T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/156 Esas
KARAR NO: 2025/691
DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
DAVA TARİHİ: 04/03/2025
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirketin tek ortağı ve aynı zamanda ticaret sicil kayıtlarında da yetkilisi olduğunu, her ne kadar müvekkilinin sicil kayıtlarında şirketin tek ordağı, müdürü ve yetkilisi olarak görünse de esasında şirketle hiçbir organik bağı bulunmadığını, müvekkilinin şirkette ortak olduğu ilk andan bu yana şirketin diğer ortaklarınca suistimal edildiğini, kendisine haber verilmeksizin sahte fatura düzenlendiğini, iştigal eden paravan davalı şirketin müvekkiline terk edildiğini, müvekkilinin davalı şirket yüzünden ceza soruşturması geçirdiğini, müvekkilinin her ne kadar geçirmiş olduğu ceza yargılamasından beraat olarak aklanmışsa da bu kez şirketten kalan vergi borçlarının müvekkilinin peşini bırakmadığını, gelinen aşamada resmiyette de hiçbir bağının kalmasını istemeyen müvekkil adına davalı şirketin feshi ve tasfiyesi davası açmak zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin 2015 yılında işe alınma vaadiyle davalı şirkete ortak edildiğini, müvekkilinin işe alım için şart koşulduğundan şirkete ortak olmak zorunda bırakıldığını ve hatta bu işlemin müvekkiline formalite olarak lanse edildiğini, bununla birlikte esasen müvekkiline şirkette ortak edileceği yani şirkette başka ortakların da olduğu algısı oluşturulmuşsa da müvekkilinin şirkete girişinin yapıldığı tarihte bütün ortakların şirketi çoktan terk ettiklerini, ve müvekkili şirketin tek hissedarı olacak şekilde bırakıldığını, müvekkilinin sicil kayıtlarında davalı şirketin kalan tek yetkilisi olmasından kaynaklı 2015 ve 2016 dönemlerine ait sahte belge düzenleme ve 2017 yılına ait yasal defter ve belgeleri gizleme atılı eylemlerinden kaynaklı vergi suçu raporu düzenlenerek hakkında soruşturma başladığını, müvekkilinin yargılandığı ceza davasında müvekkilinin davalı şirket faaliyetleri ile hiçbir bağının ve dahlinin olmadığı mahkemece dinlenen lehe tanık beyanları ve lehe bilirkişi grafoloji raporu ile sabit olmakla müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini bu kararın kesinleştiğini, eski ortakların sahte belge düzenlemek amacıyla kullandıkları şirketi müvekkilin üzerine adeta yıktıkları hususunun sadece ortakların şirkete giriş ve çıkış tarihlerine bakıldığında rahatlıkla anlaşılabileceğini, her ne kadar ceza yargılaması müsbet ve hukuka uygun şekilde sonuçlanmışsa da bu kez davalı şirket müvekkile vergi yükümlülüğü bakımından tesir etmeye devam ettiğini, bu kapsamda 703.791,22 TL tutarındaki vergi borcu için müvekkilinin maaş haczi bildirimi yapıldığını, davalı şirketin fiili faaliyetini sürdürmediğinin açık olduğunu, hukuka aykırı sahte fatura düzenleme amacıyla kurulan bu şirketin bu amaçla hareket edilerek müvekkilinin yargılanmasına sebep veren ve akabinde beraat eden ve aklanan müvekkilinin bu kez aynı şirket yüzünden vergi borcuna tabi tutulması durumundan kaynaklı şirketin tasfiyeli olarak davalarının kabulüne karar verilerek davalı şirketin tasfiyeli olarak feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketi temsilen kayyım ...;
Davalı şirketi temsilen kayyım ... cevabında özetle; Mahkemece 06/03/2025 tarihli tensip zaptının 7 numaralı ara kararı ile davalı ... 'ne temsil kayyım olarak atandığını, davalı şirketin feshi ve tasfiye talebinin TTK 636/3.maddesine göre haklı sebebin varlığı halinde her ortak şirketin feshinin talep edilebileceğini, mahkemenin talep üzerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına uygun olarak kabul edebileceğini, diğer bir çözümün ise 11 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatlarına göre haklı sebeple fesih talep eden ortağın kendi eylemlerinden kaynaklanan sebeplerle şirketin feshini talep etmesinin Medeni Kanunun md 2 ye aykırı olduğunu, tarafların dilekçelerinde belirttikleri dosyalı ile delillerin celbini, akabinde, şirketin faal olup olmadığı ve güncel durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasın, tahkikat sonunda şirketin aktif ticari faaliyette olduğu, ve borcunu ödeyebilir, diğer tabiri ile faal olması tespiti halinde davacının haklı sebeple şirketin feshini isteyemeyeceğinden davanın reddini, aksi halde şirketin faal ve işleyen şirket olması durumunda gereğinin yapılmasını talep ettiği anlaşıldı.
DELİLLER;
Ticaret sicil kayıtları, yazılan müzekkere cevapları, taraf açıklamaları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, limited şirketin feshi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesine göre “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.” aynı Yasa'nın 638/2 maddesine göre ise “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” hükmünü haizdir.
TTK’ununda Limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nın 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldiği ifade edilmiştir.
Doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. (... BAM 21 HD 2018/1228 - 2019/800)
Davacı davalı şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olmakla davalı ile aralarında menfaat çatışması bulunduğundan davalı şirketi iş bu davada yeni bir müdür atanıncaya kadar temsil etmek üzere temsil kayyımı atanmıştır.
Vergi dairesi yazısına göre davalı şirket 29.02..2016 tarihinde terk olmuştur. SGK kayıtlarına göre şirketin çalışanı bulunmamaktadır.
Davacı ... hakkında 213 sayılı vergi usul kanununun sahte belgeler düzenleme ve yasal defter ve belgeleri gizleme eylemlerinden ötürü cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında.... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile sanık davacının beraatine hükmetmiştir.
Davacı tarafından sunulan deliller ile davalı şirketin 2022 yılından itibaren borca batık hale geldiği ve mali sıkıntı içerisinde olduğu, şirketin aktif olarak faaliyetine devam etmediği vergi kayıtları, SGK kayıtları ve.... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında yapılan tespitler ile anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar fesih için haklı neden olmakla ... Müdürlüğünün ...-0 sicil numarasında kayıtlı davalı ... nin feshine ve tasfiyesine, şirketin malvarlığının tasfiyesi için tasfiye işlemlerini yürütüp neticelendirmek ve tasfiye gerçekleştikten sonra tasfiye memurunun durumu bir rapor ile mahkememize bildirmek üzere tasfiye memuru olarak davacı ...'in atanmasına, karar verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile ... Müdürlüğünün ...-0 sicil numarasında kayıtlı davalı ... nin feshine ve tasfiyesine,
2-Şirketin malvarlığının tasfiyesi için tasfiye işlemlerini yürütüp neticelendirmek ve tasfiye gerçekleştikten sonra tasfiye memurunun durumu bir rapor ile mahkememize bildirmek üzere tasfiye memuru olarak davacı ...'in atanmasına,
3- Keyfiyetin karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA,
4- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan toplam 16.780,80-TL
yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan, kullanılmayan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
MASRAF DÖKÜMÜ :
Peşin Harç: 615,40, - TL
Başvuru Harcı: 615,40.- TL
Vekalet Harcı : 87,50.- TL
Kayyım Ücreti: 15.000,00 .- TL
Posta Giderleri: 462,50- TL
Toplam: 16.780,80- TL