T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/88 Esas
KARAR NO: 2023/219
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/07/2016
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı, 1975 yılında kurulmuş geçen zamanda dış giyim ve özellikle abiye kıyafet üretiminde aranan bir firma olduğunu, davacı şirket, tasarımlarından kumaşlara, el işlemesi detaylarından nakışa kadar yurt içinde ve yurt dışında tanınmış bir hale geldiğini, davacı kendi özgün tasarımlarıyla 27 ülkede ve Türkiye'de abiye sektörüne yön verdiğini, nitekim davalıya ait işyerinde ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... değişik İş Sayılı dosyası ile tespit işlemi yapıldığını ve bu tespit neticesinde dosyaya sunulan raporda davalı tarafa ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... kod numaralı modellerinin sırasıyla davacıya ait ... - ... - ... - ... - ...- ...- ... - ...- ... kod numaralı tasarımları ile benzerlik gösterdiği tespit edildiğini, davalıların eylemi, ticaret yasa uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, Türk Ticaret Kanununda davalının bu şekildeki eylemleri haksız rekabet ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket olarak değerlendirildiğini ve bu tür davranışlara karşı davalı aleyhine haksız rekabet ve tazminat istemli davaların açılabileceği belirtildiğini, bu doğrultuda ... 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin...değişik iş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespitler ile davacıya ait... tasarımları taklit ettiği anlaşılan davalıların TTK uyarınca yargılanmasını istemesi zorunlu olduğunu, davalıların haksız rekabet eylemi içinde oldukları ... 9.Sulh hukuk Mahkemesi nezdindeki tespit davası dosyasına sunulan raporla sabit olduğunu, davacı dilekçenin başında da belirttiği üzere kendi özgün tasarımlarını geliştirerek üretiminin her aşamasında birinci kaliteden malzemeler kullanarak hem yurt içinde ve hem de yurtdışında tanınan ve tercih edilen bir marka haline geldiğini, davacı, sürekli olarak tasarımlar ürettiğini, bu tasarımlarını geliştirdiğini ve hem yurt içinde hem de yurt dışında katıldığı moda etkinliklerinde çeşitli başarılara imza attığını, bu başarının en önemli nedeni, davacı ürün ve tasarım geliştirmeye harcadığı enerji, yatırım ve zaman olduğunu, davacı sermayesinin büyük bir kısmını tasarım geliştirmek üzere kurulan atölyesine vakfettiğini, davacı ürünlerinin tercih edilir olmasında davacının sürekli geliştirilen özgün tasarımlarının yanı sıra, ürünlerin üretilmesinde kullanılan kumaş, nakış, iplik gibi yan ürünlerinin birinci kalitede olması da etkili olduğunu, özetle, davacının bugün Türkiye'de ve yurt dışında 27 ülkede satış yapabilmesinin en önemli nedeni, davacı sürekli olarak geliştirilen tasarımları ile kullanılan birinci derecedeki ürünler ve ürünlerin tanıtımına harcanan sermaye olduğunu, ne var ki davacı tanıtıma harcadığı zaman, emek ve sermayeden haksız bir şekilde faydalanılarak davacıya ait özgün tasarımlar, oldukça düşük kalite kumaş ve en kötü kalite işleme kullanılarak taklit edildiğini, nitekim davalıdan elde edilen ürün örnekleri ile davacıya ait orijinal ürünlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesinden de her iki ürün arasındaki kalite farkı açık bir şekilde ortaya çıkacağını, bu şekilde davacının yalnızca tasarımdan doğan haklarının ihlal edildiğinden bahsetmek mümkün olmadığını, davacının özgün tasarımlarının kötü kaliteli ürünler haline dönüştürülmesi dolayısıyla marka değeri düşmekte ve aynı zamanda davacı ticari yönden ciddi itibar kaybına uğradığını, bu nedenle davalıların davacıya karşı haksız rekabetleri dolayısıyla ortaya çıkan manevi zararın giderilmesini sağlamak üzere davalılardan 1.000 TL alınarak toplam 3.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davacı maddi zararının boyutunu şu an belirlemesi mümkün olmadığını, bu nedenle davalının ve davacının ticari defterlerinin incelenmesi ile gerçek zarar miktarı belirlenebileceğinden, şimdilik davalılardan 1.000' er TL olmak üzere toplam 3.000 TL maddi tazminatın alınarak davacıya verilmesini dilediklerini, neticeten; Davacıya ait özgün tasarımlara karşı tecavüz ve haksız fiillerinin, haksız rekabetlerinin tespitine, durdurulmasına, haksız tecavüzlerinin önlenmesine ve kaldırılmasına, davacı tarafından tasarlanan ve üretilen ürünlere vaki tecavüz fiillerinin durdurulması ve önlenmesi için, davacıya ait tasarımların, davalıya ait her türlü basılı evrak, broşür, katalog, internet sitesi tanıtımı ile diğer ticari evraktan çıkartılmasına, silinmesine, silinmesi mümkün olmuyor ise imha edilmesine, davacının söz konusu tecavüz eylemlerinden doğan zararlarının tazmini için her bir davalıdan 1.000 TL olmak üzere toplam 3,000 TL manevi tazminat ile dava aşamasında oluşan maddi değerin hesaplanması halinde ortaya çıkacak zarar miktarı üzerinde müvekkillerin tazminat hakları saklı kalmak üzere şimdilik her bir davalıdan 1.000'er TL olmak üzere toplam 3.000 TL maddi tazminata hükmedilmesine, davacının tasarım hukuku ve ticaret hukukundan doğan haklarına vaki tecavüz fiillerinin durdurulması, önlenmesi ve iş bu davanın etkinliğini temin zımnında, davalıya ait davacı tasarımlarını içeren bütün materyallere, iş mahsullerine, ürünlerine, internet vasıtasıyla yapılanlar dahil, her türlü tanıtım ve reklam ürünlerine ve sair vasıtalara, davalıya ait gerek yukarıdaki ve gerekse tespit edilecek sair adreslerde el konulmasına ve toplanmasına dair uygun görülecek teminat mukabilinde veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, verilecek ihtiyati tedbir kararının verilecek karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde de bu emtiaların imhasına yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin davaya karşı cevap dilekçesinde özetle; Davacı firmanın davaya mesnet gösterdiği ürünler özgün ve kendine ait olmayıp, sektörde uzun zamandır kullanılan harcı alem olmuş modeller olduğunu, haksız rakebet hükümlerinden faydalanabilmek için davaya mesnet ürünlerin kendisi tarafından geliştirildiğini ispat etmesi gerektiğini, piyasada var olan ürünlerse de, esasen davalı ürünleri ile davacının iş bu davaya mesnet gösterdiği ürünler arasında belirgin farklılık bulunduğunu, bu farklılığı değerlendirirken, bu ürünlerin alıcısı olabilecek kişilerin kim olduğu sorusunu sormak ve iltibas tehlikesi olup olmadığını buna göre değerlendirmek gerektiğim, dava konusu ürünler abiye ürünler olup, belli bir yaşın üzerindeki yetişkin kadınlara hitap ettiğini, bu ürünlerin alıcısı dikkat ve alıcısı algı seviyesi nispeten düşük sayılan çocuk ve yaşlılar olamayacağını, bununla beraber dava konusu ürünler günlük giyim değil abiye giyim olup, bu ürünler alıcılar tarafından özel günler için seçilip, seçim yaparken zaman ve para harcanan ürünler olduğunu, bu ürünler, penye, tişört gibi sıradan giysiler olmayıp daha pahalıya satıldığını, bu durum da alıcının ürünleri satın alırken harcadığı zaman, para ve sarf ettiği dikkat ve özeni artıracağından davacı ile davalı karıştırma ihtimali bulunmadığını, taraf ürünlerinin arasında motifler, motiflerin yerleştirilme şekli, renk, motif büyüklüğü başta olmak üzere belirgin düzeyde farklılık olduğunu, davacı firmanın davaya mesnet gösterdiği ürünler özgün ve kendine ait olmayıp, sektörde uzun zamandır kullanılan harcı alem olmuş modellerdir, davacının haksız rekabet hükümlerinden faydalanabilmek için davaya mesnet ürünlerin kendisi tarafından geliştirildiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı kendi tarafından ilk kez yaratıldığını, özgün olduğunu iddia ettiği tasarımların davalı tarafından gizlice, izinsiz olarak ele geçirildiğini, kendi tasarımıymış gibi satıldığını, davalı tarafından davacının ticari sırlarının hukuka aykırı şekilde elde edilip kullanıldığı iddiasında bulunduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının iş bu davasına mesnet gösterdiği ürünler zaten piyasada uzun yıllardır var olan, harcı alem olduğunu, bir çok tekstil firması tarafından kullanılagelen ...olmayan ürünler olduğunu, davacının yurtdışı veya yerel kaynaklı moda sitelerinden model alarak ürünlerine uyguladığını, dolayısıyla bu ürünlerin asıl tasarlayıcısı olmadığını, özgür ürün yaratıcısı olmadığı konularında tanıklık yapabilecek tanıkları dosyaya bildireceğini, davalılarında da davacı firmanın eski çalışanları olup, davacı firmanın yurt dışındaki firmalardan kopyalama mantığıyla oluşturduğu tasarım politikasını kendi tecrübelerinden bildiğini, yukarıda da belirttiği gibi, davacının haksız rekabet hükümlerine dayanabilmesi için davaya mesnet gösterilen ürünlerin kendisi tarafından geliştirildiğini ispat etmesi gerektiğini, bu konuda doktrinde ve Yargıtay Kararlarında da görüş birliği bulunduğunu, davacı tazminat talebine ilişkin zarara uğradığını ve davalı faaliyeti arasında illiyet bağı olduğunu ispat edememekte olup, tazminat talebi kabul edilemeyeceğini, neticeten; Haksız ve mesnetsiz davanın tüm taleplerle beraber reddine, ... 9 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.iş sayılı delil tespiti raporunun hukuka aykırı olduğundan yargılamada nazara alınmamasına, sektör moda-tasarım alanında uzman ve tasarım hukuku, haksız rekabet hukuku konularında uzman bir akademisyen oluşan heyet atanmasını ve bu heyete özellikle davaya mesnet gösterilen ürünlerin özgün, yeni olup olmadığım, ilk kez davacı tarafından yapılıp yapılmadığı konularında tespitte derinlikli araştırma yapması için resen araştırma yetkisi verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/7857 Esas 2016/7449 Karar sayılı kararında "Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu talebin fikir ve sınai haklardan kaynaklandığını, bu durumda davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava, davacının Avrupa Tasarım Tescil Belgesine sahip tasarım ürününün davalı tarafça izinsiz olarak üretilip satışının yapıldığı iddiasına dayalı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, talebin fikri ve sınai haklardan kaynaklandığı gerekçesiyle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, davacı taraf TPE nezdinde tescilli tasarımı olduğunu iddia etmemiş ve 554 sayılı KHK'ye dayanmamıştır. Bu durumda, 554 sayılı KHK'nin 1/2. maddesinde tescilsiz tasarımların genel hükümlere tabi olduğu düzenlendiğine göre, davanın 6102 sayılı TTK’nın 54. ve devamı maddelerine dayanılarak açılan haksız rekabet davası olduğu anlaşılmakla, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2018/2226 Esas 2021/828 Karar sayılı kararında "Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun uygulanabileceğini, Kanunda tescilsiz tasarımların koruma altına alındığını ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da; davanın 06/09/2016 açılış tarihinde 6769 Sayılı yasa yürürlükte olmadığından, geriye yürütülerek uygulanması imkanı bulunmamaktadır. Dava tarihinde yürürlükte olan 554 Sayılı KHK'de ise tescilli tasarımların korumadan yararlanacağı düzenlenmekle, davacı adına tasarım tescili bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümünde KHK hükümlerinin uygulanma imkanı da bulunmamaktadır. Davacı vekilinin uygulanacak yasal mevzuata ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir." belirtilmiştir.
554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1/2 maddesinde "Bu Kanun Hükmünde Kararname tescilli tasarımların korunması ile ilgili esasları, kuralları ve şartları kapsar. Tescilsiz tasarımlar genel hükümlere tabidir." belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davacı şirketin giyim, tekstil sektöründe tanınan bir şirket olduğunun, davalıların davacı yanında çalışmakta iken işten ayrılarak ayrı bir şahıs şirketi kurduklarının, davalılar tarafından kurulan şirkette davacı şirketten öğrendikleri ticari sırları, kalıpları ve üretim tekniklerini kullanarak davacıya ait tasarımların haksız ve hukuka aykırı olarak üretildiğinin, ürettirildiğinin, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun beyan edilerek tecavüz, haksız fiil ve haksız rekabetin tespiti, haksız tecavüzlerin önlenmesi, kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat talepli bu davanın açıldığı , davanın ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açıldığı, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas... Karar sayılı kararında davaya bakmakla görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiği, taraflarca karara karşı İstinaf yasa yoluna başvurulmadığından kararın kesinleştirilerek dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememizin bu esas numarasını aldığı, davacı tarafından davaya konu edilen tasarımların TPMK'da tescilli olmadığı, tasarımların tescilsiz olduğu, 6769 sayılı SMK'da tescilsiz tasarımlar koruma altına alınmış ise de 6769 sayılı SMK'nun bu davanın açılış tarihi olan 12/07/2016 tarihinden sonra 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, davanın açılış tarihinde yürürlükte olmadığından 6769 sayılı SMK'nun bu davada uygulanamayacağı, bu davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1/2 maddesinde "Bu Kanun Hükmünde Kararname tescilli tasarımların korunması ile ilgili esasları, kuralları ve şartları kapsar. Tescilsiz tasarımlar genel hükümlere tabidir." düzenlendiği, yukarıda belirtildiği üzere davaya konu tasarımların tescilsiz tasarım oldukları, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1/2 maddesi uyarınca tescilsiz tasarımların genel hükümlere tabi olduğu, yine dava dilekçesi incelendiğinde davanın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayanılarak açıldığı tüm bu hususlar birlikte birlikte değerlendirildiğinde davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın görev yönünden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Karanın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde; aynı konu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 21/1-c maddesi uyarınca yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Karar kanun yolundan geçmek suretiyle kesinleştiğinde ve yasal süresi içerisinde başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili 13. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 Sayılı HMK'nın 323 ve 331/2. maddeleri gereğince davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli ve yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu hususların tespitine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.07/12/2023
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza