T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/379 Esas
KARAR NO : 2025/144
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/06/2024
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 29/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı borçlu şirkete sattığı paletlerle ilgili olarak 23.11.2023 tarihli 235.620,00 TL tutarlı, 12.01.2024 tarihli 235.620,00 TL tutarlı ve 05.02.2024 tarihli satış faturası keşide etmiş, davalı borçlu şirket taraflar arasında akdedilen işbu Palet Satış ve Alım Sözleşmesi hükümleri gereğince, 27.12.2023 3.01.2024 08.01.204- 1.01.2024- 6.01.2024-24.01.2024- 9.01.2024- 5.02.2024- 3.02.2024-7.02.2024 ve 06.03.2024 tarihinde, müşterilerinden topladığı bir kısım paletleri müvekkil şirkete iade ederek iade faturası düzenlediğini, ayrıca, 12.01.2024 tarihinde 50.000 TL tutarında, 19.03.2024 tarihinde 50.000 TL tutarında havale göndermek suretiyle ödeme yaptığını, 19.03.2024 tarihli ödeme ile bakiye borcu, 247.544,00 TL'sı olduğunu, bakiye borcunu ödememesi ve palet iadesi yapmaması üzerine, 247.544,00 TL tutarındaki bakiye borcunun tahsilini temin bakımına 22.03.2024 tarihinde, ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile bakiye 247.544,00 TL sı tutarındaki borcunun tahsili için icra takibine girildiğini, icra takibine konu edilen alacağın dayanağı, fatura olup, fatura alacakları, faturayı keşide edenin ikametgahındaki İcra Dairesinde icra takibine konulabileceğini, Mahkemede dava açılabileceğini, dolayısı ile taraflar arasında akdedilen sözleşme ile yetki sözleşmesi yapılmamış olsa bile, faturayı keşide eden davacı şirketin adresindeki icra dairesi / mahkeme de yetkili olmakla, davalı borçlunun yetki itirazı bu sebeple de haksız, usulsüz ve hukuksuz olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davalı borçlu şirketin icra takibine yönelik itirazı kötü niyetli olup, huzurdaki davanın ikamesine de kötü niyetle sebebiyet vermiş olmakla, davanın aynen kabulü ile davalı-borçlu şirketin icra takibine vaki itirazının iptaline, icra takibinin 239.120,00 TL sı üzerinden devamına, icra takibine konu edilen alacak faturaya dayalı likit olmakla ve davalı borçlu şirketin icra takibine yönelik itirazı haksız olmakla, icra takibine haksız yere itiraz eden davalı / borçlu şirketin % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı borçlu şirket, icra takibine konu edilen borcunu ödemediği, ticari defter ve kayıtları ile celp edilecek ba / bs formları ile açık olmasına rağmen icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğinden ve huzurdaki davanın ikamesine de kötü niyete sebebiyet verdiğinden, HMK' unun 329.maddesi hükmü gereğince, AAÜT ile belirlenen tutarda veya Mahkemenizce takdir edilecek tutarda vekalet ücretine ve 5.000.-TL tutarında disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı şirketin cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara temsilen kimsenin katılmadığı anlaşıldı.
DELİLLER: Bilirkişi raporu, ... 26. İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyası, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
22/11/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Davacı tarafa ait 2023 ve 2024 yılları ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davalı tarafın ticari merkez iadesinin ... olması ve dava dosyasında ticari defterlerinin incelemesi konusunda verilmiş herhangi bir dilekçesinin bulunmaması sebebiyle defter incelemesi yapılmadığı, takip tarihi itibariyle davacı tar kayıtlarına göre davacının davalıdan 239.120,00 TL alacak olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, sözleşme ve faturadan kaynaklı alacak nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih,...Esas ve ... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalı takibe yaptığı itirazda, davacı yana borçlu olmadığı savunması ile takibe itiraz etmiş, ancak huzurdaki davada cevap dilekçesi ise sunmamıştır. Bu durumda ispat yükünun davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki gereği mal ve ürünlerin teslim edilip edilmediği, mal karşılığı bedelinin ödenip ödenmediği ile bedelin ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ...sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, aynı hususta davalı yana tebliğ ile ihtarat yapılmış, ancak buna rağmen ticari kayıtları sunulmadığından, davalı yanın ticari kayıtları tebliğ edilen ara karara rağmen sunulmadığından ibrazdan kaçındığı kabul edilmiştir.
Nitekim dosyamıza sunulan 22/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; "Davacı tarafa ait 2023 ve 2024 yılları ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davalı tarafın ticari merkez iadesinin ... olması ve dava dosyasında ticari defterlerinin incelemesi konusunda verilmiş herhangi bir dilekçesinin bulunmaması sebebiyle defter incelemesi yapılmadığı, takip tarihi itibariyle davacı tar kayıtlarına göre davacının davalıdan 239.120,00 TL alacak olduğu," belirtilmiş ve hazırlanan rapora taraflarca itiraz edilmemiştir. Bu kapsamda davacının davasında haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura ve açık hesap alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KABULÜNE,
Davalının ... 26.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 239.120,00 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihi olan 22/03/2024 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak devamına,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 239.120,00 TL alacağın %20'si olan 47.824,00 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 16.334,29 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 2.845,86 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 13.488,43 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 37.868,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 2.845,86 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 82,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.416,26 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/02/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır