T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/41 Esas
KARAR NO:2025/650
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:19/01/2025
KARAR TARİHİ:08/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalı şirket ile yapmış olduğu satış işleri nedeniyle davalıya faturalar kestiğini, davalı şirketin faturalara itiraz etmeyip kısmi ödemeler yaptığını, davalı ile borç/alacak hususunda mutabakat mektubu imzalandığı halde, davalının takip tarihli bakiye borcunu ödemediğinden aleyhine ... İcra müdürlüğünün 2024/... esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun süresinde itiraz ettiğinden takibin durduğunu, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu, itirazın haksız olduğundan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; İcra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ticari ilişkilerine istinaden faturaya konu malları kargo aracılığıyla müvekkili şirkete teslim ettiğini beyan etmiş ise de faturaya konu malların kargo ile gönderilmesinin malların teslim edilmiş olduğunu kanıtlamayacağını, davacının kargo paketlerinin içerisinde davaya konu malların bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER:
.... İcra müdürlüğünün 2024/... esas sayılı icra dosyası, BA / BS formları, mail yazışmaları, ticari kayıt ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava, İİK 67.maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı hususundadır.
İstanbul ... İcra müdürlüğünün 2024/... esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine cari hesap alacağından kaynaklanan 23.359,18 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile takibin durduğu, davacı alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlu tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK M.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir.
Deliller toplandıktan sonra ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlemesi için dosya mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilmiş, bilirkişi mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle, "...Taraflar arasında TTK. 89. Madde anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmamıştır. Taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup bu ticari münasebet açık hesap ilişkisidir. Açık hesap ilişkisi önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri doğrultusunda eksiksiz ve usulüne uygun şekilde tutulduğu, bu nedenle davacı lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Ayrıca, davacı ile davalı arasında 31.10.2024 tarihi itibarıyla hesap mutabakatı yapıldığı ve bu mutabakatta, tarafların 23.359,17 TL bakiye üzerinde anlaştıkları tespit edilmiştir. Davacının elektronik sistemine kayıtlı ve faturaları e-fatura ile “ TEMEL Fatura ve Temel İrsaliye Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiğini, Temel fatura senaryosu ile kesilen faturaların alıcısına kesin olarak tebliğ edildikleri ve bu faturalara itirazın Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen harici yöntemlerle ( noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) itiraz edilebilmesinin mümkün olduğu, Davalı tarafın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine içerisinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığından e-faturaların ve içeriklerinin davalı alıcı tarafından kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurduğu ve davacıya 23.359,17 TL borçlu olduğunun kabul edilmesi gerekeceğinden, Davalı aleyhine başlatılan icra takibinde 23.359,17 TL alacağına takip takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %48 oranından başlayacak değişen oranlarda avans faiz işletilmesi gerekecektir..." görüş ve kanaatinde olunduğunu bildirmiştir. Bilirkişi Raporu dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve hüküm kurmaya elverişlidir.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/400 Esas, 2024/800 Karar Sayılı Kararı )
Somut olayda; Mahkememizin 14/05/2025 tarihli ara kararı ile, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraflar ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı lehine delil niteliği taşıdığı, ilgili faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan 23.359,18 TL alacaklı olduğu, ilgili faturaların davalı tarafa tebliğ edildiği ancak faturalara yasal
süresi içerisinde itiraz edildiğini veya faturaya karşılık iade faturası düzenlendiğine ilişkin dosyaya
sunulan herhangi bir belgenin bulunmadığı görülmüştür. Davaya konu faturaların tebliğ edildiği ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğu tespit edildiğinden faturaların içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği, davalı borçlunun bu hususu ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Açıklanan sebeplerle, davacının, takibe konu alacağının varlığını ispatladığının kabulüne, takibin bu miktar üzerinden devamına,davacı tarafça fatura bedeli kadar alacak ispatlandığından ve likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-1-Davanın kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 23.359,18 TL alacağın %20'si olan 4.671,83 TL icra inkar tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanununca alınması gerekli 1.595,66 TL ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 980,26 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 23.359,18 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 285,00 TL tebligat ve müzekkere giderleri olmak üzere toplam 7.515,80 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan bakiye gider avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair KESİN olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır