T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/754 Esas
KARAR NO: 2025/69
DAVA: Hakemin Reddi
DAVA TARİHİ: 09/12/2024
KARAR TARİHİ: 30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Hakemin Reddi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 08/01/2021 tarihinde şirketin kurucusunun dava dışı ... AŞ olduğunu, şirketin kuruluş amacının her türlü zemin etütlerinin yapılması, temel alt ve üst yapı inşaat işlerinin yapılması, zemin iyileştirme işlerinin yapılması , zemin teknolojileri ile arge çalışmaları yapılması olduğunu, söz konusu şirket hakkında ... ve ... arasında şirketin yönetimine dair uyuşmazlar çıktığını, bu uyuşmazlıkların çözümlenmesi ve şirketin tür değiştirmek suretiyle yeniden yapılandırılması amacı ile tarafları arasında 08/01/2021 tarihli ... Ltd Şti ortakları arasında bu şirketin ve bağlı ortaklıklarının ve yeniden yapılandırılmasına, geçmiş yıllar hesap mutabakatına, sul ve ibraya dair çerçeve protokol akdedildiğini, ancak protokolün akdedilme amacına aykırı bir şekilde davalı ... tarafından müvekkili ... aleyhine kullanılarak pek çok davaya konu edildiğini, bu davalardan biri olan ve ...'ın tahkim yargılaması ile neredeyse aynı taleplerini ileri sürdüğü İnançlı işlem kapsamında şirketin hisselerinin tespiti ve devri davasının ... 1 ATM nin ... esas sayılı dosyasında görüldüğünü, yapılan yargılama neticesinde, dava dayanağı gösterilen protokolde tahkim şartının yer aldığı, tahkim ilk itirazı kabul edilerek, davanın usulden reddine karar verildiği, mahkemenin verdiği red kararı üzerine kararın kesinleşmesi beklenmeksizin ... ve...'ın hakemliğine başvurulmuştur. ... tarafından tahkim başvuru dilekçesinde ''İnançlı işlem kapsamında ... üzerinde bırakıldığı ve 08.01.2021 tarihli protokol uyarınca ...'a devredileceğinin taahhüt edildiği iddia edilen %40 oranındaki ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Bundan böyle ... Şirketi olarak anılacaktır.) hisselerinin ...'a ait olduğunun tespiti ile ... Şirketi pay defterine tesciline karar verilmesi, ve 08.02.2021 tarihli protokol uyarınca müvekkil şirket ve diğer şirketler ... Şirketi (Bundan böyle .... olarak anılacaktır.), ...Şirketi (Bundan böyle ...Şirketi olarak anılacaktır.) pay defterlerine söz konusu şirketlerin %40 oranındaki hisselerinin ... adına tesciline karar verilmesi isteminde bulunduğunu, hakemler tarafından tahkim yargılamasının son derece eksik sürdürüldüğünü verilen kararların ise tümüyle usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu kararlardan 30/05/2024 tarihli 2 numaralı toplantı tutanağı ile müvekkil şirket aleyhine hüküm ifade ettiğini, müvekkilinin menfaatini zedelediğini, söz konusu karar ile birlikte tahkim yargılamasının hiçbir şekilde tarafı olmayan müvekkil şirket aleyhine teminat dahi alınmaksızın ihtiyati tedbire hükmedildiğini, söz konusu tutanağa yönelik ... tarafından itirazda bulunulmuş ise de hakemlerce tedbirin devamına hükmettiğini, davalı ...'ın talepleri doğrultusunda hakemler .... tarafından harekete geçilerek, başvuru kabul edilerek derdestlik durumuna rağmen tahkim yargılamasına başlandığını ve tahkim yargılamasına başkanlık etmesi için ... seçildiğini ve tahkim yargılamasını yürütecek hakem heyeti Başkan ..., Üye ... ve ... olarak oluşturulduğunu, hukuka aykırı tedbir ve tedbirin devamı kararının müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, şirket tarafından bu kararın 03/12/2024 tarihinde haricen öğrenildiğini, hakem ... ve ...'ın tahkim yargılaması tarafları ... ve ... arasında akrabalık bağı bulunduğunu, ayrıca taraflar ve hakem ...arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu tespit ettiklerini, tarafsızlığı ve bağımsızlığı hususunda şüpheye düşülen .... ile ...'ın hakemliğinin reddine karar verilmesinin usul ve yasa gereği olduğunu, tahkim yargılaması esnasında hakemlerin tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini, ... ve... tahkim yarılaması tarafların dayısı olmalarının yanı sıra ... ile tarafların ortağı oldukları ...Şirketi ve ... arasında vekalet ilişkisi bulunduğunu yargıtay içtihatları doğrultusunda hakemler ... ve ...'ın hakemin yasaklılığı sebepleri uyarınca tahkim yargılamasına bakamayacaklarının açık olduğunu, Bununla birlikte, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 418 maddesi 4 fıkrası uyarınca gerçekleştirmiş olduğumuz işbu hakemin reddine yönelik talebimiz olmasa dahi hakem, tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durumları resen ve gecikmeksizin taraflara bildirmekle yükümlü olduğundan hakemlerin bu yönde bildirimde bulunarak yargılamadan el çekmesi gerektiğini, hakem heyetinin tahkim yargılamasını yürütme yetkisine haiz olmadıklarını, yetki sınırları açılarak yargılama gerçekleştirdiklerini, bu durumun hakemlerce verilen kararların iptali sebebi teşkil etmekle birlikte kararların usul ve yasaya aykırılığı sonucunu doğurduğunu, yasaklı ve yetkisiz hakem heyeti tarafından müvekkil şirket aleyhine ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesinin heyetin bağımsız ve tarafsız olmadığını ortaya koyduğunu beyan ederek öncelikle dava hakkında karar verilene değin hakem tarafından uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi kuvvetle muhtemel olduğundan HMK 389 md. Kapsamında hakem yargılamasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, akabinde davanın kabulüne karar verilerek ... yönünden tarafların öz dayısı olması ve taraflardan birinin daha önce vekilliğini üstlenmiş olması sebebiyle hakemliğinin yasaklılığı hükümleri doğrultusunda hakemliğinin reddine, ...'ın tarafların öz dayısı olması sebebiyle hakemliğin yasaklılığı hükümleri doğrultusunda hakemliğinin reddine, hakem heyeti tarafsız olmadığını ortaya koyan ve müvekkil üzerinde haklı şüphe oluşturan davranışları doğrultusunda hakem kurulunun reddine, HMK 418/5 gereğince hakem kurulunun tamamının reddedildiği gözetilerek tahkim yargılamasının sona erdirilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili Cevabında :
Davalı ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, müvekkilinin yerleşim yerinin...olduğundan müvekkilinin yerleşim yerine göre yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının iş bu davayı yetkisiz mahkemede açtığını, davanın yetkisizlik nedeni ile reddini karar verilmesi talep ettiklerini, hakem ... ve..., her iki tarafında dayısı olduğunu, HMK 444 kapsamında HMK 34 ün uygulanmasının söz konusu olmadığını, kaldı ki HMK 34 uygulansa bile HMK 417/2 kapsamında davanın reddi gerektiğini, davacı taraf iş bu davada hakemlerin tarafların dayısı olmasından bahisle hakemlik yapamayacağını ileri sürmekte ise de tahkim protokolünün imzalandığı tarihte yada daha sonraki herhangi bir tarihte bu hususa itiraz etmediklerini, davacının ... 1 ATM nin ...Esas sayılı dosyasında açılan davaya huzurdaki davanın davacısının tarafından sunulan cevap dilekçesinde uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerektiğini belirtiğini, bu husus da davacının çelişkili davrandığını gösterdiğini, tahkim yargılamasının devam etmesini engellemek suretiyle iş bu davayı açtığını gösterdiğini, hakemlerden ... ve ...in her iki tarafında dayısı olduğunu, tahkim protokolünün imzalandığı tarihte de davacının bu hususu bildiğini, ayrıca davacı ... ... ın davalının vekili olduğunu 2004 yılından itibaren bildiğini, davacının hakem heyetinin huzurdaki yargılamayı yürütmeye yetkili olmadığı itirazının bu yargılamanın konusu olmadığını, davacı yanın bu iddialarının olası bir iptal davasında değerlendirilecek olup, iş bu yargılamanın HMK 418/4 kapsamında hakemlerin reddi talebine ilişkin olduğunu, davacının haksız ihtiyati tedbir verildiğini belirterek huzurdaki yargılamayın tedbiren durdurulması talebinin yerinde olmadığını, zira hakem heyetinin HMK 414 kapsamında kanuni hakkını kullanarak tedbir hakkında karar verdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı hakemler ... ile ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER;
Sicil kayıtları, hakem kurulu tarafından yürütülen tahkim dosyası, sunulan vekaletname örnekleri ve yazışmalar, yazılan müzekkere cevapları taraf açıklamaları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, hakemin reddine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusuna ilişkin 6100 sayılı HMK da aşağıdaki düzenlemelere yer verilmiştir.
"Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme
MADDE 410- (1) (Değişik: 28/2/2018-7101/57 md.) Tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkeme, konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir. Tahkim yeri belirlenmemiş ise görevli mahkeme, konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir.
Tahkim yeri
MADDE 425- (1) Tahkim yeri, taraflarca veya onların seçtiği bir tahkim kurumunca serbestçe kararlaştırılır. Bu konuda bir anlaşma yoksa tahkim yeri, hakem veya hakem kurulunca olayın özelliklerine göre belirlenir.
(2) Hakem veya hakem kurulu, tahkim yargılamasının gerektirdiği durumlarda önceden taraflara bildirmek kaydıyla bir başka yerde de toplanabilir; duruşma, keşif gibi benzeri işlemleri de yapabilir.
Ret sebepleri
MADDE 417- (1) Kendisine hakemlik önerilen kimse, bu görevi kabul etmeden önce tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşulları açıklamak zorundadır. Taraflar önceden bilgilendirilmemiş oldukları takdirde hakem, daha sonra ortaya çıkan durumları da gecikmeksizin taraflara bildirir.
(2) Hakem, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmadığı, taraflarca kararlaştırılan tahkim usulünde öngörülen bir ret sebebi mevcut bulunduğu veya tarafsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşullar gerçekleştiği takdirde reddedilebilir. Taraflardan birisinin kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakemi reddetmesi, yalnızca hakemin atanma tarihinden sonra öğrenilen ret sebeplerine dayanılarak yapılabilir.
Hakemin reddi usulü
MADDE 418- (1) Taraflar, hakemin reddi usulünü serbestçe kararlaştırabilirler.
(2) Hakemi reddetmek isteyen taraf, hakemin veya hakem kurulunun seçiminden ya da hakemin reddi talebinde bulunabileceği bir durumun ortaya çıktığını öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde ret talebinde bulunabilir ve bu talebini karşı tarafa yazılı olarak bildirir. Reddedilen hakem kendiliğinden çekilmez veya diğer taraf reddi kabul etmez ise ret hakkında, hakem kurulunca karar verilir.
(3) Hakem kurulundan bir veya birden çok hakemin reddini isteyen taraf, ret talebini ve gerekçesini hakem kuruluna bildirir. Ret talebinin kabul edilmediğini öğrenen taraf, bu tarihten itibaren karara karşı bir ay içinde mahkemeye başvurarak bu kararın kaldırılmasını ve hakem veya hakemlerin reddine ilişkin talep hakkında karar verilmesini isteyebilir.
(4) Seçilen hakemin veya hakem kurulunun tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi için ancak mahkemeye başvurulabilir. Mahkemenin bu fıkra uyarınca vereceği kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.[66]
(5) Seçilen hakemin veya hakem kurulunun tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin ret talebini mahkemenin kabul etmesi hâlinde tahkim sona erer. Ancak tahkim sözleşmesinde hakem veya hakemlerin isimleri belirlenmemişse yeniden hakem seçimi yoluna gidilir.
Yeni hakem seçilmesi
MADDE 421- (1) Hakemlerden birinin görevi herhangi bir sebeple sona ererse, onun yerine seçimindeki usul uygulanarak yeni bir hakem seçilir.
(2) Bir veya birden çok hakemin değiştirilmesi için geçen süre tahkim süresinden sayılmaz.
(3) Tahkim sözleşmesinde hakemin veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise hakemin, hakem kurulunun ya da kurulun karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, tahkim de sona erer.
Şeklindedir.
... ile ... arasında imzalanan 08.01.2021 tarihli " ...Ltd. Şti. Ortakları arasında bu şirketin ve bağlı ortaklıklarının yeniden yapılandırılmasına, geçmiş yıllar hesap mutabakatına, sulh ve ibraya dair çerçeve protokol" başlıklı protokolün incelenmesinde;
Madde XIV - Yorum Farkları ve değişiklikler
1- Taraflar işbu protokolün tatbik ve tefsirinden doğan her tülü ihtilafı öncelikle aralarında konuşarak çözümlemek için gayret sarf edecekler, bir uzlaşmaya varamamaları halinde ise madde VI’de zikredilen geçiş dönemi danışma kurulu ve ...’ın katılımıyla oluşacak heyetin hakemliğine başvuracaklardır.
Madde VI - Aile Anayasası
1- Taraflar; paydaşı oldukları Ana Şirket ve bağlı ortaklıklarının iktisadi bütünlüğü ile yatırımlarının ilelebet korunması ve yaşatılması için kurumsal yapının güçlendirilmesi, ortakların gerek kendi aralarındaki, gerekse şirketler ve çalışanlarla ilişkilerinin çerçevesinin belirlenmesi, karşılıklı görev, yetki ve sorumlulukların ortaya konulması, Ana Şirket ve Şirketlerin birbirleri ile yönetsel bağlarının netleştirilmesi, kurum içinde yapıcı tartışma ve istişare ortamının oluşturulması, gelecekteki olası uyuşmazlıkların çözümünde kurumsal ve kademeli bir şirket/aile içi ihtilaf çözüm mekanizmasının tesis edilmesi gibi konuları düzenleyen bir aile anayasasının hazırlanarak imza altına alınması hususunda tam bir mutabakata varmışlardır.
Madde VII – Geçiş Dönemi Danışma Kurulu ve Yapılandırma Planı
1- Yeniden yapılandırma ve geçiş süreci, işbu çerçeve protokol ile ... tarafından teşekkül ettirilecek bir uzmanlar kurulunun hazırlayacağı aile anayasası, yapılandırma planı ve tavsiyeler çerçevesinde yürütülecektir.
2- "Aile Anayasası" ve "Yapılandırma Planı" işbu sözleşmenin imza tarihinden itibaren bi ay içinde hazırlanacak ve aynı süre içinde taraflarca imzalanacaktır.
Hükümlerine yer verildiği görülmüştür.
Hakem Kurulu sekreteri tarafından sunulan dosyanın ve dosyadaki belgelerin incelenmesinde;
Davalı ...'ın, ...'a hitaben yazdığı 13.02.2024 tarihli dilekçe ile; Protokol kapsamında çıkan uyuşmazlıkların çözüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığı, protokolün VII ve XIV maddelerinin birlikte değerlendirilmesinde ...'ın hakem kurulu başkanı olduğunu, hakem sayısı protokolde belirtilmediğinden HMK md. 415/2 uyarınca hakem heyetinin 3 kişiden oluşmasının gerektiği, diğer hakemin ... olduğu, üçüncü hakemin seçilerek, hakem heyeti nezdinde yargılamanın başlatılması ve usulü işlemlerin yerine getirilmesi talep edilmiştir.
Hakemler ... ile ... tarafından imza altına alının 11.03.2024 tarihli, tutanak başlıklı belgenin incelenmesinde;
"...'ın 13.02.2024 tarihli başvurusu incelendi.
... ile ... arasında 08.01.2021 tarihli "... Şirketi Ortakları Arasında Bu Şirketin ve Bağlı Ortaklıkların Yeniden Yapılandırılmasına, Geçmiş Yıllar Hesap Mutabakatına, Sulh ve İbraya Dair Çerçeve Protokol" başlıklı sözleşme akdedildiği, bu sözleşmenin XIV. maddesinde bir tahkim şartı öngörüldüğü ...'ın ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile bir dava açtığı, ...'ın tahkim ilk itirazında bulunduğu, mahkemece bu itirazın kabulüyle HMK m. 413 uyarınca davanın usulden reddine karar verildiği, sözleşmenin XIV. Maddesinde tarafların danışma kurulu ve ...'ın katılımı ile oluşacak heyetin hakemliğine başvuracaklarının kararlaştırıldığı, bu şekilde ... hakem olarak ismen belirlendiği, diğer hakem heyeti üyeleri konusunda sözleşmenin VII. Maddesinde düzenlenen "Danışma Kuruluna" atıf yapıldığı, söz konusu maddede danışma kurulunun ... tarafından teşekkül ettirileceğinin belirtildiği, HMK. 415/2 hükmü uyarınca danışma kurulu üye sayısından farklı olarak burada Hakem Heyetinin üç kişiden oluşması gerektiği, Sözleşmenin XIV ve VII. birlikte değerlendirilmesinden; tarafların ... ve ...'ı hakem olarak tayin ettikleri, diğer hakem heyeti üyesini belirleme yetkisini ise ...'a bıraktıkları, hakem sayısı konusunda bir belirleme yapmadıkları, protokolde kurumsal bir tahkime atıf bulunmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre tarafların kurumsal bir tahkime atıf yapmamış olmaları nedeniyle tahkim sürecinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yürütülmesi, HMK m. 415/2 hükmü uyarınca da hakem kurulunun üç kişiden oluşması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu çerçevede;
1) HMK m. 415/2 hükmü uyarınca başvuruya konu uyuşmazlık için tarafların sözleşmeye yansımış iradeleri gözetilerek ismen belirlemiş oldukları ... ve ...'ın yanında hukuk alanındaki deneyim ve uzmanlığı bilinen ...'in hakem olarak görev yapmak üzere üçüncü hakem olarak seçilmesine...11.03.2024 tarihinde karar verildi"
Buna göre, protokol Madde XIV ile protokolün tatbik ve tefsirinden doğan uzlaşılmayan her türlü ihtilafın protokol madde VI’de belirtilen geçiş dönemi danışma kurulu ve ...’ın katılımıyla oluşacak heyetin hakemliği ile çözüleceği kararlaştırılmıştır. VI. Madde de danışma kurulunun nasıl oluşturulacağına ilişkin bir hüküm bulunmayıp, VII. Madde de danışma kurulunun ... tarafından teşekkül ettirileceği ifade edilmiştir.
Davalı ... Protokol kapsamında çıkan uyuşmazlıkların çözüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirterek tahkim yargılamasının başlaması için 13.02.2024 tarihli dilekçe ile...'a başvurmuştur.
... ve ... 11.03.2024 tarihli tutanak ile; ...'ın hakem olarak ismen belirlendiğini, sözleşmenin XIV ve VII. birlikte değerlendirilmesinden tarafların ... ve...'ı hakem olarak tayin ettiklerini, protokolde kurumsal bir tahkime atıf bulunmadığını, HMK m. 415/2 hükmü uyarınca başvuruya konu uyuşmazlık için tarafların sözleşmeye yansımış iradelerine göre ... ve ...'ın ismen belirlendiğini belirttikten sonra, ismen belirlenen hakemlerin yanında ...'in hakem olarak görev yapmak üzere üçüncü hakem olarak seçilmesine karar vermiştir.
Hakem kurulu 30.05.2024 tarihli ikinci oturumunda davalı ...'ın ....AŞ,... AŞ, ... AŞ ve ...A.Ş de sahip olduğu tüm paylara, pauın devrine, rehin ve paylar üzerinde intifa hakkı tesisi veya sermaye artırım kararları da dahil olmak üzere payların elden çıkarılmasına yönelik benzeri hakların kurulmasına engel olacak biçimde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve 09.11.2024 tarihli üçüncü oturumda tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Yetki yönünden;
HMK md. 410/1 de tahkim yargılamasında, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde yetkili mahkemenin konusuna göre tahkim yeri asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olduğu, tahkim yeri belirlenmemiş ise yetkili mahkeme davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. ... ile ... arasında imzalanan 08.01.2021 tarihli protokolde tahkim yeri belirlenmemiştir. HMK md. 425 de tahkim yeri, taraflarca veya onların seçtiği bir tahkim kurumunca serbestçe kararlaştırılacağı, bu konuda bir anlaşma yoksa tahkim yerinin, hakem veya hakem kurulunca olayın özelliklerine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında tahkim yeri belirlenmediğinden hakem kurulu 02.05.2024 tarihli oturumda (Toplantı no: 1) II/5 maddesinde tahkim yerinin İstanbul olarak belirlenmesine karar vermiştir.
HMK md. 410/1.1. cümlede tahkim yeri mahkemesinin yetkili olduğunun emredici olarak düzenlenmesi ve tahkim yerinin HMK md. 425 uyarınca hakem kurulu tarafından İstanbul olarak belirlendiğinden uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememizin yetkili olmadığına dair ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararlar sunulmuştur. Sunulan kararlar mahkememizi bağlamamakla birlikte, kararlarda tahkim yerinin İstanbul olarak belirlendiğine ilişkin hakem kurulu tarafından alınan karara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Derdestlik yönünden;
Davalı vekili, davacı ... tarafından 09.12.2024 tarihinde ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyası, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyası, 25.11.2024 tarihinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. Sayılı dosyası ve mahkememizde görülen toplam 5 adet hakem heyetinin reddi talepli dava açıldığını, belirterek derdestlik itirazında bulunmuştur.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E., ... K. Sayılı kararı ile "Davacının talebinin HMK m.410 hükmü gereği, kesin yetki nedeniyle usulden ve dava şartı yokluğundan reddine" karar vermiştir. Bu karara karşı süresi içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden ek kararı ile "Davanın HMK m.20 gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi... E, ...K, sayılı ilamı ile;
" davanın taraflarca takip edilmemesi sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden itibaren 3 ay içinde dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına ilişkin oluşan tüm yasal hüküm ve sonuçlar başkaca bir işleme bağlı olmadan doğrudan doğruya yürürlük kazanır. Derdestlik, dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden 3 aylık süre ile sınırlı olmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Ancak bu hükümler davanın açılmamış sayılmasını gerektiren şartların salt doğumu ile kendiliğinden ortadan kalkar ve derdest olmaktan çıkar. Zamanaşımını kesme etkisi dahi sona erer. (Hukuk Genel Kurulu'nun 18.09.1996 tarih ... sayılı kararı)
Başka bir anlatımla, davanın açılmamış sayılması, bu konuda herhangi bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu sebeple daha önce açılan fakat HMK'nın 150/6.maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılan dava dolayısıyla daha önce ortaya çıkmış bulunan sonuçlar açılacak olan ikinci dava bakımından kesinlikle dikkate alınmaz."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ... E, ... K, sayılı ilamı;
"Davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin nihai bir karardır. Zira mahkeme bu kararla davadan elini çekmiştir. Bu nedenle de temyizi mümkündür. Ancak, derdestlik yönünden kararın temyiz edilmeksizin veya temyiz aşaması sonucu kesinleşmesi gerekmez. HUMK.nun 409/5. maddesine göre mahkemece 3 aylık sürenin bitiminde kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilip kaydın kapatılması gerekmektedir. Hakimin böyle bir kararı vermemiş veya vermekte geçikmiş olması, taraflara bu tarihten sonra davayı yenileme hakkı kazandırmaz. Sürenin bittiği tarihte dava kanunen açılmamış hükmündedir. Hakimin kararı bu durumu tespitten ibarettir. Buna göre, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren başka bir işleme gerek olmadan yasal olarak açılmamış sayılan bir davanın, bu konuda karar verilmediği ya da verilen kararın taraflara tebliğ edilmediği gerekçesi ile derdest olduğundan söz edilemez. Genelde Yargıtay uygulamaları da bu doğrultudadır. (H.G.K. nun 18/09/1996 gün ve ... sayılı kararı) Bu bakımdan, Mahkemece dava şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması dahi doğru olmamıştır."
Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.05.2015 Tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı ilamı ile;
“Davanın açılmamış sayılması kararı temyizi kabil niteliktedir. Ancak, derdestlik yönünden kararın temyiz edilmeyerek veya temyiz aşamasından geçerek kesinleşmesini aramaya gerek yoktur."
Davanın açılmamış sayılması kararı ile açılmasıyla meydana gelen sonuçlar ortadan kalkar. İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ek karar sonrası ilk dava ortadan kalktığından, başka bir ifadeyle maddi hukuk bakımından dava mevcut kabul edilmeyeceğinden, davacı ... yönünden derdestlik itirazı kabul edilmemiştir.
Mahkememizde açılan dava 09.12.2024 günü 14;27 de açılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. Sayılı dosyalarına ait tevzi formlarının incelenmesinde, ilk açılan davanın mahkememizde görülen dava olduğu görülmekle anılan dosyalar derdest dava olarak kabul edilmemiştir.
Aktif ve pasif husumet yönünden;
08.01.2021 tarihli " ... Ltd. Şti. Ortakları arasında bu şirketin ve bağlı ortaklıklarının yeniden yapılandırılmasına, geçmiş yıllar hesap mutabakatına, sulh ve ibraya dair çerçeve protokol" ... ile ... arasında imzalananmıştır. Davacı ...'ın sahip olduğu davalı şirketteki paylarına tedbir konulmuştur. Davacı şirketin protokole taraf olmaması ve hakem kurulu tarafından davacı şirketin mal varlığına tedbir konulduğu veya mal varlığının yargılamaya konu edildiğine dair her hangi bir belge sunulmadığından davacı şirket yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili duruşmada davada hakemlerin taraf sıfatına sahip olduğunu davalı ...'ın protokol tarafı olması nedeni ile taraf gösterildiğini açıklamıştır.
Hakemin reddi davasında hüküm hakemler hakkında kurulacağından ret talebi hakemlere karşı ileri sürülmelidir. Bununla birlikte HMK md. 418 de hakemin reddi talebinde bulunulduğunun karşı tarafa bildirileceğine ilişkin düzenleme, hükmün sonuçlarından tahkimin diğer tarafının etkilenmesi, ileri sürülen iddialara karşı diğer tarafın cevap verebilmesi ve hukuki dinlenilme hakkı bakımından tahkimin diğer tarafı olan ...'ın davada yer almasında hukuki menfaati bulunduğu anlaşılmakla hakkındaki dava pasif husumet yokluğundan reddedilmemekle birlikte davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünden taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Hakemin reddi talebi yönünden;
MHK md. HMK md. 417/2 de taraflardan birisinin kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakemi reddetmesi, yalnızca hakemin atanma tarihinden sonra öğrenilen ret sebeplerine dayanılarak yapılabileceği düzenlenmiştir.
Protokol XIV. Maddesinde ...'ın katılımıyla hakem heyetinin oluşturulacağı belirtilmiştir. XIV. Madde de atıf yapılan danışma kurulunun düzenlendiği protokol VII. Maddesinde ...' ın ismi geçmektedir. Davalı, ...' ın ismen hakem olarak belirlendiğini kabul ederek 13.02.2024 tarihinde ...' a başvurmuştur. Yine 11.03.2024 tarihli tutanakta hakemler kendilerini protokolde ismen belirlediklerini kabul ederek üçüncü hakemi seçmiş ve tahkim yargılamasına başlamıştır. Buna göre hakemlerin ismen belirlendikleri kabul edilerek HMK md. 417 uyarınca red sebepleri incelenmiştir.
HMK md. 417/1 de hakeme; tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren bir durumun varlığı halinde, tarafları bilgilendirme yükümlülüğü emredici olarak düzenlenmiştir. Buna göre hakem, hakemlik görevini kabul etmeden önce veya görevi kabul ettikten sonra ortaya çıkan tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşulları açıklamak zorundadır. HMK da bu bildirim yükümlülüğünün ne şekilde yapılacağına ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.
Hakemin bağımsız ve tarafsız sayılacağı haller kanun’da tek tek sayılmamış olup, hakemin tarafsızlığının ihlal edilip edilmediği somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hakem tarafsızlığını etkileyebilecek veya taraflı olduğu izlenimi uyandıracak menfaat ve ilişkilerini taraflara açıklamalıdır. Hakemin reddi nedeni olarak; hakemin tahkim anlaşmasının açık hükümlerine aykırı hareket etmesi veya gereken nitelikleri taşımaması, uyuşmazlık hakkın da görüş bildirmiş olması, hakem ile onu görevlendiren taraf arasında maddi ilişki bulunması, hakemin taraflardan birinin avukatı olması, hakem ile taraf arasında yakın akrabalık, evlilik veya nişanlılık ilişkisinin bulunması, hakem ile taraf arasında husumet bulunması, hakemin tarafsız davranmadığına ilişkin haklı şüphe nedenleri ve red sebebi olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte, hakemin, taraflardan birinin talebini reddetmesi tek başına hakemin tarafsız davranmadığı anlamını taşımamaktadır.
HMK md. 417/2 de taraflardan birisinin kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakemi reddetmesi, yalnızca hakemin atanma tarihinden sonra öğrenilen ret sebeplerine dayanılarak yapılabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda;
Reddi talep edilen hakemler davacı ... ile davalı ...'ın dayıları oldukları tarafların kabulündedir. Hakemlerin atanma tarihi ve öncesinde bu durum taraflarca bilindiğinden HMK md.417/2 gereğince hakemin reddi sebebi olarak kabul edilmemiştir.
Hakemin, taraflardan birinin talebini reddetmesi tek başına hakemin tarafsız davranmadığı anlamını taşımadığından ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu karara karşı ileri sürülen itirazın reddedilmesi tek başına hakemin reddi nedeni olarak kabul edilmemiştir. Yine hakemlerin yargılama yetkisinin bulunmadığı ve hakemlerin yetkilerini aştıklarına ilişkin red nedenleri iptal davasına konu olabilecek itirazlardan olduğundan red nedeni olarak ileri sürülemez. Hakem ... hakkında ileri sürülen diğer iddialar red nedeni olarak kabul edilmeyerek, reddi talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı bir diğer red nedeni olarak hakem ...'ın davalı ...'ın ... 1. Noterliği... tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile avukatı olduğunu ileri sürmüştür.
Davacıya tensip zaptı ile hakem ... ile davalı arasındaki vekalet ilişkisini hangi tarihte öğrendiğine ilişkin beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmiştir. Davacı vekili hakem kurulunun reddi davası açılmak üzere çalışmalara ve araştırma yapılmaya başlandıktan sonra davalı Hakem Kurulu üyesi ... ile davalı ... arasındaki vekalet ilişkisinin öğrenildiğini, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin devam ettiğini açıklamıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacı ...' ın, hakem...'ın davalının vekili olduğunu 2004 yılından itibaren bildiğini, söz konusu vekaletnamede davalı ile birlikte davacınında imzasının bulunduğunu belirtmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletname (2004 tarihli) uyarınca hakem ...'ın davalı tarafın vekilliğini üstlendiğini, bahse konu vekaletnamenin 2004 tarihli olduğunu, her ne kadar davacı ...'ın da söz konusu vekaletnamede adı yer almakta ise de, huzurdaki davanın vekaletnamenin düzenlenme tarihinden 20 yıldan fazla süre geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle söz konusu vekaletnameden davacının haberdar olduğunun beklenilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı şirket yönünden ise vekalet ilişkisi yeni öğrenildiğinden ileri sürülemeyeceğini, şirketin kuruluşunun dahi vekalet ilişkisinden 20 yıl sonra 21.03.2024 tarihine dayandığını, davacının vekaletnameden haberdar olması halinde davanın daha önce ikame edileceğini açıklamıştır.
... 1. Noterliği ... yevmiye numaralı ... tarihli vekaletnamenin incelenmesinde vekaletnamede vekalet verenlerin davacı ..., davalı ... ve ...Ltd. Şti olduğu, vekalet verenlerin aynı sayfada imzalarının bulunduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından, iddialarına delil olarak sunulan vekaletname suretlerinin incelenmesinde davacının uzun süreden beri ... dışında başka avukatlar ile temsil edildiği anlaşılmıştır. Sunulan ... 1. Noterliği ...tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamede ise davacı ile davalının aynı vekaletname ile ... Barosuna kayıtlı 3 avukata vekaletname verdikleri görülmüştür.
Davalı ... hakem ...' ın vekili olduğunu inkara yönelik her hangi bir beyanda bulunmamış ve davacının tahkim öncesinde Hakem ... 'ın kendisinin vekili olduğunu bildiğine ilişkin her hangi bir delil sunmamıştır. Hakem ... 2004 yılından sonra ve tahkim yargılaması öncesinde davacının kendisinin ...'ın vekili olduğunu bildiğine veya tahkim yargılaması öncesinde ...'ın vekili olduğuna dair davacıyı bilgilendirerek bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair her hangi bir beyanda bulunmamış ve somut delil sunmamıştır. Davalı ve hakem tarafından vekalet ilişkisinin tahkimden önce sona erdiğine dair her hangi bir delil sunulmaması, hatta bu yönde hakem tarafından bir açıklamada bulunulmaması ile vekalet ilişkisinin uzun yıllar devam ettiği kabul edilmiştir.
Buna göre; her ne kadar ... 1. Noterliği ... yevmiye numaralı ... tarihli vekaletnamede davacının imzası bulunmakta ise de; vekaletnamenin düzenlenme tarihi ile tahkim yargılaması arasında uzun bir zaman geçtiği, davacının bu dönemde kendisini çok sayıda başka avukatlar ile temsil ettirdiği, ... tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname de davacı ve davalı ...'ın birlikte ... dışında ... Barosuna kayıtlı başka avukatlara vekaletname verdikleri, bu durumda uzun yıllar önce düzenlenen vekaletnamenin hatırlanılmaması olağan bir durumdur. Bu durumda davacıdan ...'ın davalının vekili olduğunu bilmesi gerektiği beklenemez. Bu nedenle davacının protokol düzenleme tarihi ile tahkim yargılaması öncesinde hakem ...'ın davalının vekili olduğu hususunda bilgi sahibi olmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda HMK md. 417/1 de düzenlenen hakeme tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren bir durumun varlığı halinde, tarafları bilgilendirme yükümlülüğü kapsamında, hakem ...'ın davalı ...'ın vekili olduğu hususunda davacıyı bilgilendirmesi gerekmektedir. Hakem bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamamıştır.
Yargıtay 15. HD ...E, ... K sayılı ilamı ile hakemin tarafların avukatlığını yapmış olmasının red sebebi olarak ileri sürülebileceğini kabul etmiştir.
"Kural olarak hakem sözleşmeleri taraflar ile hakemler arasında yapılan iki yanlı sözleşmelerden olup Borçlar Kanunu’nun vekâlet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Hukuki vasıflandırma bu şekilde olduğundan hakemlerden bir veya bir kaçının çekilmesi, tarafların avukatlığını yapmış olması sebebiyle reddedilip red isteminin kabul edilmesi veya ölmesi hallerinde hakemleri ismen belirleyen tahkim sözleşmesi hükümsüz hale gelir. Bu durumda davanın yetkili ve görevli genel mahkemelerde görülüp sonuçlandırılması gerekir. İsmen gösterilme durumunda çekilen, reddedilen veya ölen hakemin yerine başka birisinin seçilerek yeni hakem kurulunun oluşturulması mümkün değildir"
Hakemin taraflardan birini daha önce bir uyuşmazlıkta temsil etmiş olması tek başına ret sebebi değil ise de, somut olayda davalı ile hakem arasındaki vekalet ilişkisinin uzun yıllardan beri devam etmesi, davacının vekalet ilişkisi konusunda bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğine ilişkin mahkememiz kabulü, uzun süreli vekalet ilişkisinin hakemin tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe duyulmasını gerektirir hallerden olması ve HMK md. 417/1 de emredici olarak düzenlenen bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeni ile hakem ...'ın reddi talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili tahkimin sona erdiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Reddedilen ve görevden el çektirilen hakem yerine yeni hakemin nasıl seçileceği ve bu nedenle tahkimin sona erme hali HMK nın 418/5 ve 421/1,3 maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre ismen belirlenen hakemin görevinin her hangi bir sebeple sona ermesi halinde tahkim süreci de sona erer. (Yargıtay 15. HD ... E, ..., ... Esas ... Karar) Yasal hüküm gereği tahkim anlaşmasında ismen belirlenen hakemin reddi halinde tahkim yargılaması sona erecek ise de, HMK md.421/1 de hakemlerdin birinin görevinin her hangi bir sebeple sona ermesi halinde (İstifa, red, ölüm) onun yerine seçimdeki usul uygulanarak yeni bir hakem seçileceğine ilişkin hüküm karşısında, hakemin reddinden sonra öncelikle HMK md. 421/1 uyarınca tarafların anlaşarak yeni bir hakem seçip seçemeyeceklerine karar vermeleri gerekir. Taraflarca görevi sona eren ismen belirlenmiş hakem yerine yeni bir isim üzerinde anlaşılamaması halinde mevcut hakemler tarafından usuli bir kararla tahkim yargılamasının sona erdirilmesi gerektiğinden mahkememizce tahkimin sona erdirilmesine ilişkin bu hususta ayrıca bir hüküm oluşturulmamıştır.
Diğer bir deyişli ismen belirlenen hakemin reddi talebinin kabulü nedeniyle, taraflarca anlaşılarak ismen yeni bir hakem seçilemediği taktirde, hakemin reddine karar verildiği tarih itibariyle sona eren tahkime artık devam edilemeyeceğinden bu durumda hakemlerin usuli bir kararla tahkim yargılamasını sona erdirmeleri gerektiğinden tahkimin sona erdiğine ilişkin talep yönünden hüküm kurulmamıştır.
HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- ... ile ... arasında imzalanan 08.01.2021 tarihli " ...Şti. Ortakları arasında bu şirketin ve bağlı ortaklıklarının yeniden yapılandırılmasına, geçmiş yıllar hesap mutabakatına, sulh ve ibraya dair çerçeve protokol" başlıklı protokolden kaynaklanan tahkim yargılamasında Hakem ... 'ın reddi talebinin kabulü ile hakemin 08.01.2021 tarihli protokolden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevinden el çektirilmesine,
2-Hakem ... yönünden hakemin reddi talebinin reddine,
3-Davacı ... A.Ş. hakkındaki davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine,
3-Alanması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davalı ... vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı ... A.Ş. den tahsili ile davalı ...'a verilmesine,
5-Davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının taraflara iadesine,
Dair, duruşmada hazır bulunan tarafların yüzüne karşı verilen karar HMK madde 416/2 uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/01/2025
Başkan
(e-imza)
Üye
(e-imza)
Üye
(e-imza)
Katip
(e-imza)