T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/98 Esas
KARAR NO: 2023/1063
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/02/2022
KARAR TARİHİ: 15/12/2023
Mahkememiz dosyasının .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas 2022/... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi edildiği ve Mahkememiz esasına kaydı yapılan ve Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 25.02.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ... A.Ş.'nin sahibi olduğu “...” ve “...” ismi ile yayınlanan gazetenin internet sitesinde ve basılı suretinde, 16.01.2022 tarihinde ... ... isimli yazar tarafından yapılan asılsız, yalan, karalamaya yönelik ve kişilik haklarına doğrudan saldırı niteliği taşıdığı iddia edilen haberler sebebi ile oluşan manevi zararların giderimi için 10.000,00-TL (Onbin TürkLirası) manevi tazminat talepli dava açmak durumunda olduklarını, açıklanan sebeplerle; davanın KABULÜ ile davalılardan ... A.Ş. tarafından “...” ve “...” ismi ile yayınlanan gazete internet sitesinde ve basılı suretinde, 16.01.2022 tarihinde davalılardan ... ... isimli yazar tarafından yapılan asılsız, yalan, karalamaya yönelik ve kişilik haklarına doğrudan saldırı niteliği taşıdığı iddia edilen haberler sebebi ile oluşan manevi zararların giderimi için 10.000,00-TL (Onbin TürkLirası) manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek, yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak vekil eden ... San. Tur. ve Tic. A.Ş'ye ödenmesine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili 28.03.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından kaleme alınan ve açıklanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel nitelikteki konu haberler özle biçim arasındaki denge gözetilerek haberin veriliş biçiminin gerektirdiği ve kamuyu ilgilendirdiği ölçüde okuyucuya aktarıldığını, ''dava konusu haberler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığını; haberlerde öz ile biçim dengesinin aşılmadığını, haberin verilişinde kamu yararı olduğunu, basının görevleri, kamuyu ve halkı bilgilendirmeye yönelik özel durumu nazara alındığında, hukuka uygunluk unsurlarını taşıdığı ve kişilik haklarına saldırı teşkil etmediğini'' tüm bu açıklamalar ışığında; bu çerçevede kaleme alınan dava konusu haberin röportaj haber kapsamında olduğunu, tamamen adli mercilere yansımış olayları haberleştirildiğini, kişilik haklarına zarar verme amacı taşımadığını bu bağlamda değerlendirme yapıldığında, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın davalı ... ... bakımından husumet yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise her halükarda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ...na dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı görüldü.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu, İstinaf İlamı, Görevsizlik Kararı, Taraf Beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
28.06.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Bir haberin niteliği ve güvenilirliği, iddiaların doğruluğu veya asılsızlığıyla sıkı bir şekilde ilişkili olduğu, Davaya konu olan haberde kaynaklar ve belgelerin, haberin doğruluğunu ve güvenilirliğini sağlamak için kullanılabileceği, basın özgürlüğü kapsamında kişilerin iddialarının gündeme taşınabileceği, Basın özgürlüğü, gazetecilerin haberleri özgürce yapma, yayma ve kamuoyunu bilgilendirme hakkını ifade edeceği, Bu kapsamda, gazetecilerin kişilerin iddialarını, açıklamalarını veya görüşlerini haberlerinde yer verebileceği, Haberde ... ...’nun iddialarının savcılık başvurusu, polis tutanakları ve fotoğraflara desteklendiği, Haber metni içinde belirtilen bilgilerin arkasında kanıtlar ve referanslar olması gerektiği, bu sayede okuyucuların haberi daha güvenilir ve ikna edici bulmasına katkıda bulunacağı, ilgili haberlerde bu hususlara yer verildiği, Gazetecilik meslek etiği açısından, haberlerin saklanması veya gizlenmesinin yalnızca istisnai durumlarda geçerli olabileceği, Haberde eksik kalan en temel hususun her iki tarafın da görüşüne yer verilmesi olduğu; ... ...’nun iddiaları gündeme getirilir ve haber yapılırken ... A.Ş. adlı şirketin de bu iddialara yönelik cevap ve açıklamasına yer verilmesinin etik olarak çok daha sağlıklı olabileceği, fakat haberde davacının görüşlerine yer verilmediği, Haberin kamuoyunu aydınlatma rolü, toplumun genel olarak bilgilendirilmesi, habere konu olan olaylar, gelişmeler veya konular hakkında farkındalığın artırılması ve insanların bilinçli kararlar verebilmesi için gerekli bilgilerin sağlanması olduğu, ilgili haberin bu kapsamda değerlendirilebileceği, Haber alma hakkının, demokratik bir toplumda bireylerin bilgiye erişme, çeşitli kaynaklardan haberleri takip etme ve farklı görüşleri değerlendirme hakkı olduğu, bu hakkın okurların elinden alınamayacağı, Hukuki bir süreç sonucunda ortaya çıkan bir karar veya mahkeme kararı doğrultusunda, haberde yer alan yanlış veya eksik bilgilerin düzeltilmesi için tekzip yayınlanabileceği, Haberde yer alan iddiaların veya beyanların gerçeği yansıtmaması, delillerin bulunmaması durumunda iftira suçunun söz konusu olabileceği, Haberlerin ve iddiaların gündeme gelmesinin, çeşitli haber kaynakları aracılığıyla sağlanabileceği, Medya kuruluşlarının, gazetecilerin ve diğer haber yayıncılarının, topluma haberleri ulaştırma ve iddiaları gündeme getirme rolünü üstlenebileceği, mevcut durumun bu kapsamda değerlendirilebileceği, Yalnızca güvenlik veya milli çıkarlar gibi özel durumlar da haberlerin sınırlanmasının gerekli duruma gelebileceği, var olan mevcut haberin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, Basın özgürlüğünün, kollektif bir özgürlük ve sosyal bir hak olarak kabul edilebileceği, Basın Kanunu’nun 3.maddesi açısından değerlendirme yapıldığında bilgi edinme ve yayma kapsamında var olan haberin yayımlanmasına yönelik herhangi bir sorun görülmediği, Haberde yer alan iddiaların delillerinin bulunduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesince, herkesin ifade özgürlüğüne sahip olduğu ve bu hakkın kanaat özgürlüğünü, haber ve fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerdiği, dolayısıyla ilgili haberde ... ...’nun iddialarının belgelerle sunulduğu, bu kapsamda haber alma ve verme hakkının kullanıldığı kanaatine varılabileceği, haksız rekabet hukuku yönüyle yapılan incelemeler neticesinde, Dava konusu edilen linklerde yer alan haber ve haber içeriğinin TTK m. m. 55/1-a.1 gereğince, haberin gerçeklik payı olup olmadığından bağımsız olarak ortalama tarafsız bir okuyucunun haberi anlama biçimine göre tarafsız orta seviyedeki okuyucu tarafından “doğru, gerçek” gibi anlaşılabileceği ve bu durumun lüzumsuz yere incitici ifadeler kapsamında “gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” şeklindeki haksız rekabet görünümünü teşkil edebileceği, davalıların haberin yayınlanması nedeniyle kusurlu olup olmadığının ise Mahkemeniz takdirinde olduğu, " sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar, davalıların sorumlu olduğu 16/01/2022 tarihli haber sebebiyle kişilik haklarına zarar verildiğini öne sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Dava konusu haber davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yayınlanmıştır. Haberin yapıldığı tarihte Davalı ... ... internet sorumlu haber müdürü, Davalı ... ... yazar olarak çalışmakta olup Davalı ... ... habere konu olay hakkında beyan verendir.
Kişilik haklarının zedelenmesine ilişkin TBK md. 58 hükmü “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklindedir. Kişilik haklarına ilişkin Anayasa md. 17 ise, “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” şeklindedir. Görüldüğü üzere bir kişinin manevi varlığının korunması Anayasal bir hak olduğu gibi, TBK’da da ifade edilen haklardandır.
Davacıların iddiasının davalıların sorumlu olduğu habere ilişkin olması sebebiyle ifade ve basın özgürlüğünden de bahsetmek gerekmektedir. AİHS md. 10’da ifade özgürlüğü “Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.” şeklinde belirtilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında “Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.” şeklinde ifade özgürlüğünün sınırlanması düzenlenmiştir.
Anayasa md. 22’de “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.” şeklinde haberleşme hürriyeti; md. 26’da “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” şeklinde düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti; md. 28’de de “Basın hürdür, sansür edilemez.” şeklinde basın hürriyeti düzenlenmiştir.
AİHM içtihatlarına göre kamu yararı taşıyan konularda basının bilgi verme hakkı olduğu kadar, toplumun da bilgi alma hakkı olduğu kabul edilmiştir. Yine AİHM içtihatlarına göre gerçeklik koşulu basın özgürlüğü açısından makul olmayan bir ödevdir. Zira sadece kanıtlanmış olguların yayınlanmasının, basının herhangi bir haber yayınlamasını zorlaştıracağı kabul edilmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/11/2018 Tarih, 2016/10042 Esas ve 2018/7166 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki, basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın temel hak ve özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Düşünce ve kanaat özgürlüğü sınırının aşılması ve kişilik hakkına saldırı seviyesine ulaşması hâlinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddeleri gereğince manevi tazminat istenebilecektir."
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır (Yargıtay 4. HD 06/12/2017 T. 2016/7630 E. 2017/7977 K.)
Düşünce ve kanaat özgürlüğü sınırının aşılması ve kişilik hakkına saldırı seviyesine ulaşması hâlinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddeleri gereğince manevi tazminat istenebilecektir. (Yargıtay 4. HD 20/11/2018 T. 2016/10042 E. 2018/7166 K.)
Somut olayda dava, İstanbul 43. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilerek mahkememize tevzi olmuştur. TTK md. 5/A uyarınca bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ticari davalar arabuluculuk dava şartına tabidir. Davacı, görevsizlik kararından sonra yargılama sürecinde arabuluculuk dava şartı eksikliğini gidermiştir. Her ne kadar dava şartı arabuluculuk sonradan giderilebilir bir dava şartı olmasa da, davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması ve asliye hukuk mahkemesi açısından arabuluculuğun dava şartı olmaması sebebiyle mahkememizce sonradan yerine getirilen dava şartı kabul edilerek yargılamaya esastan devam edilmiştir.
Dava konusu haberin haber müdürü olarak Davalı ... ...'ın, Davalı ... ... yazar olarak, Davalı ... ... habere konu olay hakkında beyan veren ve haber sitesinin sahibi olarak davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Ancak Davalı ... ...'ın dava konusu haberle herhangi bir bağı bulunmadığından davacılara karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu haber ... CBS’nin 2022/... ve 2022/... Soruşturma sayılı dosyasına ilişkindir. Bu kapsamda savcılık dosyası ve haber metni incelenmiştir. Somut olayda yukarıda açıklanan düzenlemeler ve ilkeler uyarınca davacıların kişilik haklarının korunması ile davalıların ifade ve basın özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu savcılık dosyasına ilişkin haber yapıldığı, herhangi bir suç isnadına veya rencide edici bir ifadeye yer verilmediği, yapılan haber içeriğinin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kaldığı ve soruşturma dosyasına yansıyan kısım kadar haberleştirildiği sonucuna varılmıştır. TBK md. 58 uyarınca manevi tazminat talep edebilmek için öncelikle kişilik haklarına hukuka aykırı bir şekilde zarar verici bir eylemin bulunması gerekir. Ancak dava konusu haber içeriği itibariyle hukuka aykırı, davacıların manevi varlığına zarar verici nitelikte değildir.
Nitekim davalı şirket tarafından yayınlanan haberin gazetecilik etiğiyle uyuşup uyuşmadığı, yapılan haberin davacının kurumsal kimliğini hedef alan bir haber niteliğinde olup olmadığı, haberin üslubu - başlığı ve içeriği bir bütün olarak ele alındığında, ifade ve basın özgürlüğünün sınırlarını aşıp aşmadığı, TTK'nın 55/1.a.1 maddesi kapsamında kötüleme fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediği, davalıların haberin yayınlanması nedeniyle kusurlu olup olmadığı hususunda rapor tanzimi için dosyanın rekabet hukuku alanında uzman bilirkişi ve gazeteci/basın yayın alanında uzman bilirkişiden oluşacak 2 kişilik heyete tevdiine, karar verilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 28.06.2023 tarihli raporda; "...Haberde yer alan iddiaların delillerinin bulunduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesince, herkesin ifade özgürlüğüne sahip olduğu ve bu hakkın kanaat özgürlüğünü, haber ve fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerdiği, dolayısıyla ilgili haberde ... ...’nun iddialarının belgelerle sunulduğu, bu kapsamda haber alma ve verme hakkının kullanıldığı kanaatine varılabileceği, haksız rekabet hukuku yönüyle yapılan incelemeler neticesinde, Dava konusu edilen linklerde yer alan haber ve haber içeriğinin TTK m. m. 55/1-a.1 gereğince, haberin gerçeklik payı olup olmadığından bağımsız olarak ortalama tarafsız bir okuyucunun haberi anlama biçimine göre tarafsız orta seviyedeki okuyucu tarafından “doğru, gerçek” gibi anlaşılabileceği ve bu durumun lüzumsuz yere incitici ifadeler kapsamında “gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” şeklindeki haksız rekabet görünümünü teşkil edebileceği, davalıların haberin yayınlanması nedeniyle kusurlu olup olmadığının ise Mahkemeniz takdirinde olduğu," belirtilmekle davacının taleplerinin yerinde olmadığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle Davalı ... ...'ın dava konusu haberin hazırlanması ve yayınlanmasında herhangi bir bağının bulunmaması, diğer davalılar yönünden yapılan haberin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kalması ve hukuka aykırı bir eylem içermemesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama giderlerinin hesaplanmasında Davalı İhsan Demir için ayrı diğer davalılar için ayrı ret gerekçesi bulunduğundan ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın davalı ... ... yönünden HMK 114/1-d ve 115 maddeleri gereği pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Davanın diğer davalılar yönünden esastan REDDİNE,
3-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 99,07 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
4-Davalı ... ... vekili lehile avukatlık asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ...'a verilmesine,
5-Davalı şirket ve davalı ... ... vekili lehile avukatlık asgari ücret tarifesi gereği hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirket ve davalı ... ...'a verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı davalı ... ...'nun yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/12/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır