,00 TL’sinin talep tarihi olan 23/05/2023 tarihinden itibaren, 368.869,66 TL’sinin ıslah tarihi olan 03/06/2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL istemin REDDİNE,
B-Araç mahrumiyetinden kaynaklı 30.000,00 TL’nin 10,00 TL’sinin talep tarihi olan 23/05/2023 tarihinden itibaren, 29.990,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 03/06/2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 27.246,78 TL nispi karar harcından peşin+ıslah yatırılan toplam 7.423,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 19.822,93 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 7,693,70 TL peşin+ıslah harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı vekili lehine dava tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 61.830,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı vekili lehine dava tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranlarına göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.523,55 TL'sinin davalıdan 76,45 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına,
7-Davacı tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 882,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.920,90 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 3.733,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır