T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/418 Esas
KARAR NO: 2023/77
DAVA: Fsek'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün ve Eser Sahipliğinin Tespiti, Telif, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 20/12/2021
KARAR TARİHİ: 21/03/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Fsek'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün ve Eser Sahipliğinin Tespiti, Telif, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava özetle; müvekkilinin gerçek hayattan kurgulayarak 2015 yılında bir film senaryosu yazdığını ve bunu ... 1. Noterliğine ... tarih ve ... yevmiye nolu beyanname ile tasdik ettirdiğini, müvekkilinin ... tarihinde yayınlanmaya başlayan “*... isimli televizyon dizisinin senaryosunun kendi yazmış olduğu senaryo ile aynı olduğunu tespit etmiş olduğunu, müvekkilinin senaryosu ile ... dizisinin ana temasının, hikayesinin, karakter ve olay örgüsünün, kahraman anti-kahraman unsurlarının benzer olduğunu farkettiğini, müvekkilin eserinin hususiteinin temel aldığı fikri tema, o temayı, konuyu, fikrin işlenişi, olayların örgüsü, hikayeyi sürükleyen kişinin aynı olduğu, hikayenin üzerine kurulu kişinin aynı olduğu, kahramanın hikayedeki yolculuğunun aynı olduğu ve anti-kahramanın ilişkilendirme biçiminin aynı olduğunu tespit ettiğini, benzerlikleri fark eden müvekkilinin arabulucuya başvurduğunu ve anlaşamama olarak imzalandığını, dava dilekçesine sunular müvekkile ait senaryodan kesitler, diziden alınan kesitler ile karşılaştırıldığında benzer olduklarının açık olduğunu. açıklanan gerekçelerle, müvekkil ile ilgili FSEK'ten doğan mali ve manevi haklarına ihlal oluşturulduğunun açıkça görüldüğünü beyan etmiş, haksız fiilin 23 Ekim 2017 tarihinden itibaren başlaması ve ticari kazanç sağlaması nedeniyle bu tarihten itibaren avans faizine hükmedilmesini, ticari kazanç sağlandığından dolayı davalı şirkete ajt ticari defterlerin, vergi ve maliye kayıtlarının incelenmesi sonucu ilgili diziden elde edilen karın hesaplanmasını, davacının FSEK'ten kaynaklanan haklarına yapılan ihlalin, esere ilişkin tecavüzün ve eser sahipliğinin tespitine, eser sahipliğinden doğan mali ve manevi hakların ihlali nedeniyle HMK m.l07 kapsamında, FSEK m.68 gereğince 3 kat hesabıyla, 1.000TL telif tazminatı 23 Ekim 2017 tarihi itibariyle avans faiz ile birlikte, 17.12.2021 tarihinden itibaren temerrüt faizine ve 30.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, FSEK m.70 kapsamında HMK m.l107 kapsamında 1000TL maddi tazminata, 23 Ekim 2017 tarihi itibari ile avans faizi ile birlikte, 17.12.2021 tarihinden itibaren de temerrüt faizine ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, afakii hukuki mesnetten yoksun ve tutarsız söz konusu iddia ve taleplerinin hiçbirinin kabulünün mümkün olmadığını, işbu dava konusu ete alındığında, intihal iddiasının doğrudan senaryo ile ilgili olduğunu, müvekkil şirketin, prodüksiyonunu gerçekleştirdiği işlerin senaryo yazarı olmadığını, senaryoya ilişkin her türlü sorumluluğun senariste ait olduğunu, bu nedenle işbu davanın “...” isimli televizyon dizisinin senaristi olan ...'a ihbar edilmesini, davacının dava dilekçesindeki açıklamalarını ispat edici herhangi bir belgeyi dosyaya ibraz etmediğini, özellikle davacının, müvekkil şirket ve'veya senarist ...'un davacının kaleme almış olduğu ihtilafa konu metinden nasıl haberdar olduğunu ve onu ele geçirdiğini yalnızca iddia ile ortaya koyduğumu, söz konusu asılsız iddiasını ispatlayacak herhangi bir belgeyi dosyaya ibraz etmediğini, davacının "..." işimli film senaryosu olduğunu iddia ettiği metnin bir film senaryosu olma unsurlarını taşımadığını ve bu kapsamda bir taslak olarak değerlendirilebileceğini, bu kapsamda davaya konu metnin ... veya ... olabileceği ancak bir film senaryosu olarak düşünülemeyeceğini, salt fikirlerin dışa vurumuna koruma sağlanamayacağını. Davacının "...” taşlak metni ile müvekkil şirketin yapımını gerçekleştirdiği “...” isimli dizinin kurgusunun kesinlikle aynı olmadığını. Davacının kaleme aldığı metinle ... dizisinin senaryosu arasında evrensel temaların işlenmesinin ötesinde bir bağlantı veya benzerlik bulunmadığını, kurgularının ayniyet derecesinde benzer olduklarına ilişkin ifadelerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dosyasında yer aldığı haliyle "...” metninin tamamlanmamış, üzerinde çalışılmaya devam edilen bir taslak olduğunu, buna karşın 131 bölümden oluşan "..." isimli dizinin tamamen çekilmiş, yayınlanmış ve bitmiş bir eser olduğunu, davacının metni ile bu açıdan her sağlıklı bir karşılaştırmanın yapılamayacağını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 17/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ... metni ile .. dizisi arasında, anlatım dili, kahraman/anti-kahraman, öykü ve tema gibi temel değerlendirme noktalarında benzerlik veya intihal bulunmadığı, konu itibariyle benzeşen yönlerini, bu temadaki yerli veya yabancı sinema eserlerinde görülen, evrensel klişeler, olmazsa olmaz benzerlikler olduğu, davacının hikayesinden alındığını iddia ettiği ve görüntülerini koyduğu ... dizişinin ilgili kısımlarıyla mukayese ettiği hikayesi arasında intihal veya benzerlik görülmediği, konuların işleyişinin birbirinden tamamen farklı olduğu, davacının eser sahipliğinin tespit edilemediği, tespit edilemediğinden davalıların eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz eyleminin görülmediği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İşbu dava 5846 sayılı FSEK uyarınca açılmış Fsek'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün ve Eser Sahipliğinin Tespiti, Telif, Maddi ve Manevi Tazminat talepli davadır.
Eser Vasfının Değerlendirilmesi
Yargıtay kararlarına göre, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı resen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir.
Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün sahibinin hususiyetini taşıması, ikincisi ise kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olmasıdır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Sübjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer.
Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
Kanunun saydığı eser gruplan, ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleridir. Estetik değere sahip olan grafik eserler de güzel sanat eserleri arasında, kamında sayılmaktadır.
Eserin sahibinin hususiyetini taşıması, sübjektif unsur olarak karşımıza çıkar. Eserin sahibine özgü, az çok bağımsız fikri bir çalışmanın somut neticesi olması takdirde sahibinin hususiyetini taşıdığı söylenebilir.
FSEK bakımından geçerli olduğu üzere, korunan hususun fikirler değil fikrin ifade ediliş biçimi olduğunu, tasarımın özelliğinin, kullanım usulünün, görünümünün verdiği hissiyatın koruma kapsamında olmadığım belirtmiştir.
Senaryo bir yapımın başından sonuna kadar tüm kurgusunun, olaylar örgüsünün, karakterlerin ve aksiyonların yer aldığı metin olarak tanımlanabilir. Senaryonun temeli; “Bir hikâye, en iyi şekilde nasıl anlatılır sorusudur. Ancak senaryo edebi bir metin değildir. Senaryo yazarının düşünde yarattığı dünyayı, o filmi gerçekleştirecek olanlara aktardığı, yazıya döktüğü, belli bir yazım şekli olan bir metindir. O filmin yapımında çalışan yönetmeninden kameramanına, ışıkçısından dekorcusuna kadar herkesin aynı şeyi anlayıp yapması için tüm detayların yer aldığı kılavuz metindir. Geniş zaman kipinde sahne içinde olacak eylemleri diyalog, müzik ve efektleri kapsar. Senaryoda her sayfa 1 dakikayı ifade eder. İki saatlik bir filmin senaryosu 120 sayfadır. Senaryo yazım aşamasında ilk basamaklar diyebileceğimiz sinopsis ve teretman senaryo yazımından önce yazılan metinler vardır. Sinopsis, filmin kısa bir özetiyken, teretman senaryoda anlatılan bütün olaylara değinilir. Teretmanın birçok yerinde filmin nası! çekilmesinin düşünüldüğü açıkça belirtilir. Diyaloglar yer almaz, duygu veya soyut anlatımlar yer almaz, görsel karşılığı olan cümleler yazılır.
Somut uyuşmazlık bakımından yapılan incelemede, teknik bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmede, davacının ... 1.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı beyannamede ...isimli senaryo olarak sunmuş olduğu metnin, şeklen senaryo tanımına uymadığı, senaryoda bulunan unsurları taşımadığı, senaryo olarak değerlendirilemeyeceği, teretman olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
İntihal İddiası Bakımından Yapılan İnceleme
İntihalin sözlük anlamı "aşırmadır". İntihal, başkasının eserini kendisine mal etmedir. İntihal için eserin aynen alınmış olması da şart olmayıp eserde bölümlerin, namelerin figürlerin, şekillerin dizilişinde değişiklikler (takdim tehir) yapılması halinde de intihal söz konusudur. Yine bir eserden alıntı yapılıp da eser sahibin adı, iktibas yapılan eserin adı, kaçıncı bası olduğu, bası tarihi de belirtilmezse, "intihal" söz konusu olur.
İntihal, bir kişinin başkasının eserini kendi eseriymiş gibi göstermesidir.
FSEK'in mimarı olarak kabul edilen Türk-Alman Hukukçusu Ord. Prof. Dr. Ernst H. Hisrch'in tanımı da şöyledir: "Her kim bir başkasının eserini, kendi eseri olarak gösterir veyahut bir kitabın metnini veyahut bir musiki eserin bestesinin melodisini, kelimelerin ve notaların yerlerini değiştirmek suretiyle tadil eder ve bu suretle vücuda gelen bu esere kendi ismini verirse veyahut her kim, bir kitabın veyahut bir melodinin tarzı ifadesini, orijinal aşikâr surette belli olacak derecede tahrif eder ve böyle bir esere kendi ismini verirse, bu tarz hareket cezayı mucip bir intihal telakki edilir." demektedir.
Türk hukukunda, intihale ilişkin açık bir hüküm yoktur, buna mukabil intihalin haksız fiil olduğu kabul edilmektedir. İntihal halinde eser sahibinin manevi haklarından olan "eser sahibi olarak tanıtılma hakkı"(FSEK m.15) ihlal edilmiş olur, ancak eser sahibin mali haklarının ihlal edilip edilmediği somut olayın durumuna göre değişecektir.
Somut olay bağlamında, eser sahipliğine ilişkin yukarıda belirtildiği üzere dava konusu çalışmaların eser niteliği taşımadığına dair tespit ve değerlendirmeler karşısında bir an için davacının yazılarının eser niteliğine sahip olduğu varsayılsa bile karşılaştırılmalı olarak bilirkişi raporunda gösterildiği üzere ... metni ile ... dizisinin karşılaştırılmasında ... metni ile ... dizisi arasında, anlatım dili, kahraman/anti-kahraman, öykü ve tema gibi temel değerlendirme noktalarında benzerlik veya intihal bulunmadığı, konu itibariyle benzeşen yönlerini, bu temadaki yerli veya yabancı sinema eserlerinde görülen, evrensel klişeler, olmazsa olmaz benzerlikler olduğu, davacının hikayesinde alındığını iddia ettiği ve görüntülerini koyduğu ... dizisinin ilgili kısımlarıyla mukayese ettiği hikayesi arasında intihal veya benzerlik görülmemiş, konuların işleyişinin birbirinden tamamen farklı olduğu değerlendirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında toplanan deliller alınan bilirkişi raporları bir arad değerlendirildiğinde, sübut bulmayan davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 179,90 TL karar harcının tamamlama harcı ile yatırılan 546,48 TL'nin mahsubu ile kalan 366,58 TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen telif tazminatı ve maddi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan toplam 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan toplam 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.21/03/2023
Katip
e-imza
Hakim
e-imza