T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/407 Esas
KARAR NO : 2025/146
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/07/2024
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 12/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ... tic. Ltd. Şti. İnternet sitesinde yer alan whatsaap hattı üzerinden iletişime geçildiğini, 2 klima için fiyat teklifi alındığını, teklif neticesinde davacının 2 klima için klima başına 105.000,00 TL olmak üzere 27/03/2024 tarihinde toplam 210.000,00 TL ödediğini, klimaların montajı için davalının ilgilendiği davacıya klimayı satan şirket tarafından iletildiğini, davacı şirket yetkilisinin davacı adına 36.000,00 TL klima montaj ve boru ücretini davalı hesabına gönderdiğini, bir süre klimaların tedarik edilmesinin beklenmesine rağmen klimaların tedarikinin gerçekleşmediğini, davacı şirketin klima teslimi için sürekli oyalandığını, en sonunda sadece tek klimanın teslim edildiğini, ancak ikinci klimanın teslim edilmediğini, bu nedenle başka bir firmadn klima satın aldıklarını, klimanın montajının da sağlandığını, davalı tarafından herhangi bir hizmet alınmadığını, davalının hizmet bedelinin iadesinin gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; davacının satın aldığı hizmetin davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle davacının ödediği 36.000,00 TL tutarın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi ve duruşmaya davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER: ...Bankası yazı cevabı, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE: Dava, sözleşme ve faturadan kaynaklı alacak davasıdır.
Huzurdaki davada taraflar arasında klima montajı ve montajda kullanılacak ürünler kapsamında anlaşma yapıldığı, davacı yanca hizmet bedelinin davalıya banka kanalıyla yapıldığı, ancak davalı yanca hizmetin verilmediği gibi paranın da iade edilmediği iddia edilmiş, davalı yanca beyan dilekçesi ile ücretin davacıya iade edildiği belirtilmiştir.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda, davacı yan anlaşma kapsamında satın alınan hizmet bedelinin davalı yana banka yoluyla ödediğini iddia etmiş, davalı yan beyan dilekçesi ile yapılan ödemenin davacı yana banka havalesi yoluyla iade edildiği belirtilmiştir. Bu durumda ödemenin davacı yanca yapıldığı kabul edilmekle, bedelin iade edildiği hususunda ispat yükünün davalı yanda olduğu anlaşılmaktadır.
Huzurdaki dava da davacı yanca paranın ödendiği ve davalı yanca hizmetin verilmediği hususunda anlaşmazlık olmadığı, anlaşmazlığın bedelin davalı yanca iade edilip edilmedi noktasında toplandığı görülmekle uyuşmazlığın, havalenin Türk Hukukundaki karşılığı ile davanın çözüme kavuşturulması gerekeceği anlaşılmaktadır. Havalenin tanımı Türk Borçlar Kanunu'nun 555. Maddesinde yapılmıştır. Bu tanıma göre; "Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir." Kanundaki bu tanımdan, havalenin kural olarak ve yalnızca bir borç ödeme vasıtası olduğu anlamı çıkmamaktadır. Havale, ayrıca bir hukuki işlemdir. TBK'nun 556/1. Maddesinde; "Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa,..." denilmek suretiyle, havalenin borcun ifası amacıyla yapılmasını bir istisna olarak kabul etmiş, bu amaçla yapılan havalenin hukuki sonuçları ayrıca açıklanmıştır. Kanundaki bu tanımlamada havale bir "hukuki işlem" olarak kabul edildiğine göre, bunun borç olarak mı verildiği, yoksa borcun ödenmesi amacıyla mı yapıldığının HMK'nun 190. maddesindeki ilkelere göre ilgili tarafça kanıtlanması gerektiği de muhakkaktır.
Uygulamada havale, çoğunlukla, farklı ve uzak mekanlarda bulunan kişiler arasında yapılmakta olup; dolayısıyla havale yapanın, havalenin borç olarak yapıldığını ispata elverişli yazılı delilleri (senet, bono, çek. vs.) temin etme imkanı ortadan kalkmaktadır. Bu durumda havaleye, (yaygın uygulamada banka dekontuna) havalenin borç ödemesi dışında yapıldığı anlamını ortadan kaldıracak herhangi bir açıklamanın yazılması halinde, havalenin artık borç olarak verildiği, havalenin borç ödemesi için yapıldığının ispat külfetinin havaleyi kabul eden tarafa ait olduğu kabul edilmektedir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nunda dekonta hangi kelimenin, cümlenin veya ifadenin yazılması halinde, havalenin borç olarak gönderildiğinin kabul edileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Yukarıda da değinildiği üzere davalı yanca paranın iade ediliği yönünde dosyaya sunulan belgenin incelenmesinde, ilgili havale işleminin davacı şirket yetkili tarafından davalı yanın hesabına yapılan ödeme olduğu, aksi yönde başkaca delil ya da savunma olmadığı anlaşılmakla davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın KABULÜNE,
Davacı yanca davalıya ödenen 36.000,00 TL’nin dava tarihi olan 12/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 2.459,16 TL nispi karar harcından peşin yatırılan 614,79 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 1.844,37 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
4-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 614,79 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı ve 261,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.364,19 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.25/02/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır