T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/339 Esas
KARAR NO : 2025/229
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 05/06/2024
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 18/03/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının talepleri üzerine verilen kargo hizmeti neticesinde davacı şirketin, davalı borçludan 25.401,00 TL tutarında alacağı bulunduğu, davacı şirketin davalıya ait taşıma işlemlerini gerçekleştirdiğini, bu taşıma ilişkisi sonucu karşı tarafın ödemesi gereken hizmet bedeli borcu doğduğunu, ancak davalının borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için davalı tarafa yazılı ve sözlü olarak defalarca kez müracaat edilmiş ise de, herhangi bir olumlu netice elde edilemediğini, bunun üzerine davalı tarafa karşı ... 29. İcra Müdürlüğü...Esas Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılması zorunluluğu hasıl olduğunu, ancak davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine söz konusu takip durduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davalının haksız ve kötüniyetli borca, masrafa, faize ve tüm ferilerine itirazlarının iptaline, davalı/borçlu aleyhine %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 12/06/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı dilekçesinde açıkça beyan edildiği üzere alacağının kaynağı cari hesap alacağı olduğunu, TTK 89. maddesinde cari hesabın tanımı yapıldığını, yasanın açık hükmü uyarınca cari hesap sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunlu olduğunu, davacı her ne kadar cari hesap alacağına dayanmışsa da taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, icra takibinde ve itirazın iptali davasında cari hesap alacağının talep edilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafın davalı taraftan herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı taraf ile davalı şirket arasında faiz hususunda bir mutabakat bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafın borcun faiziyle birlikte ödenmesi talebi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini, dava konusu faturalara ilişkin alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için alacağın mevcut olduğunu düşünülse dahi işletilen faiz haksız ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddine, Davacı tarafın, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu, ... 29. İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyası, BA/BS formları, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
22/01/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Taraflara ait ilgili dönemlerin ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 25.401,00 TL alacaklı olduğu, Davacının takipte dayanak “açık hesap fark alacağı” şeklinde belirttiği, ancak taraflar arasında TTK m.89 ve devamı hükümlerine göre bir cari hesap ilişkisi bulunmadığı, bu hususun takdir ve değerlendirmesinin yüce mahkemeye ait olduğu, Davacı alacağının dayanak taşıma faturaları ve taşıma senetleri ile bu faturaların dayandığı sözleşme ilişkisine göre sürdürülen ticari ilişkiye dayandığı, Davalının ödeme veya sair şekilde borcu sona erdirdiği, ya da taşımaların tam ve gereği gibi yapılmadığı yönünde savunması da bulunmadığı, buna göre karşılıklı ticari defterlerde uyumlu davacı alacağının dayanak akdi ilişkiye uygun olduğunun değerlendirildiği, İcra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı konusunda takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, kargo taşıması nedeni ile hazırlanan fatura ve cari hesaptan kaynaklı ödenmeyen alacak nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Huzurdaki davada taraflar arasındaki kargo taşıma hizmeti kapsamında bir borç ilişkisi oluştuğu, davacı yanca edimler yerine getirilmiş ise de davalı yanca ödemenin yapılmaması alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali amacıyla açılmıştır.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Bu kapsamda alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K.... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, taraf vekillerinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, taraflarca ticari kayıtlar bilirkişi incelemesi için hazır edilmiştir.
22/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "Taraflara ait ilgili dönemlerin ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 25.401,00 TL alacaklı olduğu, Davacının takipte dayanak “açık hesap fark alacağı” şeklinde belirttiği, ancak taraflar arasında TTK m.89 ve devamı hükümlerine göre bir cari hesap ilişkisi bulunmadığı, bu hususun takdir ve değerlendirmesinin yüce mahkemeye ait olduğu, Davacı alacağının dayanak taşıma faturaları ve taşıma senetleri ile bu faturaların dayandığı sözleşme ilişkisine göre sürdürülen ticari ilişkiye dayandığı, Davalının ödeme veya sair şekilde borcu sona erdirdiği, ya da taşımaların tam ve gereği gibi yapılmadığı yönünde savunması da bulunmadığı, buna göre karşılıklı ticari defterlerde uyumlu davacı alacağının dayanak akdi ilişkiye uygun olduğunun değerlendirildiği," belirtilmiştir.
Hazırlanan rapora karşı taraflarca itiraz edilmediği, tarafların ticari kayıtlarının birbiri ile örtüşmesi ve davacının alacağının olduğunun tespit edilmesi karşısında Mahkememizce davacının hizmeti gereği gibi ifa ettiği, davalı yanca ödemenin yapılmadığı görülmekle davanın kabulü gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,
Davalının ... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 25.401,00 TL alacağın %20'si olan 5.080,20 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 1.735,14 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 1.307,54 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 25.401,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 80,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 10.996,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.18/03/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır