T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/45 Esas
KARAR NO: 2025/226
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/11/2023
KARAR TARİHİ: 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkili ile davalı şirketin ... nosu ile ... Ticaret Siçcil Müdürlüğü’ne kayıtlı olan ve Türkiye ve ülke dışında bulunan nitelikli inşaat projelerindeki gayrimenkullerinin büyük alanlar halinde kiralamak suretiyle; hizmet sunumu ağırlıklı olarak kullanım alanı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 3.kişilerle sözleşmesel yükümlülükler altına giren ve bu faaliyetleri sebebiyle ticari kazanç elde eden bir hizmet şirketi olduğunu, davalı ile müvekkili arasında; “...” imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 01.01.2023 tarihli yenilenen yeni sözleşme ile uzatıldığını, davalının 01.03.2023 tarihli ve 59.068,32.-TL. tutarlı hizmet faturası, 03.04.2023 tarihli 59.068,31.-TL.tutarlı hizmet faturası ,... tarihli ...etkinlik merkezi hizmet fatura tutarı 26.373,00.-TL., (borçlunun hizmet sözleşmesine konu olan yer dışında, alacaklıya ait maslak no.1 lokasyonunda bulunan etkinlik merkezini kullanımından kaynaklı),02.05.2023 tarihli taksim kahan lokasyonu 10 kişi 6 saatlik-27.04.2023 13 kişi 4 saatlik hizmet bedeli olan 64.354,72.-TL. (borçlunun normal hizmet sözleşmesi dışında taksin kahan lokasyonunda 25.4.2023 tarihinde 10 kişilik ve 6 saatlik, 27.04.2023 tarihinde 13 kişilik ve 4 saatlik etkinlik bedeli), faturaların sözleşme ile kararlaştırılan vade tarihlerinde ödenmemesi sebebiyle düzenlenen 7.225,47.-TL. farkı faturası alacağının ödenmemesi üzerine, müvekkili tarafından ... 27.İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlunun tüm itirazlarının yersiz olduğunu, bu nedenle davanın kabulüne, davalının icra dosyasın yaptığı itirazın iptaline, takibin takip talebindeki koşullar dahilinde devamına, davalının haksız itirazı sebebiyle takipte talep edilen asıl alacak tutarının %20 sinden az olmayacak şekilde tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, T.B.K'nun 122 gereğince aşkın zarar tutarının dava içinde hesaplanması ve hesaplama sonrasında harcın ikmali suretiyle aşkın zarar tutarının da davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle;
Davanın usulden reddine, aksi halde tüm dilekçeleri teatisi ve delil sunma süreçlerinin tamamlanarak ön inceleme aşamasına geçilmesini, kanunla ilgili maddelerine riayet edilerek yargılamaya devam edilmesini, iş bu davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin... E - ... K. sayılı dosyasından verilen 24/11/2023 tarihli "1-Davanın, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1-c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, " dair karar verildiği, kararın davacı tarafça İstinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin... E - ... K. sayılı 31/12/2024 tarihli kararı ile
"Davacı taraf bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunduğu iddiasını takip konusu etmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmesinin hükümleri uyarınca eldeki davanın konusu olan sözleşmede kiracının taşınmazdan yararlandığı, ofisin tamamen davacı olan müşterinin hakimiyeti altına girmediği, davalı şirketin sunduğu yukarıda bahsedilen hizmetlerden yararlandığı ve sözleşmenin tarafı olan müşterinin taşınmazın kullanımı ve hizmetler için ödenmesi gereken bedel belirlendiği gibi bedele dahil olmayan ek hizmetlerde verilebileceği bunun içinde ayrıca ek hizmet alındığı zaman ödenecek meblağın belirlendiği, böylelikle kira sözleşmesi tanımı kapsamının dışında kalan edimlerinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda da taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından HMK'nın 4. maddesinin uygulanabilir olmadığı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi TTK'nın 4. maddesinde sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı sabittir.
Nispi ticari dava yönünden yapılan incelemede yönünden ise; davacı taraf tacir ise de davalı derneğin tacir sayılıp sayılmayacağının, yani davanın nispi ticari dava vasfı olup olmadığının yukarıda yer verilen açıklamalar, TTK'nın 11. maddesi ve TTK'nın 16. maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yani davalı ...'nin ticari bir işletme olup olmadığı hususu araştırılmadan Asliye Hukuk Mahkemesi mi yoksa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin mi görevli olduğu konusunda eksik inceleme neticesinde karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı derneğin tacir olup olmadığı hususunda gerekli araştırma yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, davalı tarafın görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna yönelik istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine dair karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle kaldırılmakla Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınmıştır.
Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınıp incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 59.068,32-TL hizmet faturası bedeli, 59.068,31-TL hizmet faturası bedeli, 26.373,00-TL etkinlik merkezi hizmet fatura bedeli, 64.354,72-TL hizmet bedeli, 7.225,47-TL vade farkı fatura alacağı, 3.340,19 TL işlemiş faiz, 2.058,49-TL işlemiş faiz, 520,23-TL işlemiş faiz, 1.015,57-TL işlemiş faiz, 109,27-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 223.133,57-TL lik takip talebinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya 24/08/2023 tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu vekili 24/08/2023 havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 07/02/2025 tarihli müzekkere cevabında , gerçek ve tüzel kişi tacirler, donatma iştiraki ile derneklerin iktisadi işletmeleri Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescil edilmekte olup, gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristimizde hakkında sicil kayıtlarımıza göre en son bilginin verildiği söz konusu derneğin iktisadi işletmesinin kaydı bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.
... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 30/01/2025 tarihli müzekkere cevabında, Davalı derneğin gerçek ve tüzel kişiler arasında sayılmadığının bildirildiği görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre, bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve 2014/15-1026 E. 2015/1765 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
TTK'nın 5/1.maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı düzenlenmiş olup madde metnine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olacağı hüküm altına alınmıştır.
Görevle ilgili değerlendirmenin 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5.maddesindeki düzenlemeler gözetilerek yapılması gerekir. 6102 Sayılı Kanun'un 19.maddesi ''ticari iş karinesi'' başlığını taşımakta olup, bu maddenin 2.fıkrasında yer alan ''Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.'' hükmünün, görevli mahkemenin belirlenmesinde dikkate alınması mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas ... karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda, BAM kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan yazışmalar neticesinde; davacı taraf tacir ise de davalı derneğin tacir sıfatını taşımadığı, ticari bir işletme olmadığı, davacı taraf ile aralarında imzalanan Smartoffice Ofis hizmetleri Sözleşmesi kapsamında verilen hizmetin içeriği incelediğinde, ticari bir işletmenin gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürütülmesine ilişkin olmadığı, davalının dernek tüzel kişiliği adı altında uyuşmazlığın tarafı olduğu, aynı zamanda bu sıfatla davaya konu faturaların düzenlendiği, buna göre eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı (aynı yönde İstanbul BAM 18.HD'nin ... Esas ve... Karar sayılı ilamı), Mahkememizin mutlak ve nispi ticari dava niteliği taşımayan işbu davaya bakmakla görevli olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve Mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Harç, vekalet ücreti, arabuluculuk gideri, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, ,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı.18/03/2025
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır