T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/289 Esas
KARAR NO : 2025/199
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/05/2024
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 14/05/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun davalı tarafca ödenmesi gerektiğini, davalı tarafça 09.02.2024 tarihinde 20.000 TL ödeme yapıldığını, bakiye 32.300 TL bugüne kadar ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine 12.02.2024 tarihinde ... İcra Dairesi ...E sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 28.02.2024 tarihinde borca itiraz etmesi sonucu takip aynı tarihte durduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davalı adına kayıtlı banka, araç ve taşınmazların tamamı üzerine tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, davalının ... İcra Müdürlüğü ...E sayılı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötüniyetli itirazın kısmen iptaliyle birlikte takibin 32.300 TL üzerinden devamına, kötüniyetli davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 19/06/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 07/12/2023 tarihli sipariş sözleşmesi dosyaya sunulmadığını, bu durumda davacı şirket tarafından ileri sürülen borcun vadesinin geldiğine ilişkin iddiaların ispatlanamadığını, davacı şirket tarafından davalı şirketin icra takibi öncesinde 20.000,00 TL ödeme yaptığının belirtmiş ise de dava konusu icra dosyasında buna ilişkin bir bildirim yapılmadığını ve iddia edilen borca ilişkin faiz hukukuna aykırı şekilde talep edildiğini, davacı tarafından ödemesi yapılan miktar yönünden haksız şekilde icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından takip başlatılmadan önce 09/02/2024 tarihinde kısmi ön ödeme yapıldığını, ancak dava konusu 12/02/2024 tarihli icra takibinde tüm fatura bedeli vadesinden önce talep edildiğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu, ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, BA/BS formaları, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
25/12/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Taraflara ait 2024 Yılı ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Takip tarihi itibariyle davacı taraf vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği alacak tutarı 32.300,00 TL olup bu tutarın davalı kayıtları ile de uyumlu olduğu, İcra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı konusunda takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, sözleşme ve faturadan kaynaklı alacak nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında bir borç ilişkisi oluştuğu, davacı yanca edimler yerine getirilmiş ise de davalı yanca ödemenin yapılmaması alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali amacıyla açılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda borçlu olmadığı beyanında bulunmuş, huzurdaki davada davalı yan cevap dilekçesinde davacı ile ticari ilişkisinin olmadığını ve davacının alacağının bulunmadığı savunması yapılmıştır. Bu durumda ispat yükü davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki ve sözleşme karşılığı hizmetin verilip verilmediği, alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, taraf vekillerinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtlar hazır edilmiştir.
25/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "Taraflara ait 2024 Yılı ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Takip tarihi itibariyle davacı taraf vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği alacak tutarı 32.300,00 TL olup bu tutarın davalı kayıtları ile de uyumlu olduğu," belirtilmiştir.
Davalı vekilinin hazırlanan bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlar ile yeniden rapor alınması talebi karşısında; tarafların ticari kayıtlarının birbiri ile örtüşmesi ve davacının alacağının olduğunun tespit edilmesi kapsamında yeniden rapor alınmasın gerek bulunmadığı, hiç kimsenin var olan bir alacağı için uzlaşmaya zorlanamayacağı ve bu nedenle kötüniyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmakla Mahkememizce itirazlar kabul görmemiş ve davanın kabulü gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,
Davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 32.300,00 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden devamına,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 32.300,00 TL alacağın %20'si olan 6.460,00 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 2.206,41 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.778,81 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 375,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.291,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır