T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/854 Esas
KARAR NO : 2025/594
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin nakliye faaliyeti yürüttüğünü, davalı ile müvekkili arasında yapılan iş anlaşması gereği davalının faturalarda ayrıntıları belirtilen hizmeti müvekkilinden satın aldığını, müvekkili tarafından verilen nakliye hizmeti neticesinde 30.04.2022 tarihli, ... no.lu e-faturanın düzenlendiğini, vergiler dahil toplam tutar 34.975,20 TL'nin bir kısmının davalı tarafça ödendiğini, en son kalan bakiyenin 7.647,08 TL olup bu alacak üzerinden ... 7. İcra Müdürli ün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin açıldığı zamanda ortaya çıkan faiz ile birlikte davalının toplam borcunun 8.601,18 TL olduğunu, açıklanan sebeplerle itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin müşterilerine nakliye aracı kiralayarak hizmet verdiğini, davacının da müvekkili şirketin kiraladığı nakliye aracının sahibi olduğunu, davacının... plakalı aracının 01.09.2021 tarihinde lojistik hizmet sözleşmesi çerçevesinde kiralandığını, Sözleşmeye aykırı davranarak müvekkili zor durumda bırakan davacı tarafın dava dilekçesin de iddia ettiği gibi bir alacağı söz konusu olmayıp aksine cari hesap ekstresi de incelendiğinde borçlu olduğunun görüleceğini, davacı tarafın işe mazeretsiz olarak gelmediğini ve müvekkil şirketi zor durumda bıraktığını, Sözleşmenin 3.6 maddesinde "mazeretsiz. olarak gelmeyerek işvereni zor durumda bıraktıkları hallerde işveren başka yerden araç tedarik eder ve faturayı %25 fazlasıyla nakliyeciye rücu eder..." maddesini içerdiğini, davacının 4 Mayıs 2022 tarihinde tek taraflı olarak işi bıraktığını, davacının işi bir anda bırakmasıyla müvekkil zor durumda hariç 8.782 TL tutarında nakliye hizmeti alındığını ve söz konusu meblağın sözleşme gereğince davacı tarafa aynen fatura edildiğini, cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere müvekkili firmanın davacıya bakiye borcu olmayıp aksine 520,92 TL bakiye alacağı bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine, alacağın %20 tutarında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyalarının UYAP kayıtları, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, Davacının ... 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususunda toplanmaktadır.
Davaya konu ... 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtlarının çıkartılarak dosyamız içine alınıp incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 7.647,08-TL bakiye fatura alacağı, 954,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.601,18- TL'lik ilamsız takipte bulunduğu,ödeme emrinin borçluya 30/10/2023 tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu vekili 25/10/2023 havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 21/01/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 20/05/2025 tarihli raporda özetle;
"Taraflar arasında nakliye hizmeti sunulması ile ilgili ticari ilişkinin bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından verilen nakliye hizmeti neticesinde 30.04.2022 tarihli, ... no.lu e- faturanın düzenlendiği, bu faturanın bir kısmının davalı tarafça ödendiği, en son kalan bakiyenin 7.647,08 TL olup bu alacak üzerinden ... 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibin açıldığı zamanda ortaya çıkan faiz ile birlikte toplam borcun 8.601,18 TL olduğu, davalının icra takibine itiraz ettiği, davacının huzurdaki dava ile davalının itirazının iptalini talep ettiği;
Davalı vekili tarafından ise işbu davaya karşılık olarak verilen cevap dilekçesinde: davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davacı tarafın işe mazeretsiz olarak gelmediğini ve müvekkil şirketi zor durumda bıraktığını, Sözleşmenin 3.6 maddesinde "..mazeretsiz olarak gelmeyerek işvereni zor durumda bıraktıkları hallerde işveren başka yerden araç tedarik eder ve faturayı %25 fazlasıyla nakliyeciye rücu eder..." maddesini içerdiğini, davacının 4 Mayıs 2022 tarihinde tek taraflı olarak işi bıraktığını, davacının işi bir anda bırakmasıyla müvekkil zor durumda kalmış ve müşterilere verilen hizmetin aksamaması amacıyla ... adlı nakliyeciden KDV hariç 8.782,00 TL tutarında nakliye hizmeti alındığını ve söz konusu meblağın sözleşme gereğince davacı tarafa aynen fatura edildiğini, cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere müvekkili firmanın davacıya bakiye borcu olmayıp aksine 520,92 TL bakiye alacağı bulunduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Sayın mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davacının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; ibraz edilen 2021-2023 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, ANCAK 2023 yılı yevmiye defteri kapanışının yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda delil olarak değerlendirilme durumunun Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Sayın mahkemenin verdiği yetki çerçevesinde davalının yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; İbraz edilen 2021-2023 yılları arasına ilişkin ticari defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK'nın 64. Maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, usul yönünden davalı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.
Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Domaniç'e göre de “bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir. Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir. (BK.m3-5). Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:..., K:..., T:27.06.2003. Normal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti davalı borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir.
Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir. Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur.!
Satışın yapılıp malın/hizmetin teslim edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla bir alacak davasında mal sattığını iddia eden taraf karşı tarafın kabulünde değilse ispat külfeti öncelikle bu iddiayı öne sürendedir. İspatın konusu ise malın teslim edilmesidir. Malın teslim edildiği ispat edilememiş ise davalı borçlunun herhangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi ya da başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen malların bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir.
Somut olayda, davanın konusunun, davalı şirket adına düzenlenen e-Arşiv faturasından kaynaklanan cari hesap bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olduğu takip konusu alacağı oluşturan 30.04.2022 tarihli, ... no.lu ve 34.975,20 TL toplam tutarlı 33.908,16 TL ödeme tutarlı nakliye bedeli konulu e-Arşiv faturasının her şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının işbu faturaya ilişkin herhangi faturası düzenlemediği, devamında ise davalının 13.05.2022 ile 10.06.2022 tarihleri arasında 6 parça halinde olmak üzere toplam 11.500,00 TL ödeme yaptığı, ödemeler sonucunda davacı alacağının 10.06.2022 tarihi itibariyle 8.261,08 TL'ye düştüğü, daha sonra davalının 20.06.2022 tarihinde dışarıdan araç tedarik ettiğinden bahisle davacıya 8.782,00 TL'lik cezai şart faturası tanzim ettiği, iş bu faturanın da davacı defterlerinde yer alamadığı, davalının, kendi kayıtlarında 20.06.2022 tarihi itibariyle 520,92 TL alacaklı duruma geçtiği görülmüştür.
Bu açıklamalar çerçevesinde öncelikle olarak davalının tanzim ettiği cezai şart faturasının her ne kadar sözleşme gereği düzenlenmiş olduğu görülse de iş bu faturanın davacı defterlerinde olmaması nedeniyle davacının sözleşme gereğince cezai şarta ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediğinin ispat yükü davalı tarafa ait olduğu değerlendirilmiştir. Bu konuda davalının cezai şart faturasına ilişkin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekmekte olup, konunun tarafımın uzmanlık alanı dışında kaldığı görülmüştür.
Bununla birlikte söz konusu cezai şart faturasının kanuna ve Sözleşmeye uygun olduğunun kabul edilmesi halinde, davacının icra takip tarihi itibariyle 520,92 TL davalıya borçlu olduğu;
Cezai şart faturasının kanuna ve Sözleşmeye uygun olmadığının kabulü halinde, davacının cari hesaba bağlı olarak talep ile bağlılık ilkesi gereği 7.647,08 TL bakiye alacağının bulunduğu, işbu alacak için de icra takibinde belirtilen 01.06.2022 tarihi ile 20.10.2023 takip tarihi arasında geçen süre için yıllık %9 faiz oranı dikkate alındığında 954,10 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu..." şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Somut olayda taraflar arasında lojistik hizmet sözleşmesi imzalandığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf, davalıya verilen nakliye hizmeti neticesinde düzenlenen faturalara konu bakiye bedelin davalı tarafça ödenmediğini, itiraz edildiğini, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı taraf ise davacının işi tek taraflı olarak bıraktığını, bu nedenle 3.kişiden nakliye hizmeti almak zorunda kaldıklarını ve bu miktarı davacıya fatura edildiğini, davacının bakiye alacağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen lojistik destek sözleşmesinin ilgili maddeleri şu şekildedir:
Bu anlaşma, ...adresinde bulunan... A.Ş. (bundan böyle işbu anlaşmada İŞVEREN olarak anılacaktır) ile ...adresinde bulanan ... Vergi Dairesi ... Vergi no.lu (bundan böyle işbu anlaşmada NAKLİYECİ olarak anılacaktır) arasında yapılmıştır.
İŞVEREN' in İstanbul'da belirlediği güzergâh ve lokasyonlarda İşverene tahsis edilecek olan ve ekte özellikleri belirtilen araçlarla Nakliyeci tarafından istihdam edilecek sürücü ve kuryelerle İşveren veya Müşterisinin deposundan, İşveren' in talimat ve kuralları çerçevesinde alınan Damacana Su, Ambalajlı içecek ve ber ünlerin Müşteri bayi ve mağazalarına götürülmesi ve dönüşünde sunta, palet ve boş damacanaların depoya getirilmesi işini kapsar.
3.6. Nakliye araçları, İŞVEREN 'in tespit etmiş olduğu zaman birimi içinde belirlenen rota haricine çıkmayacak ve varış noktasına yapılan her sefer sonrası SUNTA, PALET VE BOŞ DAMACANALARI ALARAK kesinlikle depoya dönecektir. Nakliye araçları, kendilerine verilen yükü teslim ettikten sonra depoya dönmeleri gereken saate uymak zorundadırlar, uymadıkları ve mazeretsiz. Gelmeyerek İŞVEREN'i zor durumda bıraktıkları hallerde İŞVEREN başka yerden araç tedarik eder ve faturayı %25 fazlasıyla NAKLİYECİ 'ye rücu eder. NAKLİYECİ, bu bedelleri peşinen kabul ve taahhüt eder.
7.3. Anlaşmanın, her ne şartla olursa olsun sona ermesi durumunda NAKLİYECİ 3 Ay boyunca bu anlaşmanın konusu olan nakliye hizmetini sürdürmek zorunda olacaktır. Bundan imtina etmesi durumunda İŞVEREN'in karşılaşacağı her türlü zarar ve maliyet NAKLİYECİ ''ye fatura edilecektir.
10.1 İşbu Sözleşmeden doğabilecek ihtilaflarda İŞVEREN ticari defter ve kayıtlarının tek delil olacağını taraflar peşinen kabul ederler.
Yapılan bu tespitler doğrultusunda eldeki davada, davacının 04/05/2022 tarihinde tek taraflı olarak davalıya verilen nakliye hizmetini bitirdiğinin savunulduğu, davacının da işe devam edildiği hususunda herhangi bir iddiasının bulunmadığı, dosya kapsamında yer alan sözleşmede isim ve imza yok ise de sözleşme konusunda anlaşma sağlandığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, buna göre ihtilafın sözleşme hükümleri, fatura ve mailler doğrultusunda çözümlenmesi gerektiği, sözleşmenin 3.6., 7.3. ve 10.1. Maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki hizmetin her ne şartla olursa olsun sona ermesi durumunda nakliyecinin 3 ay boyunca bu anlaşmanın konusu olan nakliye hizmetini sürdürmek zorunda olacağı düzenlenmiş olmasına rağmen davacı tarafça bu sözleşme hükmüne riayet edilmediği anlaşıldığından davacının dava konusu taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihine göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 7.647,08-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. .23/09/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır