T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/426 Esas
KARAR NO : 2025/595
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 22/07/2024
KARAR TARİHİ : 23/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; 01/04/2022 tarihli meydana gelen trafik kazasında kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere sürücünün olay yerini terk ettiğini, ve sürücünün sevk ve idaresindeki... plakalı aracın %100 kusuru ile sebebiyet vermiş olduğu kazada olay yerini terk ettiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin davalı sigortalısına rücu hakkı olduğunu, davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinin hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirketin rücu bedelini icra takibine konu yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, davalının borcunu ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin ortada olduğunu, bu nedenle öncelikle davalının menkul ve gayrimenkulleri hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, aksi kanaate ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... 31. İcra Dairesine ait ...esas sayılı dosyasına vaki itarızn 25.447,40-TL alacak açısından iptali ile takibin 28.07.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, davalının en az %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacı tarafın açmış olduğu davasında haksız olduğunu, kaza sonrasında araçlarda kayda değer bir hasar olmaması nedeniyle karşı taraf ile görüşme sağladığını ve tutanak tutulmaması yönünde karar alındığını, karşı tarafın tek taraflı olarak tutmuş olduğu tutanağın gerçeği yansıtmadığını, .... numaralı hasar dosyası kapsamında ödendiği belirtilen 25.447,40 TL tazminat miktarının son derece fahiş olup kabul edilebilir nitelikte olmadığını, karşı tarafın aracında böyle bir hasarın mevcut olmadığını, davaya konu kazada araçta değişen parçaların değişimin zorunlu olup olmadığı, gereksiz parça değişimi yapılıp yapılmadığı, şayet gerekli ise parçların bedellerinin rayice uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan itirazın iptali davasının usul ve esas yönünden reddine, icra takibi ve itirazın iptali davasında kötü niyetli olan davacı aleyhine alacak miktarının % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Mahkememizce 24/07/2024 tarihli ara kararı ile "Davalı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE," dair karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, 01/04/2022 tarihli kazanın meydana gelmesinde kazanın taraflarının kusur durumu, kaza nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemenin takip dosyası kapsamında rücu talep şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda toplanmaktadır.
Davaya konu ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları çıkatılıp dosya arasına konulmuştur,incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 03/11/2022 tarihinde rücu bedeli alacağından kaynaklı 25.447,40 TL rücu bedeli, 614,92 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.062,32 TL'lik ilamsız takipte bulunulduğu,ödeme emrinin borçluya 28/11/2022 tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu şirket vekili 29/11/2022 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 11/04/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere kusur/hasar ve sigortacı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 11/08/2025 tarihli raporda özetle;
"1.Dava konusu olayda davacı şirkete ZMS sigortalı ve davalı şirkete ait ... plakalı aracın olay yeri terk sürücüsünün %100 oranında asli kusurlu olduğu
2.Davacı şirketin 3. Şahsa yaptığı tazminat ödemesini kendi sigortalısı olan davalılardan talep etme koşullarının oluşmadığı,
3.Davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği maddi zararının 25.447,40 TL olduğu,
4.Davacı şirketin davalı şirketten talep edebileceği işlemiş yasal faiz miktarının 614,92 TL olduğu, ..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Eldeki davada taraflar arasında akdi bir ilişki olup davalının sorumluluğunun kaynağı davacı sigorta ile yapılan sigorta sözleşmesine aykırılıktır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nda, sigortacının rücu hakkı, KTK'nin 95/2 maddesi ile ZMSS poliçesi genel şartlarında düzenlemeye tabi tutulmuştur. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının B.4 maddesinde düzenlenen ağır kusur veya kasıt hali, oto yarışına katılma, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işletenin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir.
Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK'nın 95/2.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortasına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır.
Eldeki davada davacı, davalıya ait aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu hakkı" başlığı taşıyan B.4 maddesi gereği ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye dair kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir. Rücu sebepleride belirtilmiş olmakla beraber somut olayda olduğu gibi sürücünün kaza mahallini terk etmesi tek başına rücu sebebi değildir. TTK'nın 1409.maddesine göre sigortacı sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Ayrıca sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat hakkı sigortacıya aittir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacı vekili sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinden sigortacının rücu hakkının doğduğu iddiasıyla dava açmış olup poliçe geçerlilik süresi içinde sigortalı aracın belirtilen yer ve şekilde kaza yaptığı sabittir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere ZMSS Genel Şartları'nda teminat dışı hallerin tahdidi olarak sayıldığı, sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağı, davacı sigorta şirketinin hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında yer alan bilgi, belge ve beyanlara göre, kaza tarih ve saati ile davalının birlikte hastaneye gittiğini savunduğu Tuğba Küçükaslan'ın hastaneye başvuru tarih ve saatinin uyumlu olduğu, Mahkememizde olay yerini terkin sağlık kuruluşuna gitme amaçlı gerçekleşmiş olduğu kanaatinin oluştuğu, buna göre sigortacı yararına rücu hakkının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın reddine,
2-Davalı kötü niyet tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihine göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 25.447,40-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 23/09/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır