T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/87 Esas
KARAR NO : 2025/206
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 18/09/2014
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
... 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.03.2013 tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı Görevsizlik Kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2014 tarihli ve...E, ...K. Sayılı Onama İlamı ile onanması sonrasında Mahkememizin 2014/778 Esas sayısını alan dosyada Mahkememizce verilen 11/05/2016 tarihli ve... Esas ...Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2018 tarihli ve ... Esas ...Karar sayılı Bozma İlamı ile bozulmakla Mahkememiz 2018/871 Esas sırasına kaydının yapıldığı, Mahkememizin 2018/871 esas 2021/930 karar sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin... esas ...karar sayılı ilamı ile bozulmakla Mahkememiz esasına kaydının yapıldığı ve Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 05.09.2009 tarihinde Alt İmtiyaz Sözleşmesi imzalandığını, "Alt İmtiyaz Sahibinin Taahhütleri" başlıklı 5. Maddesinde Alt İmtiyaz sahibinin yükümlülüklerinin açıkça düzenlendiğini, bahse konu açık hükme rağmen, davalı tarafın sözleşmeye uymadığını, buna istinaden müvekkil şirketin ... 7. Noterliğinden keşide etmiş olduğu...tarih, ... yevmiye nolu, ... tarih ve ... yevmiye nolu ve ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnameler ile sözleşmeye aykırı davranışlara son vermemesi durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak davalının çekilen ihtarnamelere uygun davranmadığını ve 20.10.2010 tarihinde davalı ile fesih sözleşmesi imzalandığını, fesih ve esas sözleşme uyarınca davalı tarafın sözleşmenin feshini takip eden 1 yıllık süre boyunca '..." adresinde ne kendisinin ve ne de herhangi bir ilgili şirketinin doğrudan veya dolaylı olarak hissedar, yönetici, istihdam edilen, danışman veya kredi veren olarak, bu anlaşma ile makul olarak tasarlanmış bulunan iş ile aynı veya benzer olan işlerde, özelde gıda zincirleri ile veya gıda toptan perakende satışı yapan veya dolaylı olarak böyle bir işe ortak olan, Dia ürünlerinin benzerini veya aynını satan rakip bir işletme ile bir iş yapmaktan ve genelde Dia işletmeleri ile rekabet yaratacak doğrudan veya dolaylı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınacağını ve esas sözleşmenin sona ermesini müteakip işbu sözleşmeden kaynaklanan taahhütlerinin yerine getirileceği hususunun bilincinde olduğunun ve sözleşmeye aykırı davranmayacağını kabul, beyan ve taahhhüt ettiğini, buna rağmen davalı tarafın, sözleşmenin feshi tarihinden bugüne değin söz konusu adreste bulunan mağazayı boşaltmadığını, aksine halen marketçilik faaliyetine devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından, davalı tarafa, 20.10.2010 tarihli fesih sözleşmesi uyarınca mağazayı boşaltması ve marketçilik faaliyetine son vermesi gereği ... 7. Noterliği'nin... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen davalının akde aykırı davranışlarına devam ettiğini ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...D. İş dosyası kapsamında yapılan keşif ve sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, taraflar arasında alt imtiyaz (franchise) sözleşmesi imzalandığı, davalı tarafın anlaşma süresince müvekkili şirket tarafından sürekli olarak ticari ve teknik açıdan desteklenmesinin sağlandığını, sözleşmenin sona erdiğini, davalı tarafın Franchise ve Fesih sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve haksız kazanç elde etmeye devam ettiğini, davalı tarafın, sözleşmenin sona ermesinden itibaren uymakla yükümlü olduğu rekabet yasağını ihlal ettiğini ve bu ihlal neticesinde de haksız kazanç elde etmeye devam ettiğini, davalı tarafın, tüm ihtar ve hukuki işlemlere rağmen ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davalı tarafın sözleşmeye ve kanunların emredici hükümlerine aykırı olarak market işletmesi karşısında, müvekkili şirketin her geçen gün zarara uğradığını, davalının süregelen bu faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durumun sözleşmeye ve alt imtiyaz sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin maddesinin ihlali ve sözleşmeye aykırılık nedeni ile müvekkili şirketin uğramış olduğu 10.000,00-TL maddi zarar ile 30.000,00-TL manevi zararın 20.10.2010 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nun 56 ve 57 maddelerindeki Haksız Rekabet hükümlerine açıkça dayanılarak açılmış olan davanın öncelikle Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, yetkili Mahkemenin ise ... Mahkemeleri olduğunu, davanın esasına ilişkin ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereği davacı tarafın kendisini bağlayan yükümlülüklere hiçbir şekilde riayet edilmediğini, davacı tarafın bu yükümlülüklere uymamasına rağmen müvekkili şirketin uymasını beklediğini, davacı tarafın bizatihi sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede hakim taraf ve ekonomik olarak güçlü olmanın müvekkili üzerinde mevcut tesiri neticesinde tek taraflı zorlama ve baskı ile kurmuş olduğu nüfuzu kötüye kullandığını, davacı tarafın ekonomik gücü ile müvekkil üzerinde kurmuş olduğu baskının yasal olmadığı gibi etik de olmadığını, sözleşmede alt imtiyaz sahibine tanınan haklar bölümünün 3üncü maddesinde meslek içi eğitim programına tabi tutulma hususu olduğunu, ancak davacı şirketin hiçbir şekilde eğitim vermediğini, davacı tarafın, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini devam ettirmesinden dolayı davacı tarafın zarar gördüğü iddiasının haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aksine müvekkili şirketin bu sözleşmeden telafisi mümkün olmayan zararlar gördüğünü, maddi ve manevi olarak yıkıma uğradığını, davacı tarafın sözleşmeye göre müvekkile satabilmesi için tüm ürünlere ulaşabilirliği sağlayacağına dair taahhütte bulunmasına rağmen yazın müvekkilin işletmesine gelen müşterinin ihtiyaçlarını karşılayacak ürünleri temin edemediğini, bu taleplerinin karşılanmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin zarar ettiğini, müvekkilinin bu mağduriyetinin davacı firma tarafından hiçbir şekilde karşılanmadığını ve telafi etmediğini, tüm yaşanan olumsuzlukların ardından, tarafların, müvekkilin işletmesinde bir araya geldiğini ve karşılıklı olarak sözleşmenin feshine karar verildiğini, sözleşmenin 20.10.2010 tarihinde feshedildiğini, müvekkili taraf ile imtiyaz veren sözleşmenin fesih edilmesine ilişkin olarak yaptıkları görüşmeler esnasında, müvekkilin stokunda yer alan tüm malları ve demirbaşları satın alacaklarını taahhüt etmelerine rağmen, bu hususu fesih sözleşmesine yansıtmadıklarını, sözleşme metninde yer almamasına rağmen bu hususu müvekkili şirket ile varmış oldukları fesih mutabakatı çerçevesinde uygulayacaklarını beyan ve taahhüt ettiklerini, müvekkilinin de bu inanç ve güven ile imtiyaz veren ile arasındaki sözleşmeyi feshettiğini, imtiyaz verenin, sahip olduğu ekonomik güç ile zayıf ve ekonomik olarak güçsüz durumda olan müvekkili, önce hile ile istediği şartlarda fesih sözleşmesi imzalatmaya ikna ettiğini, sonra da sözleşme konusu işletmenin boş olarak kendisine teslim edilmesini talep ettiğini, bu talebin dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, ticari ahlak kaidesiyle bağdaşmadığını, taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin siparişler başlıklı 3ncü maddesinin 2nci fıkrasının h bendinde sipariş içeriklerinin değiştirilemez denmesine rağmen davacı tarafların hiçbir teslimatta verilen sipariş listesine uygun olarak teslimat yapılmadığını, imtiyaz verenin, geliştirmiş olduğu sistem ile, kirası olmayan, elemanı olmayan ve hiçbir işletme gideri olmadan alt bayilik sistemi ile alt bayilerin sırtından haksız yere para kazanma yöntemini benimsediğini, davacının satış ve pazarlama mantık ve felsefesinin bu mantık üzerine inşa edildiğini ve bu şekilde devam ettiğini, müvekkilinin dava konusu yerin kira bedelini 26.06.2011 tarihine kadar ödediğini, stoklar ve işletmede yer alan demirbaş ile yatırımlarının karşılığının göz ardı edildiğini, müvekkiline hile ile fesih sözleşmesi imzalatıldığını, imtiyaz verenin fesih sözleşmesine madde olarak koydurmamasına rağmen sözlü olarak stoklarını ve demirbaşlarını almayı taahhüt ettiğini ancak sözleşmenin haksız fesihinden sonra ise müvekkilinden dava konusu yeri boş olarak teslim etmesini talep ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu harcamaları, kira bedelleri, stokta kalan malları almadan, müvekkili ekonomik olarak çöketmeye yönelik davranışları ile asıl haksız ve kötü niyetli rekabet yaratanın davacı taraf olduğunu, bu durumun iyi niyetli olmadığını, öncelikle Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemenin yetkisizliğine, yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, tedbir talebinin yargılamanın sonuna kadar reddine, davacının davasının da esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Alt İmtiyaz Franchise Sözleşmesi, Fesih Sözleşmesi, İhtarnameler, ...rum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyası, ... 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...E sayılı dosyası, Davalı taraf ticari defterleri, Davalı tarafın 2009 - 2010 ve 2011yılı BA-BS formları, Talimat Bilirkişi Raporu, Bilirkişi incelemesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
... 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda özetle;"...Hukuki yön ve kanıtların değerlendirilmesi bususundaki nihai karar, Sayın Hakimliğinizin nihai takdirleri içerisinde kalmak üzere, davalı ....ŞTİ'nin, bilirkişiliğimize tevdi edilen ve raporumuzun usul incelemeleri bölümünde detaylı olarak dökümleri gösterilen 2010 ve 2011 yılı yasal defterleri üzerinde yapılan detaylı inceleme, yine davalı taraf mali müşaviri tarafından tarafımıza teslim edilen davalı firmanın 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ve beyanname ekleri ile defter kayıtlarının nihai kalıntılarını gösterir aylık mizanların tetkiki ile, Davalının, 20.10.2010-20.10.2011 dönemleri arasında, aylık cirolarının raporumuzun 24. Sayfasında belirtildiği gibi olduğu, belirtilen dönem sonundaki toplam net cirosunun 1.288.447, 41TL olduğu, Davalının 20.10.2010-20.10.2011 dönemleri arasında, aylar itibariyle net kar ve net zararlarının yine raporumuzun 24. Sayfasında tablo şeklinde gösterildiği gibi olduğu, aylık dönemler halinde karşılaştırmalı olarak yapılan kar ve zarar mahsubu sonrasında 20.10.2011 tarihi İtibariyle Net Zararının 31.869,57TL olduğu tarafımızdan hesaplanmış olup, takdiri Yüce Mahkemenize ait olmak üzere... arzolunur, ...." hususlarında görüş bildirilmiştir.
27.05.2020 tarihli Bilirkişi Raporuna göre özetle; "...Davalı yanın sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında, 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere toplam 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği, ... Vergi Dairesi Tarafından dosyaya intikal ettirilen Davalı şirketin (BA) Mal ve hizmet alımlarına ilişkin bilgi formundan anlaşıldığı, Dava dosyasına sunulu olan 17.12.2012 havale tarihli SMMM ...'ya bilirkişi raporunun sonuç bölümünde bu süre zarfında davalı şirketin 31.869,57 TL Zarar ettiği, Davacı şirketin tazminat taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı,..." hususlarında görüş bildirilmiştir.
11.01.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporuna göre özetle; "...Davalı yanın sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında, 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere toplam1.333.855,00 TL mal tedarik ettiği, ... Vergi Dairesi Tarafından dosyaya intikal ettirilen Davalı şirketin (BA) Mal ve hizmet alımlarına ilişkin bilgi formundan anlaşılmıştır. Davacı vekilinin kök rapora karşı sunmuş olduğu beyan ve itiraz dilekçesindeki davalının yalnızca mal tedarik edip etmediği değil, bu Malların satılıp satılmadığının incelenmesi meselesinin irdelenmesi hususu; Öncelikle belirtmek gerekir ki Davalının tedarik ettiği malların incelenmesi hususu yüce ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından incelemiş olup düzenlenen 17.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtilmiş olup, dönemsel olarak yapılan hesaplamalarda (20.10.2010- 31.10.2011) döneminde davalının Net 1.288,447,41 TL hasılat yaptığı, aynı dönemde (20.10.2010-31.10.2011) 31.869,57 TL zarar ettiği tespit edilmiştir. ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan 17.12.2012 havale tarihli bilirkişi SMMM ...'ya ait bilirkişi raporunun sonuç bölümünde 20.10.2010- 20.10.2011 dönemleri arasında davalının net cirosunun 1.288.447,41 TL olduğu, karşılaştırmalı olarak yapılan kar /zarar mahsubu sonrasında 20.10.2011 tarihi itibariyle 31.869,57 TL zarar ettiği tespit edilmiş olup davalı şirketin belirlenen tarih aralığında tedarik ettiği mallardan dolayı menfaat temin etmediği, diğer bir anlatımla bu alımlar neticesinde kazanç elde etmediği gibi 20.10.2010 ile 20.10.2011 tarihleri arasında 31.869,57 TL zarar ettiği, bununla birlikte ; HMK 194 (1)(2) gereği davacının tazminat talebine dayanak belgelerin (zarar miktarını kanıtlayan belgeler) dava dosyasına sunulması gerektiği,..." hususlarında görüş bildirilmiştir.
07/11/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "A- Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden; Raporumuzun 5.a.1.bölümünde açıklandığı üzere, davacı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, Davalı şirketin ticari defterlerinin talimat yolu ile incelendiği, talimat raporunda, açılış tasdiklerinin yapıldığı, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği, B- Davacının Tazminat Talebi Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, -Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere, davalı şirketin sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında, dava dışı şirketlerden 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere toplam 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiğinin anlaşıldığı, davalının rekabet yasağına aykırı davradığı sonucuna varıldığı, Mevcut dosya kapsamına göre tazminat hesaplamasının mümkün olmadığı,, ancak TBK m.50 kapsamında hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilebileceği, bunun takdirinin bütünüyle Sayın Mahkemenize ait olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalı aleyhine rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin ihlali ve sözleşmeye aykırılık nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir.
Taraflar arasında 05.09.2009 tarihinde alt imtiyaz (franchise) sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin azami süresinin 3 yıl olduğu, 3 yıl sonunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırılmış olduğu, tarafların 20.10.2010 tarihli fesih sözleşmesi ile taraflar arasında düzenlenen alt imtiyaz sözleşmesinin sonlandırılması hususunda mutabakata vardıkları, fesih sözleşmesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonraki 1 yıllık süre boyunca davalı şirketin Bodrum'daki adresinde ne kendisinin ne de herhangi bir şirketin doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmeyeceği hususundaki hükmünü ihlal etmesinden dolayı açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce davacının maddi ve manevi zararlarını ispat edemediğinden 11.05.2016 tarihli ve 2014/778 E, 2016/424 K sayılı Karar ile davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/04/2018 tarihli ve ...Esas ... Karar sayılı karar ile davacı taraf lehine tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunun ispatı gerektiği, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenerek fesih sonrası bir yıllık dönemde işletmesine başka üreticilerden yeni mal tedarik edip etmediği, yalnızca stoktaki malları satıp satmadığı hususunun araştırılması, şayet işletmesine yeni mal tedarik ederek ticari faaliyetine devam etmiş ise bu durumda kusurlu kabul edilmesi ve davacı lehine makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce davacının maddi ve manevi zararlarını ispat edemediğinden 13/12/2021 tarihli ve ... E, ... K sayılı Karar ile davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2023 tarihli ve ... Esas...Karar sayılı karar ile, taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği taşıması itibariyle bu hususta 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uygulanarak, usulüne uygun muhtıra ile davalının defterleri istenerek ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak belirleneceğine ilişkin düzenleme de göz önüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekteyken bozma ilamında işaret edilmemiş bir husus olan davalının tedarik ettiği mallardan menfaat temin etmediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat yönünden reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 24/05/2018 tarih ve ...Esas ... Karar sayılı kararında; "... davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, davacının az ya da çok zarara uğradığı kabul edilip meydana gelen zararın tazmini yoluna gidilmesi, miktarının belirlenememesi halinde dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. nın 42. maddesi gereğince hakim tarafından belirlenecek uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği," belirtilmektedir.
Yargıtay bozma ilamından da anlaşılacağı üzere davalının eylemleri haksız rekabet teşkil ettiği ve tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda dava dosyası, davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun ve davacının zarar uğradığının tespit edildiği, bu kapsamda bozma öncesi hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporu dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmakta yeterli olmadığı görülmekle; Yargıtay bozma ilamı ile davalı eylemlerinin rekabet yasağı oluşturduğunun ve davacının zarar uğradığının tespit edildiği görülmekle; davalının haksız rekabet eylemlerinin başladığı tarih itibariyle, tespit edilebiliyorsa davacının uğradığı zararın tespiti, tespit edilemiyorsa davacının dava konusu ürünlerin satışının yapıldığı faturalar dikkate alınarak, davacının 2010 ve 2011 yıllarında dava konusu üründen kaç adet ve hangi miktarda sattığı belirlenerek ve gerekmesi halinde kıyaslanma yoluyla zararın tespiti için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Bozma ilamı kapsamında hazırlanan 07/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...davacı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, Davalı şirketin ticari defterlerinin talimat yolu ile incelendiği, talimat raporunda, açılış tasdiklerinin yapıldığı, kapanış tasdiklerinin bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği, Davacının Tazminat Talebi Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, -Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere, davalı şirketin sözleşmenin fesih tarihi olan 20.10.2010 ile 20.11.2011 tarihleri arasında, dava dışı şirketlerden 2010 yılında 812.665,00 TL, 2011 yılında 521.190,00 TL olmak üzere toplam 1.333.855,00 TL mal tedarik ettiğinin anlaşıldığı, davalının rekabet yasağına aykırı davradığı sonucuna varıldığı, Mevcut dosya kapsamına göre tazminat hesaplamasının mümkün olmadığı, ancak TBK m.50 kapsamında hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilebileceği, bunun takdirinin bütünüyle Sayın Mahkemenize ait olduğunun," bu kapsamda maddi tazminat hesabının yapılamadığı ve takdirin Mahkememizde olduğu belirtilmiştir.
Dava dosyasından ve bilirkişi raporlarından davacının haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiği hususunda çekince bulunmamaktadır. Bu tespitlere göre hesaplama yapılamamış ise de davacının maddi kaybının olduğu hususunda şüphe bulunmamakla maddi tazminat miktarı BK hükümlerine göre takdir edilmesi gerekmiştir.
Davacının talep ettiği 10.000,00 TL'nin günün ekonomik koşulları, tarafların ekonomik durumları kapsamına göre kabule şayan makul bir bedel olduğu anlaşılmış, bu anlamda heyet raporunda yer alan tespitler de dikkate alındığında en az bu miktar kadar tazminata hükmetmenin hakkaniyete uygun olacağı, kişilerin ve şirketlerin saygınlık hakkın korunması kapsamında Mahkememizce takdir edilecek tazminat ihlal edeni özendirir nitelikte olmaması ve önleme fonksiyonunu da sağlaması gerektiğinden hakkaniyet ilkelerine göre maddi tazminat miktarı belirlenmiştir.
Mahkememizce 818 sayılı BK. nın 42. maddesi gereğince uyarınca uğranılan zararın miktarı tespit edilirken ayrıca hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler şeklindeki genel düzenlemeler gözetilmiş ve bu kapsamda davalı tarafın davacı ile aynı ürünleri sattığı ve benzer faaliyetlerde bulunduğu, davalının haksız fiili bilerek ve isteyerek ortaya çıkardığı, aynı alanda faaliyet gösteren davalının yaptığı işlemler ile kar marjının da artırdığı ve davalının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği hususları da dikkate alınarak belirleme yapılmıştır.
Davaya konu manevi tazminat istemi yönünden ise, davalılar tarafından, davacının şahıs varlığının ne suretle saldırıya uğratıldığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça yöntemince ispat olunamamış olmakla, manevi tazminat isteminin koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve bu hususta davanın reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın manevi tazminat talebi yönünden ispatlanamadığından REDDİNE,
2-Davanın maddi tazminat talebi yönünden KABULÜNE,
Davalının rekabet yasağına aykırılık nedeni ile somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre hesaplanan 10.000,00 TL maddi tazminatın 20/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Manevi Tazminat Yönünden
3-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, alınan 512,32 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 103,08 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad kaydına,
4-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Maddi Tazminat Yönünden
5-Alınması gereken 683,10 TL peşin harçtan, alınan 81,68 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 601,42 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad kaydına,
6-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 81,68 TL peşin harç, 18,40 TL başvuru harcı, 2,90 TL vekalet harcı, 15.850,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.938,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 17.890,98 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 4.472,74 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Kullanılmaya ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır