T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/717 Esas
KARAR NO : 2026/399
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2018
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin Türkiye'nin 5inci büyük akaryakıt şirketi olduğunu, taraflar arasında çeşitli sözleşmeler akdedildiğini ve davalı müvekkil şirketin bayisi haline geldiğini, müvekkili şirketin bayilik ilişkisi içerisinde gerekli tüm ekipman ve akaryakıt tedarikini borçlu şirkete gecikmeksizin sağladığını, borçlu şirketin, bahse konu ürün, hizmet ve ekipman faturaları karşılığında ortaya çıkan cari hesap borcunu müvekkile ödemediği gibi bu cari hesap borcunun sözleşmede belirlenen vadesinde ödenmemesine istinaden ortaya çıkan sözleşmesel faiz üzerinden hesaplanmış vade farkı alacağının da müvekkiline ödenmediğini, davalı bayinin borcunu ödemesini sağlamak amacıyla müvekkili şirket ile bayii arasında görüşmeler bir sonuç vermemiş ve müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen ihtarnameye davalı tarafından verilen yanıtta mezkur borcun kabul edilmediği bildirildiğini, borcun ödenmesi maksadıyla yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kalması akabinde davalı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattıklarını ve bu takibe davalı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, bu nedenle itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu tapunun ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 430 Ada, 2 parsel numarasında kayıtlı taşınmaz üzerinde bir akaryakıt satış istasyonu işletilmesine yönelik olarak müvekkili şirket ile davalı şirket olan ... Şirketi ...ve Ortakları arasında, 04.10.2010 tarihli Yatırım Sözleşmesi, 04.10.2010 tarihli Ariyet ve Emanet Sözleşmesi, 28.12.2012 tarihli Sözleşme, 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, ...'nun 04.10.2010 tarihli sözleşmeyi 500.000,00-USD ile sınırlı olmak üzere Bayiinin müşterek ve müteselsil kefil olarak imzalandığını, akdedilen sözleşmeler çerçevesinde Bayi'nin müvekkili şirkete doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere mezkur taşınmaz üzerinde ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nün ... tarih ve .. yevmiye numaralı işlemiyle 1.500,00-TL,.. tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 100.000,00-TL, ... tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 400.000,00-TL olmak üzere toplamda 501.500,00-TL bedelli ipoteklerin tesis edildiğini, müvekkili şirketin mezkur sözleşmeler uyarınca üzerinde düşen edimleri eksiksiz ve sürekli olarak yerine getirdiğini bununla beraber sözleşmenin diğer tarafının üzerine düşen yükümlükleri yerine getirmediğini, müvekkili firma bayilik ilişkisi içerisinde gerekli tüm ekipman ve akaryakıt tedarikini borçlu şirkete gecikmeksizin sağladığını, borçlu şirket, bahse konu mal ve hizmet alımı karşılığında ortaya çıkan cari hesap borcunu müvekkiline ödemediği gibi bu cari hesap borcunun sözleşmede belirlenen vadesinde ödemediğini, Müvekkili şirketin ... 35. Noterliği’nin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini davalıya gönderdiğini, borcun ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde müvekkil şirkete ödenmesini aksi takdirde yasal haklarını kullanmak suretiyle borcu tahsil yoluna gideceğini ihtar ettiklerini, bu ihtarnameye rağmen herhangi bir sonuç alınamadığı, davalı aleyhine icra takibi ikame etmek dışında bir seçeneklerinin kalmadığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak ve ipotek sınırı olan 501.500,00-TL'yi aşmamak kaydıyla işbu davaya konu ... 10. İcra Dairesi'nin ...E sayılı icra dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe başlandığını, taraflar arasında 04.10.2010 tarihli Yatırım Sözleşmesi'nin 22nci maddesi uyarınca delil sözleşmesi bulunmakta olduğunu, iş bu madde uyarınca davalı ile müvekkil şirket arasında çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarda müvekkil şirket defter ve kayıtlarının delil olacağının hüküm altına alındığını, yatırım sözleşmesinin bu hükmü doğrultusunda eldeki dava bakımından sadece müvekkili şirket kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini dolayısıyla davalının kötü niyetli dava konusu icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacağın % 20sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacı tarafından iddia olunduğu gibi cari hesaptan veya başkaca bir sebepten kaynaklı hiçbir borcu bulunmadığını ürün, hizmet ve ekipman borcu adı altında yaratılmak istenen borcun tamamıyla gerçek dışı olduğunu, davacı şirket tarafından keşide edilen 06/02/2018 tarihli Seri A, Sıra No: ... ve 06/02/2018 Seri A, Sıra No: ... irsaliyeli faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilmediğini, süresi içerisinde itiraz edilerek iade edildiğini, taraflar arasındaki bayilik anlaşmasının16.01.2018 tarihinde sona erdiğini, tanzim edilen faturanın ise 06.02.2018 tarihli olduğunu, fatura edilen tarihin Vergi Usul Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, Bu nedenle süresi içerisinde düzenlenmeyen işbu faturanın ayrıca hiç düzenlenmemiş sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket ile davacı arasında uzun yıllara dayalı sözleşmesel bir ticari ilişki bulunduğunu, bu doğrultuda, işbu davaya dayanak oluşturacak sözleşme taraflar arasında son olarak tanzim edilen sözleşme olan 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi olduğunu, Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarih ve... sayılı kararı ile getirmiş olduğu azami 5 yıllık Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi kriteri doğrultusunda tarafların 16.01.2013 tarihinde yeniden masaya oturarak, davacının da 4 numaralı ekinde yer alan İstasyonlu Bayilik Sözleşmesini tanzim ettiklerini ve önceki sözleşmelerin geçerlilikleri ortadan kalktığını, davacı tarafın müvekkili şirketten ariyet kapsamında hiçbir alacağının bulunmadığını, 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi incelendiğinde tarafların bir ariyet anlaşmasına gitmediklerini, davacı tarafın ariyet olarak verdiği bir mal bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından ancak bu şartlar altında kabul edilmesi mümkün olan işbu 16.01.2013 tarihli sözleşme davacı şirketin de kabulü ile tanzim edildiğini, işbu dava ile yaratılmaya çalışılan ariyet ilişkisinin tamamıyla gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki bir önceki sözleşme olan 28.12.2012 tarihli sözleşmenin 5.3. maddesine bakıldığında kurulan Ariyet ve Emanet Sözleşmesinin 28.12.2012 tarihli sözleşmenin sonuna kadar sürdüğü bu sözleşmenin süresinin dolması halinde, ariyet ilişkisinin sonlanacağının açıkça anlaşıldığını, böylelikle 16.01.2013 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi kurularak önceki ariyet ve emanet sözleşmesi hükmünü tamamıyla yitirdiğini, 28.12.2012 tarihli sözleşmeye ek aynı tarihli Protokol ve İbranamenin 2. maddesi ile taraflar önceki tarihli sözleşme (04.10.2010 Yatırım Sözleşmesi) ve eklerine (04.10.2010 Ariyet ve Emanet Sözleşmesi) ilişkin hak ve alacaklar konusunda birbirlerini gayrikabili rücu ve kayıtsız şartsız ibra ettiklerini ve yine aynı sözleşme olan 28.12.2012 tarihli sözleşmenin 5.3. maddesinde ariyet kapsamında verilen malzeme ve ekipmanlar sayıldığını, fatura edilen ve aşağıda sayılan ekipman ve malzemelerden hiçbiri işbu ariyet sözleşmesinin içerisinde yer almadığını, ariyet olarak verildiği iddia edilen bu ekipman ve malzemelerin tamamen hayal ürünü olduğunu, ayrıca, faturada yer alan ve gerçekten davacı şirkete ait olan Akaryakıt Tank Otomasyonu için, müvekkil şirketin, ... 10. Noterliği tarafından... tarihinde, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sökülen akaryakıt tank otomasyonun davacı şirket yetkililerince teslim alınması gerektiği hususu açıkça ihtar edildiğini, Akaryakıt Tank Otomasyonunun halen müvekkilce, davacı şirketin teslim alması için bekletildiğini, davacı tarafın kendi kusurundan kaynaklı olarak, teslim almadığı akaryakıt tank otomasyonu için kendisine haksız alacak kalemi oluşturma niyetinde olduğunu, akaryakıt ve tesisatı için basınç testi hizmetine karşılık olduğu iddia edilen alacak kalemini de kabul etmediklerini, davacı tarafın bu hizmeti ne zaman ve hangi anlaşmaya istinaden verdiğinin davacı tarafın ispata muhtaç olduğunu, market tasarımı adı altında fatura edilen fahiş meblağı kabul etmediklerini, akaryakıt istasyonu içerisinde yer alan marketin davacı tarafından tasarlanıp ücretinin müvekkiline yansıtılacağının sözleşmede yer almadığını, müvekkilden hiçbir alacağı bulunmayan davacı tarafın fahiş faiz tutarını da kabul etmediklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde yer alan, teminatların iddia olunduğu gibi doğmuş ve doğacak borçlara ilişkin verilmediğini, ... tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 1.500.00 TL (Eski Para ile 1.500.000.000TL) teminatın davacı tarafından müvekkil şirketin akaryakıt alımına ilişkin doğabilecek olası borçlara binaen verildiğini, bu teminatın Türk Lirasından altı sıfırın atılması ve meblağın alınan akaryakıt ücretini karşılayamaması ile... tarih ve ... yevmiye numaralı işlemiyle, 100.000.00 TL'lik teminat haline getirildiğini, yani her iki teminatın konusunun aynı olduğunu ve akaryakıt alımına ilişkin verilen bir teminat olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir akaryakıt borcu bulunmamasından dolayı bayilik ilişkisinin de sona ermesiyle birlikte derhal kaldırılması gerektiğini, 16.01.2013 tarih ve 973 yevmiye numaralı işlemiyle verilen 400.000.00 TL tutarındaki teminatın ise, taraflar arasında bir önceki bayilik sözleşmesi olan 28.12.2012 tarihli bayilik sözleşmesinde 5.2.1. maddede açıkça yer aldığı üzere, müvekkil şirketin aynı sözleşmenin 5.2.2 maddesinde yer alan işlemleri yapabilmesi için, davacı şirket tarafından borç olarak verilen ve geri ödemesinin yine sözleşmenin 5.2.1. maddesinde yer aldığı şekilde toplam beş senet halinde ödenecek olan borca ilişkin verilen teminatlardan ibaret olduğunu, müvekkili şirket tarafından tüm senetler ödenmiş olduğunu, davacı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığını, haksız davanın reddine, % 20 den az olmamak üzere davacının köyü niyet tazminatına mahkum edilmesine, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacak nedeni ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenen davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesidir. Feragat, davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup sonuç doğurabilmesi için karşı tarafın rızası aranmamaktadır.
Yapılan açıklamalar ışığında, dosya arasında bulunan imza sirküleri incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragate yetkisinin olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesi uyarınca davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan, alınan 2.654,55 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.922,585 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Talepte bulunulmadığından taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/05/2026 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır Full & Egal Universal Law Academy